ismailhakki 99 Takipçi | 6 Takip
Kategorilerim

Din

Diğer İçeriklerim (588)

Enfal s. 1. Ayeti İle, 41. Ayeti Arasında Çelişki Var mı ?

Yusuf Kıssasını İlk Muhatapların Gözü İle Okumak

TEVBE S. 31. Ayeti : Hahamları,Rahipleri,Hocaları,Meryem Oğlu İs

Kabe'nin Taşını Öpmek İçin Mekke'ye Giden Hacı Adaylarına Hatırl

MUHAMMED S. 30. Ayeti : Münafıkları Tanıma Yolları

Firavunların Haman'ı ve Karun'u Olmaya Soyunan Dini Lider ve Cem

Kişilerin Değil İlkelerin Yönettiği İslami Hareketin Önemi Üzeri

Fethullah Gülen Hareketi Örneğinde Vahyi Rehber Edinmeyen İslami

ERRAHMAN: Kulları Arasında Ayrım Gözetmeyen Allah'ın Bir İsmi

Ülkemizde Ramazan Manzaraları ve Allah'ın Hudutlarına Saygısızlı

ZÜMER s. 45. Ayeti : Allah (c.c) yi Tek Başına An(a)mayan Müslüm

Süleyman (a.s) ın Asasını Kemiren Kurtları Mesaj İçerikli Okuma

Zariyat s. 47. Ayeti Evrenin Genişlemesini mi Haber Vermektedir?

Ahzab s. 37. Ayetini Tarihsellikten Evrenselliğe Bir Okuma Örneğ

Secde s. 21- 23 : Rivayetlere Kurban Edilmek İstenilen İki Ayet

Yusuf (a.s) a Yapılan Secdeyi Temsili Bir Anlatım Çerçevesinde O

Neml s. 66. Ayetinin Farklı Mealleri Üzerine Bir Düşünce

Zümer s. 53. Ayeti : Muhammed'e Kul Olmadan Allah'a Kul Olunamaz

Süleyman (a.s) Örneğinde Bir Devletin Cinleri ve Şeytanları Kont

Sebe Hükümdarının Süleyman'ın Kitabına Teslim Olması ve Bu Tesli

NUR s.41. Ayeti : Kuşların Tesbihi ve Salatı, İnsanın Tesbihi ve

Beşere Kelimesi Örneğinde Arapçada Kelimelerin Çok Anlamlılığı

ORUÇ : İnsanların Vicdanını Harekete Geçiren Bir İbadet

Neml s. 25. Ayeti Çerçevesinde Şirk ve Tapınma Psikolojisi Üzeri

NAHL S. 71 : Önyargılı ve Kur'an Bütünlüğü Gözetilmeden Okunan B

Kesilen İneğin Bir Parçası İle Ölüler Nasıl Dirilir ?

TEKFİRCİLİK : Müslümanlarda Arız Olan Bir Hastalık

Yusuf'un Gömleğinin Babasını Basir Hale Getirmesi İle Kur'anın İ

Al-i İmran s. 144. Ayeti : Karizmatik Liderler Üzerinden Yürütül

Tüm içeriklerim
Takipçilerim (99)

Enfal s. 1. Ayeti İle, 41. Ayeti Arasında Çelişki Var mı ?

2016-08-22 16:57:00

Elimizde olan Kur'an çevirilerinde yapılan önemli bir eksikliklerden bir tanesi , aynı konu ile ilgili ayetlerin birbiri ile ilişkisinin yapılan çeviride kurulamaması neticesinde, dikkatli bir okuyucunun gözüne takılarak, ayetler arasında bir çelişki olabileceği yönünde bir şüpheye düşmesine neden olunmasıdır.  Hele bu okuyucu, bu kitabı Kur'an ayetleri arasında çelişki bulmak amacı ile okuyor ise, mal bulmuş mağribi gibi sevinerek , Arşimet misali "Buldum Buldum" diye bağırarak, kendisini sokaklara bile atabilmektedir. Dinini Kur'andan öğrenmek için yeni yeni Kur'an meali okuyan bir kimsenin ise , ayetler arasında nasıl bir bağ kurulabileceği noktasında, tereddüte düşmesi kuvvetli bir ihtimaldir.  Kur'an çevirisi yapmaya soyunan kimselerin bu noktaya dikkat etmesinin önemini tekrar hatırlatarak , bazılarının kafasında istifhama neden olan iki ayeti konu ederek , söylemek istediklerimizin daha kolay anlaşılmasını sağlamaya çalışalım. Enfal s. 1. ayetinin metni ve metne sadık kalarak yapılan bir kaç çeviri örneği şöyledir;  يَسْأَلُونَكَ عَنِ الأَنفَالِ قُلِ الأَنفَالُ لِلّهِ وَالرَّسُولِ فَاتَّقُواْ اللّهَ وَأَصْلِحُواْ ذَاتَ بِيْنِكُمْ وَأَطِيعُواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ Bayraktar Bayraklı : Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: “Ganimetler Allah ve Peygamberi’ne aittir. O halde Allah’tan sakınınız, aranızda barış ve esenliği sağlayınız. Eğer müminler iseniz, Allah ve Rasûlü’ne itaat ediniz.” Edip Yüksel : Savaş ganimetleri hakkında senden soruyorlar. De ki: 'Ganimetler, ALLAH'ın ve elçisinindir.' ALLAH'ı dinleyin, aranızı düzeltin. İnanıyorsanız, ALLAH'a ve elçisine uyun. Muhammed Esed : Sana ganimetler hakkınd... Devamı

Yusuf Kıssasını İlk Muhatapların Gözü İle Okumak

2016-08-21 17:19:00

Resullerin başlarından geçenlerden, sana anlattığımız her şey, senin gönlünü pekiştirmemizi sağlar; sana bu belgelerle gerçek; inananlara da öğüt ve hatırlatma gelmiştir. Hud s. 120. ayetinin meali olan yukarıdaki cümleler , Kur'an içinde önemli bir yer tutan kıssaların amacını anlatmaktadır. Kur'anın ilk muhatabı olması hasebiyle , okunan bütün kıssalar, öncelikle Muhammed (a.s) a ve onunla birlikte olanlara hitap etmekte , sonra ise bu kitaba muhatap olan tüm iman edenlere hitap etmektedir.  Kur'an kıssalarının ortak yönünü kısaca özetleyecek olursak, bu anlatımlarda önce çıkan en önemli hususlardan birisi , Muhammed (a.s) ve iman edenlerin içinde bulunduğu sıkıntılı durumun bir benzerini , kendisinden önceki elçiler ve o elçilere iman edenlerin de yaşamış olduğu , yaşanmış olan bu sıkıntılara sabretmenin sonucunda zafere erişilmiş olduğu hatırlatması yapılarak , başarının çekilen sıkıntılara göğüs germenin sonucunda geldiği, önceki elçilerin kıssaları ile gerçek yaşanmışlıklar üzerinden gösterilmesidir.  Yusuf kıssası da , Muhammed (a.s) a anlatılan ve Yusuf (a.s) ın çektiği sıkıntılara nasıl göğüs gerdiği anlatılarak, "Mutlu Son" olarak nitelenebilecek sona nasıl kavuştuğu ve bu anlatımlardan öncelikle, Muhammed (a.s) ve onunla birlikte olanların , sonra da kıyamete kadar gelecek olan bütün muhatapların hisse alması istenen bir kıssadır.  Yazımızın konusu , bu kıssayı İlk muhatapların gözü ile okumaya çalışmak, ve Yusuf (a.s) ın başına gelen sıkıntıları, Muhammed (a.s) ın nasıl okumuş olabileceği, ve onun başına gelenlerden kendisi için ne gibi ibretler çıkarmış olabileceği yönünde olacaktır.  Bu kıssayı Muhammed (a.s) ın göz&uu... Devamı

