ismailhakki 101 Takipçi | 5 Takip

Kendilerinin İnsanlar Üzerine Hafiz ve Vekil Olarak Gönderildikl

2017-02-27 15:33:00

Kendilerinin İnsanlar Üzerine Hafiz ve Vekil Olarak Gönderildiklerini Zanneden Müslümanlar   İnsanlar sahip oldukları dini inançlarının diğer insanlar tarafından da kabul edilmesi isteyerek , bu isteklerini çeşitli yollarla diğer insanlara iletmeye çalışırlar. Olayı biz Müslümanlar bazında değerlendirdiğimizde , sahip olduğumuz İslam inancının diğer insanlar tarafından bilinmesi , tanınması ve kabul edilmesi için yaptığımız ameliyenin adına Tebliğ , İslam adına sahip olduğumuz inancın başkaları tarafından kabul edilmesi için kullanılan yönteme ise Tebliğ Metodu denilmektedir. Kur'an ,tebliğ metodu konusunda özellikle Mekke döneminin ilk yıllarında inen surelerde , Muhammed (a.s) a izlemesi gereken yöntemi açık ve net olarak beyan etmiştir. Ona beyan edilen tebliğ yöntemi sadece ona has bir yöntem önermesi değil, bizlerin de uyması gereken yöntemlerdir.  Muhammed (a.s) a önerilen tebliğ metodunun , İslamdan habersiz veya haberi olup ta ona şiddetle karşı çıkan bir toplum bireyleri için vaz edildiği açıktır. Ancak Kur'an ayetlerindeki bu tebliğ yönteminin, bu gün için bizlerin bırakın İslamdan habersiz toplumları uyarmak için kullanmasını , kendi içimizdeki farklı fikirde olan Müslümanların birbirlerine karşı kullandıkları üslubun yanlışlığını düşündüğümüzde öncelikli olarak kendimize lazım olduğu görülmektedir. Kendilerinin Müslüman olduğunu iddia eden insanların aralarındaki bazı fikri ayrılık noktaları konusunda yaptıkları tartışmalarda , Kur'an tarafından önerilen yöntemleri değil , holigan bir futbol taraftarına bürünmek sureti ile tartışma yaptıklarını görmekteyiz. Bütün hafta yaşamış olduğu bazı sıkıntıların vermiş oldu... Devamı

Kataa Fiili Örneğinde Kelimelerin Hakiki Anlam Mecaz Anlam Sorun

2017-02-25 14:57:00

Kataa Fiili Örneğinde Kelimelerin Hakiki Anlam Mecaz Anlam Sorunu Üzerine Bir Mülahaza   Allah (c.c) nin son elçisi aracılığı ile indirdiği alemlere yol gösterici olan Kur'an , bilindiği üzere nazil olduğu kavmin dili üzerine nazil olan bir kitaptır. Bu kitabın ihtiva ettiği ayetler , konuşulan dilin lafız mana ilişkisinin sınırları dahilindedir. Her dilde olduğu gibi Arap dilinde de bir takım edebi kurallar bulunmakta olup , Kur'an da bu edebi kuralları kullanmak sureti ile mesajını muhataplarına ileten bir kitaptır. Türkiye genelinde Kur'an'ın daha fazla gündeme gelmeye başlaması , bir takım anlama sorunlarını da beraberinde getirdiği konu ile alakalı olanların malumudur. Bu sorunlardan bir tanesi de kelimelere, bağlı bulunduğu cümle ve konu bütünlüğünden koparılarak anlam yüklenmeye çalışılmasıdır. Her dilde olduğu gibi Arap dilinde de kelimeler Hakiki Anlam - Mecaz Anlam olarak ifade edilebilecek anlamlara sahiptirler.  Bir kelimenin cümle içinde hangi anlamda kullanıldığının tesbit edilmesi , o kelimenin bağlı bulunduğu cümle ile yakından alakalıdır. Şayet kelime bağlı bulunduğu cümleden çıkarılmak sureti ile tek başına ele alınarak hangi anlama sahip olduğu konusunda karar verilecek olursa , verilen bu kararın isabetli olma ihtimali yok denecek kadar azdır.  Söylemek istediklerimizin daha kolay ve net olarak anlaşılabilmesi için  Kataa fiilinin Kur'an içinde geçtiği ayetleri okumaya çalışarak bu kelimenin, Kur'an içinde Hakiki veya Mecaz , hangi anlamda kullanılmış olduğunu görmeye çalışacağız. Ele almaya çalışacağımız kelime , Maide s. 38. ayetinde geçen hırsızlık cezası ile verilen hükümde de geçmekte , ve bu cezanın hakiki anlamda bir el kes... Devamı

Elmalılı Mealinin Sadeleştirilmişinde Yapılan Bir Tahrif ve İlmi

2017-02-22 14:30:00

Elmalılı Mealinin Sadeleştirilmişinde Yapılan Bir Tahrif ve İlmi Ahlaksızlık Örneği   Kur'an'ın Arap dilinde nazil olması , bu dili konuşmayan ve bilmeyenler tarafından anlaşılma sorununu ortaya çıkarmış , bu sorun Kur'an'ın diğer dillere çevirilerinin yapılması ile aşılmaya çalışılmıştır. Konuya Türkiye boyutundan baktığımız zaman , bu kitabı okumak ve anlamak isteyen, fakat Arap dilini bilmeyen insanlar, bu kitabın Türkçeye çevrilmiş meallerine başvurmak zorundadırlar.  Merhum Elmalılı Hamdi Yazır tarafından yapılmış olan Hak dini Kur'an dili adlı tefsir, yıllardır Kur'an'ı anlamak isteyen bir çok kimsenin başvuru kaynağı olmuş , halen de olmaktadır. Ancak bu tefsirin günümüz insanı için dilinin ağır ve anlaşılır olmaktan uzak olması , bir çok insanın bu tefsiri anlamakta sıkıntı çekmesine sebep olmaktadır. Bu tefsirin dilinin ağır olmasından doğan sıkıntının  aşılması için, onun günlük konuşulan Türkçeye çevrilmesi yani sadeleştirilmesi yolu ile daha çok kimsenin okumasını sağlamak fikrini doğurmuş, ve bu tefsirin dili sadeleştirilerek konuştuğumuz dile çevrilmek sureti ile farklı yayın evleri tarafından piyasaya sürülmüştür. Ancak Elmalılı tefsirini sadeleştirmek adına yola çıkanlar, bu konuda 2 defa sorumlu oldukları yani hem çevirdikleri tefsirin aslına ve ilmi ahlaka sadık kalmak sureti ile bir çeviri yapmak, hem de orjinal mealdeki ayet çevirileri üzerinde herhangi bir tahrifatta bulunmamak bilinci içinde olmaları gerekiğini öncelikli olarak bilmeleri gerekirken, bu tefsirin sadeleştirilmiş meali üzerinde bazı hatalar ve tahrifler bulunduğu gözden kaçmamaktadır. Bu tefsirin sadeleştirmesini yapan kimselerin mutlaka akademik kariyer sahibi insan... Devamı

