ismailhakki 99 Takipçi | 6 Takip
Kategorilerim

Din

Diğer İçeriklerim (578)

ZÜMER s. 45. Ayeti : Allah (c.c) yi Tek Başına An(a)mayan Müslüm

Süleyman (a.s) ın Asasını Kemiren Kurtları Mesaj İçerikli Okuma

Zariyat s. 47. Ayeti Evrenin Genişlemesini mi Haber Vermektedir?

Ahzab s. 37. Ayetini Tarihsellikten Evrenselliğe Bir Okuma Örneğ

Secde s. 21- 23 : Rivayetlere Kurban Edilmek İstenilen İki Ayet

Yusuf (a.s) a Yapılan Secdeyi Temsili Bir Anlatım Çerçevesinde O

Neml s. 66. Ayetinin Farklı Mealleri Üzerine Bir Düşünce

Zümer s. 53. Ayeti : Muhammed'e Kul Olmadan Allah'a Kul Olunamaz

Süleyman (a.s) Örneğinde Bir Devletin Cinleri ve Şeytanları Kont

Sebe Hükümdarının Süleyman'ın Kitabına Teslim Olması ve Bu Tesli

NUR s.41. Ayeti : Kuşların Tesbihi ve Salatı, İnsanın Tesbihi ve

Beşere Kelimesi Örneğinde Arapçada Kelimelerin Çok Anlamlılığı

ORUÇ : İnsanların Vicdanını Harekete Geçiren Bir İbadet

Neml s. 25. Ayeti Çerçevesinde Şirk ve Tapınma Psikolojisi Üzeri

NAHL S. 71 : Önyargılı ve Kur'an Bütünlüğü Gözetilmeden Okunan B

Kesilen İneğin Bir Parçası İle Ölüler Nasıl Dirilir ?

TEKFİRCİLİK : Müslümanlarda Arız Olan Bir Hastalık

Yusuf'un Gömleğinin Babasını Basir Hale Getirmesi İle Kur'anın İ

Al-i İmran s. 144. Ayeti : Karizmatik Liderler Üzerinden Yürütül

Firavun'un İzzetinin Asa Tarafından Yok Edilmesi ve Bunun Güncel

Şuara s. 55. Ayetinin İki Farklı Meali Üzerine Bir Mütalaa

Furkan s. 59. Ayetinin İki Farklı Meali Üzerinde Bir Mütalaa

Yusuf (a.s) a Verilen Hüküm ve İlmin Onun Hayatındaki Yansıması

ENBİYA S. 95. Ayeti : Bağlam ve Bütünlük Gözetilmeden Çevrilen B

Yunus (a.s) ın Zulümat İçinde Kalması ve Allah (c.c) nin Kulları

Hud s. 53. Ayeti : Hud (a.s) Kavmine Beyyine İle Gelmedi mi ?

EYYUB (a.s) : Şükreden Bir Kul Örneği

Miraca İnanmamak Sapıklık Değil İnanmak Sapıklıktır

Dağların ve Kuşların Davud (a.s) İle Birlikte Tesbih Etmesinin G

Tüm içeriklerim
Takipçilerim (99)

ZÜMER s. 45. Ayeti : Allah (c.c) yi Tek Başına An(a)mayan Müslüm

2016-06-30 17:37:00

Şirk kavramı, Kur'anın odak kavramlarından olup, "Allah (c.c) nin hükümranlık alanına giren konularda onun dışındakilerin hükmüne tabi olmak" anlamına gelmekte ve bu cürmü işleyerek ölmeden evvel bu cürümden dönmeyenlerin ebedi cehennem ile cezalandırılacağı haberi bizlere aynı kitap içinde müteaddit defalar haber verilmektedir.  Bu kavramın ifade ettiği anlamlar , maalesef bir kısım Müslümanın hayatı içinde yer almakta ve kendisine "Ben Müslümanım" diyen bir çok Müslüman, şirk içinde bir hayat geçirmekte , ve bu şirklerinden haberleri olmadan vefat etmektedirler.  Yazının amacı ,kimseyi tekfir etmeye yönelik olmayıp , Zümer s. 45. ayeti örneğinde şirk'in Müslüman hayatında nasıl yer aldığına dikkat çekmeye çalışarak , bundan sakınılmasına yönelik bir hatırlatmadır. [039.043] Yoksa Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: «Onlar bir şeye sahip olmadıkları, akıl da edemedikleri halde mi şefaat edecekler?» [039.044]  De ki: «Bütün şefaat Allah'ındır. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz.» [039.045]  Böyle iken Allah bir olarak anıldığı vakıt Ahırete inanmıyanların yürekleri burkulur da ondan berikiler anıldığı vakıt derhal yüzleri güler. Ayetin ilk muhatap kitlesi Mekkeli müşriklerdir. Biz bu ayeti "sadece onlara hitap ediyor" diyerek tarihe gömmek yerine , bu ayetin içerdiği mesajı dikkate alarak , aynı durumun Müslümanlardaki yansımalarına dikkat çekmeye çalışacağız. Bilindiği üzere bugün İslam coğrafyasında yaşayan Müslümanların inançlarının kaynağı vahiyden değil, rivayetler... Devamı

Süleyman (a.s) ın Asasını Kemiren Kurtları Mesaj İçerikli Okuma

2016-06-28 17:31:00

Süleyman (a.s) kıssası , özellikle ellerinde yönetim , askeri ve maddi güç bulunanların bu güçleri hak ve adalet ölçülerinde nasıl kullanması gerektiğini öğreten bir kıssadır. Eğer bu kıssa , "Bu kıssadaki anlatımların günümüze dönük mesajı nedir?" sorusunun cevabını aramak maksatlı okunacak olursa , yaşanan ve yaşanacak olan tüm zamanlara dair mesajlar taşıyan bilgileri ihtiva eden bir kıssa olduğu anlaşılacaktır. Bu yazımızda , Onun kıssasının anlatıldığı Sebe s. 14. ayetini ele alarak, o ayet içinde anlatılmaya çalışılan mesajı okumaya gayret edeceğiz.  [034.014] Onun ölümüne hükmettiğimiz zaman; ölümünü onlara ancak değneğini yiyen canlı farkettirdi. Yere düşünce ortaya çıktı ki; eğer cinler gaybı bilselerdi, horlayıcı azab içinde kalmazlardı. Bu ayeti literal bir anlama hapsederek okumaya çalıştığımızda ortaya çıkan anlam şu şekildedir ;  Süleyman (a.s) ölmüş olduğu halde asasına dayalı bir vaziyette yıllarca ölü olarak kalmış , bunu kimse anlamamış , onun asası bir kurt tarafından kemirilmek sureti ile kırılınca o da yere düşmüş ve öldüğü cinler tarafından böylece anlaşılmıştır.    Bu ayetin tefsirlerine bakıldığında, lafızcı yaklaşımın etkilerine rastlamaktayız , ancak bu tür tefsirlerin, ayetin içerdiği mesajı anlamakta engel teşkil ettiğini ifade etmek istiyoruz. Bu ayete sadece lafızcı bir yaklaşım ile bakıldığında, olay sadece Süleyman (a.s) ile sınırlı kalacak , ayetin zaman ve mekanı aşan evrensel mesajı ıskalanmış olacaktır.  Bu sebepten ötürü , ayetin içerdiği mesaja odaklanarak , onu okumaya çalışmak , ayetin zaman ve mekan üstünü aşan mesajını anlamamızı kolaylaştıracaktır.  Bu ayet... Devamı

Zariyat s. 47. Ayeti Evrenin Genişlemesini mi Haber Vermektedir?