TEVBE S. 31. Ayeti : Hahamları,Rahipleri,Hocaları,Meryem Oğlu İs

2016-08-15 15:10:00

Kur'anın ihtiva ettiği ayetlerin bazıları , önceki toplulukların yaptıkları bir takım yanlışlıkları anlatarak sonrakilerin, öncekiler tarafından yapılmış olan aynı hatalara düşmelerinin önüne geçmeyi hedeflemektedir. Kur'an okuyucuları şayet , okudukları ayetler içinde anlatılan geçmiştekilerin hatalarını, sadece onlara has olduğu düşüncesi ile okuyacak olursa , yapılan bu anlatımların amacı buhar olup havaya uçacak , okunan ayetler "geçmişlerin masalları" olarak  kalacaktır.  Kur'anın Yahudi ve Hristiyanlar ile ilgili ayetleri , bu anlayış içinde okunması gereken ayetlerden olup , onların yaptıkları hataların aynısı, bugün biz Müslümanlar tarafından yapılmaktadır. Maalesef bizler, o topluluklar ile ilgili ayetleri, sadece onlara has bir durum olarak okuduğumuz için, gerekli ibretleri almaktan yoksun bir halde, ilgili ayetleri okumaya devam etmekteyiz.  Yazımıza konu edeceğimiz Tevbe s. 31. ayeti, işte böyle bir ayet olup , ayet içinde bahsi geçen Yahudi ve Hristiyanlar tarafından yapılan hataların aynısı, bugün biz Müslümanlar tarafından yapılmaktadır. Kur'an kavramlarının içinin boşaltılmış olması nedeni ile, onların bazı insanları "Rab" olarak ittihaz etmelerinin ne anlama geldiği, biz Müslümanlar tarafından maalesef anlaşılamamış , aynı tehlikenin bizler içinde geçerli olduğu şuurundan yoksun milyonlarca Müslüman bugün hala başta Muhammed (a.s) olmak üzere , şeyhleri ve hocaları rab ittihaz etmektedirler.  اتَّخَذُواْ أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَابًا مِّن دُونِ اللّهِ وَالْمَسِيحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَمَا أُمِرُواْ إِلاَّ لِيَعْبُدُواْ إِلَهًا وَاحِدًا لاَّ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ [009.031]  Onlar Allah'ın astında hahamlarını, rahiplerini ve Meryemoğlu İsa'yı ... Devamı

Kabe'nin Taşını Öpmek İçin Mekke'ye Giden Hacı Adaylarına Hatırl

2016-08-07 17:49:00

İçinde bulunduğumuz günler , Allah (cc.) nin yol bulabilenlere farz kıldığı bir ibadet olan hac ibadeti için insanların Mekke şehrine gitmeye başladığı günler olup , bu ibadet diğer farz kılınan ibadetler gibi, ilerleyen zaman içinde içi boşaltılmış , olması gereken boyutundan çıkarılarak, kuru bir ritüel haline çevrilmiş, neredeyse Mekke'ye mü'min giden kişinin , oradan müşrik olarak döndüğü bir ibadet haline getirilmiştir.  Allah (c.c) tek ilah ve rab olarak kabul etmenin bir gösterisinin yapıldığı bu topraklarda yapılan hac ibadeti ile ilgili bazı hareketler, bırakın tevhidi bir gösteri olmayı , maalesef şirk'in bir gösterisi haline dönüşmüş olarak yapılmaktadır.  Bu yazımızda , hac ve umre ibadeti için Mekkeye gidenlerin , yapmayı bir ibadet haline dönüştürmüş oldukları, ve bunu yapabilmek için birbirini ezmeyi dahi göze aldıkları, Kabe'nin taşını öpme ve ona yüz sürme yarışının yanlışlığını , yanlışlığın ötesinde kişinin itikadında yaptığı hasarı ele almaya çalışarak , bu ibadet için Mekke'ye giden hacı adaylarına bazı hatırlatmalarda bulunmak istiyoruz.  Hac ibadeti bilindiği üzere , gönderiliş amaçları yeryüzünde şirk'i ortadan kaldırarak tevhidi hakim kılmak olan elçilerden biri olan atamız İbrahim (a.s) ın, yaşadığı kavmi terk ederek geldiği ,  kuş uçmaz kervan geçmez bir yer olan, ve "Mekke" olarak bildiğimiz topraklarda "El Beyt" olarak beyan edilen "Kabe" yi ,oğlu İsmail (a.s) ile birlikte yeniden yükseltmesinin ardından yapmış olduğu duasının, rabbi tarafından kabul edilmesi sonucunda insanlara farz kılınmıştır. Bu ibadetin öne çıkan önemli bir özelliği sembolik bir ibadet olmasıdır. Bu sembollerin en... Devamı

MUHAMMED S. 30. Ayeti : Münafıkları Tanıma Yolları

2016-07-29 18:52:00

Bir toplumun düşünce ve fikirlerini benimsemeyen , fakat benimsiyor görünerek onlardan olduğu izlenimini veren , aslında o topluma zarar vermek amacında olan kişilerin, Kur'andaki ismi MÜNAFIKtır. Bu karakterdeki insanların, içlerinde yaşadıkları topluma verdikleri zararlar , o topluma düşman olan ve düşmanlıklarını açıkça izhar eden insanlardan daha fazla olup , sakınılması gereken düşman guruplarının başında gelmektedir.   Bu karakteri taşıyan insanlar ile ilgili olarak Kur'an tarafından verilen bilgiler , kitap içinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu kimseler ile ilgili olarak verilen bilgilerin hicret sonrası Medinede inen ayetler gurubunda yer alması, ve "Kafir" olarak nitelenen guruplardan daha fazla yer tutması ayrıca dikkate değerdir.  Medinede "Devlet" olarak niteleyebileceğimiz bir oluşum içine girmiş olan Müslümanların, bu oluşumlarını yıpratmak ve kırmak için yapılan tahribat çalışmalarından bir tanesi, nifak yolu ile o topluluğun içine girmiş olanlar marifeti ile gerçekleştirilmeye çalışılmış, ancak bu münafıklar , başta Muhammed (a.s) olmak üzere ashabım basiret ve feraseti sayesinde başarılı olamamışlardır.  Münafıkların başarılı olamamalarının sebebi ise , onların Kur'an tarafından açığa vurulan yüzlerinin Müslümanlar tarafından doğru biçimde okunmuş ve hayata yansıtılmış olmasıdır. Devletleri yıkmak için kullanılan kadim bir yollardan biri olan münafıklık, dün olduğu gibi , bugün , yarın, ta ki kıyamete kadar kullanılacak bir yol olup , bize düşen görev ise , bunların yüzlerini açığa vuran ayetlerin güncel mesajlarını okuyarak içimizdeki münafıkları tanımak ve onları açığa çıkarmak olmalıdır.  Muhammed (a.s) ve ashabının kendilerine Kur... Devamı

Firavunların Haman'ı ve Karun'u Olmaya Soyunan Dini Lider ve Cem

2016-07-26 16:37:00

Biz hala Kur'anın tarihsel mi yoksa evrensel mi olduğunu tartışırken , bu kitap içinde sembol bir haline gelmiş olan "Firavun - Haman - Karun" isimlerin güncel versiyonlarının dünya üzerinde yaptıkları her türlü fesat hareketlerini görmezden gelerek , Müslümanlar olarak o fesat hareketlerinin bir piyonu olmaya maalesef devam etmekteyiz. Dünya genelinde yaşanan fesat olaylarını doğru bir şekilde tahlil edebildiğimiz zaman , Kur'anın kıssalar ile yaptığı anlatımların ve o kıssalardaki bazı şahıs isimlerinin ne kadar canlı ve güncel olduğu ortaya çıkacaktır.  Firavun - Haman - Karun gibi isimler, Musa (a.s) kıssasında geçen ve yaşadıkları hayat biçimi açısından artık evrensel bir isim haline gelmiş şahsiyetlerdir. Dün bu isimler ile anılan şahsiyetlerin, müstazaflaştırılmış İsrailoğulları üzerinde yaptıkları zulmü , bugün içlerinde İsrail'inde olduğu bazı devletler diğer devletlere uygulayarak dünyayı kan ve göz yaşına boğmaktadırlar.  Dünya üzerinde yaşanan bu zulmü gördüğümüzde, Kur'anın Tevhit merkezli ve şirk sistemlerine düşman olan çağrısının ne kadar evrensel, ve ne kadar önemli olduğu gerçeği de ortaya çıkmaktadır. Çünkü, şirk sistemlerini kendilerine esas olan firavunvari yönetimler , insanları baskıları altında tutmak için bir çok bir çok yolu denemekte , Haman ve Karun bu baskının iki ayağı olarak, Firavun ile birlikte saç ayağını oluşturmaktadır. Türkiye de yaşanan son olaylarda başı çeken şahsın, ve o şahsın meydana geliştirdiği oluşumun, İslami bir referansa sahip olması , Firavunların dünya üzerinde fesada dayalı emellerini gerçekleştirmek yönünde ne kadar hain ve sinsi davrandıkları da ortaya çıkmaktadır. ... Devamı