HUCURAT S. 13 : İnsana Üst Kimliğini Hatırlatan Bir Ayet

2017-02-21 14:39:00

HUCURAT S. 13 : İnsana Üst Kimliğini Hatırlatan Bir Ayet   Dünyaya gelen her insan , bir anne babaya ,coğrafi bir bölgeye , ırka , kavme , dine mensup olarak doğar. Sayılan bu unsurlar, insan için kim olduğunu bilmesinde , kimliğini belirlemesinde önemli rol oynamaktadır. Ancak bu unsurlar, fesada meyilli olan insanlar tarafından istismar edilerek, diğer insanların kanını , canını , malını , ırzını ve namusunu çiğnemek için ortaya atılan bahanelere dayanak teşkil ederek , binlerce yıldır insan kanı dökülmektedir. "Üst Kimlik - Alt Kimlik" tartışmalarının daha çok seslendirilmeye başlandığı son yıllarda , bu konuda alemlere rahmet ve hidayet olan Kur'an ne diyor diye baktığımız zaman, karşımıza Hucurat s. 13. ayeti çıkmaktadır. Bu ayet insana kimliğini hatırlatarak , diğer insanlara karşı olan bakış açısının kriterlerini belirlemesinde ona yol göstermektedir.  Üst kimlik ; Bir insanın diğer insanlara bakış açısını , onlar ile olan ilişkisini düzenleyen en geniş ortak paydasıdır. [049.013]  Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için siz halklar ve kabileler kıldık. Hiç şüphesiz, Allah katında sizin en kerim olanınız, takvaca en ileride olanınızdır. Hiç şüphe yok Allah, bilendir, haber alandır. Hitabın Ey insanlar şeklinde başlaması dikkat çekicidir. Devam eden cümle, insanın diğer insanlarla olan ortak bağını hatırlatmaktadır. Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık cümlesi , insanların birbirleri ile olan ilişkilerinde dikkate alınması gereken en geniş ortak paydayı beyan etmektedir.  Kur'an bilindiği üzere insanlığın üremesini bir erkek ve bir dişi üzerinden başlatmaktadır (Nisa s. 1). Kur'an'ın insanlığın başlangıcını bu noktadan başla... Devamı

Enam s. 108 : Kutsal Değerlere Saygı Duymayı Öğreten Bir Ayet

2017-02-18 15:35:00

Enam s. 108 : Kutsal Değerlere Saygı Duymayı Öğreten Bir Ayet   İnsan , fıtri olarak kendisinden güçlü ona sığınabileceği , saygı duyabileceği , kutsal olarak görebileceği, kısacası Rab edinebileceği bir varlığa ihtiyaç duyar. Araf s. 172 ve 173. ayetlerini okuduğumuzda, bu ihtiyacın karşılanacağı yegane varlık olan Allah (c.c) adres olarak kendisini göstermektedir. Ancak çeşitli sebepler insana Allah (c.c) dışında başkalarını Rab olarak tanıma, ve onu kutsal bir varlık olarak görmek hatasına düşmesine sebep olmaktadır. Her insan yaşamında kutsal olarak bildiği , saygı duyduğu , kendisince dokunulmazlık atfettiği, başkaları tarafından kötü söz söylenmesine dahi tahammül edemeyecek kadar sevdiği, kutsal olarak kabul ettiği bazı değerlere sahiptir. Yazımızın konusu , İnsanların sahip olduğu, bu kutsal değerlerin doğruluğunu  veya yanlışlığını irdelemek değil , Enam s. 108. ayetinde emredildiği üzere , o kutsallara saygı duymak gerektiği üzerinedir.  [006.108] Allah'tan başkasına dua edenlere sövmeyiniz. Sonra onlar da bilmeksizin Allah'a düşmanlıkla söverler. Öylece her ümmete amellerini tezyin etmişizdir. Sonra dönüşleri Rablerinedir. Artık onlara ne yapar olduklarını haber verecektir. "Allah'tan başkasına dua etmek" şeklinde ortaya çıkan halin , İslam literatüründeki adı bilindiği üzere "Şirk" tir. Şirk ise bir kulun Allah (c.c) ye karşı işleyebileceği günahların en büyüğüdür. Rabbimiz bu ayette, kendisine bırakarak başkalarını Rab edinmiş olanlara karşı nasıl bir tutum sergilememiz gerektiğini bizlere öğretmektedir.  Karşımızda "Müşrik" olarak vasfedilmiş bir kişi veya toplum var ve biz bunların kutsal olarak gördüğü değerlere karşı herhangi bir kötü s&o... Devamı

