Şefaati Allah'ın İznine ve İstisnaya Bağlayan Ayetler Hakkında B

2016-12-03 15:05:00

Şefaati Allah'ın İznine ve İstisnaya Bağlayan Ayetler Hakkında Bir Mülahaza   Şefaat konulu ayetler , Kur'an içindeki ayetlerin indiriliş gayesine taban tabana zıt bir şekilde anlaşılan ayetler olması itibarı ile dikkat çekmektedir. Şefaat konulu ayetleri tasnif ettiğimiz zaman , 3 farklı ayet gurubu karşımıza çıkmaktadır. 1- Şefaati kesinlikle ret eden ayetler , 2- Şefaate istisna getiren ayetler , 3- Şefaati izne bağlayan ayetler.  1. guruptaki şefaati kesinlikle ret eden ayetler üzerinde herhangi bir spekülasyon yapma imkanı olmamasına karşın , 2. ve 3. guruptaki ayetler üzerinde bir takım spekülasyonlara gidilerek , Allah (c.c) nin kendisinin dışındaki bir takım kimselere böyle bir yetki verebileceği yönündeki görüşlere destek olarak bu guruplardaki ayetler gösterilmektedir. Yazımızda, bu ayetleri nasıl anlamak gerektiği yönündeki düşüncelerimizi paylaşmaya çalışacağız. Şefaat konusunda öncelikli olarak bilinmesi gerekli olan nokta , bu inancın ilk defa Kur'an tarafından ortaya atılarak , hesap gününde cehennemi hak eden kulların , cenneti hak etmiş bazı kullar tarafından Allah (c.c) ye ricacı olarak onun af edilmesini istemek şeklinde bir inanç olmadığıdır.  Bu inanç Kur'an'ın nüzulü öncesinde Mekke müşriklerinde mevcut olan ve tapmış oldukları putlarını Allah ile aralarında yakınlaştıcı olarak görmek esasına dayanan bir inançtır. Şefaat konulu bütün Kur'an ayetleri, bu müşrik inancını ret etmek üzerine inşa edilmiştir. Allah (c.c) kimseye böyle bir yetki vermediğini , hesap gününde de bu yetkinin kendisine ait olduğunu beyan etmektedir. [004.082] Onlar halâ Kur'an'ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah'tan başkasının katından olsaydı, kuşkusuz iç... Devamı

Musa (a.s) Kıssasındaki Denizin Yarılması Olayı Üzerine Bir Müla

2016-12-01 13:44:00

Musa (a.s) Kıssasındaki Denizin Yarılması Olayı Üzerine Bir Mülahaza   Kur'an'da en fazla hacme sahip olan Musa (a.s) kıssası, toplumsal yasaların nasıl işleyiş gösterdiğinin canlı örneklerinin sergilendiği bir kıssadır. Musa (a.s) ın, kıssanın önemli aktörlerinden biri olan Firavun ile olan mücadelesi ve Firavunu yenilgiye götüren mücadele stratejisi , tüm zamanlardaki Firavunların yenilgiye uğratılmasının yolunu göstermesi açısından evrensel mesajlar içermektedir.  Bu kıssada gözümüze çarpan önemli noktalardan birisi , Musa (a.s) ve kavminin, yıllar süren mücadele sonunda Mısırı terk ederek denizin karşı kıyısına geçmeleri , ve bu geçişin denizin yarılması sonucunda gerçekleştiğinin beyan edilmesidir.  İsrailoğullarının  Firavun'dan kurtuluşunun, denizin yarılması sonucunda olduğunu beyan eden ayetlerin üzerinde bir takım spekülasyonlara gidilerek , denizin yarılması olayının gerçek olarak meydana gelmediği , bu yarılma olayının Sünnetullah'a aykırı olduğu , yarılma olarak ifade edilen olayın , İsrailoğulları tarafından yapılan baraj olduğu , barajın kapaklarının açılarak Firavun ve ordusunun boğulduğu , veya denizin med cezir olayı neticesinde suların çekildiği zamanda İsrailoğullarının denizin karşısına geçtiği şeklinde yorumlar yapılarak , bu olay izah edilmeye çalışılmaktadır.  Yazımızda, denizin yarılması ile ilgili anlatımların nasıl bir bakış açısı ile okunması gerektiği yönündeki düşüncelerimizi paylaşmaya çalışacağız. [002.050]  Bir zamanlar biz sizin için denizi yardık, sizi kurtardık, Firavun'un taraftarlarını da, siz bakıp dururken denizde boğduk. [026.063]  Bunun üzerine Musa'ya vahyettik ki: Asanı denize vur. O, hemen yarıldı v... Devamı