Kişilerin Değil İlkelerin Yönettiği İslami Hareketin Önemi Üzeri

2016-07-25 14:46:00

İnsanların katılımı ile oluşturulmuş olan fikir ve düşünce hareketlerinde, liderlik makamı önemli bir konum arz etmektedir. Bu hareketlerde ortaya çıkan sorunların en önemlilerinden bir tanesi , lider konumunda olan kişilere yüklenen karizma ve onların vazgeçilemez oldukları düşüncesidir.  Olayı, İslamı referans alan fikir ve düşünce hareketleri açısından değerlendirdiğimizde , bu sorun daha da büyümekte, ve neredeyse liderin ilah konumuna yükseldiği bir hareket ortaya çıkmaktadır.  Kur'anda Muhammed (a.s) ın bizler için "en güzel örnek" olarak vasıflandırılmış olması , lider konumunda olan kişilerin bu görevlerini nasıl kullanacakları , liderin etrafında toplanmış olan kişilerin ise , o lidere bakış açıları ve davranışlarının nasıl olması gerektiği konusunda bizleri yeterince bilgi sahibi kılmaktadır.  Onun "Kul bir Elçi" olarak vasıflandırılmış olması, onun şahsından öte taşımış olduğu görevin öne çıkması anlamına gelmektedir. Onun şahsından öte taşımış olduğu misyonun öne çıkması gerektiği , İslamı referans alan tüm hareketlerin ortak çıkış noktası olması gerekmektedir.  [003.144] Muhammed, sadece resuldür. Nitekim ondan önce de nice resuller gelip geçmiştir. Şayet o ölür veya öldürülürse, Siz hemen gerisin geriye mi döneceksiniz? Kim geri dönerse, bilsin ki Allah’a asla zarar veremez. Ama Allah hidâyetin kadrini bilip şükredenleri bol bol mükâfatlandıracaktır. Al-i İmran s. 144. te ki onun öldürüldüğü haberleri üzerinde dağılan sahabenin eleştirildiği ayeti dikkate aldığımızda, liderin değil ilkelerin öne çıktığı bir İslami hareket modeli görebiliriz. Bu ayet, İslami bir hareket içinde ... Devamı

Fethullah Gülen Hareketi Örneğinde Vahyi Rehber Edinmeyen İslami

2016-07-23 14:25:00

Türkiye de son günlerde yaşanan ve İslami söylem ile yola çıkan bir cemaatin baş rolünü oynadığı olaylar, bir çok yönden incelenmeye müsait bir yapı arz etmektedir. Yazımızda bu olayı, hareket ve düşünce stratejisini vahiyden almayan İslami bir hareketin zaman içinde gelebileceği noktayı adı geçen hareket örneğinde değerlendirmeye çalışacak , ve vahyin önerdiği hareket metodunun ne kadar önemli olduğuna dikkat çekmeye çalışacağız.  Muhammed (a.s) ı mesajını iletmesi için kendisine elçi seçen Allah (c.c) , bu mesajı iletmesini istediği elçisini muhayyer bırakmayarak , nasıl bir yol haritası izlemesi gerektiğini elçisine kendisi bildirmiştir. Kendisine verilen bu yol haritasını milim dahi sapmadan izleyen Muhammed (a.s) ve onunla birlikte olanlar nihai hedefe ulaşarak başarıya ulaşmışlardır.  Muhammed (a.s) ın nihai hedefi , şirk'in kalesi haline gelmiş olan Mekkeyi putlardan temizleyerek , Tevhid'in kalesi haline getirmekti . 23 yıl süren mücadele sonucunda bu hedefe ulaşmak için takip edilen yol , bir çok Kur'an ayeti ile emredilen yol olup , aynı yolun izlenmesi, İslami bir mücadele içinde olanların tümü için gereklidir.  Kendisine "Ben Müslümanlardanım" diyenlerin yaşam gayesi , sadece Allah (c.c) ye kul olmak yolunda bir hayat için mücadele olup , bu mücadele için gerekli olan yol haritası Muhammed (a.s) ın izlediği yol olması gereklidir. İzlenmesi gereken yolun dışında izlenen her türlü yol , bizleri dünya ve ahirette ziyana uğrayanlardan kılacaktır. Kalem suresindeki ayetler, Kur'anda ona ve dolayısı ile bizlere önerilen yol haritalarından bir kaç tanesidir .  [068.008]  Bundan böyle, yalanlayanlara itaat etme; [068.009] ... Devamı

ERRAHMAN: Kulları Arasında Ayrım Gözetmeyen Allah'ın Bir İsmi

2016-07-10 15:02:00

Esma- ül Hüsna denilince bugün bir çok Müslümanın aklına, Allah (c.c) nin 99 adet olan ve bunları sayanın cennete gideceği vaad edilen bir takım isimler gelmektedir. Fakat bir çok Müslüman , saydığı bu isimlerin anlamlarını bilmemekte ve bu isimlerin hayat alanında nasıl bir işlevi olduğundan habersiz bir halde olup, bu isimleri sadece ezberleyerek cennete gitmek derdine düşmüştür.    Kur'ana baktığımızda 99 ile sınırlandırılmış olan bu isimlerin daha da çoğalması mümkün iken sayının 99 da bırakılmış olmasını izah edebilmek güçtür. Muhammed (a.s) dan gelen "Allah'ın 99 ismi vardır bunları sayan cennete gider" gibi rivayetleri, çokluktan kinaye olarak anlamak mümkün iken , literal okumaların sonucu ortaya çıkan bu durum, maalesef biz Müslümanların din konusundaki cehaletlerini göstermektedir.  İnişi devam eden bir kitap içinde mevcut bulunan isimleri sadece 99 adet ile sınırlandırmak, Muhammed (a.s) için olmayacak bir şey olup bu gibi rivayetler, maalesef mistik bir inanışın tezahürü olarak kitaplara yansımıştır.   Muhammed (a.s) eğer bu tür sözler söylemiş ise , 98 den bir sonraki , 100 den bir önceki sayı olarak, veya bu sözleri sadece ezberleyerek cennete gitmek değil , hayata aktararak ve çokluktan kinaye olarak söyleyerek , cennete gidilebileceğini ifade etmek istemiştir.    Esma-ül Hüsna olarak bildiğimiz isimler , bizlerin yegane ilahı ve rabbi olan Allah (c.c) yi tanıtan isimler olup , "ERRAHMAN" ismi bu isimlerden bir tanesidir. Her gün dilimizde defalarca tekrarlanan, fakat anlamı hakkında fazla bir bilgi sahibi olmadığımız bu ismin ifade ettiği anlam üzerinde tefekkür etmeye çalışmak, bu yazımızın konusu olacaktır.  ... Devamı

Ülkemizde Ramazan Manzaraları ve Allah'ın Hudutlarına Saygısızlı

2016-07-02 14:44:00

Allah (c.c) yaratmış olduğu biz insanları , göndermiş olduğu elçiler ve kitaplar ile adına "Eddin" dediği yaşam kuralları belirleyerek, bu kurallara uymalarını istemiştir. Bu kurallara uyma veya uymama konusunda insanların iradelerini serbest bırakmasına karşın , uyanlara ve uymayanlara nasıl bir karşılık vereceğini yine aynı kitaplarda beyan etmiştir.  Son elçi Muhammed (a.s) ve ona indirilen Kur'anın Bakara s. 183- 187. ayetleri arasında, Ramazan ayı içinde iman edenlere günün belirli vakitlerinde yeme içme ve cinsel yasaklar koyarak, bunlara uyulması bizlerden istenmiştir. Yazımızda, bu görevin fıkhi boyutu üzerinde değil , % 99 nüfusun "Ben Müslümanım" dediği bir ülkede bu emre uyulma konusunda gösterilen hassasiyete dair olacaktır.  Öncelikle şunu ifade etmek isteriz ki , Allah (c.c) oruç tutma konusunda insanlara kaldıramayacağı bir yük yüklememiş , hastalık , yolculuk , güç yetirememe gibi mazeret durumunda onları oruçtan muaf tutmuş , mazaretleri geçtiğinde bu vazifeyi yerine getirebileceklerini , sürekli mazereti olanlara ise fidye verebileceklerini bildirmiştir.  Ancak ülkemizin bir kısmında kalan illerin bir çoğunda oruca gösterilen saygı , ülkenin diğer bir  kısmında kalan bir çok ilde gösterilmemekte , insanların bazılarının oruç tutmadıklarını alenen izhar etmek için sanki bir yarış içine girmişçesine bir hayat sürdüğünü görmekteyiz. Yapılan bu hatanın bize dünya hayatı içinde getirebileceği acı sonuçların, sadece oruç tutmamakta ısrarcı olan kesimi değil, hepimize yansımalarının olacağını düşündüğümüzde geleceğimiz pek parlak görülmemektedir.  Hata olarak gördüğümüz nokta, insanların o... Devamı