Kalem s. İçinde Geçen "Bahçe Sahipleri" Kıssası ve Kıssanın Sure

2017-02-15 12:18:00

  Kalem s. İçinde Geçen "Bahçe Sahipleri" Kıssası ve Kıssanın Sure İçi Bağlantısı Üzerinde Bir Tefekkür Çalışması   Kur'an kıssa yollu anlatım metodu ile, geçmişlerin başından geçenleri bizlere aktarmakta , ve bu aktarımlardan ise, bizlerin hisse almasını amaçlamaktadır. Kalem suresi içinde geçen  Bahçe Sahipleri kıssası böyle bir kıssa olup , sure içindeki ilk muhataplar ile yakından alakası bulunmaktadır. Yazımızda hem bu kıssayı , hem de kıssanın ilk hitap ettiği kitleye ne demek istediğini okumaya çalışarak , bize dair nasıl bir mesajı olabileceği üzerinde de tefekkürde bulunmaya çalışacağız.  Kalem suresi bilindiği üzere Mekke'de inen ilk dönem surelerdendir. Mekke'de inen ilk dönem surelerin ihtiva ettiği konulara baktığımızda ağırlıklı olarak , Mekke'li müstekbirlerin vahye karşı olan inkarcı tutumları , mal ve servetlerine güvenerek Allah'a ve elçisine kafa tutmaları , elçiye karşı şair , mecnun gibi yaftalar takarak davetini gözden düşürmeye çalışmaları gibi konular göze çarpmaktadır.  Bahçe Sahipleri kıssasının daha iyi anlaşılması için , kıssa öncesindeki ayetlerin de dikkate alınması gerektiğini düşünmekteyiz.  [068.001] Nûn, Kaleme ve yazdıklarına and olsun. [068.002] Sen rabbının nimeti ile, mecnun değilsin. [068.003] Gerçekten senin için kesintisi olmayan bir ecir vardır. [068.004] Ve gerçekten sen, pek büyük bir ahlâk üzerindesin. [068.005] Yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler; [068.006] Hanginizde imiş o fitne ve cinnet. [068.007] Doğrusu senin Rabbin, yolundan sapıtanları çok iyi bilir; O, doğru yolda olanları da &cc... Devamı

Teğabun s. 14-16.Ayetleri : Kur'an'dan Aile İçi İletişim Önerile

2017-02-13 15:23:00

Teğabun s. 14-16.Ayetleri : Kur'an'dan Aile İçi İletişim Önerileri   Anne , Baba ve çocuklardan oluşan, toplumu oluşturan en küçük yapı taşına verilen ad olan ailenin sağlıklı biçimde hayatiyetini devam ettirmesi , toplumun huzuru ve mutluluğu açısından önem arz etmektedir. Fakat çeşitli etkenler, aile içindeki bireylerin birbirleri ile aralarındaki bağlarının kopmasına neden olarak , onların yabancılaşmasını ve birbirleri ile çatışmasını beraberinde getirmiştir. "Kuşak Çatışması" olarak bildiğimiz bu durum, özellikle Müslüman Aile yapısı içinde büyük sıkıntılara yol açmaktadır. Çocuklarının da kendileri gibi İslama uygun bir hayat yaşamasını arzu eden ebeveynler , çocukları belli bir yaşa geldikten sonra bu isteklerinin yerine gelmediğini gördüklerinde büyük bir hayal kırıklığına uğramakta , üzülmekte ve çocukları ile büyük sıkıntılar yaşamaktadırlar. Bu sıkıntılar sadece çocuklar ile ilgili olmayıp , karı veya koca arasında da yaşanmaktadır. Karı ve kocadan herhangi birisi, İslami bir hayat tarzını seçerken diğeri seçmemekte , bu durum ise karı koca arasında da sıkıntılara yol açmaktadır.  Karı ve kocanın birbirleri ile anlaşamamaları sonucunda , boşanma imkanları olmakla birlikte, çeşitli sebepler bu yola başvurulmasını engellemektedir. Yazımızda, anne baba ile çocuklar arasında , veya karı ve koca arasında çatışma yaşandığında nasıl bir yol izlenebileceği yönünde, Kur'an içindeki mevcut önerileri okumaya çalışacağız.  [064.014]  Ey iman edenler; eşlerinizin ve çocuklarınızın içinde size düşmanlık edenler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz ve örterseniz; şüphesiz ... Devamı

Mü'min s. 7-9 Ayetleri : Melekler Kimler İçin Mağfiret isterler

2017-02-09 14:44:00

Mü'min s. 7-9 Ayetleri : Melekler Kimler İçin Mağfiret isterler ?   Mümin suresinin içinde anlatılan Musa (a.s) kıssasında , Firavun ailesinden olan mümin bir kişi öne çıkmakta , Musa (a.s) ı öldürmek isteyen Firavun'a karşı hakkı haykırmakta ve onu savunmaktadır. Bu mümin kişi ile ilgili ayetlere geçmeden önce , mümin kişi ile ilgili ayetlerle bağlantılı olan surenin ilk ayetleri üzerinde durarak , Kur'an'ın sure ve kitap bütünlüğü içindeki anlatım üslubuna da dikkat çekmek istiyoruz. [040.001] Ha, Mim. [040.002] Bu Kitabın indirilmesi, Aziz, Alim olan Allah'tandır; [040.003] O, günah bağışlayıcı, tevbe kabul edici, azabı şiddetli, kerem sahibi Allah'tandır ki O'ndan başka ilâh yoktur. Hem dönüş O'nadır. [040.004] Allah'ın ayetleri üzerinde, kafirlerden başkası tartışmaya girişmez. İnkarcıların memlekette gezip dolaşması seni aldatmasın. [040.005]  Onlardan önce Nuh kavmi de yalanladı. Arkalarından muhtelif topluluklar da. Her ümmet kendi peygamberlerini yakalamaya yeltendi ve hakkı batılla yok etmek için mücadeleye girişti. En sonunda Ben de onları yakaladım. Azabım nasılmış? [040.006]  Senin Rabbinin kâfirler üzerindeki: «Gerçekten onlar ateşin halkıdır» sözü böylece hak oldu. Hurufu mukattaa (kesik harfler) ile başlayan sure , kitabın kimin tarafından indirildiğini haber vererek devam etmekte , kitabı indiren Allah'ın tevbeleri kabul edici olduğu gibi , azabının da şiddetli olduğu beyan edilmektedir. 4-5-6. ayetlerde beyan edilenler , ilerleyen ayetlerde gelecek olan Musa (a.s) kıssası ile yakından alakalıdır. Allah'ın ayetleri hakkında Musa (a.s) ile tartışmaya giren Firavun , onun helak edilmesi ve ateşe atılması ile ilgili ayetler ile yukarıda meallerini verd... Devamı