Yunus s. 18. Ayeti : "Bunlar Bizim Allah Katında Şefaatçilerimiz

2016-11-28 16:05:00

Yunus s. 18. Ayeti : "Bunlar Bizim Allah Katında Şefaatçilerimiz" Diyen Müslümanlar   Allah (c.c) tarih boyunca indirdiği kitap ve gönderdiği elçiler ile , insanların sadece kendisini ilah ve rab olarak tanımaları gerektiğini ve yaşamlarını bu  esas üzerine temellendirmeleri gerektiğini bildirmiştir. Son kitabın indiği Mekke  bilindiği üzere , Allah (c.c) nin "Şirk" olarak tanımladığı bir çok inanç ve ameli işleyen insanların oluşturduğu bir şehir idi. Bu şehirde yaşayan insanların bir çoğu, "Put" olarak tanımlanan, kimseye herhangi bir zarar veya faydası olmayan şeylere kulluk etmekte,  bunları Allah ile aralarında aracı olarak görmekte idiler. Onların "Şirk" olarak tanımlanan bu düşünceleri ,Yunus s. 18. ayetinde şu şekilde haber verilmektedir.  [010.018]  Allah'ın aşağısından olan, kendilerine ne fayda, ne de zarar verebilecek şeylere kulluk ediyorlar ve «Bunlar bizim Allah katında şefaatçilerimizdir.» diyorlar. De ki, «Siz Allah'a göklerde ve yerde O'nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?» Allah onların ortak koştukları şeylerin hepsinden münezzehtir. Mekke müşrikleri , kulluk etmiş oldukları putlarına tapma gerekçelerini "Bunlar bizim Allah katında şefaatçilerimizdir" diyerek açıklamaktadırlar. Bu açıklama, Allah (c.c) ile direk irtibat kurulamayacağı , onunla irtibat kurmak için bir takım aracıların olması gerektiğine dayanan bir düşüncenin eseri olup , bu düşünce Allah tarafından ret edilmektedir.  Şefaat ; "Bir işte aracılık ve kayırıcılık etmek" anlamına gelen bir kelime olup , bu kelimenin geçtiği ayetleri alt alta koyup okuduğumuz zaman , Allah ile aralarına aracılar koyan Mekke müşriklerinin bu inançlarının yanlışlığını... Devamı

Fussilet s. 30-32. Ayetleri : Melekler İnsan Üzerine Nasıl İner

2016-11-27 12:22:00

Fussilet s. 30-32. Ayetleri : Melekler İnsan Üzerine Nasıl İner ?   Yazımıza konu olarak seçtiğimiz ayetlerde, Allah (c.c) biz iman etmiş kullarına bir vaatte bulunmaktadır. Bu yazımızda Allah (c.c) nin bu vaadinin hayat için nasıl gerçekleştiğine dair bazı tespitlerde bulunmaya çalışacağız. [041.030] Şüphesiz, Rabbimiz Allah'tır deyip, sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmayın, üzülmeyin, size vâat olunan cennetle sevinin! derler. [041.031]  «Biz, dünya hayatında da, ahirette de sizin velileriniziz. Orada nefislerinizin arzuladığı her şey sizindir ve istemekte olduğunuz her şey de sizindir.» [041.032]  Gafur, Rahim olanın ikramı olarak. Bu ayeti literal bir anlam dahilinde okumak , bazı problemleri beraberinde getirerek , bu inişin keyfiyeti ve insanların bu sözleri duyup duymadıkları tartışma konusu olacak , ve asıl mesaj buhar olup uçacaktır. Allah (c.c) nin vaadi yalan olmayacağına , ve vaadinden asla dönmeyeceğine göre , bu ayetlerde bize haber verilenlerin, bizim hayatımıza nasıl yansıyabileceği ve nasıl anlaşılması gerektiği konusu önem kazanmaktadır. Bilindiği üzere Kur'an'da bir çok ayette Allah (c.c) , kullarına yardım edeceğini vaat etmekte , bu vaadin yaşanan hayatlarda nasıl gerçekleştiği ise , elçi kıssaları ile bizlere gösterilmektedir. Biz bu kıssaları okumak ile sadece geçmişte yaşanmış bazı olayları değil , "Sünnetullah" dediğimiz toplumsal işleyiş yasalarının , insan hayatında nasıl pratik bulduğunu da öğrenmekteyiz.  Konumuz olan ayetlerin, Allah'ın yardımının kuralı ve bu kuralın nasıl işleyeceği , hak ediş neticesinde bu kuralın işleyişinin, Meleklerin lisanı üzerinden anlatılmış olması çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini düşünm... Devamı