ZÜMER s. 45. Ayeti : Allah (c.c) yi Tek Başına An(a)mayan Müslüm

2016-06-30 17:37:00

Şirk kavramı, Kur'anın odak kavramlarından olup, "Allah (c.c) nin hükümranlık alanına giren konularda onun dışındakilerin hükmüne tabi olmak" anlamına gelmekte ve bu cürmü işleyerek ölmeden evvel bu cürümden dönmeyenlerin ebedi cehennem ile cezalandırılacağı haberi bizlere aynı kitap içinde müteaddit defalar haber verilmektedir.  Bu kavramın ifade ettiği anlamlar , maalesef bir kısım Müslümanın hayatı içinde yer almakta ve kendisine "Ben Müslümanım" diyen bir çok Müslüman, şirk içinde bir hayat geçirmekte , ve bu şirklerinden haberleri olmadan vefat etmektedirler.  Yazının amacı ,kimseyi tekfir etmeye yönelik olmayıp , Zümer s. 45. ayeti örneğinde şirk'in Müslüman hayatında nasıl yer aldığına dikkat çekmeye çalışarak , bundan sakınılmasına yönelik bir hatırlatmadır. [039.043] Yoksa Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: «Onlar bir şeye sahip olmadıkları, akıl da edemedikleri halde mi şefaat edecekler?» [039.044]  De ki: «Bütün şefaat Allah'ındır. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz.» [039.045]  Böyle iken Allah bir olarak anıldığı vakıt Ahırete inanmıyanların yürekleri burkulur da ondan berikiler anıldığı vakıt derhal yüzleri güler. Ayetin ilk muhatap kitlesi Mekkeli müşriklerdir. Biz bu ayeti "sadece onlara hitap ediyor" diyerek tarihe gömmek yerine , bu ayetin içerdiği mesajı dikkate alarak , aynı durumun Müslümanlardaki yansımalarına dikkat çekmeye çalışacağız. Bilindiği üzere bugün İslam coğrafyasında yaşayan Müslümanların inançlarının kaynağı vahiyden değil, rivayetler... Devamı

Süleyman (a.s) ın Asasını Kemiren Kurtları Mesaj İçerikli Okuma

2016-06-28 17:31:00

Süleyman (a.s) kıssası , özellikle ellerinde yönetim , askeri ve maddi güç bulunanların bu güçleri hak ve adalet ölçülerinde nasıl kullanması gerektiğini öğreten bir kıssadır. Eğer bu kıssa , "Bu kıssadaki anlatımların günümüze dönük mesajı nedir?" sorusunun cevabını aramak maksatlı okunacak olursa , yaşanan ve yaşanacak olan tüm zamanlara dair mesajlar taşıyan bilgileri ihtiva eden bir kıssa olduğu anlaşılacaktır. Bu yazımızda , Onun kıssasının anlatıldığı Sebe s. 14. ayetini ele alarak, o ayet içinde anlatılmaya çalışılan mesajı okumaya gayret edeceğiz.  [034.014] Onun ölümüne hükmettiğimiz zaman; ölümünü onlara ancak değneğini yiyen canlı farkettirdi. Yere düşünce ortaya çıktı ki; eğer cinler gaybı bilselerdi, horlayıcı azab içinde kalmazlardı. Bu ayeti literal bir anlama hapsederek okumaya çalıştığımızda ortaya çıkan anlam şu şekildedir ;  Süleyman (a.s) ölmüş olduğu halde asasına dayalı bir vaziyette yıllarca ölü olarak kalmış , bunu kimse anlamamış , onun asası bir kurt tarafından kemirilmek sureti ile kırılınca o da yere düşmüş ve öldüğü cinler tarafından böylece anlaşılmıştır.    Bu ayetin tefsirlerine bakıldığında, lafızcı yaklaşımın etkilerine rastlamaktayız , ancak bu tür tefsirlerin, ayetin içerdiği mesajı anlamakta engel teşkil ettiğini ifade etmek istiyoruz. Bu ayete sadece lafızcı bir yaklaşım ile bakıldığında, olay sadece Süleyman (a.s) ile sınırlı kalacak , ayetin zaman ve mekanı aşan evrensel mesajı ıskalanmış olacaktır.  Bu sebepten ötürü , ayetin içerdiği mesaja odaklanarak , onu okumaya çalışmak , ayetin zaman ve mekan üstünü aşan mesajını anlamamızı kolaylaştıracaktır.  Bu ayet... Devamı

Zariyat s. 47. Ayeti Evrenin Genişlemesini mi Haber Vermektedir?

2016-06-26 14:25:00

Kur'an ayetlerinin bazı bilimsel buluşları 1500 yıl önceden haber vermiş olduğu iddialarının , biz Müslümanların bilim dünyasından olan kopukluğunu ve ezikliğini örtme çabaları olarak yorumlamak sanırım yanlış olmayacaktır. Batı dünyasının kevni ayetleri okuma yolu ile elde ettiği bilgilerin, ve bu bilgiler ile elde ettiği teknolojik üstünlüğün altında ezilen biz Müslümanlar, bu bilimsel buluşlara karşı sadece "Ne olacak canım Kur'an bunları 1500 sene önce haber vermiş bunlar bizim kitabımızda zaten yazıyor" diyerek, züğürt tesellisi modundan hala çıkabilmiş değiliz.  Kur'an ayetlerinin , uçağı , treni , elektiriği , ışınlamayı v.s bir sürü bilimsel icadı 1500 sene öncesinden haber verdiği iddiaları , sadece karşımızdaki insanları kendimize güldürmekten başka işe yaramayan iddialar olup, onlar da bu iddialara karşı "Madem sizin kitabınızda var neden siz bulmadınız da biz bulduk?" şeklinde sorularla bizleri susturmaktadırlar.  Kur'anın bazı bilimsel buluşları 1500 sene öncesinden haber vermiş olduğu düşünceleri başkalarını kendimize güldürmekten başka bir işe yaramamasının yanı sıra, içinde bir takım yanlışları barındırması açısından tehlikeli bir söylem olup , bu yazımızda bu söylemin tehlikelerine dikkat çekmeye çalışacağız.  Bu söylemin temelinde ,Kur'anın Allah kelamı olmadığına dair ortaya atılan iddiaların büyük payı olduğunu , ve bu iddiaların yanlışlığını ortaya koymak için , Kur'anın bugün bilim insanları tarafından yeni bilinen bazı şeyleri, daha 1500 sene öncesinden haber verdiği , dolayısı ile bu kitabın Allah kelamı olduğu bu yolla ispatlanmaya çalışılmaktadır.  Bilimin verileri değişmez ve kesin veriler midir , yoksa bilim dün doğru dediğine ... Devamı

Ahzab s. 37. Ayetini Tarihsellikten Evrenselliğe Bir Okuma Örneğ

2016-06-24 14:52:00

Kur'an bilindiği üzere , yaklaşık 1500 yıl kadar önce Mekke ve Medine şehirlerinde Muhammed (a.s) a inmiş bir kitaptır. Bu kitabın en önemli özelliği , indiği zaman ve mekan dahilinde yaşayan insanların dil , kültür , örf , gibi unsurlarını göz önünde bulundurmuş olmasıdır. Bizler bugün Kur'anı okurken , bu unsurları göz ardı ederek, yani yaşanmışlığını ret ederek okumaya kalktığımızda, karşımıza bir çok anlama sorunu çıkacaktır.    Kur'anın 1500 sene önce inmiş olması , bugün bu kitabın bizlere dair mesajlarının olup olmadığı noktasında bazı tartışmaları beraberinde getirmiştir. Biz bu tartışmalara girmeden "Tarihsel arka plan" olarak nitelenen ve Kur'anın anlaşılmasında önemli bir faktör olan durumu göz önüne alarak , dün Medinede inen bir ayetin , bugün bizler için nasıl bir mesaj içerebileceğini ,Ahzab s. 37. ayetini ele alarak okumaya çalışacağız.  Bu yazıyı kaleme alma amacımız , Kur'anın evrensel bir kitap olduğunu ispatlamak olmadığını hatırlatmak isteriz. Tarihselcilik - Evrenselcilik gibi kavramlar etrafında yapılan tartışmaların hiç bir tarafında olmadığımızı , bu konuda daha önce yazmaya çalıştığımız yazılarda belirtmeye çalışmıştık. Ancak bir ayetin bize dönük bir mesajının olup olmadığı , eğer bir mesajı varsa bu mesajı doğru okumanın yolunun , ilgili ayetin ilk muhataplara ne dediğini tespit etmekten geçtiğini söylemek istiyoruz.  Konumuz olan ayetin meali şu şekildedir ;  [033.037]  Allah'ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye: «Eşini bırakma, Allah'tan sakın» diyor, Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah'tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kestiğ... Devamı