Saffat s. 25. Ayeti : Bağlamdan Kopuk Bir okuma Örneği

2017-02-07 17:22:00

Saffat s. 25. Ayeti : Bağlamdan Kopuk Bir okuma Örneği   Kur'an'ın doğru anlaşılmasında en önemli noktalardan bir tanesi , okunan ayetin "Siyak Sibak" olarak bilinen bağlı olduğu ayetler gurubu yani bağlamı , sure ve Kur'an içindeki bütünlüğünün  dikkate alınarak okunmasıdır. Bu ilkeler dikkate alınmadan okunan Kur'an ayetleri yanlış anlaşılarak , verilen mesajdan uzaklaşılacaktır. Ayrıca Kur'an'a bazı ön kabullerini onaylatmak isteyenlerin , bağlamdan kopuk bir okumaya özen gösterdikleri malumdur.  Saffat s. 25. ayeti , iyi niyetle sanal ortamlarda yardımlaşmayı teşvik etmek adına paylaşılan bir ayet olup , bağlamından kopuk bir okumaya verilebilecek örnek ayetlerden bir tanesidir.   [037.025] Ne oldu size,  birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz?. Bu ayet bazı kimseler tarafından yardımlaşmaya teşvik eden bir ayet olduğu zannı ile , sosyal medya ortamlarında paylaşılmaktadır. Halbuki bu ayetin bağlamına dikkat ettiğimizde , ayetin böyle bir mesajı bulunmamaktadır.  Konumuz olan ayet , Saffat s. 12. ayetten başlayan Allah'ın ayetlerini ve yeniden dirilişi inkar edenlerin konu edildiği ayetler gurubuna dahildir. Saffat s. 20. ayetinde inkar ettikleri yeniden diriliş ile karşılaşanların, düştükleri zelil durum gözler önüne serilerek , akıbetleri onlara  daha hayatta iken gösterilmek sureti ile sakınmaları amaçlanmaktadır.  [037.020] Derler ki: «Eyvahlar bize; bu, din günüdür.» [037.021] «İşte bu, sizin yalanlamakta olduğunuz ayırt etme günüdür». [037.022]  «Toplayın o zalimleri, ve onların aynı yoldaki arkadaşlarını ve kulluk etiklerini. [037.023]  «Allah'tan aşağısından olan (kulluk ettiklerini) ; artık onları cehennemin yoluna yöneltip götü... Devamı

Hadid s. 12-15. Ayetleri : Dünyada Nur'dan Kaçanların Ahiretteki

2017-02-06 15:36:00

Hadid s. 12-15. Ayetleri : Dünyada Nur'dan Kaçanların Ahiretteki Nur Arayışları   Kur'an , insan hayatının "Dünya" ve "Ahiret" olmak üzere iki aşamalı olduğunu , geçici bir süre yaşadığımız dünya'da öldükten sonra yeniden dirilerek, "Cennet Ehli" veya "Cehennem Ehli"  olarak, ebedi bir hayata geçeceğimizi haber vermektedir. Cennet veya cehennem ehli olmak için gerekli olan amellerin, dünya'da yaşanılan hayatların karşılığı olarak verileceğini beyan eden Kur'an , cennet ehli olmak cehennem ehli olmamak için,nasıl bir hayat yaşanması gerektiğini de beyan etmektedir.  Yine Kur'an, dünya hayatı içinde yaptıklarının karşılığı olarak cehennemi hak etmiş olanların, cehennemdeki yaşantılarından kesitler sunmak sureti ile, yaşamlarını cehennem ehli olmaya aday bir şekilde sürdürenlere , başlarına gelecek olanı önceden haber vermek sureti ile sakınmalarını ve yaşamlarına çeki düzen vererek , yaşadıkları yanlış hayatlardan dönmelerini amaçlayan anlatımlar sunmaktadır.   Yazımıza konu edeceğimiz Hadid s. 12. ve 15. ayetler arasında , yaşamlarını "Mü'min" olarak geçirerek cenneti hak etmiş olanların , yaşamlarını "Münafık" olarak geçirerek , cehennemi hak etmiş olanlar ile aralarında geçen konuşmalar anlatılmaktadır. Bu ayetleri ele almaya çalışırken , konumuz olan ayetler içindeki bazı kelimelere dikkat çekerek , Kur'an'ın kendi bütünlüğü içindeki muhteşem anlam örgüsünü de görmeye çalışacağız.  [057.012] O gün, mü'min erkekler ile mü'min kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında koşar iken görürsünüz. «Bugün sizin müjdeniz, i... Devamı

Kamer s. 5. Ayetindeki "Nüzur" Kelimesinin Çevirisi Örneğinde Ay

2017-02-02 18:15:00

Kamer s. 5. Ayetindeki "Nüzur" Kelimesinin Çevirisi Örneğinde Ayetlerin Rivayetlere Göre Anlaşılması   Bundan önceki bazı yazılarımızda bazı ayet çevirilerini ele alarak , bu ayetlerin çevirisinin, rivayetleri doğrulamak amaçlı olarak yapıldığına dikkat çekmeye çalışmıştık. Bu yazımızda,  Kamer s. 5. ayetinde geçen "Nüzur" kelimenin çevirisini ele alarak , bu kelimenin neden sure bütünlüğü dikkat edilerek çevrilmediği konusuna, ve ilgili kelimenin aynı sure içindeki diğer geçişlerini dikkate alarak, doğru bir çevirinin yapılmasında sure bütünlüğünün önemine dikkat çekmeye çalışacağız.  Allah (c.c) nin Kamer s. 1. ayetinde "İkterebetis sâatu ven şakkal kameru" (Saat yaklaştı ve ay yarıldı) buyurmuş olmasının , bir mucize olarak ayın gerçek olarak yarılmış olduğunu haber veren bir ayet olduğu şeklindeki yorumlara bir çok tefsirde rastlamaktayız. Ayın gerçek olarak ortadan ikiye yarılmış olduğu düşüncesi, öyle bir kabul gören düşüncedir ki , bunu ret etmenin imanı zayi ettiği düşüncesi , bir çok kimsede mevcuttur.  Kamer s. 1. ayetinin böyle bir yarılmayı haber verdiğine dair olan düşüncelerin tersine , ayet içindeki "Şakkal kameru" ifadesinin, Araplar arasında kullanılan "Mesele açıklığa kavuştu" anlamında bir deyim olduğu şeklindeki yorumların , veya ayın gerçek olarak yarılmadığına dair olan düşüncelerin, daha ilk tefsirciler arasında yaygın bulunduğunu , fakat ayın gerçek anlamda yarıldığı düşüncesinin daha ağır basması nedeniyle, Kamer s. 1. ayetinin ayın kesin olarak ortadan ikiye yarılmış olduğunun haberini verdiği zannedilmektedir. Ayın yarılmadığını iddia ... Devamı