Rad s. 11. ve Enfal s. 53. Ayetleri : Firavun Örneğinde Toplumsa

2016-11-23 13:07:00

Rad s. 11. ve Enfal s. 53. Ayetleri : Firavun Örneğinde Toplumsal Değişimin Yasaları   Yarattığı insanlara dünya hayatlarında uyması gereken kuralları , elçi ve kitapları vasıtası ile bildiren Allah (c.c) , koymuş olduğu kurallara uymanın veya uymamanın, insanlara dünya ve ahiret hayatlarında nasıl bir karşılık ile döneceğini de haber vermiştir. İnsanların ve toplumların dünya hayatlarında yaptıklarının karşılığını belirli yasalara bağlayarak , bu yasalar dahilinde kişi ve toplum ayrımı yapılmadan karşılığının verilmesine "Sünnetullah" denilmektedir. Sünnetullah adı verilen toplumsal yasaların nasıl işlediği , hem kural olarak , hem de gerçek hayat içinde bu kuralın nasıl vaki olduğu bizlere Kur'an içinde haber verilmektedir. Rad s. 11 ve Enfal s. 53. ayetleri , bu kuralı bize bildiren ayetlerdendir.   [013.011] Ardından ve önünden takib edenler vardır. Allah'ın emriyle onu gözetirler. Şüphesiz ki bir kavim , kendisini değiştirmedikçe , Allah ta o kavmi değiştirmez. Ve Allah, bir kavimin fenalığını dileyince; artık onun önüne geçilemez. Allah'tan başka onları koruyacak birisi de bulunmaz. [008.049] Hani münafıklar, kalblerinde hastalık bulunanlar: Bunları, dinleri aldattı, diyorlardı. Halbuki kim Allah'a tevekkül ederse; muhakkak ki Allah, Aziz' dir, Hakim'dir. [008.050] Melekler yüzlerine ve arkalarına vurarak ve «Tadın yakıcı cehennem azabını» (diyerek) o kâfirlerin canlarını alırken onları bir görseydin! [008.051] İşte bu, ellerinizle yaptığınız yüzündendir, yoksa Allah kullara zulmedici değildir. [008.052]  Firavun taifesi ve onlardan öncekilerin gidişi gibi, Allah'ın ayetlerini yalanladılar da Allah onları günahlarından ötürü yoketti. Allah kuvvetlidir, cezalandırması şiddetlidir. [0... Devamı

Tekfirciliğe Yeni Bir Soluk Kazandıran MEALCİ HARİCİLİK Üzerine

2016-11-22 12:22:00

Tekfirciliğe Yeni Bir Soluk Kazandıran MEALCİ HARİCİLİK Üzerine Bir Mülahaza   Tekfir, "Nankörlük , gerçeği örtmek , inkar etmek" anlamlarına gelen Ke-Fe-Re kökünden türemiş , dini bir terim olarak, bir kimsenin kendisi ile aynı dini görüşleri paylaşmayanlara karşı kullandığı dışlama ifadesi ve onu dinin dışına iterek Müslüman olarak görmemek anlamına gelen bir kelimedir. Dini meseleler konusunda farklı düşüncede olanların  birbirlerini kafir, müşrik v.s gibi dini terimleri kullanarak suçlamalarına verilen ad olan "Tekfircilik" , ne yazık ki Müslümanlar arasındaki tartışmalarda sıkça kullanılmakta , kafir , müşrik v.s gibi dini terimler hoyratça harcanılmaktadır. Ali (r.a) ve Muaviye arasında çıkan Sıffin savaşında , Muaviye'nin ordusundan bir gurubun, Ali ve Muaviye arasında hakem tayin edilmesini istemeleri , Ali (r.a) ın ordusundan olanların bir kısmının, yapılan hakemlik teklifini kabul etmeyerek "Hüküm ancak Allah'ındır" sloganı ile, hakemi kabul eden Ali (r.a) ı kafir ilan ederek ordudan ayrılmaları sonucu, tekfirciliğin atası olarak bilinen, haricilik fırkası ortaya çıkmıştır.   Bu fırkanın ana söylemi olan "Tekfircilik" , bu gün kendilerini "Ehli Hadis" olarak bildiğimiz fırkanın bir kısmında hala yaşatılmaktadır. Bu fırka tekfirciliği çok ileri bir noktaya götürerek, neredeyse imanın bir şartı olarak kabul etmekte, tekfir edilmesi gerektiğini düşündükleri bir kimseyi tekfir etmeyeni , "Kafiri tekfir etmeyen de kafirdir" diyerek , o kimseyi bile tekfir etmektedirler.  Hariciliğin ana söylemini oluşturan tekfircilik , bugün sadece "Ehli Hadis" veya "Selefiyye" olarak bildiğimiz fırkaların bir kısmında değil , kendisini &q... Devamı