2016-06-26 14:25:00

Kur'an ayetlerinin bazı bilimsel buluşları 1500 yıl önceden haber vermiş olduğu iddialarının , biz Müslümanların bilim dünyasından olan kopukluğunu ve ezikliğini örtme çabaları olarak yorumlamak sanırım yanlış olmayacaktır. Batı dünyasının kevni ayetleri okuma yolu ile elde ettiği bilgilerin, ve bu bilgiler ile elde ettiği teknolojik üstünlüğün altında ezilen biz Müslümanlar, bu bilimsel buluşlara karşı sadece "Ne olacak canım Kur'an bunları 1500 sene önce haber vermiş bunlar bizim kitabımızda zaten yazıyor" diyerek, züğürt tesellisi modundan hala çıkabilmiş değiliz.  Kur'an ayetlerinin , uçağı , treni , elektiriği , ışınlamayı v.s bir sürü bilimsel icadı 1500 sene öncesinden haber verdiği iddiaları , sadece karşımızdaki insanları kendimize güldürmekten başka işe yaramayan iddialar olup, onlar da bu iddialara karşı "Madem sizin kitabınızda var neden siz bulmadınız da biz bulduk?" şeklinde sorularla bizleri susturmaktadırlar.  Kur'anın bazı bilimsel buluşları 1500 sene öncesinden haber vermiş olduğu düşünceleri başkalarını kendimize güldürmekten başka bir işe yaramamasının yanı sıra, içinde bir takım yanlışları barındırması açısından tehlikeli bir söylem olup , bu yazımızda bu söylemin tehlikelerine dikkat çekmeye çalışacağız.  Bu söylemin temelinde ,Kur'anın Allah kelamı olmadığına dair ortaya atılan iddiaların büyük payı olduğunu , ve bu iddiaların yanlışlığını ortaya koymak için , Kur'anın bugün bilim insanları tarafından yeni bilinen bazı şeyleri, daha 1500 sene öncesinden haber verdiği , dolayısı ile bu kitabın Allah kelamı olduğu bu yolla ispatlanmaya çalışılmaktadır.  Bilimin verileri değişmez ve kesin veriler midir , yoksa bilim dün doğru dediğine ... Devamı

Ahzab s. 37. Ayetini Tarihsellikten Evrenselliğe Bir Okuma Örneğ

2016-06-24 14:52:00

Kur'an bilindiği üzere , yaklaşık 1500 yıl kadar önce Mekke ve Medine şehirlerinde Muhammed (a.s) a inmiş bir kitaptır. Bu kitabın en önemli özelliği , indiği zaman ve mekan dahilinde yaşayan insanların dil , kültür , örf , gibi unsurlarını göz önünde bulundurmuş olmasıdır. Bizler bugün Kur'anı okurken , bu unsurları göz ardı ederek, yani yaşanmışlığını ret ederek okumaya kalktığımızda, karşımıza bir çok anlama sorunu çıkacaktır.    Kur'anın 1500 sene önce inmiş olması , bugün bu kitabın bizlere dair mesajlarının olup olmadığı noktasında bazı tartışmaları beraberinde getirmiştir. Biz bu tartışmalara girmeden "Tarihsel arka plan" olarak nitelenen ve Kur'anın anlaşılmasında önemli bir faktör olan durumu göz önüne alarak , dün Medinede inen bir ayetin , bugün bizler için nasıl bir mesaj içerebileceğini ,Ahzab s. 37. ayetini ele alarak okumaya çalışacağız.  Bu yazıyı kaleme alma amacımız , Kur'anın evrensel bir kitap olduğunu ispatlamak olmadığını hatırlatmak isteriz. Tarihselcilik - Evrenselcilik gibi kavramlar etrafında yapılan tartışmaların hiç bir tarafında olmadığımızı , bu konuda daha önce yazmaya çalıştığımız yazılarda belirtmeye çalışmıştık. Ancak bir ayetin bize dönük bir mesajının olup olmadığı , eğer bir mesajı varsa bu mesajı doğru okumanın yolunun , ilgili ayetin ilk muhataplara ne dediğini tespit etmekten geçtiğini söylemek istiyoruz.  Konumuz olan ayetin meali şu şekildedir ;  [033.037]  Allah'ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye: «Eşini bırakma, Allah'tan sakın» diyor, Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah'tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kestiğ... Devamı

Secde s. 21- 23 : Rivayetlere Kurban Edilmek İstenilen İki Ayet

2016-06-22 15:37:00

Kur'anı tefsirler aracılığı ile anlamaya çalışmak karşı çıktığımız bir yol olmamakla birlikte , beraberinde bir takım sorunları taşıması açısından dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Tefsir okuyucusu öncelikle hangi tefsiri okursa okusun , bu tefsirin kişisel görüşlerin bir yansıması ve bu görüşlerde eksik ve hata barındırma ihtimalini her zaman dikkate almak zorundadır.  Tefsir yapıcısı eğer sahip olduğu mezhep veya meşrebinin görüşlerini Kur'ana onaylatmak için böyle bir işe girişmiş ise , karşımıza tam bir facia çıkabilir. İslam düşüncesine hakim olan rivayet kültürü maalesef öyle bir hal almıştır ki , neredeyse Kur'anın bazı ayetleri bu rivayetleri onaylatmak temeline dayalı düşünceler çerçevesinde yorumlanmaktadır.  Bütün tefsirlerin böyle bir düşünce içinde olduğunu iddia etmemekle birlikte , maalesef bazı tefsirlerdeki ayet yorumlarının böyle bir amaca hizmet ettirilmeye yönelik olarak yorumlandığını görmekteyiz. Bu yazımızda, Secde suresi içinden 2 ayeti ele alarak, rivayet merkezli bir yoruma örnek olarak göstermeye çalışacağız.  Secde s. 21. ayeti ;  وَلَنُذِيقَنَّهُمْ مِنَ الْعَذَابِ الْأَدْنَى دُونَ الْعَذَابِ الْأَكْبَرِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ Andolsun ki onlara en büyük azaptan önce yakın azaptan tattıracağız. Umulur ki dönerler. Bu ayet içinde geçen "Yakın azap" kelimesi  bazı tefsirciler tarafından , kabir azabı olarak yorumlanmaktadır. Tefsirlerin çoğunluğu böyle bir yoruma katılmamış olsa da , yine bazı tefsirlerde şaz olarak görülen bu gibi yorumlar bulunmaktadır. Bu yorumu yapan tefsirci eğer , ayeti kabir azabını onaylatmak amacı ile okumamış olsaydı, aynı ayet içindeki "Umulur ki dönerler"... Devamı

Yusuf (a.s) a Yapılan Secdeyi Temsili Bir Anlatım Çerçevesinde O

2016-06-20 16:58:00

Kur'anın "Ahsenel Kasas" (Kıssaların en güzeli) olarak tanımladığı Yusuf (a.s) ın kıssası , içerdiği mesajlar bakımından bir çok alt başlık altında okunmaya müsait bir kıssadır. Surenin 100. ayetinde geçen Yusuf'a secde edilmesi ile ilgili olarak tefsirler , secdenin Yusuf'a mı yoksa Allah'a mı yapıldığı noktasında tartışmalara girmiş ve farklı görüşler sergilemişlerdir. Biz bu yazımızda, Yusuf'a yapılan bu secdeyi, temsili bir anlatım çerçevesinde okumaya çalışarak , bu gibi tartışmalara girmeden , Allah (c.c) nin kendisini bizlere tanıtma bilgileri dahilindeki analojik bağını kurmaya gayret edeceğiz. Şunu baştan ifade etmek isteriz ki ; Yusuf kıssası yaşanmış bir kıssa olup , bize düşen bu yaşanmışlık dahilindeki anlatımlar ile bizlere verilmek istenilen mesajları okumaya çalışmak olmalıdır. Temsili anlatım çerçevesinde okumak demek , o kıssanın yaşanmışlığını ret etmek anlamında değil , kıssayı yaşanmışlığına hapsetmeden evrensel mesajı okumak anlamındadır.  Yusuf'a yapılan secdenin anlaşılması için , önce secde etmenin anlamı , secdenin kime ve neden yapılması gerektiğini düşünmemiz gerekmektedir. Yusuf' a yapılan secdenin sebebini öğrendiğimizde ise, Allah (c.c) ye yaptığımız ve yapmamız gereken secdenin sebebi de ortaya çıkacaktır.  Sureyi , Arapça metni ile birlikte okuyanların gözüne çarpan nokta , sure içinde Allah (c.c) nin esmasına ait Aziz , Melik , Rab , Basir gibi bazı kelimelerin insan için kullanılmış olmasıdır. Bu kullanımlar, Allah (c.c) nin kendisini bizlere tanıtmak için kullandığı isimlerin teşbihi olduğunu , özel isim olmadığını göstermesinin yanısıra, insanların günlük dillerinde kullandıkları ve ne anlama geldiğini bildikleri kelimelerin anlamları üzerinden bizim  Allah'ı tanıma... Devamı