Hucurat s. 1.-3. Ayetleri : Allah'ın ve Resulünün Önüne Nasıl ge

2017-01-29 16:45:00

Hucurat s. 1.-3. Ayetleri : Allah'ın ve Resulünün Önüne Nasıl geçilmez ? Sesler Resulün Sesinin Üzerinde Nasıl Yükseltilmez?   İslam düşüncesinde Muhammed (a.s) ın konumunun ne olduğu veya nasıl bir konuma sahip olması gerektiği konusu, onun vefatının ardından tartışılmaya başlanılmıştır. Yaşadığı hayat içinde onun konumu ve görevi noktasında sahabe tarafından herhangi bir sıkıntı yaşanmaz iken , vefatı sonrasında ortaya çıkan siyasi olayların akidevi bir noktaya taşınması , bu siyasi gurupların kendi haklılıklarını veya karşı tarafın haksızlığını dini bir temele oturtma çabası , onların Muhammed (a.s) ı konuşturmak sureti ile, onun üzerinden delil sunmak gereğini ortaya çıkarmıştır. Bu fırkaların kendi düşüncelerini hadis merkezli delillere oturtma çabaları , öncelikle hadisin bağlayıcılığı konusunu gündeme getirerek , Muhammed (a.s) tarafından söylendiği iddia edilen sözlerin karşı çıkılamaz bir duruma sokulmasını gerektirmiştir. Vahyin kategorize edilerek , "Metluv" (Namazlarda tilavet edilen) ve "Gayri Metluv" (Namazlarda tilavet edilmeyen) şeklinde ayrılması bu çabaların bir ürünü ve sonucudur.  Bu çabaların ürünü ve sonucu olarak ortaya atılan bu düşünceler , dayanaklarını Kur'an ile delillendirmeye çalışarak "Biz demiyoruz Allah diyor" şeklindeki sözlerle, bir çok ayeti bu konuda kullanmaya çalışmışlardır. "Allah ve Resulü" şeklinde geçen ayetler, bu konuda delil olarak sunulan ayetlerin başında gelmektedir. Bu ayetlerin Resulün konumunun Allah (c.c) ile eşit olduğunu beyan ettiği ileri sürülerek, dinde iki başlı bir hüküm kaynağı ihdas edilmek sureti ile Allah (c.c) kulu eşit bir duruma getirilmiştir.  Bu yazımızda Huc... Devamı

Fussilet s. 33. Ayeti : Allah'a Çağırmanın Ben Müslümanlardanım

2017-01-26 15:39:00

Fussilet s. 33. Ayeti : Allah'a Çağırmanın Ben Müslümanlardanım Demenin Hayatımızın İçindeki Yeri   Allah (c.c) , sadece kendisini İlah ve Rab olarak tanıyan bir hayat sürmesi için yaratmış olduğu biz kullarına , bu tanımanın hayat içinde nasıl gerçekleşmesi gerektiğini , elçi ve kitapları aracılığı ile bildirmiştir. Elçi ve kitap halkasının son zinciri olan Muhammed (a.s) a inen Kur'an , aynı bilgileri bizlere hatırlatan bir kitaptır.  Bu kitap içindeki Fussilet s. 33. ayetini yazımıza konu etmeye çalışarak , bu ayet içinde beyan edilen şıkların hayat içindeki pratiği ve bu şıklarla ne kadar barışık bir hayat yaşadığımız üzerindeki düşüncelerimizi paylaşmaya çalışacağız. [041.033]  Allah'a davet eden, salih amelde bulunan ve: «Gerçekten ben Müslümanlardanım» diyenden daha güzel sözlü kimdir? Bu ayet yaşamın gayesi 3 şıkta özetlenerek, örnek bir insan portresi çizilmektedir. 1-Allah'a davet etmek. 2-Salih amel işlemek. 3-Ben Müslümanlardanım demek. Allah (c.c) bu 3 amel için "Ahsene Qavlen" ifadesini kullanmaktadır. Ancak konu, Allah (c.c) tarafından övülmüş olan bu 3 güzel amelin, biz Müslümanların hayatında nasıl işlerlik kazandığına geldiğinde orada düğümlenmektedir.  Yukarıda sayılan 3 vasfın en güzel örnekliğini , Allah (c.c) tarafından gönderilen bütün elçiler muhataplarına göstererek , bu vasıfların hayat içindeki anlamlarını pratik olarak yerine getirmişlerdir. Fakat bu elçilerin örneklikleri , bizlerin hayatında tam anlamıyla pratik bulmamak sureti ile, bir çok sıkıntının ortaya çıkmasına sebebiyet verilmiştir.  Allah'a davet etmek bir Müslüm... Devamı