Enfal s. 48. Ayetinde Müşrikleri Savaşmaya Teşvik Eden Şeytan Ki

2016-11-20 12:17:00

Enfal s. 48. Ayetinde Müşrikleri Savaşmaya Teşvik Eden Şeytan Kim ?   Şeytan , insanları kıyamete kadar yanlışa sevk ederek onların ayaklarının cennetten kaymasına sebep olacak her türlü sapmanın ve saptırıcının sembol isim olarak Kur'an'da yerini almış önemli bir kavramdır. Bir çok ayet , Şeytan'ın bize düşman olduğunu , ondan sakınmamız gerektiğini öğütlemekte, ona uyanların akıbetinin ise cehennem olduğunu haber vermektedir.  Şeytan kavramı ilk olarak Adem kıssasında karşımıza çıkmakta, ve bu kavram "İblis" adında temsili bir şahsiyet üzerinden canlandırılarak , Adem'in şahsında tüm insanlara nasıl zarar vereceği, görsel bir anlatım yolu ile bizlere, çeşitli surelerdeki ayetlerde gösterilmektedir.  [015.039]  (İblis) dedi ki: Rabbim! Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım! Kur'an'da gördüğümüz tüm müşrik ve kafir karakterleri , Şeytan tarafından azdırılmanın yaşanan hayatlar da nasıl gerçekleştiğine dair verilen canlı örneklerdir. Bizler o karakterlerin yaptıkları üzerinden cehennemin yolunu öğrenerek , bu yola girmemeyi öğrenmekteyiz. [004.120]  Şeytan onlara vadediyor, onları kuruntulara düşürüyor, ancak aldatmak için vaadde bulunuyor. [007.016-7] «Öyle ise» dedi, «Sen beni azgınlığa mahkûm ettiğin için, ben de onları gözetlemek üzere Senin doğru yolunun üzerinde pusu kurup oturacağım.» «Sonra onların gâh önlerinden, gâh arkalarından, gâh sağlarından, gâh sollarından sokulacağım, vesvese verip pusu kuracağım, Sen de onların ekserisini şükreden kullar bulmayacaksın!» [020.120] [ Sonunda şeytan ona vesvese verdi; ... Devamı

Süleyman (a.s) ın Emrine Müsahhar Kılınan Rüzgarı Enfal s. 46. A

2016-11-18 17:16:00

Süleyman (a.s) ın Emrine Müsahhar Kılınan Rüzgarı Enfal s. 46. Ayetinden Anlamak   Süleyman (a.s) kıssası , diğer peygamber kıssalarına nazaran , daha gerçek dışı bilgilerle donatılmış , mitolojik hikayelerle bezenmiş , kerameti müritlerinden menkul sahtekarların elinde silah haline gelen bir kıssa olarak okunmaktadır. Halbuki bu kıssa, en az diğer peygamber kıssaları kadar gerçek , yaşanan hayat ile iç içe , masal ve mitoloji ile en küçük alakası bile olmayan bir kıssa olarak , elinde yönetim ve güç bulunduranlara örneklik teşkil eden bir kıssa olarak okunduğunda , tüm zamanlara dair mesajlar taşımaktadır. Onun kıssasının anlatıldığı ayetlerde , bilindiği üzere rüzgarın onun emrine müsahhar kılındığından bahsedilmektedir. Tefsirlerde yapılan yorumlar ağırlık olarak, rüzgarları emri altına aldığı , istediği gibi estirmekte olduğu gibi absürt ve gerçek dışı bilgiler sayfaları doldurmaktadır. Bu bilgiler ise hayatın gerçekleri ile alakası olmayan bin bir gece masallarında yaşayan bir peygamber ortaya çıkmasına sebep olmuştur.  Bu yazımızda, rüzgarın onun emrine müsahhar kılınması ile ilgili ayetlerin nasıl bir mesaj içermiş olabileceği yönünde bir düşünce çalışması yapmaya çalışacağız. Bu çalışmamızın temelinde, rüzgarın onun emrine verilmesini masal dünyası şeklinde değil , yaşanan hayatın gerçekleri ile ilgisini kurmaya çalışmak yatmaktadır. [021.081]  Süleyman için de, fırtına biçiminde esen rüzgâra (boyun eğdirdik) ki, kendi emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bilenleriz. [038.035-36]  Dedi ki: «Yarabbi! Bana mağfiret buyur ve bana bir mülk bağışla ki, benden sonra hiçbir kimseye lâyık olmasın.... Devamı