Neml s. 66. Ayetinin Farklı Mealleri Üzerine Bir Düşünce

2016-06-17 18:56:00

Kur'an meali okuyucusunun karşılaştığı sorunlardan bir tanesi , aynı ayetin farklı meal yapıcıları tarafından yapılmış, birbiri ile zıtlık arz eden mealleridir. Bu durumun farklı sebepleri olup ,bir kaç tanesini sıralayacak olursak ; Meal yapıcısının bakış açısından kaynaklanan ayet yorumu , bir ayetin gramatik yapısının farklı çevirilere müsait oluşu , kıraat farklılıkları, bağlam , siyak sibak gözetilmeden çevrilmesi gibi sebepleri sıralayabiliriz.  Neml s. 66. ayetini okuyan bir meal okuyucusu , bir kaç mealden karşılaştırmalı olarak okuduğunda, bu ayetin farklı çevirilerine şahit olabilecek ve bu çevirilerin hangisinin daha doğru olabileceğini düşünecektir. بَلِ ادَّارَكَ عِلْمُهُمْ فِي الْآخِرَةِ بَلْ هُمْ فِي شَكٍّ مِّنْهَا بَلْ هُم مِّنْهَا عَمِونَ Bu ayetin , ulaşma imkanı bulduğumuz meallerdeki çevirilerini 2 gurupta toplayabiliriz. 1. guruptaki çeviriler ;  Abdulbaki Gölpınarlı : Hayır, onların bilgileri, bu dünyâdayken, âhirete ulaşamaz; hayır, onlar, âhiret hakkında şüphe içindedir; hayır, onlar âhiret husûsunda kördür. Bayraktar Bayraklı : Açıkçası, onların âhiret hakkındaki bilgileri yetersiz kalmıştır. Dahası, bu hususta şüphe içindedirler. Bunun da ötesinde, onlar âhiretten yana cahildirler. Bekir Sadak : Ahirete dair bilgileri yeterli midir? hayir; ondan suphe etmemektedirler. Hayir; ona karsi kordurler. * Celal Yıldırım : De ki: Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka kimse bilmez ve onlar da ne zaman diriltilip kaldırılacaklarının bilincinde değillerdir. Hayır, onların Âhiret hakkındaki bilgisi kıt ve yetersizdir. Hayır, Âhiret hakkında (devamlı) şüphe içindedirler. Hayır, onlar Âhiret'ten yana (o hususta) kördür... Devamı

Zümer s. 53. Ayeti : Muhammed'e Kul Olmadan Allah'a Kul Olunamaz

2016-06-16 14:23:00

Sahip oldukları dini düşüncenin doğruluğunu ispatlamak için , Kur'an ayetlerini o düşünceyi tasdik edecek bir biçimde yorumlamaya çalışmak , bir çok fırkanın baş vurduğu yöntemlerin başında gelmektedir. Hristiyanların İsa (a.s) ı ilahlaştırmalarına öykünerek , Müslümanların bir kısmının, Muhammed (a.s) ı aynı konuma yerleştirme düşünceleri, özellikle tasavvuf meşrebine mensup olanların elinde korkunç bir silaha dönüşmüş halde bugün de kullanılmaktadır.   Bu ameliyenin temelinde "vahiy merkezli din" inancından , "kişi merkezli din" inancına geçmek yatmaktadır. Dini duyguları kullanarak , insanları hegemonya altına alma yolu , insanlığın kadim bir yolu olup , bu yol ile bir takım şahıslar, dini argümanları kullanmak yolu ile karizmatik bir yapıya büründürülerek , insanların bu yolla maddi ve manevi olarak sömürülmesi kolaylaştırılmaya çalışılmış hala da çalışılmaktadır.   Bu şeytani oyunun Müslüman dünyasındaki versiyonunun, tasavvuf ekolü yolu ile en vahşi biçimde uygulandığını görmekteyiz. Kerameti müritlerinden menkul din baronlarının, insanları maddi ve manevi olarak sömürmelerinin yolunun , önce Muhammed (a.s) a ilahi bir misyon yüklenmesinden geçmesi gerektiğini bilen sahtekarlar, bu işi yalan ve iftira yollu rivayetler ile halletmeye çalışmış ve neticede başarıya ulaşarak , Muhammed (a.s) ı , Allah (c.c) ile eşit bir konuma yerleştirmişlerdir.    Muhammed (a.s) ın dinin merkezine yerleştirilmesi ile artık sahtekarların yolu açılmış olmakta ve yapmak istedikleri şeytanlıkları onun üzerinden yapmaları bu şekilde kolaylaşmıştır.Bu şeytanların Muhammed (a.s) ı ilah konumuna yükseltmek için kullandıkları ayetlerden b... Devamı

Süleyman (a.s) Örneğinde Bir Devletin Cinleri ve Şeytanları Kont

2016-06-15 14:01:00

Kur'an kıssaları geçmiş yaşantılardan kesitler sunarak , gelecek olan yaşantılara örnekler veren anlatımlardır. Süleyman (a.s) kıssası , kendisine yönetim gücü ve servet verilenlerin , bu gücü nasıl kullanmaları gerektiği dair bilgiler ihtiva etmektedir. Onun kıssasında geçen, Cinler ve Şeytanların onun emrine verilmiş olmasının bizlere dönük nasıl bir mesaj taşıyabileceğini konu etmeye çalışacağımız bu yazımızda , konumuz ile ilgili ayetlerin mealleri şöyledir ;  [034.012]  Süleyman için de, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgâra (boyun eğdirdik) ; erimiş bakır madenini ona sel gibi akıttık. Onun eli altında Rabbinin izniyle iş görmekte olan bir kısım cinler de vardı. Onlardan kim bizim emrimizden çıkıp-sapacak olsa, ona çılgın ateşin azabından tattırırdık. [034.013]  Onlar, ona mihraplar, heykeller, havuzlar gibi çanaklar ve sabit kazanlardan her ne isterse yaparlardı. Çalışın ey Davud hanedanı, şükür için çalışın! Kullarım arasında şükreden azdır. [038.036-8] Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik. Süleyman (a.s) çok geniş bir coğrafi alana yayılmış toprakları ve bu geniş alanda yaşayan kalabalık bir insan nüfusunu yöneten bir hükümdardır. Bu coğrafi alandaki insanları yönetmek , yönetim gücü ve kabiliyeti gerektirmektedir.  Meallerini verdiğimiz ayetler, onun yönetimi altındaki insanları nasıl yönettiğine dair anlatımlar olup, bu ayetlerin bir devlet içindeki insanların nasıl yönetilmesi gerektiği dair mesajlar içermekte olduğunu söyleyebiliriz . Süleyman (a.s) kıssası ok... Devamı

Sebe Hükümdarının Süleyman'ın Kitabına Teslim Olması ve Bu Tesli

2016-06-13 14:56:00

Kur'anın muhataplarına vermek istediği mesajı iletmekteki kullandığı yollardan birisi, insanların birbirleri arasındaki iletişimlerinde kullandıkları edebi sanatlardır. "Teşbih" (benzetme) sanatı denilen edebi üslup , insanların kendi aralarındaki iletişimlerinde sıkça kullandıkları, bilinen bir üsluptur. Kur'an bu sanatı, özellikle gaybi anlatımlarda kullanarak , zihin dünyamızın algılayamadığı gaybi alemi, zihin dünyamızın algıladığı, gözle gördüğümüz alemin verilerine benzeterek anlatmaktadır. Kur'anın Allah (c.c) ile ilgili verdiği bilgilerin anlatımında böyle bir edebi üslup kullanılmaktadır. Allah (c.c) kendisini bizlere, zihin dünyamızın aşina olduğu "Hükümdar" tasvirine uygun bir benzetme kullanarak anlatmaktadır. Neml suresinde anlatılan Süleyman (a.s) kıssasını okuduğumuzda, beşer bir hükümdarın emrine tabi olan ve olmayanlara ne yapacağı üzerinden , Allah (c.c) nin kendisini hükümdara benzetmesi ile ilgisini kurarak , emrine tabi olan ve olmayanlara ne yapacağını görmekteyiz.  Neml suresinde anlatılan Süleyman (a.s) kıssasında , onun Sebe hükümdarına gönderdiği elçi ile arasında geçenlerin anlatıldığı ayetlere baktığımızda, Allah (c.c) nin hükümdarlığı ile , Süleyman (a.s) ın hükümdarlığı arasında bir benzetme kurulduğunu görmekteyiz. Süleyman (a.s) ın elçisi ile "Kitap" gönderdiği Sebe hükümdarına, kendisine teslim olması gerektiğini , teslim olmadığı takdirde onu orduları perişan edeceğini haber vermektedir. Sebe hükümdarı, Süleyman (a.s) ın bu isteğine olumlu cevap vererek , kendisi ve ülkesini helak edilmekten kurtarmış ve sarayda ağırlanmaya hak kazanmıştır.  Kur'an geneline baktığımızda ise , Allah (c.c) nin elçileri ile gönderdiği ki... Devamı