ĞAVS : Allah'a Layık Olan Fakat Bazı Kullara Layık Görülen Bir İ

2017-01-24 15:19:00

ĞAVS : Allah'a Layık Olan Fakat Bazı Kullara Layık Görülen Bir İsim   [007.180] En güzel isimler Allah'ındır. Öyleyse O'na bunlarla dua edin. O'nun isimlerinde 'aykırılığa (ve inkâra) sapanları' bırakın. Yapmakta oldukları dolayısıyla yakında cezalandırılacaklardır. "Esmaül Hüsna" olarak bildiğimiz , bize Allah (c.c) yi tanıma ve bilme imkanı veren isimlerin, yaygın biçimde bilinen sayısı, herkesçe malum olduğu üzere 99 tanedir. Bu sayı Muhammed (a.s) dan geldiği rivayet edilen "Allah'ın 99 ismi vardır , kim bunları sayarsa cennete gider" şeklindeki sözlerle dinde tabu haline getirilmiştir.  Muhammed (a.s) ın Allah (c.c) nin 98 den bir sonraki , 100 den bir önceki sayı olarak net şekilde 99 adet olarak bir rakam vermiş olduğunu söyleyen rivayetlere şüphe ile bakılması gerektiğini düşünmekteyiz şöyle ki ;  Bilindiği üzere bu isimler Kur'an içinden çıkarılan isimler olup , Kur'an'ın nazil olma süreci devam ettiğinden bu isimler üzerinde net bir sayının verilmesi mümkün değildir. Vahyin artık bittiğini haber veren herhangi bir ayet olmadığına göre , Muhammed (a.s) "Artık bundan sonra vahiy inmeyecek şu ana kadar inen Allah'ın isimlerini sayıp ümmetime haber vereyim" şeklinde bir düşünce ve ameliye içine girmesi de mümkün değildir.  Kur'an'ı dikkatli bir biçimde okumuş olanlar , 99 adet olarak bilinen ismin haricinde, Kur'an içinde Esmaül Hüsna'ya  dahil olması gerektiği halde , Esmaül Hüsna'ya dahil edilmemiş olan bazı isimlerin olduğunu görebilirler. Bu isimlerin 99 adet olduğunu haber veren rivayetlerin sahih olabilme ihtimalini düşündüğümüzde , verilen sayının net bir sayı değil, ç... Devamı

Fussilet s. 30-31. Ayetleri : "Rabbimiz Allah'tır" Demenin Yaşan

2017-01-22 16:11:00

Fussilet s. 30-31. Ayetleri : "Rabbimiz Allah'tır" Demenin Yaşanan Hayat İçindeki Anlamı   İnsanlık tarihini kısaca özetleyecek olursak , İlah ve Rab kavramlarının çağrıştırdığı anlam alanları etrafında gelişen olaylardan ibaret olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Allah (c.c) nin tarih boyunca gönderdiği elçi ve kitapların ortak çağrısının , ondan başka ilah olmadığı ve sadece ona kulluk edilmesi gerektiğine dair hatırlatmalar olduğu herkesçe malumdur.  Allah (c.c) nin kullarına olan , kendisinden başka İlah ve Rab olmadığını , sadece kendisine kulluk edilmesi gerektiğine dair çağrısının sebebi , yarattığı bazı insanların kendilerinin kul olduğunu unutarak , İlah ve Rab olmaya soyunması , diğer insanların hayatlarını kendilerinin yönlendirmeye haklarının olduğunu iddia etmeleri ve bu yönde kanunlar ve nizamlar vaz etmek yönünde hareket etmeleridir. Son elçi olan Muhammed (a.s) ile gönderilen kitap , diğer elçi ve kitapların çağrısını tekrarlayan, insanları sadece Allah (c.c) ye kul olmaya,  onu İlah ve Rab olarak tanıyan bir yaşam üzerinde hayat sürmeleri gerektiğini hatırlatmaktadır. Bu kitap içindeki ayetler , onun nasıl İlah ve Rab olarak tanınması gerektiğine dair bilgileri ihtiva etmekte , geçmiş yaşantılardan örnekler verilerek , kendilerinin veya Allah (c.c) nin tek İlah ve Rab olma yolunda mücadele edenlerin başlarından geçenler anlatılarak bizlere yol haritası çizilmektedir.   Fussilet s. 30. 31. ayetleri , yaşamı içinde Rab olarak Allah (c.c) yi seçenlerin, bu seçimlerinin karşılığını anlatmaktadır.   [041.030]  Muhakkak ki; Rabbımız Allah'tır, deyip sonra dosdoğru bir istikamet tutturanların üzerine melekler iner, onlara: Korkmayın, üzülmeyin size vaad olunan cennetle sevinin, derler... Devamı

Zuhruf s. 36-40. Ayetleri : Zikre Karşı Kör Bir Hayat Sürmek ve

2017-01-19 14:15:00

Zuhruf s. 36-40. Ayetleri : Zikre Karşı Kör Bir Hayat Sürmek ve Onun Karşılığı   Allah (c.c) tarih boyunca elçiler ve onlar aracılığı ile kitaplar göndermek sureti ile , insanların kendilerini yaratan Rablerine karşı olan sorumluluklarını unutmamalarını amaçlayan bilgiler göndermiştir. "Zikr" (Hatırlatma) adını verdiği bu kitaplara duyarsız kalanların ise , rehberden yoksun kalmak sureti ile yollarını şaşırdıklarını , ve şaşırdıkları yolun ise onları ateşe götüreceğini beyan ederek bundan sakınılmasını, son elçisi ile gönderdiği kitabının bir çok yerinde bizlere hatırlatmaktadır. Yazımıza konu edeceğimiz , Zuhruf s. 36-39. ayetleri arasında zikre karşı kör kalmanın dünya hayatındaki sonucu , ve bu sonucun ahiret karşılığı haber verilerek insanlar uyarılmaktadır. [043.036]  Her kim Rahman'ın zikrinden  körlük edip görmemezlikten gelirse Biz ona bir şeytan sardırırız , artık o ona arkadaş olur. [043.037]  Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar (şeytanların doğru yoldan alıkoydukları), kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar. [043.038] Nihâyet Bize geldiği zaman (o arkadaşına) der ki: «Keşke benim ile senin aranda iki doğu uzaklığı olsa idi, (sen) ne kötü arkadaşmışsın!» [043.039]  Zulmettiğiniz için bugün (nedâmet) size hiçbir fayda vermeyecektir. Çünkü siz, azapta ortaksınız. [043.040] Sağırlara sen mi duyuracaksın? Yoksa körleri ve apaçık sapıklıkta olanları doğru yola sen mi eriştireceksin? "Şeytan" Kur'an'ın bir çok yerinde geçen önemli bir terimdir. Bu terimi ,  kötülüğün sembol ismi olarak, insana düşman olan ve onun ayağının cennetten kaymasına vesile olan her şey olarak tarif edebiliriz.  36. ayet , insana... Devamı