Zümer s. 42 ve En'am s. 60. Ayetleri Örneğinde Kur'an'ı Kur'an'd

2016-11-16 13:27:00

Zümer s. 42 ve En'am s. 60. Ayetleri Örneğinde Kur'an'ı Kur'an'dan Anlamak   Kur'an'ın bir takım ön yargılara, veya bazı düşüncelerin tasdik ettirilmesine yönelik yapılan okumalar , bu kitaba karşı işlenebilecek en büyük suçlardandır. Bu türden ameliyeler maalesef geçmişte çokça yapılarak , bir çok soruna yol açan ihtilafları beraberinde getirmiştir. Bu okumalar yüzünden oluşan fırkalaşmalar, yüzyıllardır kapanmaz bir yara olarak içimizde bulunmakta , kapatılmaya çalışılmak şöyle dursun , yeni yeni fırka oluşumları her geçen gün çoğalarak , içinden çıkılmaz bir hal almaktadır.   Yazımıza konu edeceğimiz Zümer s. 42. ayeti oluşturulmuş ön yargılar sonucu, İsa (a.s) ın kıyamete yakın bir zamanda geleceği yönündeki düşünce etrafında okunarak, onun şu anda ölmediğine dair bir delil olarak , veya Yunan felsefesinin bir ürünü olan ruh- beden ayrımı düşüncesi baz alınarak o doğrultuda okunmaya çalışılmaktadır.  Bu ayet oraya buraya çekmeden yine Kur'an bütünlüğü dikkate alınarak anlaşılabilecek bir ayet olup , oluşturulmuş ön yargıların ne kadar yanlış olduğu , En'am s. 60. ayeti ile birlikte okunduğunda görülecektir.   اللَّهُ يَتَوَفَّى الْأَنفُسَ حِينَ مَوْتِهَا وَالَّتِي لَمْ تَمُتْ فِي مَنَامِهَا فَيُمْسِكُ الَّتِي قَضَى عَلَيْهَا الْمَوْتَ وَيُرْسِلُ الْأُخْرَى إِلَى أَجَلٍ مُسَمًّى إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ Bu ayetin Ruh-Beden ayrımı düşüncesi üzerine bina edilmiş, ve yanlış olduğunu düşündüğümüz çevirileri şu şekildedir. [039.042] Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerinde uykuları esnasında ruhlarını alır. Son... Devamı

Araf s. 204. Ayeti : Kur'an Okunduğu Zaman Dinlemenin ve Susmanı

2016-11-15 13:36:00

Araf s. 204. Ayeti : Kur'an Okunduğu Zaman Dinlemenin ve Susmanın Hayat İçindeki Anlamı   Kur'an'ın bazı ayetleri , Muhammed (a.s) ın vefatı sonrası, asıl mesajı içeren anlamlar yerine , farklı yönlere çekilmek sureti ile anlam kaymasına uğratılarak , hayatın merkezine hitap eder olmaktan çıkarılmış,  mistik hikayeler , ön yargılara kurban edilen , rivayetleri onaylayan , güzel sesli hafızlar tarafından okunduğunda ağlanması gereken , ağlayamayanlar için ise ağlıyor gibi rol yapması gereken ayetler  haline getirilmiştir.  Yazımıza konu edeceğimiz Araf s. 204. ayeti , böyle bir anlam kaymasına kurban edilen ayetlerdendir . Kur'an okunduğunda dinlenilmesinin ve susulmasının sadece literal olarak anlaşılması sonucu , Kur'an okunurken gıkını dahi çıkarmayanların bir çoğu , bu kitabın bazı hükümleri dile getirildiğinde hop oturup hop kalkarak, "Ama kardeşim ......." şeklinde bir çok itirazlar sıralayarak , okunduğu zaman dinlemek ve susmaktan kast edilen asıl amacı ötelemektedirler. [007.204] Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin. Bu ayetin literal anlamı , bir kimse tarafından Kur'an okunduğu zaman susulması ve dinlenilmesidir. Bu anlam elbette doğrudur ,Kur'an okunduğu zaman dinlenilmeli ve susulmalıdır. Ancak bu ayet sadece cami veya belirli yerlerde , güzel sesli kariler tarafından okunan Kur'an'ın dinlenilmesi ve okunurken susulması ile sınırlandırılarak , verilmek istenen asıl mesajı arkaya atılmıştır.  Bu ayetin asıl mesajı ne olabilir ? .  Bu kitabın indiriliş gayesi , insan hayatını tevhit merkezli bir düzene koymak , şirk'i hayattan atmak amacına dayalıdır. Ayetleri sadece sesi güzel hafızların okuması sureti ile ağlamak veya ağlıyor görünmek için indirilen bir kitap değildir. Bu k... Devamı