Secde s. 21- 23 : Rivayetlere Kurban Edilmek İstenilen İki Ayet

2016-06-22 15:37:00

Kur'anı tefsirler aracılığı ile anlamaya çalışmak karşı çıktığımız bir yol olmamakla birlikte , beraberinde bir takım sorunları taşıması açısından dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Tefsir okuyucusu öncelikle hangi tefsiri okursa okusun , bu tefsirin kişisel görüşlerin bir yansıması ve bu görüşlerde eksik ve hata barındırma ihtimalini her zaman dikkate almak zorundadır.  Tefsir yapıcısı eğer sahip olduğu mezhep veya meşrebinin görüşlerini Kur'ana onaylatmak için böyle bir işe girişmiş ise , karşımıza tam bir facia çıkabilir. İslam düşüncesine hakim olan rivayet kültürü maalesef öyle bir hal almıştır ki , neredeyse Kur'anın bazı ayetleri bu rivayetleri onaylatmak temeline dayalı düşünceler çerçevesinde yorumlanmaktadır.  Bütün tefsirlerin böyle bir düşünce içinde olduğunu iddia etmemekle birlikte , maalesef bazı tefsirlerdeki ayet yorumlarının böyle bir amaca hizmet ettirilmeye yönelik olarak yorumlandığını görmekteyiz. Bu yazımızda, Secde suresi içinden 2 ayeti ele alarak, rivayet merkezli bir yoruma örnek olarak göstermeye çalışacağız.  Secde s. 21. ayeti ;  وَلَنُذِيقَنَّهُمْ مِنَ الْعَذَابِ الْأَدْنَى دُونَ الْعَذَابِ الْأَكْبَرِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ Andolsun ki onlara en büyük azaptan önce yakın azaptan tattıracağız. Umulur ki dönerler. Bu ayet içinde geçen "Yakın azap" kelimesi  bazı tefsirciler tarafından , kabir azabı olarak yorumlanmaktadır. Tefsirlerin çoğunluğu böyle bir yoruma katılmamış olsa da , yine bazı tefsirlerde şaz olarak görülen bu gibi yorumlar bulunmaktadır. Bu yorumu yapan tefsirci eğer , ayeti kabir azabını onaylatmak amacı ile okumamış olsaydı, aynı ayet içindeki "Umulur ki dönerler"... Devamı

Yusuf (a.s) a Yapılan Secdeyi Temsili Bir Anlatım Çerçevesinde O

2016-06-20 16:58:00

Kur'anın "Ahsenel Kasas" (Kıssaların en güzeli) olarak tanımladığı Yusuf (a.s) ın kıssası , içerdiği mesajlar bakımından bir çok alt başlık altında okunmaya müsait bir kıssadır. Surenin 100. ayetinde geçen Yusuf'a secde edilmesi ile ilgili olarak tefsirler , secdenin Yusuf'a mı yoksa Allah'a mı yapıldığı noktasında tartışmalara girmiş ve farklı görüşler sergilemişlerdir. Biz bu yazımızda, Yusuf'a yapılan bu secdeyi, temsili bir anlatım çerçevesinde okumaya çalışarak , bu gibi tartışmalara girmeden , Allah (c.c) nin kendisini bizlere tanıtma bilgileri dahilindeki analojik bağını kurmaya gayret edeceğiz. Şunu baştan ifade etmek isteriz ki ; Yusuf kıssası yaşanmış bir kıssa olup , bize düşen bu yaşanmışlık dahilindeki anlatımlar ile bizlere verilmek istenilen mesajları okumaya çalışmak olmalıdır. Temsili anlatım çerçevesinde okumak demek , o kıssanın yaşanmışlığını ret etmek anlamında değil , kıssayı yaşanmışlığına hapsetmeden evrensel mesajı okumak anlamındadır.  Yusuf'a yapılan secdenin anlaşılması için , önce secde etmenin anlamı , secdenin kime ve neden yapılması gerektiğini düşünmemiz gerekmektedir. Yusuf' a yapılan secdenin sebebini öğrendiğimizde ise, Allah (c.c) ye yaptığımız ve yapmamız gereken secdenin sebebi de ortaya çıkacaktır.  Sureyi , Arapça metni ile birlikte okuyanların gözüne çarpan nokta , sure içinde Allah (c.c) nin esmasına ait Aziz , Melik , Rab , Basir gibi bazı kelimelerin insan için kullanılmış olmasıdır. Bu kullanımlar, Allah (c.c) nin kendisini bizlere tanıtmak için kullandığı isimlerin teşbihi olduğunu , özel isim olmadığını göstermesinin yanısıra, insanların günlük dillerinde kullandıkları ve ne anlama geldiğini bildikleri kelimelerin anlamları üzerinden bizim  Allah'ı tanıma... Devamı

Neml s. 66. Ayetinin Farklı Mealleri Üzerine Bir Düşünce

2016-06-17 18:56:00

Kur'an meali okuyucusunun karşılaştığı sorunlardan bir tanesi , aynı ayetin farklı meal yapıcıları tarafından yapılmış, birbiri ile zıtlık arz eden mealleridir. Bu durumun farklı sebepleri olup ,bir kaç tanesini sıralayacak olursak ; Meal yapıcısının bakış açısından kaynaklanan ayet yorumu , bir ayetin gramatik yapısının farklı çevirilere müsait oluşu , kıraat farklılıkları, bağlam , siyak sibak gözetilmeden çevrilmesi gibi sebepleri sıralayabiliriz.  Neml s. 66. ayetini okuyan bir meal okuyucusu , bir kaç mealden karşılaştırmalı olarak okuduğunda, bu ayetin farklı çevirilerine şahit olabilecek ve bu çevirilerin hangisinin daha doğru olabileceğini düşünecektir. بَلِ ادَّارَكَ عِلْمُهُمْ فِي الْآخِرَةِ بَلْ هُمْ فِي شَكٍّ مِّنْهَا بَلْ هُم مِّنْهَا عَمِونَ Bu ayetin , ulaşma imkanı bulduğumuz meallerdeki çevirilerini 2 gurupta toplayabiliriz. 1. guruptaki çeviriler ;  Abdulbaki Gölpınarlı : Hayır, onların bilgileri, bu dünyâdayken, âhirete ulaşamaz; hayır, onlar, âhiret hakkında şüphe içindedir; hayır, onlar âhiret husûsunda kördür. Bayraktar Bayraklı : Açıkçası, onların âhiret hakkındaki bilgileri yetersiz kalmıştır. Dahası, bu hususta şüphe içindedirler. Bunun da ötesinde, onlar âhiretten yana cahildirler. Bekir Sadak : Ahirete dair bilgileri yeterli midir? hayir; ondan suphe etmemektedirler. Hayir; ona karsi kordurler. * Celal Yıldırım : De ki: Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka kimse bilmez ve onlar da ne zaman diriltilip kaldırılacaklarının bilincinde değillerdir. Hayır, onların Âhiret hakkındaki bilgisi kıt ve yetersizdir. Hayır, Âhiret hakkında (devamlı) şüphe içindedirler. Hayır, onlar Âhiret'ten yana (o hususta) kördür... Devamı