Enam s. 91. Ayeti Örneğinde Meallerde Bir Kelimenin Yerinin Deği

2017-01-17 15:11:00

Enam s. 91. Ayeti Örneğinde Meallerde Bir Kelimenin Yerinin Değişmesi İle Ortaya Çıkan Anlam Farklılığı   Arap olan bir kavme inmiş olan Kur'an'ın , Arap olmayan topluluklar tarafından anlaşılabilmesinin yollarından birisi , bu kitabın o topluluğun konuştuğu dile çevrilmesidir. Konuyu Türkiye üzerinden düşündüğümüzde , son yıllarda Kur'an'a olan yönelim ve rağbet, bu kitabın anlaşılmasına büyük katkı sağlayan meallere olan rağbeti de artırmıştır.  Ancak meallerde bazı hataların yapılmakta olduğu, konu ile alakalı olanların malumudur. Bu hataların farklı nedenleri bulunmakla birlikte yazının konusu, yapılan meal hatalarının hangi saikler sonucu ortaya çıktığı değildir. Yazının konusu, belki de önemsiz bir ayrıntı olarak görülebilecek bir kelimenin, cümle içindeki yer değiştirilmesinden dolayı ortaya çıkardığı anlam farkını göstererek , meal yapıcılarının ve okuyucularının bu konularda daha dikkatli davranması konusunda hatırlatmalarda bulunmaya çalışmaktır.  Bir kelimenin sadece yerinin değişmesi ile nasıl bir anlam farkı oluşabileceğini , Enam s. 91. ayetinin yapılan meallerini örnek olarak vererek , daha kolay ve net olarak anlaşılabileceğini düşünmekteyiz. وَمَا قَدَرُواْ اللّهَ حَقَّ قَدْرِهِ إِذْ قَالُواْ مَا أَنزَلَ اللّهُ عَلَى بَشَرٍ مِّن شَيْءٍ قُلْ مَنْ أَنزَلَ الْكِتَابَ الَّذِي جَاء بِهِ مُوسَى نُورًا وَهُدًى لِّلنَّاسِ تَجْعَلُونَهُ قَرَاطِيسَ تُبْدُونَهَا وَتُخْفُونَ كَثِيرًا وَعُلِّمْتُم مَّا لَمْ تَعْلَمُواْ أَنتُمْ وَلاَ آبَاؤُكُمْ قُلِ اللّهُ ثُمَّ ذَرْهُمْ فِي خَوْضِهِمْ يَلْعَبُونَ Ayetin iki farklı meali şu şekildedir ;  [006.091]  «Allah hiçbir insana bir şey indirmemiştir» demekle Allah'ı gereği gibi değerlendiremediler. De ki: «Musa'nın insanlara nur ve yol gösterici olarak getirdiği Kitap&... Devamı

Abdest Ayeti Neden Mekke'de Değil de Medine'de İndirildi ?

2017-01-15 15:29:00

Abdest Ayeti Neden Mekke'de Değil de Medine'de İndirildi ?   Namaza başlamadan önce abdest alınmasına dair olan emir bilindiği üzere , Medine'de nazil olan surelerden olan Maide s. 6. ayetinde bulunmaktadır. Namaz için abdest alma emrinin Medine'de nazil olmuş olması , son yıllardaki Kur'an'a yönelim sonrası ortaya çıkan bazı düşüncelerin sorgulama ve merak konusu olmuştur.  Kur'an'da namaz adı ile bildiğimiz bir ibadetin olmadığını savunanlar , namaz için emredilen abdest ayetinin , Medine'de nazil olduğundan hareketle , namaz eğer Mekke'de kılınıyor ise abdest ayetinin neden Medine'de indirilmiş olduğunu sorarak , namaz adı ile bilinen ibadetin olmadığının delilini bu yolla ortaya koymaya çalışmaktadırlar.  Kur'an'da namaz adı ile bildiğimiz ibadetin var olduğunu kabul eden, ve bu namazı ifa edenlerin bir kısmı ise , bu tür sorular ile kafaları karıştırılmak istenildiği için , bu soruya cevap aramaktadırlar.   Öncelikle namaz konusunda hem geleneksel anlayışta , hem de kendisini "Kur'an Ehli" olduğunu iddia edenlerin bir kısmında doğru bilinen, bir yanlışa dikkat çekmek istiyoruz.  Yaygın düşünceye göre namaz , Muhammed (a.s) a Mekke'de farz kılınan bir ibadet , ve bu namazı ona ilk defa Cibril öğretmiştir. Fakat bu türden rivayetlere katılmak mümkün değildir. Namazın ana formları olan "Kıyam - Rüku - Secde" gibi şekilsel hareketler , insanlığın kadim bir ibadet şeklidir. Bundan dolayı bu ibadetin daha önce hiç bilinmiyor ,  ve Mekke'de uygulanmıyor olması mümkün değildir.  Bu noktada ana formları ile insanlık tarafından ifa edilen ve bizim adına "Namaz" dediğimiz ibadetin, kadim bir şekilsel ibadet olmasından dolayı Mekkelilerin de ifa ettiği bir ibadet olup ... Devamı