Araf s. 179. Ayeti : Bir Çeviri Sorunu Allah (c.c) Cehennem İçin

2016-11-13 12:23:00

Araf s. 179. Ayeti : Bir Çeviri Sorunu Allah (c.c) Cehennem İçin İnsan Yaratır mı ?   Kur'an'da bazı ayetler, okuyan kişiler tarafından anlaşılmasında güçlük çekilmekte , bu okuyuculardan kalbinde hastalık olanlar , "Böyle şey olmaz" , "Bu ayette çelişki var" , "Allah'ın insanlara ne garezi var" gibi sözlerle ayetlere karşı inkarcı bir tavır takınmakta iken, bir diğer gurup okuyucu ise, Kur'an'ı samimi amaçlarla okumakta, ve bazı ayetleri anlamakta zorluk çekerek , bu ayetler ile bizlere nasıl bir mesaj verilmek istendiği yönünde anlama çalışmasına girmektedir. Bu okuyucuların bazı ayetleri anlamamalarının bir takım nedenleri bulunmaktadır. Bu nedenlerden bir tanesi , ayetin çevirisinde yaşanan sorunlardır. Ayetin yanlış çevirisi , dil kurallarını kullanmaktaki eksiklik , veya Kur'an bütünlüğünden bağımsız bir çeviri yapılmasından kaynaklanan bazı sorunlar, okuyucunun zihninde bazı soruların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.   Bu yazımızda , Araf s. 179. ayetini ele alarak , okuyucu tarafından bazı soruların sorulmasına sebep olan ayetin çevirisinden kaynaklandığını düşündüğümüz problem üzerinde durmaya çalışacağız.  وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيرًا مِّنَ الْجِنِّ وَالإِنسِ لَهُمْ قُلُوبٌ لاَّ يَفْقَهُونَ بِهَا وَلَهُمْ أَعْيُنٌ لاَّ يُبْصِرُونَ بِهَا وَلَهُمْ آذَانٌ لاَّ يَسْمَعُونَ بِهَا أُوْلَئِكَ كَالأَنْعَامِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ أُوْلَئِكَ هُمُ الْغَافِلُونَ Bu ayetin yapılan çevirileri şöyledir ;  [007.179] And olsun ki, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık; onların kalbleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi hatta daha sapıktırlar. İşte bunlar ... Devamı

Araf s. 175-177. Ayetleri : Allah (c.c) Bir İnsanı Nasıl Yükselt

2016-11-12 12:27:00

Araf s. 175-177. Ayetleri : Allah (c.c) Bir İnsanı Nasıl Yükseltir ? ve İsa (a.s) ın Yükseltilmesi   Kur'an bazı ayetlerde , insan , hayvan ve bitki misalleri üzerinden örnekler göstererek , vermek istediği mesajın bizler tarafından daha kolay ve net bir şekilde anlaşılmasını sağlayan bir üslup kullanmaktadır. Ayrıca Kur'an, kendi içinde öyle bir anlam örgüsüne sahip bir kitaptır ki , hiç alakası olmadığını düşündüğümüz bir ayetin , başka bir ayet ile bağını kurarak , bazı müphem ve üzerinde spekülasyon yapılabilecek ayetlerin ve konuların anlaşılmasında bizlere yol göstericilik yaptığını da görebiliriz.  Yazının başlığından anlaşılacağı üzere konumuz olan ayetlerin , İsa (a.s) ın yükseltilmesi ile ilgili nasıl bir bağının olabileceği sorusu akla gelecektir. Yazıyı iki bölüme ayırarak ,önce konu ile ilgili ayetlerin üzerinde bir tefekkür yapmaya çalışacak , ikinci bölümde ise , ilgili ayetlerin Al-i İmran s. 55 ve Nisa s. 158. ayetinde geçen İsa (a.s) yükseltilmesinin ne anlamda olabileceği yönündeki bize gösterdiği yolu anlamaya gayret edeceğiz. [007.175]  Onlara, şeytanın peşine taktığı ve kendisine verdiğimiz ayetlerden sıyrılarak azgınlardan olan kişinin haberini oku. [007.176] Eğer biz dileseydik, onu bununla yükseltirdik. . Fakat o; yere saplandı ve hevasına tabi oldu. Artık onun hali; o köpeğin hali gibidir ki, üstüne varsan da dilini sarkıtıp solur, kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte ayetlerimizi yalanlayan kavmin hali böyledir. Sen, kıssayı anlat. Belki düşünürler. [007.177]  Âyetlerimizi yalanlayan ve kendilerine zulmetmiş olan kavmin durumu ne kötüdür! Haberi okunan kişinin kim olduğu hususunda, tefsirlerde bazı isimlerden ba... Devamı

Kur'an'da Ayetler Arasında Çelişki Var mı ?