NUR s.41. Ayeti : Kuşların Tesbihi ve Salatı, İnsanın Tesbihi ve

2016-06-11 14:29:00

"Tesbih" ve "Salat" , Kur'anın odak kavramlarından ikisidir. Kur'anın bir çok yerinde geçen bu iki kavram aynı zamanda , üzerinde bir takım spekülasyonlar yapılarak, kafalardaki ön yargının kabulü noktasında anlam bindirilmeye çalışılan kavramlardır.  "Tesbih" kavramı , elde 99 veya 999 luk ipe dizilmiş boncuklar ile bazı tarikatlar tarafından belirlenmiş virdlerin çekilmesi noktasında istismar edilirken , "Salat" kavramı ise , bir çok mealde sadece namaza indirgenmiş bir şekilde anlamlandırılmaya çalışılmasına karşın , namaz karşıtları tarafından ise, başta konumuz olan ayet delil gösterilerek "Kuşlar nasıl namaz kılar demek ki salat namaz değilmiş" denilerek namazın olmadığına dair delil olarak sunulmaya çalışılmaktadır.  Şunu hatırlatmak isteriz ki ; Kur'anı okuma ve anlama yöntemimiz , kafamızdaki ön yargıları bu kitaba onaylatmak amaçlı değil , bu kitap içindeki kavramların ifade ettiği anlamları, Kur'an bütünlüğünü gözeterek okumak , anlamak ve hayata aktarmak olmalıdır.  Bu yöntem dahilinde , Nur s. 24. ayetini okumaya çalıştığımızda , "Tesbih" ve "Salat" kavramlarının en geniş anlamda kullanılmasını , aynı zamanda bu anlamı daraltmak veya başka anlamlara çekmenin yanlışlığını görebiliriz.    أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يُسَبِّحُ لَهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالطَّيْرُ صَافَّاتٍ كُلٌّ قَدْ عَلِمَ صَلَاتَهُ وَتَسْبِيحَهُ وَاللَّهُ عَلِيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ [024.041] Görmedin mi ki; göklerde ve yerde bulunanlar, saf saf uçan kuşlar Allah' ı tesbih etmektedir. Her biri kendi salatını ve tesbihini bilir. Allah; onların yaptıklarını bilendir. Ayetin "Görmedin mi" diye bir soru ile başlaması , kuşların hayatı örnek gös... Devamı

Beşere Kelimesi Örneğinde Arapçada Kelimelerin Çok Anlamlılığı

2016-06-09 14:04:00

Kur'anın anlaşılmasında nazil olduğu dil olan Arapçanın bilinmesinin rolü büyüktür. Kur'an, bu dili konuşan insanların yaşadıkları bir mekana inmiş olması nedeniyle , o zaman ve mekan dahilinde yaşayan insanların konuştukları dili ve onun edebi üslubunu kullanmış ,ve bu kullanımlar, bir çok ayet örneğinde görülmektedir.  Son yıllarda, Kur'anın daha geniş kitleler tarafından okunmaya ve anlaşılmaya çalışılması olumlu bir gelişme iken , maalesef bazı olumsuzlukları da beraberinde getirmiştir. "Kur'an tek kaynak" söyleminin altını doldurmakta yaşanan bu olumsuzlukların başında , Kur'an dilinin Arapça ve onun dil kurallarını gözeten bir üslup kullanmış olmasının dikkate alınmadan okuma ve anlama çalışması yapılması gelmektedir. Tefsir usulünde "Vücuh ve Nezair" olarak adlandırılan , kelimelerin aldığı anlamları konu alan ilim dalı , Kur'anın anlaşılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Hatalı bir okuma örneği olarak gördüğümüz , sadece bir kelimeyi, ayet içinden çıkararak o kelimenin etimolojisi üzerinde durarak ilgili ayeti anlama çalışmaları yapmak çoğu zaman bizleri yanılgıya düşürebilir. Kelimeler her dilde olduğu gibi, içinde bulunduğu cümle ile yakından alakalı olup , cümle içinde kullanılışına göre anlam kazanmaktadırlar.  Nuzül ortamının bilinmesi ve dikkate alınması, Kur'anın doğru anlaşılmasında olmazsa olmazlardan olup , bu durumun dikkate alınmadığı okuma örnekleri, trajikomik çıkarımlar maalesef dolup taşmaktadır. Bu düşüncemizi "Beşere" kelimesi üzerinden örneklendirerek ne demek istediğimizi anlatmaya çalışacağız.  El beşretü ; "Derinin zahiri , dış yüzü" anlamındadır.  Bu kelime... Devamı

ORUÇ : İnsanların Vicdanını Harekete Geçiren Bir İbadet

2016-06-07 14:37:00

Bakara suresi 183-187. ayetleri arasında Allah (c.c), ramazan ayı içinde günün belirli zamanlarında yemek , içmek ve cinsel ilişkiyi yasaklamıştır. Bu emir sadece aç ve susuz kalmayı amaçlayan bir emir olmaktan ziyade, daha geniş anlamı ile kişileri terbiye edici bir role sahiptir. Yazımızda , bu yasaklamanın ilmihal boyutunu değil , kişi ve toplum boyutunda getirmeyi amaçladığı oto kontrol mekanizmasını ele almaya çalışacağız. [005.094]  Ey İnananlar! Gıyabında Kendisinden, kimin korktuğunu bilmek için, (ihramlıyken) elinizin ve mızraklarınızın ulaştığı avdan bir şeyle Allah and olsun ki sizi dener. Bundan sonra kim haddi aşarsa ona elem verici azab vardır. Oruç ibadetinin kişi ve toplum hayatında ne gibi kazanımlar meydana getirmeyi amaçladığını, Maide s. 94. ayetinin mesajını merkeze alarak anlamaya çalıştığımızda, bu ibadetin sadece aç kalmaya indirgenemeyecek kadar geniş bir anlamı olduğu da görülecektir.  Allah (c.c) bilindiği üzere hac günlerinde "İhram yasakları" olarak bildiğimiz bir takım yasaklar ihdas ederek, diğer günlerde helal olan bazı şeyleri belirli günler için haram kılmıştır. Bu haram kılmanın, kişi ve toplum vicdanını harekete geçiren bir yönü bulunmaktadır. Allah (c.c) kişilerin başına birer polis dikmek yerine vicdanlara hitap ederek , herkesin kendi polisi olmasını sağlayacak önlemler almaktadır. Bu önlemler toplum bazında insanların birbirine güven duyan bir ortamın sağlanmasına matuf olup , oruç ibadeti de böyle bir işleve sahiptir.  Ayet içindeki "Gıyabında Kendisinden, kimin korktuğunu bilmek için" cümlesi, anahtar bir cümle olup , herkesin kendi kendisinin polisi olmasını sağlayan bir oto kontrol sistemi meydana getirmektedir. Allah (c.c) bu gibi yasaklamalar ile vicdanları harekete ge&cced... Devamı

Neml s. 25. Ayeti Çerçevesinde Şirk ve Tapınma Psikolojisi Üzeri

2016-06-05 14:50:00

Şirk , Kur'anın odak kavramlarından bir tanesi olup , terim olarak "Sadece Allah (c.c) nin ilahlık ve rablik yetkisi alanına giren konularda başka yetki mercileri tanıyarak ilahlık ve rabliğin gereklerini onun dışındakilere tanımak" anlamına gelmektedir. Allah (c.c) nin dışında yetki mercileri tanıyanlar , bu tanımalarını bir takım ritüeller ile ve objelere tazimde  bulunarak şirklerini açıkça ilan etmekte ,  "Müşrik" olarak isimlendirilen bu kimselerin, şirklerini açığa vurmak için kullandıkları objelerin genel ismi ise , "Put" olarak isimlendirilmektedir.  Taş , tahta , metal v.s gibi şeylerden yapılmış olan bu putların konuşmadığını , insana fayda ve zarar vermediğini, o putlara tapan müşrikler dahi bilmektedirler, yazımızda , bu halde olan putlara tapmaktaki ısrarcı tavırlarının altında yatan psikolojiyi , Neml s. 25. ayetinin beyanı üzerinden okumaya çalışacağız.    Konumuz olan ayet , Süleyman (a.s) ın kıssasının anlatıldığı bir bağlama sahiptir. Hüdhüd , Sebe ülkesinden getirdiği haberi Süleyman (a.s) a şöyle anlatmaktadır ;  [027.022] Derken uzun zaman geçmeden geldi ve dedi ki: «Senin (bilgi gücünle) kuşatıp öğrenemediğin şeyi, ben kuşatıp öğrendim ve sana Saba'dan kesin bir haber getirdim.» [027.023] «Muhakkak ki ben, bir kadın buldum ki onları hükümdarlık ediyor, ve kendisine her şeyden verilmiş ve onun için azim bir arşı da var.» [027.024]  Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe secde eder olduklarını gördüm. Şeytan onların yaptıklarını güzel göstermiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bu yüzden onlar doğru yolu bulamazlar. [027.025]  Allah'a secde etmemeleri için (böyle yapmış). O Allah'a ki, göklerdeki ve yerdeki her gizliyi (meydana) &c... Devamı