Zümer s. 53. Ayeti : Muhammed'e Kul Olmadan Allah'a Kul Olunamaz

2016-06-16 14:23:00

Sahip oldukları dini düşüncenin doğruluğunu ispatlamak için , Kur'an ayetlerini o düşünceyi tasdik edecek bir biçimde yorumlamaya çalışmak , bir çok fırkanın baş vurduğu yöntemlerin başında gelmektedir. Hristiyanların İsa (a.s) ı ilahlaştırmalarına öykünerek , Müslümanların bir kısmının, Muhammed (a.s) ı aynı konuma yerleştirme düşünceleri, özellikle tasavvuf meşrebine mensup olanların elinde korkunç bir silaha dönüşmüş halde bugün de kullanılmaktadır.   Bu ameliyenin temelinde "vahiy merkezli din" inancından , "kişi merkezli din" inancına geçmek yatmaktadır. Dini duyguları kullanarak , insanları hegemonya altına alma yolu , insanlığın kadim bir yolu olup , bu yol ile bir takım şahıslar, dini argümanları kullanmak yolu ile karizmatik bir yapıya büründürülerek , insanların bu yolla maddi ve manevi olarak sömürülmesi kolaylaştırılmaya çalışılmış hala da çalışılmaktadır.   Bu şeytani oyunun Müslüman dünyasındaki versiyonunun, tasavvuf ekolü yolu ile en vahşi biçimde uygulandığını görmekteyiz. Kerameti müritlerinden menkul din baronlarının, insanları maddi ve manevi olarak sömürmelerinin yolunun , önce Muhammed (a.s) a ilahi bir misyon yüklenmesinden geçmesi gerektiğini bilen sahtekarlar, bu işi yalan ve iftira yollu rivayetler ile halletmeye çalışmış ve neticede başarıya ulaşarak , Muhammed (a.s) ı , Allah (c.c) ile eşit bir konuma yerleştirmişlerdir.    Muhammed (a.s) ın dinin merkezine yerleştirilmesi ile artık sahtekarların yolu açılmış olmakta ve yapmak istedikleri şeytanlıkları onun üzerinden yapmaları bu şekilde kolaylaşmıştır.Bu şeytanların Muhammed (a.s) ı ilah konumuna yükseltmek için kullandıkları ayetlerden b... Devamı

Süleyman (a.s) Örneğinde Bir Devletin Cinleri ve Şeytanları Kont

2016-06-15 14:01:00

Kur'an kıssaları geçmiş yaşantılardan kesitler sunarak , gelecek olan yaşantılara örnekler veren anlatımlardır. Süleyman (a.s) kıssası , kendisine yönetim gücü ve servet verilenlerin , bu gücü nasıl kullanmaları gerektiği dair bilgiler ihtiva etmektedir. Onun kıssasında geçen, Cinler ve Şeytanların onun emrine verilmiş olmasının bizlere dönük nasıl bir mesaj taşıyabileceğini konu etmeye çalışacağımız bu yazımızda , konumuz ile ilgili ayetlerin mealleri şöyledir ;  [034.012]  Süleyman için de, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgâra (boyun eğdirdik) ; erimiş bakır madenini ona sel gibi akıttık. Onun eli altında Rabbinin izniyle iş görmekte olan bir kısım cinler de vardı. Onlardan kim bizim emrimizden çıkıp-sapacak olsa, ona çılgın ateşin azabından tattırırdık. [034.013]  Onlar, ona mihraplar, heykeller, havuzlar gibi çanaklar ve sabit kazanlardan her ne isterse yaparlardı. Çalışın ey Davud hanedanı, şükür için çalışın! Kullarım arasında şükreden azdır. [038.036-8] Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik. Süleyman (a.s) çok geniş bir coğrafi alana yayılmış toprakları ve bu geniş alanda yaşayan kalabalık bir insan nüfusunu yöneten bir hükümdardır. Bu coğrafi alandaki insanları yönetmek , yönetim gücü ve kabiliyeti gerektirmektedir.  Meallerini verdiğimiz ayetler, onun yönetimi altındaki insanları nasıl yönettiğine dair anlatımlar olup, bu ayetlerin bir devlet içindeki insanların nasıl yönetilmesi gerektiği dair mesajlar içermekte olduğunu söyleyebiliriz . Süleyman (a.s) kıssası ok... Devamı

Sebe Hükümdarının Süleyman'ın Kitabına Teslim Olması ve Bu Tesli

2016-06-13 14:56:00

Kur'anın muhataplarına vermek istediği mesajı iletmekteki kullandığı yollardan birisi, insanların birbirleri arasındaki iletişimlerinde kullandıkları edebi sanatlardır. "Teşbih" (benzetme) sanatı denilen edebi üslup , insanların kendi aralarındaki iletişimlerinde sıkça kullandıkları, bilinen bir üsluptur. Kur'an bu sanatı, özellikle gaybi anlatımlarda kullanarak , zihin dünyamızın algılayamadığı gaybi alemi, zihin dünyamızın algıladığı, gözle gördüğümüz alemin verilerine benzeterek anlatmaktadır. Kur'anın Allah (c.c) ile ilgili verdiği bilgilerin anlatımında böyle bir edebi üslup kullanılmaktadır. Allah (c.c) kendisini bizlere, zihin dünyamızın aşina olduğu "Hükümdar" tasvirine uygun bir benzetme kullanarak anlatmaktadır. Neml suresinde anlatılan Süleyman (a.s) kıssasını okuduğumuzda, beşer bir hükümdarın emrine tabi olan ve olmayanlara ne yapacağı üzerinden , Allah (c.c) nin kendisini hükümdara benzetmesi ile ilgisini kurarak , emrine tabi olan ve olmayanlara ne yapacağını görmekteyiz.  Neml suresinde anlatılan Süleyman (a.s) kıssasında , onun Sebe hükümdarına gönderdiği elçi ile arasında geçenlerin anlatıldığı ayetlere baktığımızda, Allah (c.c) nin hükümdarlığı ile , Süleyman (a.s) ın hükümdarlığı arasında bir benzetme kurulduğunu görmekteyiz. Süleyman (a.s) ın elçisi ile "Kitap" gönderdiği Sebe hükümdarına, kendisine teslim olması gerektiğini , teslim olmadığı takdirde onu orduları perişan edeceğini haber vermektedir. Sebe hükümdarı, Süleyman (a.s) ın bu isteğine olumlu cevap vererek , kendisi ve ülkesini helak edilmekten kurtarmış ve sarayda ağırlanmaya hak kazanmıştır.  Kur'an geneline baktığımızda ise , Allah (c.c) nin elçileri ile gönderdiği ki... Devamı

NUR s.41. Ayeti : Kuşların Tesbihi ve Salatı, İnsanın Tesbihi ve

2016-06-11 14:29:00

"Tesbih" ve "Salat" , Kur'anın odak kavramlarından ikisidir. Kur'anın bir çok yerinde geçen bu iki kavram aynı zamanda , üzerinde bir takım spekülasyonlar yapılarak, kafalardaki ön yargının kabulü noktasında anlam bindirilmeye çalışılan kavramlardır.  "Tesbih" kavramı , elde 99 veya 999 luk ipe dizilmiş boncuklar ile bazı tarikatlar tarafından belirlenmiş virdlerin çekilmesi noktasında istismar edilirken , "Salat" kavramı ise , bir çok mealde sadece namaza indirgenmiş bir şekilde anlamlandırılmaya çalışılmasına karşın , namaz karşıtları tarafından ise, başta konumuz olan ayet delil gösterilerek "Kuşlar nasıl namaz kılar demek ki salat namaz değilmiş" denilerek namazın olmadığına dair delil olarak sunulmaya çalışılmaktadır.  Şunu hatırlatmak isteriz ki ; Kur'anı okuma ve anlama yöntemimiz , kafamızdaki ön yargıları bu kitaba onaylatmak amaçlı değil , bu kitap içindeki kavramların ifade ettiği anlamları, Kur'an bütünlüğünü gözeterek okumak , anlamak ve hayata aktarmak olmalıdır.  Bu yöntem dahilinde , Nur s. 24. ayetini okumaya çalıştığımızda , "Tesbih" ve "Salat" kavramlarının en geniş anlamda kullanılmasını , aynı zamanda bu anlamı daraltmak veya başka anlamlara çekmenin yanlışlığını görebiliriz.    أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يُسَبِّحُ لَهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالطَّيْرُ صَافَّاتٍ كُلٌّ قَدْ عَلِمَ صَلَاتَهُ وَتَسْبِيحَهُ وَاللَّهُ عَلِيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ [024.041] Görmedin mi ki; göklerde ve yerde bulunanlar, saf saf uçan kuşlar Allah' ı tesbih etmektedir. Her biri kendi salatını ve tesbihini bilir. Allah; onların yaptıklarını bilendir. Ayetin "Görmedin mi" diye bir soru ile başlaması , kuşların hayatı örnek gös... Devamı