2016-11-11 12:50:00

Kur'an'da Ayetler Arasında Çelişki Var mı ?   [017.088]  De ki: «İnsanlar ve cinler, birbirine yardımcı olarak bu Kuran'ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler, and olsun ki, yine de benzerini ortaya koyamazlar.» Kur'an ayetleri arasında çelişki olduğu iddiası , bir takım insanlar tarafından ortaya atılmakta, ve aralarında çelişki olduğuna dair sunulan bir çok ayet , internet ortamındaki bazı sitelerinde yer almaktadır. Bu sitelerdeki iddiaları okuyan bazı kimselerin ise, kafalarında istifham oluşarak , böyle bir şeyin mümkün olup olmadığı konusunda tereddüte düşmektedirler.  Biz Kur'an'ın Allah (c.c) katından indiğine inanmayan insanların bu iddialarına cevap vermeye  yönelik değil , bu gibi insanların açtıkları sitelerde ortaya koydukları iddiaları okuyan bazı Müslümanlarda oluşan istifhamları dikkate alarak , Kur'an hakkında nasıl bir düşünce içinde olunması gerektiği yönündeki fikirlerimizi paylaşmaya çalışacağız.   Kur'an'da çelişki olduğuna dair delil olarak ortaya atılan bazı ayetler , geçmiş tefsirciler tarafından da ele alınarak üzerinde düşünülmüş, ve gerekli yorumlar yapılmıştır. Tefsir usulünde "Müşkilül Kur'an" başlığı altında yapılan çalışmalarda , çelişki olduğundan yola çıkılarak değil , iki ayet arasındaki müşkil'in çözümüne yönelik çalışmalar bu başlık altında toplanmış , ayetler arasındaki bağlantıyı kurmak yönünde çalışmalar yapılmıştır. Kur'an'ın Allah (c.c) katından indiğine inanan bir Müslüman, aralarındaki ilgi bağını kuramadığı ayetler için "Bu ayetlerde çelişki var" veya "Acaba çelişki olabilir mi&qu... Devamı

Araf s. 167. Ayetindeki "Men" Edatının Çevirileri Üzerine Bir Mü

2016-11-10 15:08:00

Araf s. 167. Ayetindeki "Men" Edatının Çevirileri Üzerine Bir Mülahaza   Kur'an'ın indiği dilden başka bir dile çevrilmesi , veya bir ayetin yorumlanmasında, Arap dilini bilmenin gereği ile birlikte , ayetin diğer ayet ve konularla olan bağının kurulması önem arz etmektedir. Elimizde olan Kur'an çevirileri ve tefsirlerinde gözlemlenen bir durum olan, konu bütünlüğünün dikkat edilmemesi nedeniyle, bazı yanlış çeviri ve yorumların olduğu herkesin malumudur.  Bu yazımızda, Araf s. 167. ayetini ele alarak, bu ayetin çevirileri ile ilgili düşüncelerimizi paylaşmak istiyoruz. Ayet , 163. ayetten başlayan deniz kıyısında yaşayan bir topluluk ile ilgili kıssanın bağlamına dahildir. Kıssa ile ilgili olarak bundan önce bir yazımız mevcut olup , bu ayetin çevirisi ile ilgili düşüncemizi , ayrı bir başlık altında paylaşacağımızı söylemiştik. وَإِذْ تَأَذَّنَ رَبُّكَ لَيَبْعَثَنَّ عَلَيْهِمْ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ مَن يَسُومُهُمْ سُوءَ الْعَذَابِ إِنَّ رَبَّكَ لَسَرِيعُ الْعِقَابِ وَإِنَّهُ لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ Araf s. 167 ayetini ağırlıklı olarak yapılan çevirileri şu şekildedir ; [007.167] Rabbin, kıyamet gününe kadar, onları, kötü azaba uğratacak KİMSELERİ üzerlerine göndereceğini bildirmişti. Doğrusu Rabbin, cezayı çabuk verir. Doğrusu O bağışlar ve merhamet eder. Ayetin çevirisinde problem teşkil ettiğini düşündüğümüz nokta , ayet içindeki "Men" (kimse) edatının tekil olarak olması gereken anlamının , çoğul olarak "Kimseleri" şeklinde çevrilmiş olmasıdır. Bazılarımız bunu gereksiz bir ayrıntı olarak görebilir , fakat ayet içindeki geçen " Yesumuhum su el azabi" ibaresinin, diğer ayetler ile bağlantısının kurulması , "Men" edatının d... Devamı