NAHL S. 71 : Önyargılı ve Kur'an Bütünlüğü Gözetilmeden Okunan B

2016-06-03 15:22:00

Kur'anın okunması , anlaşılması , başka bir dile çevrilmesi ve yorumlanmasında ortaya çıkan bazı sorunların kaynağında , mezhebi ,meşrebi , itikadi düşüncelerin dikkate alındığı ön yargılar ve Kur'an bütünlüğünün gözetilmemesi olduğunu söyleyebiliriz. Yazımıza konu edeceğimiz Nahl s. 71. ayeti, böyle bir ön yargı ve bütünlük gözetilmeden , mülkiyet ve eşitlik konusu ile bağdaştırılmaya çalışılan bir ayet olarak okunmaya çalışılmaktadır. وَاللّهُ فَضَّلَ بَعْضَكُمْ عَلَى بَعْضٍ فِي الْرِّزْقِ فَمَا الَّذِينَ فُضِّلُواْ بِرَآدِّي رِزْقِهِمْ عَلَى مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ فَهُمْ فِيهِ سَوَاء أَفَبِنِعْمَةِ اللّهِ يَجْحَدُونَ Bu ayetin yapılmış olan çevirilerinin bir kaç örneği şu şekildedir ; Ahmet Varol : Allah rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar ellerinin altındakilere (köle ve cariyelerine) rızıklarını vermezler. Oysa onda (rızıkta) eşittirler. Öyleyken Allah'ın nimetini bile bile inkâr mı ediyorlar? Ali Bulaç : Allah rızıkta kiminizi kiminize üstün kıldı; üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altında bulunanlara onda eşit olacak şekilde çevirip verici değildirler. Şimdi Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar? Bekir Sadak : Allah rizikda kiminizi digerlerine ustun tutmustur. stun kilinanlar, emirleri altinda bulunanlarin riziklarini vermezler. Oysa rizikta hepsi esittir. Allah'in nimetini bile bile inkar mi ediyorlar? Diyanet İşleri : Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar? Edip Yüksel : ALLAH rızık (varlık) açısından sizi birbirinize üstü... Devamı

Kesilen İneğin Bir Parçası İle Ölüler Nasıl Dirilir ?

2016-06-01 18:01:00

Bakara s. 67. ve 74. ayetleri arasında bizlere , "Bakara kıssası" adı ile bildiğimiz bir kıssa anlatılmaktadır. Bu kıssada , Allah (c.c) nin Musa (a.s) ın kavmine bir sığır kesmelerini emretmesi ve onların bu emri defalarca yokuşa sürmeleri , ve neticede sığırı kesmeleri anlatılmaktadır. İsrailoğullarının sığırı kesmeleri sonucunda surenin 73. ayetindeki "İşte böylece Allah ölüleri diriltir " ifadesinin, kıssanın ana temasını oluşturduğu düşüncesinden hareketle , kıssanın sonuç ifadesi olan bu cümlenin , kıssa içindeki anlatımı dahilinde ,bizler için ne anlama gelebileceğini okumaya çalışacağız. İsrailoğullarından kesilmesi istenilen sığırın bir parçası ile ölüye vurulması neticesinde , ölünün dirilmesini mesaj içerikli okumak gerektiğini düşünmekteyiz. Kıssayı sadece literal bir anlamda okuduğumuz zaman , mesele bir et parçası ile ölü bir insanın dirilmesinin mümkün olup olmadığı noktasında dönüp dolaşacak ve içinden çıkılmaz tartışmalara kapı açacaktır.  Kıssa içinde geçen kesilen ineğin bir parçası ile ölünün dirilmiş olmasının gerçekte olup olmadığını tartışmak ,bu yazının konusu değildir bu tartışmaya gerek te yoktur. Ancak, Kur'anın kıssaların yaşanmışlığı üzerinden vermek istediği mesajın evrensel olduğu düşüncesinden yola çıkarak , yaşanmışlık zaman ve mekan dahilindeki anlatımı ret etmeden ve orada takılı kalmadan , o anlatım üzerinden verilmek istenilen mesajı okumaya çalışmak , kıssaların bize dönük mesajlarını okumayı kolaylaştıracaktır.  Kur'an kıssalarındaki ana mesajın Allah (c.c) nin yasalarında, yani Sünnetullah'ta değişme olmayacağının anlatılması olduğuna göre, kıssalarda yaşanan olaylar bir kereliğine mahsus yaşanmış b... Devamı

TEKFİRCİLİK : Müslümanlarda Arız Olan Bir Hastalık

2016-05-30 17:26:00

İnsanlar arasında aynı konuda farklı düşünceye sahip olmak , olağan , doğal , hatta gerekli bir durumdur. Farklı düşünceler, insanları daha geniş düşünmeye sevk ederek, tek düzelikten kurtarır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta , bu farklılıkların düşmanlık ve tefrikaya dönüşmemesinin gerektiğidir. Bu durumu, biz Müslümanların arasında olan bazı farklı fikirler açısından düşündüğümüzde , farklı düşüncelerin bırakın doğal karşılanması , kan dökmeyi gerektirecek bir durum olarak görülmesi neticesinde , kafirler ile yapılan savaşlardaki insan zayiatından daha fazla , kendi aralarında yaptıkları savaşlarda zayiat vermişler , hala vermektedirler.  İslami argümanları kullanarak karşısındakini sadece kendisi gibi düşünmediği için "Kafir" olduğunu söylemek ,  yani tekfir etmek , bir kısım Müslümanda neredeyse imanın şartı haline gelmiş bir vaziyettedir.  Bu duruma yol açan sebepler nedir ?  Bu konuda tek bir sebepten bahsetmek zor olacaktır , ancak önemli sebep olarak gördüğümüz , kendi düşüncesini merkeze alarak , diğer düşünceyi mahkum etmeye yönelik, düşünce ve söylemlere dikkat çekerek , bu durumun meydana getirdiği düşmanlıklara temas etmeye çalışacağız . "Tekfir" ; "Bir kimseye, düşüncesi ve söyleminden ötürü , küfre düştüğünü söyleyerek onu "Kafir" ilan etmek" anlamına gelmektedir.  Kendisi gibi düşünmediği için diğer bir kimseyi kafir ilan etmek , biz Müslümanlar arasında yaygın olan, ve neredeyse hastalık haline gelmiş bir durumdur.  Peki bir kimseye "Sen kafirsin" diyebilmek için, şart olan kriterler ne olmalı... Devamı