Zümer s. 49-52. Ayetleri : Varlık İle İmtihan Edilen İnsanlar

2017-01-13 15:56:00

Zümer s. 49-52. Ayetleri : Varlık İle İmtihan Edilen İnsanlar   Allah (c.c) bir çok ayette , dara düştüğünde kendisine yalvaran , darlıktan kurtulduğunda ise kendisini unutan insan tiplerinden örnekler vererek , böyle bir kul tipi istemediğini beyan etmektedir. İnsanın yaşadığı hayat içindeki her türlü durumunun imtihan olarak değerlendirilerek , bu imtihanı başarılı olarak geçmek için gayreti sarf etmesi gerektiğini hatırlatan Rabbimiz , imtihanı geçemeyen kullarının başlarına gelenleri ve gelecek olanları hatırlatarak , bizlere nankör bir kul olmaktan sakınmayı tavsiye etmektedir. [002.155-156] Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz, sabredenleri müjdele.Onlar ki, kendilerine bir musibet isabet ettiği zaman, «Biz Allah içiniz ve biz nihâyet ona döneceğiz,» derler. Zümer s. 49. ve 52. ayetler arasında , nankör bir insan portresi çizilmekte olup , daha önce yaşamış bu gibi insanların başlarına gelenler gösterilerek , söylediklerinin onlara neye mal olduğu hatırlatılmakta , aynı akıbetin bu yolu izleyen insanların da başlarına geleceği tehdidi yapılmaktadır. [039.049]  İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır. Sonra, kendisine tarafımızdan bir nimet verdiğimiz vakit, «Bu bana ancak bilgimden dolayı verilmiştir» der. Hayır o, bir imtihandır, fakat çokları bilmezler. [039.050] Bunu onlardan öncekiler de söylemişti, ama kazandıkları şeyler onlara fayda vermedi. [039.051]  Netîcede kazandıklarının fenalıkları başlarına geçti,şunlardan o zulmedenlerin de kazandıklarının fenalıklarına geçecektir onlar da atlatacak değillerdir. [039.052] Onlar bilmiyorlar mı ki, gerçekten Allah, dilediğine rızkı genişletip-yayar ve (dilediğine) kı... Devamı

Zümer s. 3. Ayeti : Kendilerini Allah'a Yaklaştırsın Diye Velile

2017-01-11 14:19:00

Zümer s. 3. Ayeti : Kendilerini Allah'a Yaklaştırsın Diye Veliler Edinen Müslümanlar   Kur'an'ın Kitap Ehline , Kafirlere , Müşriklere yaptığı, onların yanlışlarına dair hitapların, sadece onlara has olduğu , biz Müslümanları ilgilendiren ayetlerin ise , sadece cennet ve cennet nimetleri ile ilgili ayetler olduğu zannı , bizleri Kur'an mesajının doğru bir şekilde anlamaktan uzaklaştırmaktadır.  Kur'an mesajının doğru olarak anlaşılması , bazı toplulukların yaptığı yanlışları dile getiren ayetlerin , sadece onlara has olduğu yönünde okunmayıp , dile getirilen yanlışların bizim tarafımızdan işlenip işlenmediği üzerinde tefekkür yapılarak , şayet aynı yanlışlar bizler tarafından işleniyor ise , kendimizi Kur'an'ın istediği biçimde düzeltmeye çalışmak yönünde olduğu takdirde gerçekleşecektir.    Şirk , Allah (c.c) nin asla bağışlamayacağını vaat ettiği (Nisa s. 48 - 116), ve toplumların helak olmasına sebep olan bir cürüm olarak , Kur'an mesajının temelini teşkil etmektedir. Şirk'in insan hayatında nasıl yer bulduğu , ve bundan nasıl korunulması gerektiğine dair bilgiler, bu kitap içinde önemli bir hacme sahiptir.  Ancak Müslümanların bir çoğu şirk konulu ayetlerin , sadece Mekkelilere ve helak edilen kavimlere has olduğu zannı ile okuduğu için , bir çok Müslüman şirk batağının içine düşmüş bir halde , durumlarından habersiz , hallerinden memnun, cennette alacağı huri beklentisi içinde hayatlarını geçirmektedirler.  Bir çok Müslüman Zümer s. 3. ayetini okuduğu zaman , bu ayette bahsedilen şirk durumunun kendileri ile alakası olduğunu dahi düşünmemekte , ilgili ayetin sadece Mekke müşriklerinin içine düştüğü şirk'i anlat... Devamı

Mustafa İslamoğlu'nun Maide s. 33. Ayeti Hakkında Söylediği Sözl

2017-01-09 16:33:00

Mustafa İslamoğlu'nun Maide s. 33. Ayeti Hakkında Söylediği Sözler Üzerine Bir Mütalaa   23-12-2016 tarihinde Hilal tv ekranlarında yayınlanan "Vahiy ve Hayat" programında, sayın Mustafa İslamoğlu hocanın, terör ve şiddet konusunda yaptığı konuşma içinde geçen ,Maide s. 33. ayeti hakkında söylediklerini, kendi ifadesi ile, yıllarını bu yola harcayan bir kimsenin ağzından dökülmemesi gereken sözler olarak düşündüğümüzden dolayı , onun ağzından çıkan bu sözler ile ilgili olarak bazı eleştirilerimiz olacaktır.  Sayın hocanın konu ile alakalı olarak söylediği sözler, izlemek isteyenler için programın 2 saat 3. dakikasından itibaren başlamaktadır.  Sayın hocanın Maide s. 33. ayetine verdiği meal hakkında daha önceden bir değerlendirme yapmaya çalıştığımız için , bu değerlendirmeyi burada tekrar etmeye gerek duymuyoruz.Sayın hocanın bu ayete yaptığı çeviri hakkındaki düşüncelerimiz, okumak isteyenler için aşağıdaki verdiğimiz linkte mevcuttur. https://kuranimuminceanlamak.blogspot.com.tr/2014/01/maide-s-33-ayetine-esedislamoglu-ve.html Sayın hoca Maide s. 33. ayeti ile ilgili sözlerine başlamadan önce , şiddetin sınırının meşru müdafaa olduğunu söyleyerek, sözü Muhammed (a.s) ın işkence emri vererek insan öldürttüğü iddiasının dayanağı olduğu söylenen Maide s. 33. ayetine getirmektedir. Muhammed (a.s) ın işkence emri verdiğini "İftira" olarak niteleyen sayın hocanın bu tesbitine katılmamak mümkün değildir. Ancak "İftira" olarak yaptığı tesbitin Maide s. 33. ayeti ile ilgili kısmına katılmak ta mümkün değildir. Maide s. 33. ayeti ile ilgili kendisinin yapmış olduğu ve bizim yanlış olduğunu düşündüğümüz şekild... Devamı