Beşere Kelimesi Örneğinde Arapçada Kelimelerin Çok Anlamlılığı

2016-06-09 14:04:00

Kur'anın anlaşılmasında nazil olduğu dil olan Arapçanın bilinmesinin rolü büyüktür. Kur'an, bu dili konuşan insanların yaşadıkları bir mekana inmiş olması nedeniyle , o zaman ve mekan dahilinde yaşayan insanların konuştukları dili ve onun edebi üslubunu kullanmış ,ve bu kullanımlar, bir çok ayet örneğinde görülmektedir.  Son yıllarda, Kur'anın daha geniş kitleler tarafından okunmaya ve anlaşılmaya çalışılması olumlu bir gelişme iken , maalesef bazı olumsuzlukları da beraberinde getirmiştir. "Kur'an tek kaynak" söyleminin altını doldurmakta yaşanan bu olumsuzlukların başında , Kur'an dilinin Arapça ve onun dil kurallarını gözeten bir üslup kullanmış olmasının dikkate alınmadan okuma ve anlama çalışması yapılması gelmektedir. Tefsir usulünde "Vücuh ve Nezair" olarak adlandırılan , kelimelerin aldığı anlamları konu alan ilim dalı , Kur'anın anlaşılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Hatalı bir okuma örneği olarak gördüğümüz , sadece bir kelimeyi, ayet içinden çıkararak o kelimenin etimolojisi üzerinde durarak ilgili ayeti anlama çalışmaları yapmak çoğu zaman bizleri yanılgıya düşürebilir. Kelimeler her dilde olduğu gibi, içinde bulunduğu cümle ile yakından alakalı olup , cümle içinde kullanılışına göre anlam kazanmaktadırlar.  Nuzül ortamının bilinmesi ve dikkate alınması, Kur'anın doğru anlaşılmasında olmazsa olmazlardan olup , bu durumun dikkate alınmadığı okuma örnekleri, trajikomik çıkarımlar maalesef dolup taşmaktadır. Bu düşüncemizi "Beşere" kelimesi üzerinden örneklendirerek ne demek istediğimizi anlatmaya çalışacağız.  El beşretü ; "Derinin zahiri , dış yüzü" anlamındadır.  Bu kelime... Devamı

ORUÇ : İnsanların Vicdanını Harekete Geçiren Bir İbadet

2016-06-07 14:37:00

Bakara suresi 183-187. ayetleri arasında Allah (c.c), ramazan ayı içinde günün belirli zamanlarında yemek , içmek ve cinsel ilişkiyi yasaklamıştır. Bu emir sadece aç ve susuz kalmayı amaçlayan bir emir olmaktan ziyade, daha geniş anlamı ile kişileri terbiye edici bir role sahiptir. Yazımızda , bu yasaklamanın ilmihal boyutunu değil , kişi ve toplum boyutunda getirmeyi amaçladığı oto kontrol mekanizmasını ele almaya çalışacağız. [005.094]  Ey İnananlar! Gıyabında Kendisinden, kimin korktuğunu bilmek için, (ihramlıyken) elinizin ve mızraklarınızın ulaştığı avdan bir şeyle Allah and olsun ki sizi dener. Bundan sonra kim haddi aşarsa ona elem verici azab vardır. Oruç ibadetinin kişi ve toplum hayatında ne gibi kazanımlar meydana getirmeyi amaçladığını, Maide s. 94. ayetinin mesajını merkeze alarak anlamaya çalıştığımızda, bu ibadetin sadece aç kalmaya indirgenemeyecek kadar geniş bir anlamı olduğu da görülecektir.  Allah (c.c) bilindiği üzere hac günlerinde "İhram yasakları" olarak bildiğimiz bir takım yasaklar ihdas ederek, diğer günlerde helal olan bazı şeyleri belirli günler için haram kılmıştır. Bu haram kılmanın, kişi ve toplum vicdanını harekete geçiren bir yönü bulunmaktadır. Allah (c.c) kişilerin başına birer polis dikmek yerine vicdanlara hitap ederek , herkesin kendi polisi olmasını sağlayacak önlemler almaktadır. Bu önlemler toplum bazında insanların birbirine güven duyan bir ortamın sağlanmasına matuf olup , oruç ibadeti de böyle bir işleve sahiptir.  Ayet içindeki "Gıyabında Kendisinden, kimin korktuğunu bilmek için" cümlesi, anahtar bir cümle olup , herkesin kendi kendisinin polisi olmasını sağlayan bir oto kontrol sistemi meydana getirmektedir. Allah (c.c) bu gibi yasaklamalar ile vicdanları harekete ge&cced... Devamı

Neml s. 25. Ayeti Çerçevesinde Şirk ve Tapınma Psikolojisi Üzeri

2016-06-05 14:50:00

Şirk , Kur'anın odak kavramlarından bir tanesi olup , terim olarak "Sadece Allah (c.c) nin ilahlık ve rablik yetkisi alanına giren konularda başka yetki mercileri tanıyarak ilahlık ve rabliğin gereklerini onun dışındakilere tanımak" anlamına gelmektedir. Allah (c.c) nin dışında yetki mercileri tanıyanlar , bu tanımalarını bir takım ritüeller ile ve objelere tazimde  bulunarak şirklerini açıkça ilan etmekte ,  "Müşrik" olarak isimlendirilen bu kimselerin, şirklerini açığa vurmak için kullandıkları objelerin genel ismi ise , "Put" olarak isimlendirilmektedir.  Taş , tahta , metal v.s gibi şeylerden yapılmış olan bu putların konuşmadığını , insana fayda ve zarar vermediğini, o putlara tapan müşrikler dahi bilmektedirler, yazımızda , bu halde olan putlara tapmaktaki ısrarcı tavırlarının altında yatan psikolojiyi , Neml s. 25. ayetinin beyanı üzerinden okumaya çalışacağız.    Konumuz olan ayet , Süleyman (a.s) ın kıssasının anlatıldığı bir bağlama sahiptir. Hüdhüd , Sebe ülkesinden getirdiği haberi Süleyman (a.s) a şöyle anlatmaktadır ;  [027.022] Derken uzun zaman geçmeden geldi ve dedi ki: «Senin (bilgi gücünle) kuşatıp öğrenemediğin şeyi, ben kuşatıp öğrendim ve sana Saba'dan kesin bir haber getirdim.» [027.023] «Muhakkak ki ben, bir kadın buldum ki onları hükümdarlık ediyor, ve kendisine her şeyden verilmiş ve onun için azim bir arşı da var.» [027.024]  Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe secde eder olduklarını gördüm. Şeytan onların yaptıklarını güzel göstermiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bu yüzden onlar doğru yolu bulamazlar. [027.025]  Allah'a secde etmemeleri için (böyle yapmış). O Allah'a ki, göklerdeki ve yerdeki her gizliyi (meydana) &c... Devamı

NAHL S. 71 : Önyargılı ve Kur'an Bütünlüğü Gözetilmeden Okunan B

2016-06-03 15:22:00

Kur'anın okunması , anlaşılması , başka bir dile çevrilmesi ve yorumlanmasında ortaya çıkan bazı sorunların kaynağında , mezhebi ,meşrebi , itikadi düşüncelerin dikkate alındığı ön yargılar ve Kur'an bütünlüğünün gözetilmemesi olduğunu söyleyebiliriz. Yazımıza konu edeceğimiz Nahl s. 71. ayeti, böyle bir ön yargı ve bütünlük gözetilmeden , mülkiyet ve eşitlik konusu ile bağdaştırılmaya çalışılan bir ayet olarak okunmaya çalışılmaktadır. وَاللّهُ فَضَّلَ بَعْضَكُمْ عَلَى بَعْضٍ فِي الْرِّزْقِ فَمَا الَّذِينَ فُضِّلُواْ بِرَآدِّي رِزْقِهِمْ عَلَى مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ فَهُمْ فِيهِ سَوَاء أَفَبِنِعْمَةِ اللّهِ يَجْحَدُونَ Bu ayetin yapılmış olan çevirilerinin bir kaç örneği şu şekildedir ; Ahmet Varol : Allah rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar ellerinin altındakilere (köle ve cariyelerine) rızıklarını vermezler. Oysa onda (rızıkta) eşittirler. Öyleyken Allah'ın nimetini bile bile inkâr mı ediyorlar? Ali Bulaç : Allah rızıkta kiminizi kiminize üstün kıldı; üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altında bulunanlara onda eşit olacak şekilde çevirip verici değildirler. Şimdi Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar? Bekir Sadak : Allah rizikda kiminizi digerlerine ustun tutmustur. stun kilinanlar, emirleri altinda bulunanlarin riziklarini vermezler. Oysa rizikta hepsi esittir. Allah'in nimetini bile bile inkar mi ediyorlar? Diyanet İşleri : Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar? Edip Yüksel : ALLAH rızık (varlık) açısından sizi birbirinize üstü... Devamı

Kesilen İneğin Bir Parçası İle Ölüler Nasıl Dirilir ?