Yusuf'un Gömleğinin Babasını Basir Hale Getirmesi İle Kur'anın İ

2016-05-25 16:30:00

Kur'anın "Ahsen Elkasas" (Kıssaların en güzeli) olarak beyan ettiği Yusuf kıssası içinde geçen anlatımlarda, Yusuf'un gömleğinin önemli bir yeri olduğunu görmekteyiz. Yakub (a.s) ın yüzüne bırakılması için, oğlu Yusuf tarafından elçi vasıtası ile gönderilen gömleği , Kur'anın teşbihi anlatım üslubu çerçevesinde  okumaya çalıştığımızda , sadece Yusuf'un sırtındaki bir gömlek olmaktan çıkarak , vahyin insanlar üzerinde nasıl bir etki yaptığını anlatan bir mesaja dönüşmektedir. Bu yazımızda , gömleğin Yakub (a.s) a gidişi ve onun gözlerini açması ile ilgili ayetlerde geçen bazı kelimelerin , Kur'anın diğer ayetlerinde geçen bazı kelimeler ile alakasını kurmaya çalışacak , olayın sadece Yusuf'un bir mucizesi şeklinde okunması neticesinde, tarihsel bir boyutta bırakılmasının hatalı bir okuma olduğu düşüncesinden yola çıkarak , bu olayın evrensel bir mesajı olduğu düşüncesi ile , ilgili ayetler üzerinde tefekkürde bulunmaya gayret edeceğiz. Bilindiği üzere Yusuf, kardeşleri tarafından kuyuya atıldıktan yıllar sonra kardeşleri ile yeniden yüz yüze gelmiştir. En küçük kardeşini yanında alıkoyan Yusuf'un diğer kardeşleri babalarına giderek durumu anlatmışlar ve babaları bu habere karşı şunları söyler. [012.083] (Babaları) dedi ki: «Hayır, nefisleriniz sizi (böyle) bir işe sürükledi. (Bana düşen) artık, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.» Yakub (a.s) bir elçidir ancak aynı zamanda bir babadır , onun Yusuf'a olan hasreti onu yıpratmış ve büyük bir üzüntüye sevk etmiştir. Onun bu durumu şu şekilde anlatılmaktadır... Devamı

Al-i İmran s. 144. Ayeti : Karizmatik Liderler Üzerinden Yürütül

2016-05-22 18:14:00

Lider , Komutan , Hoca , Önder v.s gibi vasıflar ile anılan insanlar, fikir , düşünce ve askeri hareketlerin başında olan, kitleleri harekete geçirme, yönetme yetki ve kabiliyetine mensup insanlardır. Bu gibi kimselerin , kitlesel halk hareketlerini yönlendirme hususunda, önemli katkıları olduğu bir gerçektir.  Ancak bu kimselerin üzerinde , "ondan vazgeçilemez" , "o giderse biz batarız" , "bu dava onunla ayaktadır" şeklinde, karizmatik bir yapı oluşturulmaya başlandığı vakit , büyük bir sorun ile karşı karşıya kalınması kaçınılmaz olacaktır. Kur'an bir çok konuda olduğu gibi , bu konuda da bizlere yol göstericilik yaparak , mensup olunan bir hareket içindeki lider kişiye karşı olan bakışımızın nasıl olması gerektiği yönünde bizlere bilgi vermektedir. Al-i İmran s. 144. ayetini okuduğumuzda , verilen mesajlardan birisinin, karizmatik kişilikler üzerinden yürütülmeye çalışan davaların yanlışlığı,  davaların kişiler ile değil, ilkeler ve düşünceler ile ayakta kalacağının haber verilmesi olduğunu söyleyebiliriz [003.144]  Muhammed, yalnızca bir resuldür. Ondan önce nice resuller gelip-geçmiştir. Şimdi o ölürse ya da öldürülürse, siz topuklarınız üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz? İki topuğu üzerinde gerisin geri dönen kimse, Allah'a kesinlikle zarar veremez. Allah, şükredenleri pek yakında ödüllendirecektir. Ayet , Uhud savaşı ile ilgili bir bağlama sahip olmasına karşın , konumuz ile alakasını kurduğumuzda , evrensellik arz eden bir mesaja sahip olduğunu söyleyebiliriz. Muhammed (a.s) ın ancak bir RESUL olduğu vurgusunun yapılmış olması, bize önemli mesajlar içermektedir. Onun, önceki resullerden bir resul olduğunun hatırlatılması , kendisind... Devamı

Firavun'un İzzetinin Asa Tarafından Yok Edilmesi ve Bunun Güncel

2016-05-20 19:50:00

Musa (a.s) kıssasının baş karakterlerinden biri olan Firavun , Allah (c.c) den rol çalmaya kalkarak ilahlığa soyunanların, dünya ve ahiretteki hazin sonunu gösteren örnek bir karakterdir. Allah (c.c) nin esmasından olan "El aziz" ismini , sadece onun hakkı olan ilahlık ve rabliğe soyunmak adına kullanmaya kalkanların , bu cüretlerinin neye mal olacağı , Firavun sihirbazlarının yenilgisinde gösterilmektedir. Sihirbazlar gerçeği görüp iman ederken , Firavun gerçeği görmezden gelmeye devam ederek, helak olmayı hak etmiştir.  Bu konunun anlaşılabilmesi için , Kur'an içinde geçen Aziz kelimesinden türeyen "İzzet" kelimesinin geçtiği ayetleri okumanın gerektiğini söyleyebiliriz.  "El izzü" ; İnsanda bulunan alt edilemezlik ve yenilmezlik halini ifade eden bir kelimedir. Arapların sert arazi için kullandıkları "Ardun azezün" kelimesi buradan gelmektedir.  Esma ül hüsnadan olan "El aziz" ; "Kendisi daima galip , üstün gelen , asla mağlup olmayan , kendisine üstün gelinemeyen" demektir. Bu ismin gerçek boyutuna dönüşmüş hallerinden birisi de Musa (a.s) kıssası içinde , sihirbazlar tarafından yapılan sihirlerin asa tarafından yok edilmesi sonucunda kimin gerçek "El aziz" olduğu bizlere gösterilmektedir. [019.081] Kendilerine güç (izzet) sağlasınlar diye, Allah'tan başka ilahlar edindiler. [004.139]  Onlar, mü'minleri bırakıp kâfirleri veliler edinirler. 'Kuvvet ve onuru (izzeti) ' onların yanında mı arıyorlar? Şüphesiz, 'bütün kuvvet ve onur (izzet),' Allah'ındır. [003.026]  Deki: ey mülkün sahibi Allahım! Dilediğine mülk verirsin, dilediğinden de mülkü çeker alırsın, ... Devamı

Şuara s. 55. Ayetinin İki Farklı Meali Üzerine Bir Mütalaa

2016-05-17 15:57:00

Kur'an meali okuyan bir kimsenin karşılaştığı sorunlardan bir tanesi, aynı ayetin farklı anlama gelen çevirileridir. Kur'an meallerini karşılaştırmalı olarak okuyan bir kimse bazı ayetlerin, elinde olan mealdeki bir ayetin çevirisi ile , aynı ayetin başka  bir mealdeki çevirisinin farklı olduğunu görebilecektir.  Aynı ayetin birbirinden farklı olarak çevrilmiş ve aynı anlama gelmeyen mealleri karşısında, meal okuyucusu bir kimse , "Acaba hangisi doğru?" şeklinde bir şüpheye düşerek, doğru çevirinin hangisi olabileceği yönünde bir cevap aramaya koyulacaktır.  Aynı ayetin anlam bakımından farklılık doğacak şekilde çevrilmesine sebep olan durumları sıralayacak olursak, ayetin gramer yapısı , çeviri yapan kimsenin ön yargısı , mezhebi , meşrebi , ilmi seviyesi Kur'ana olan hakimiyeti v.s gibi sebepleri sayabiliriz.  Bu yazımızda, karşılaştırmalı olarak okunduğu takdirde , aralarındaki anlam farkı görülebilecek bir ayet olan, Şuara s. 55. ayeti üzerinde durarak , doğru çevirinin hangisi olabileceği yönündeki düşüncemizi paylaşmaya çalışacağız.  Konumuz olan ayetin bağlamı , firavun sihirbazlarının yenilgisinin ardından gelişen olaylar neticesinde, İsrailoğullarının Mısır'ı terk etmesi emri ve Firavun'un onları takip etmek için şehirlere adam salması ile ilgilidir. وَإِنَّهُمْ لَنَا لَغَائِظُونَ ve inne-hum : ve muhakkak onlar lena : bize  le : gerçekten  ğaizune: öfke duyanlar   Bu ayetin Kur'an meallerinde birbirinden farklı anlama gelen iki çevirisi bulunmaktadır , bu çeviriler şöyledir ;    Adem Uğur : (Böyle iken) kesinkes bizi öfkelendirmişlerdir.   Ahmed Hul... Devamı