Hamd'ın Alemlerin Rabbi Allah'a Olmasının İnsan Hayatındaki Yeri

2016-11-09 14:04:00

Hamd'ın Alemlerin Rabbi Allah'a Olmasının İnsan Hayatındaki Yeri Nasıl Olmalıdır?   Kur'an'ın bir çok yerinde geçen, "Elhamdulillahi Rabbil Alemin" (Hamd Alemlerin Rabbi Allah'a dır) şeklindeki cümleleri , her gün defalarca tekrarlamamıza rağmen , bu sözlerin gereğini hayatımızda yerine getirdiğimizi söylemek güçtür. Övgü anlamına gelen "Hamd" kelimesinin insan hayatında , insanın asi ve nankör bir tabiatı olması , başına gelenlerden kendisini sorumlu tutmayarak suçu başkalarında araması ile yakından ilgisi vardır.  İnsanlardan bazıları , yaşamları içinde başlarına gelen kötü olaylardan Allah c.c yi sorumlu tutarak, ona isyan etmeyi kendilerinde bir hak olarak görmekte, ve böylelikle ahiret yaşamlarını tehlikeye atmaktadırlar. Kur'an'ın bir çok yerinde geçen "Hamd" kavramı, şayet insanlar tarafından doğru anlaşılmış olsaydı , böyle bir isyanın ne kadar haksız olduğu anlaşılır , ve insanların başına gelen kötülüklerden dolayı Allah c.c nin hiç bir sorumluluğu olmadığı anlaşılmış olurdu. Hamd kelimesinin Allah c.c için kullanılması , Alemlerin rabbi olması nedeniyle tüm alem üzerine koymuş olduğu işleyiş yasalarında herhangi bir yanlışlık , hata , kayırma , düzensizlik , eksiklik olmadığını göstermektedir. Bir kimsenin hamd edilmeyi hak etmesi demek , onun yanlış bir iş yapmaması , yaptığı her ne ise doğru olması nedeniyle her türlü övgüye layık olması demektir. Allah c.c yanlışlık ve hatadan münezzeh olması nedeniyle , hamd edilmeyi hak eden yegane varlıktır. "Hamd" kavramı , Allah c.c nin aldığı kararların , verdiği hükmün en doğru ve tartışmasız olmasını ifade etmektedir. Bir kulun ona hamd etmesi demek , o kulun başına gelen her türlü olayı k... Devamı

Araf s. 163 - 171. Ayetleri : Bir Toplum Nasıl Maymun Haline Get

2016-11-09 14:02:00

Araf s. 163 - 171. Ayetleri : Bir Toplum Nasıl Maymun Haline Getirilir ?   Allah (c.c) yaşadığımız arz üzerine bir takım yasalar koymuş , kişi ve toplumların yaşadıkları hayat içinde yaptıklarının karşılığını , Sünnetullah adı verilen yasalara  bağlamıştır. Kıyamete kadar geçerli olacak bu toplumsal yasaların nasıl işlediğinin canlı örnekleri, İsrailoğulları üzerinden yapılan anlatımlar ile bizlere verilmektedir. Kur'an içinde önemli bir hacim tutan bu kavim ile ilgili anlatımlar, sadece onlara has olarak okunduğunda , toplumsal yasaların nasıl işlediğinin anlaşılarak ibret alınması yerine , sadece o kavmin tarihte başından geçen olaylar olarak okunacak, bu suretle maksat hasıl olmasına yönelik olmayan sınırlı bir okuma yapılmış olacaktır.  Bilindiği üzere Kur'an Araf suresi içinde , İsrailoğullarına mensup olan deniz kıyısındaki şehirde yaşayan bir topluluğun , Allah (c.c) nin koyduğu yasaklara uymamalarının cezası olarak maymun haline getirildiklerini anlatmaktadır. Ancak bu topluluğun maymun haline geldiğinin anlatılması bazı tefsir kitaplarında literal anlamda okunarak , fizyolojik olarak maymuna dönüştürüldükleri şeklinde bilgiler mevcuttur. Bu topluluğun fizyolojik olarak maymuna dönüştürüldüğü düşüncesi halen yaygın bir düşünce olup , maymun olma halinin fizyolojik olmadığını iddia edenler , modernistlik veya bazı suçlamalar ile karşı karşıya kalmaktadır.  Eski tefsirler incelendiğinde , olayın fiziksel olarak gerçekleşmediğini iddia eden müfessirlerin var olduğunun da görüleceğini burada hatırlatmak istiyoruz. Eğer bu konuda suçlama bir yapılacaksa , olayın fiziki olarak gerçekleşmediğini iddia edenlere karşı yapılan suçlamaların aynısı , bu doğrultuda düşünen eski müfessirlere de yapılması gerekme... Devamı