2016-06-01 18:01:00

Bakara s. 67. ve 74. ayetleri arasında bizlere , "Bakara kıssası" adı ile bildiğimiz bir kıssa anlatılmaktadır. Bu kıssada , Allah (c.c) nin Musa (a.s) ın kavmine bir sığır kesmelerini emretmesi ve onların bu emri defalarca yokuşa sürmeleri , ve neticede sığırı kesmeleri anlatılmaktadır. İsrailoğullarının sığırı kesmeleri sonucunda surenin 73. ayetindeki "İşte böylece Allah ölüleri diriltir " ifadesinin, kıssanın ana temasını oluşturduğu düşüncesinden hareketle , kıssanın sonuç ifadesi olan bu cümlenin , kıssa içindeki anlatımı dahilinde ,bizler için ne anlama gelebileceğini okumaya çalışacağız. İsrailoğullarından kesilmesi istenilen sığırın bir parçası ile ölüye vurulması neticesinde , ölünün dirilmesini mesaj içerikli okumak gerektiğini düşünmekteyiz. Kıssayı sadece literal bir anlamda okuduğumuz zaman , mesele bir et parçası ile ölü bir insanın dirilmesinin mümkün olup olmadığı noktasında dönüp dolaşacak ve içinden çıkılmaz tartışmalara kapı açacaktır.  Kıssa içinde geçen kesilen ineğin bir parçası ile ölünün dirilmiş olmasının gerçekte olup olmadığını tartışmak ,bu yazının konusu değildir bu tartışmaya gerek te yoktur. Ancak, Kur'anın kıssaların yaşanmışlığı üzerinden vermek istediği mesajın evrensel olduğu düşüncesinden yola çıkarak , yaşanmışlık zaman ve mekan dahilindeki anlatımı ret etmeden ve orada takılı kalmadan , o anlatım üzerinden verilmek istenilen mesajı okumaya çalışmak , kıssaların bize dönük mesajlarını okumayı kolaylaştıracaktır.  Kur'an kıssalarındaki ana mesajın Allah (c.c) nin yasalarında, yani Sünnetullah'ta değişme olmayacağının anlatılması olduğuna göre, kıssalarda yaşanan olaylar bir kereliğine mahsus yaşanmış b... Devamı

TEKFİRCİLİK : Müslümanlarda Arız Olan Bir Hastalık

2016-05-30 17:26:00

İnsanlar arasında aynı konuda farklı düşünceye sahip olmak , olağan , doğal , hatta gerekli bir durumdur. Farklı düşünceler, insanları daha geniş düşünmeye sevk ederek, tek düzelikten kurtarır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta , bu farklılıkların düşmanlık ve tefrikaya dönüşmemesinin gerektiğidir. Bu durumu, biz Müslümanların arasında olan bazı farklı fikirler açısından düşündüğümüzde , farklı düşüncelerin bırakın doğal karşılanması , kan dökmeyi gerektirecek bir durum olarak görülmesi neticesinde , kafirler ile yapılan savaşlardaki insan zayiatından daha fazla , kendi aralarında yaptıkları savaşlarda zayiat vermişler , hala vermektedirler.  İslami argümanları kullanarak karşısındakini sadece kendisi gibi düşünmediği için "Kafir" olduğunu söylemek ,  yani tekfir etmek , bir kısım Müslümanda neredeyse imanın şartı haline gelmiş bir vaziyettedir.  Bu duruma yol açan sebepler nedir ?  Bu konuda tek bir sebepten bahsetmek zor olacaktır , ancak önemli sebep olarak gördüğümüz , kendi düşüncesini merkeze alarak , diğer düşünceyi mahkum etmeye yönelik, düşünce ve söylemlere dikkat çekerek , bu durumun meydana getirdiği düşmanlıklara temas etmeye çalışacağız . "Tekfir" ; "Bir kimseye, düşüncesi ve söyleminden ötürü , küfre düştüğünü söyleyerek onu "Kafir" ilan etmek" anlamına gelmektedir.  Kendisi gibi düşünmediği için diğer bir kimseyi kafir ilan etmek , biz Müslümanlar arasında yaygın olan, ve neredeyse hastalık haline gelmiş bir durumdur.  Peki bir kimseye "Sen kafirsin" diyebilmek için, şart olan kriterler ne olmalı... Devamı

Yusuf'un Gömleğinin Babasını Basir Hale Getirmesi İle Kur'anın İ

2016-05-25 16:30:00

Kur'anın "Ahsen Elkasas" (Kıssaların en güzeli) olarak beyan ettiği Yusuf kıssası içinde geçen anlatımlarda, Yusuf'un gömleğinin önemli bir yeri olduğunu görmekteyiz. Yakub (a.s) ın yüzüne bırakılması için, oğlu Yusuf tarafından elçi vasıtası ile gönderilen gömleği , Kur'anın teşbihi anlatım üslubu çerçevesinde  okumaya çalıştığımızda , sadece Yusuf'un sırtındaki bir gömlek olmaktan çıkarak , vahyin insanlar üzerinde nasıl bir etki yaptığını anlatan bir mesaja dönüşmektedir. Bu yazımızda , gömleğin Yakub (a.s) a gidişi ve onun gözlerini açması ile ilgili ayetlerde geçen bazı kelimelerin , Kur'anın diğer ayetlerinde geçen bazı kelimeler ile alakasını kurmaya çalışacak , olayın sadece Yusuf'un bir mucizesi şeklinde okunması neticesinde, tarihsel bir boyutta bırakılmasının hatalı bir okuma olduğu düşüncesinden yola çıkarak , bu olayın evrensel bir mesajı olduğu düşüncesi ile , ilgili ayetler üzerinde tefekkürde bulunmaya gayret edeceğiz. Bilindiği üzere Yusuf, kardeşleri tarafından kuyuya atıldıktan yıllar sonra kardeşleri ile yeniden yüz yüze gelmiştir. En küçük kardeşini yanında alıkoyan Yusuf'un diğer kardeşleri babalarına giderek durumu anlatmışlar ve babaları bu habere karşı şunları söyler. [012.083] (Babaları) dedi ki: «Hayır, nefisleriniz sizi (böyle) bir işe sürükledi. (Bana düşen) artık, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.» Yakub (a.s) bir elçidir ancak aynı zamanda bir babadır , onun Yusuf'a olan hasreti onu yıpratmış ve büyük bir üzüntüye sevk etmiştir. Onun bu durumu şu şekilde anlatılmaktadır... Devamı

Al-i İmran s. 144. Ayeti : Karizmatik Liderler Üzerinden Yürütül

2016-05-22 18:14:00

Lider , Komutan , Hoca , Önder v.s gibi vasıflar ile anılan insanlar, fikir , düşünce ve askeri hareketlerin başında olan, kitleleri harekete geçirme, yönetme yetki ve kabiliyetine mensup insanlardır. Bu gibi kimselerin , kitlesel halk hareketlerini yönlendirme hususunda, önemli katkıları olduğu bir gerçektir.  Ancak bu kimselerin üzerinde , "ondan vazgeçilemez" , "o giderse biz batarız" , "bu dava onunla ayaktadır" şeklinde, karizmatik bir yapı oluşturulmaya başlandığı vakit , büyük bir sorun ile karşı karşıya kalınması kaçınılmaz olacaktır. Kur'an bir çok konuda olduğu gibi , bu konuda da bizlere yol göstericilik yaparak , mensup olunan bir hareket içindeki lider kişiye karşı olan bakışımızın nasıl olması gerektiği yönünde bizlere bilgi vermektedir. Al-i İmran s. 144. ayetini okuduğumuzda , verilen mesajlardan birisinin, karizmatik kişilikler üzerinden yürütülmeye çalışan davaların yanlışlığı,  davaların kişiler ile değil, ilkeler ve düşünceler ile ayakta kalacağının haber verilmesi olduğunu söyleyebiliriz [003.144]  Muhammed, yalnızca bir resuldür. Ondan önce nice resuller gelip-geçmiştir. Şimdi o ölürse ya da öldürülürse, siz topuklarınız üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz? İki topuğu üzerinde gerisin geri dönen kimse, Allah'a kesinlikle zarar veremez. Allah, şükredenleri pek yakında ödüllendirecektir. Ayet , Uhud savaşı ile ilgili bir bağlama sahip olmasına karşın , konumuz ile alakasını kurduğumuzda , evrensellik arz eden bir mesaja sahip olduğunu söyleyebiliriz. Muhammed (a.s) ın ancak bir RESUL olduğu vurgusunun yapılmış olması, bize önemli mesajlar içermektedir. Onun, önceki resullerden bir resul olduğunun hatırlatılması , kendisind... Devamı