Furkan s. 59. Ayetinin İki Farklı Meali Üzerinde Bir Mütalaa

2016-05-15 16:03:00

Elimizdeki Kur'an meallerinde karşımıza çıkan sıkıntılardan birisi , bazı ayetlerin bağlam gözetilmeden çevrilmesi sonucunda oluşan anlam bozukluklarıdır. Bu yazımızda, böyle bir durumun söz konusu olduğu, Furkan s. 59. ayetini ele almaya çalışarak, bu ayetin elimizdeki meallerde bulunan çevirilerinden hangisinin daha doğru olduğu üzerindeki düşüncemizi paylaşmaya çalışacağız. الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ الرَّحْمَنُ فَاسْأَلْ بِهِ خَبِيرًا Bu ayetin bazı meallerde yapılan çevirisi şöyledir ; Adem Uğur : Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan, sonra Arş'a istivâ eden (ona hükmeden) Rahmân'dır. Bunu bir bilene sor. Ahmet Varol : Gökleri, yeri ve bu ikisinin arasındakileri altı günde yaratan sonra Arş'a hükümran olan O'dur. O Rahman'dır. Bunu (bundan) haberdar olan birine sor. Bayraktar Bayraklı : Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı devirde/evrede yaratan, sonra hükümranlığı yetkisine alan Rahmân’dır. Bunu bir bilene sor! Bekir Sadak : Gokleri, yeri ve ikisinin arasindakileri alti gunde yaratan sonra da arsa hukmeden Rahman'dir. Bunu bir bilene sor. Diyanet Vakfi : Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan, sonra Arş'a istivâ eden (ona hükmeden) Rahmân'dır. Bunu bir bilene sor. Edip Yüksel : O ki gökleri, yeri ve aralarındakileri altı günde yarattı ve sonra tüm otoritesini kurdu. Rahman'dır; O'nu iyi bilenlere sor. Hasan Basri Çantay : O, gökleri ve yeri aralarında olan şeyleri altı günde yaratan, sonra (emri) arş üzerinde hükümrân olandır. Rahmandır (rahmeti umum&ici... Devamı

Yusuf (a.s) a Verilen Hüküm ve İlmin Onun Hayatındaki Yansıması

2016-05-13 16:16:00

Kur'an içinde zikri geçen elçilerin kıssalarının anlatılmasının amaçlarından bir tanesi, onların "Rol Model" olarak okunması , ve bizlerin hayatlarında onların yaşantılardan sunulan kesitlerin, örneklik oluşturmasına matuftur.  "Ahsenel kasas" (Kıssaların en güzeli) olarak beyan edilen Yusuf suresinin 22. ayetinde Yusuf (a.s) için , "Erginlik çağına erince ona hikmet ve ilim verdik. İyi davrananları böyle mükafatlandırırız" buyurulmuş olmasının , onun hayatında nasıl yer bulduğunu, ilerleyen ayetlerde görmekteyiz. Onun hayatındaki hüküm ve ilmin yaşantıya yansıması, bizler içinde örneklik teşkil  etmesi gereği üzerinden hareketle, ilgili ayetler üzerinde bir okuma yapmaya çalışacağız. Yusuf s. 22. ayeti içinde geçen "Hükmen" kelimesi , "Islah etmek ve düzeltmek maksadı ile ,men etmek , engellemek" anlamına gelen ha-ke-me kelimesinden türemiştir.  "İlim" kelimesi ; "Bir şeyi hakikatı ile idrak etmek" anlamındadır. "Hüküm" ve "İlim" kelimelerinin , insan üzerinde nasıl anlamını bulduğu , Kur'anın diğer ayetlerinde geçen bazı elçiler üzerinden anlatılmaktadır. Hüküm ve ilim verilmesi sadece elçilere has bir özellik olmayıp , bütün insanlara özel bir durumdur. Elçiler insana verilen bu hassaların nasıl kullanılacağını öğreten insanlardır. Elçiler dahil bütün insanlar, doğuştan gelen bir takım fıtri özelliklere sahiptirler. Allah (c.c) bu fıtratı elçiler kanalı indirdiği vahiy ile destekleyerek, yanlışa düşülmesine engel olmak , düşülen yanlışları doğruya çekmeyi amaçlamaktadır. Elçiler "Rol model" insanlar olarak , aldıkları bu vahy... Devamı

ENBİYA S. 95. Ayeti : Bağlam ve Bütünlük Gözetilmeden Çevrilen B

2016-05-11 15:14:00

Kur'anın doğru anlaşılmasında, ayetlerin bağlamının ve Kur'an bütünlüğünün gözetilerek okunması ve yorumlanması önemli bir husustur. Bağlam ve bütünlük gözetilmeden okunan ayetlerin doğru anlaşılmasında, bir takım problemlerin doğacağı muhakkaktır. Bu yazımıza konu edeceğimiz Enbiya s. 95. ayetinin , bağlam ve bütünlük gözetilmeden okunarak çevrilen ve yorumlanan bir ayet olduğunu düşündüğümüzü söyleyerek , doğru çeviri ve yorumun nasıl olabileceği yönündeki görüşlerimizi paylaşmaya çalışacağız.                                            وَحَرَامٌ عَلَى قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا أَنَّهُمْ لَا يَرْجِعُونَ Ayetin, ulaşabildiğimiz meallerde ağırlıklı olarak yapılan çevirileri şu şekildedir ;  [021.095]  Yok ettiğimiz kasaba halkının ahirette ceza görmek üzere Bize dönmemesi imkansızdır. [021.095] Yıkıma uğrattığımız bir ülkeye (tekrar dünya hayatı) imkânsız (haram) dır; hiç şüphesiz onlar, (dünyaya) bir daha geri dönmeyecekler. Bu ayetin çevirisinin,  1- helaka uğrayan belde halklarının mutlaka hesaba çekileceği , 2- helaka uğrayan belde halklarının artık bir daha dünyaya geri dönmelerinin imkansız olduğu, ana fikrine dayalı olarak yapılmış çeviriler olduğunu gördük.   Ancak  bu çeviriler, ve bu çevirileri merkeze alarak yapılmış olan yorumların , bu ayetin bağlam ve bütünlük gözetilmemesi sonucu yapıldığını düşünmekteyiz.  Şurasını ifade etmek isteriz ki, bu ayet tek başına okunarak anlaşılabilecek ve çevirisi yapılabilecek bir ayet değildir. Bu ayet, sure ve Kur'an bütü... Devamı

Yunus (a.s) ın Zulümat İçinde Kalması ve Allah (c.c) nin Kulları

2016-05-08 15:03:00

Kur'an kıssaları , Allah (c.c) nin kullarına yapmış olduğu yardım, ve tevbelerinin kabul edilmesi gibi vaadlerinin, gerçek olarak yerine getirilmiş olduğunu haber veren anlatımlardır. Yunus (a.s) kıssası , böyle bir vaadin sadece sözde kalmadığını , gerçek olarak yerine getirilmiş olduğunu haber veren bir kıssalardan bir tanesidir. Bilindiği üzere Yunus (a.s), kendisine verilen elçilik görevinin zorluklarına katlanamayarak kavmini terk etmiş bir gemiye binerek görev alanını  terk etmiştir. Binmiş olduğu o gemiden denize atılarak, bir balık tarafından yutulduktan sonra, balığın karnında iken etmiş olduğu tevbe neticesinde, balık tarafından karaya atılarak kurtulmuştur.  Yunus (a.s) kıssasının anlatıldığı tefsirlerde , kıssanın mesajı maalesef buharlaştırılarak masala dönüştürülmüş , modernist okumalarda ise Yunus (a.s) ın balığın karnına düşmesi mecazi olarak okunmaya çalışılmış , balık mı Yunus (a.s) ı yuttu , yoksa Yunus (a.s) balığı mı yuttu tartışmaları ile, buharlaştırmanın bir başka versiyonu gerçekleştirilmiştir. Kur'an kıssalarının bizlere dönük mesajlar olduğu yönündeki okuma yöntemimizi bu kıssada da devam ettirerek, Yunus (a.s) ın kurtuluşunun bize nasıl bir mesaj verebileceği yönünde okumaya çalışıp , bu konudaki düşüncelerimizi paylaşmaya çalışacağız. [037.143]  Eğer çok tesbih edenlerden olmasa idi [037.144]  Tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalacaktı. [021.087] Zennunu da; hani öfkelenerek gitmişti de biz kendisini aslâ sıkıştırmayız zannetmişti, derken zulumat içinde «la ilahe illa ente subhaneke inni kuntu minezzalimîn» diye nidâ etti [021.088] Bunun üzerine onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız. Yunus (a.... Devamı

Hud s. 53. Ayeti : Hud (a.s) Kavmine Beyyine İle Gelmedi mi ?

2016-05-06 14:16:00

"Müşkilül Kur'an" , tefsir usulü ile kitaplarda yer alan , ayetler arasında çelişki olduğu gibi bir durum oluşmasına sebep veren bazı durumlarda , bu durumun nasıl çözülebileceğine dair bilgileri kapsayan bir bölümdür. Kur'an ayetleri arasında bir çelişki olmadığına göre (4.82) , çelişki gibi görünen ayetlerin arasındaki işkal'in nasıl giderilebileceği , bu bölüm altında verilen bilgiler ile anlatılmaktadır.   Bu yazımızda böyle bir işkal olduğunu düşündüğümüz Hud s. 53. ayetini ele alarak ,  ayette ki işkal'in nasıl giderilebileceği üzerine düşüncemizi paylaşacağız.  [011.053] «Ey Hûd» dediler. «Sen bize bir beyyine ile gelmiş değilsin ve biz de senin sözünle ilahlarımızı terketmeyiz. Sana iman edecek de değiliz.»   Kavmi Hud (a.s) a bu ayette beyyine getirmediği için , ilahlarını terke etmeyecekleri söylemektedirler. Oysa başka ayetlerde Ad kavmine beyyine gelmiş olduğunu haber vermektedir.    [009.070] Onlara, kendilerinden öncekilerin Nuh, AD, Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve yerle bir olan şehirlerin haberi gelmedi mi? ONLARA RESULLERİ BEYYİNELER İLE GELMİŞLERDİ. Demek ki Allah, onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendi nefislerine zulmetmektelerdi.   [014.009] Sizden öncekilerin, Nuh kavminin, AD ve Semud ile onlardan sonra gelenlerin haberi size gelmedi mi? Ki onları, Allah'tan başkası bilmez. RESULLERİ ONLARA BEYYİNELER İLE GELMİŞLERDİ de, ellerini ağızlarına götürüp (öfkelerinden ısırdılar) ve dediler ki: «Tartışmasız, biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyleri inkâr ettik ve bizi kendisine çağırmakta olduğunuz şeyden de gerçekten kuşku verici bir tereddüt... Devamı

EYYUB (a.s) : Şükreden Bir Kul Örneği

2016-05-04 15:24:00

Kur'an , içinde barındırdığı elçi kıssaları ile , onların yaşantılarını bizlere örneklik olarak sunarak , yaşantımızı onların yaşamları üzerinden şekillendirmemizi istemektedir. Eyyub (a.s) , bizlere kıssası anlatılan elçilerden birisi olarak Kur'anda yerini almıştır. Onun kıssasında öne çıkan nokta , ona dokunan bir zarar ve o zararın ondan giderilmiş olmasıdır.  Elçi kıssalarının mesaj içerikli bir çok yönü olduğunu , bundan önceki kıssalar ile ilgili yazılarımızda vurgulamaya çalışarak , Eyyub (a.s) kıssasını farklı yönlerden okumaya çalışmıştık. Bu yazımızda , Kuranın bir çok yerinde gördüğümüz nankör insan tiplemesine karşılık , şükreden insan örneği olarak Eyyub (a.s) ı okumaya çalışacağız. [016.053-54]  Size gelen her nimet Allah'tandır. Sonra, bir sıkıntıya uğradığınızda yalnız O'na sığınırsınız. Ama sonra sizin o sıkıntınızı giderince, içinizden bir kısmı hemen Rab’lerine ortak koşarlar. [010.012]  İnsana bir sıkıntı dokunduğu vakit, gerek yan yatarken gerek otururken, gerek dikilirken, Bize dua eder durur; kendisinden sıkıntısını gideriverdik mi sanki kendisine dokunan o sıkıntı için Bize yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o müsriflere yaptıkları işler, böylece güzel gösterilmektedir. [030.033] İnsanların başına bir sıkıntı gelince, Rablerine yönelerek O'na yalvarırlar. Sonra Allah, katından onlara bir rahmet (nimet ve bolluk) tattırınca, bakarsınız ki onlardan bir gurup yine Rablerine ortak koşuyorlar.   [010.022-23] Sizi karada ve denizde yürüten Allah'tır. Bulunduğunuz gemi, içindekileri güzel bir rüzgarla götürürken yolcular neşelenirler; bir fırtına çıkıp da onları her taraftan dalgaların sardığı ve çepeçevre kuşatıl... Devamı

Miraca İnanmamak Sapıklık Değil İnanmak Sapıklıktır

2016-05-02 13:34:00

"Miraç olayı" olarak bilinen , Muhammed (a.s) ın Mescidi Aksa dan sonra göğe yükselerek orada bazı olaylara şahit olduğu düşüncesi, İslam inancı içinde kemikleşmiş ve neredeyse imanın şartı haline getirilmiş bir inançtır. Bu olay etrafında oluşturulan rivayetler, Allah ve elçisine iftira derecesine varan rivayetler olup , bu inancın desteklenebileceği bir ayet hatta Kur'andan en küçük bir delil dahi yoktur.  Kur'andan delil olduğuna dayanak olarak getirilen ayetlerden birisi İsra suresinin 1. ayetidir. سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ Ayetin, metne sadık kalarak yapılmış meali şöyledir ; Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescidi Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa'ya yürütenin şanı pek yücedir. Şüphesiz o duyandır, görendir. Ancak İsrailoğullarının Tevrata yapmış olduğu zulmü Kur'ana yapmak isteyen bir takım Yahudi zihniyetli Kur'an çevirmenlerinin eli ile , tamamen yalan ve iftira olan miraç olayı, sanki Kur'an tarafından haber veriliyormuş gibi bir durum oluşturulmaya çalışılmaktadır. Yahudi zihniyetine sahip bir Kur'an çevirmeni tarafından çevrilmeyip tahrif edilen İsra s. 1. ayeti şöyledir ; Bir gece, kulu Muhammedin Mescidi Haram’dan, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya, en yüce makama vuslatını gerçekleştiren, huzurunda secdesini sağlayan Allah’ı tesbih, tenzih ve takdis ederiz. Kudretimizin açık delillerinden olan o evrensel peygamberi ins-ü cinne, bütün kainata tanıtalım; kainat ve ötesinin, geçmişte olanlar ve gelecekte olacaklar... Devamı

Dağların ve Kuşların Davud (a.s) İle Birlikte Tesbih Etmesinin G

2016-04-30 14:04:00

Davud (a.s) , kendisine mülk ve yönetim gücü verilmiş elçilerdendir. Onun böyle bir güce sahip olmasının Kur'an içinde anlatılmasının sebebi , kendisinden sonra gelen elinde mülk ve güç bulunduranların, bu gücü nasıl kullanmaları gerektiğine dair örneklik teşkil etmesidir.  Davud (a.s) ın kıssası içinde , dağların ve kuşların onunla birlikte tesbih ettiğinden bahsedilmektedir. Onların bu tesbihi nasıl yaptığı konusunda tefsirlerde malumatlar olmasına rağmen , mesaj içerikli bir okuma yapılmadığı için , maalesef masal ve israiliyyat kaynaklı bilgiler verildiğini görmekteyiz. Yazımızda , Kur'anın bu anlatımının , bize dönük nasıl bir mesajı olabileceği konusundaki düşüncelerimizi paylaşmaya çalışacağız. [021.079]  Biz bu hükmü hemen Süleyman'a belletmiştik. Her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye dağları ve kuşları buyruk altına aldık. Bunları yapanlar Bizdik. [034.010]  Andolsun ki; Davud'a, katımızdan lutuf ihsan ettik. Ey dağlar; onunla birlikte siz de yönelin ve kuşlar da. Ona demiri yumuşak kıldık. [038.017-19]  Onların söylediklerine sabret; güçlü kulumuz Davud'u an; o, daima Allah'a yönelirdi.Biz dağları onun emrine vermiştik, akşam ve işrak vakti onunlar birlikte tesbih ederlerdi.Kuşları da toplu olarak. Her biri ona yönelmişti. "Tesbih" ; Se-be-ha kökünden türeyen ve "Havada ve suda hareket etmek" anlamında bir kelimedir. Terim anlamı olarak , "Allah (c.c) nin yarattığı her şeyin onun koyduğu kurallar ve  yasalar çerçevesinden dışarı çıkamaması" anlamındadır.  [024.041] Göklerde ve yerde olan kimselerin, sıra sıra uçan kuşların Allah'ı tesbih ettiğini görmez misin? Her bir... Devamı