İsmailhakkı Başdağ
46 Takipçi | 5 Takip
Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

Din

Diğer İçeriklerim (245)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (46)
16 04 2014

Hacc s. 75. ayeti ve meleklerin elçiliği

Allah cc bizlere hacc s. 75. ayetinde şöyle bir haber vermektedir.   " Allah meleklerden de elçiler seçer, insanlardan da. Şüphesiz Allah işitendir, görendir."  Melek kelimesi; e-le-ke kökünden türeme bir kelime olup , türediği kelimeler "elçilik" , "kudret" gibi anlamlara gelir, dolayısı ile bu kelime elçi, güçlü, kuvvetli idare eden anlamlarına gelir. Allah cc  kendisini kitabında bizlere ,benzeterek anlatma(müteşabih) metoduna uygun olarak hükümdar biçiminde anlatır. Bu anlatımla insanlar dünya hayatında şahid olduğu güçlü kuvvetli mülk sahibi emrine itaat edilmesi gereken bir hükümdar tasvirini kafalarında canlandırarak Allah cc nin kendilerinin ilahı,mülkün yegane sahibi itaat edilmesi gereken yegane varlık olduğunun bilincine varırlar.     Hükümdar benzetmesine uygun olarak, bir hükümdarın mesajını bir başkasına ulaştıran elçilerininde olduğu herkesin malumudur. Allah cc de hacc s. 75. ayetinde bu gerçeği vurgulamıştır. Meleklerden seçilen elçilerin işlevleri kur'anın değişik ayetlerinde bizlere anlatılmış olup bu yazımızın amacı o ayetleri toplama gayretidir.Melekler yaratılmış varlıklar olması ile Allah cc nin kulları olup fiziki yapıları hakkında bilgimiz yoktur, fatır s. 1. ayetinde onların kanatlarından bahsedilmesi onların fiziki olarak kanatlı olması olarak anlaşılması doğru bir yaklaşım sayılmaz, kur'anın benzeterek anlatma metoduna uygun olarak onlarında kanatlı olması teşbihi bir anlatım olup bu konuyu ayrı bir yazımızda ele almaya çalıştık.      Meleklerin insan elçilere vahyi nasıl ilka ettiği sadece o elçinin şahid olduğu bir durumdur, insanların vefat ettirilmesi ile görevli elçilerin o görevi nasıl ya... Devamı

15 04 2014

Saffat s. 24. ayeti'nin mealleri ile ilgili bir çalışma

Saffat s. 19. ayetinden itibaren başlayan kıyamet ve sonrası ile ilgili anlatımların 24. ayetinde şöyle buyurulmaktadır.    "Vakıfûhum innehum mes’ûlûn(mes’ûlûne)".     Bu ayetin mealleri ise genelde, " Durdurun onları; çünkü onlar sorguya çekileceklerdir" şeklinde yapılmaktadır.    Saffat s. 24. ayet öncesinde olan 22 ve 23. ayete baktığımızda ise mealen şöyle buyurulmaktadır.     Zulmetmiş olanları ve onların eşlerini toplayın. Onların taptıklarını da;«Allah'tan başka (taptıklarını) ; artık onları cehennemin yoluna yöneltip götürün.»   Saffat s. 22 ve 23. ayetlere baktığımız zaman zaliimlerin cehennem yoluna sevk edildikleri görülmektedir yani hesapları görülmüş ve haklarında hüküm verilmiştir. 24. ayete gelince yapılan meallerin " Durdurun onları, çünkü onlar sorguya çekileceklerdir." şeklinde olduğu görülmektedir.     Şimdi dikkatli bir kur'an okuyucusu haklı olarak , " saffat s. 22. ve 23. ayetlerde haklarında hüküm verilmiş olanlara neden " Durdurun onları, çünkü onlar sorguya çekileceklerdir." denilmektedir , halbuki onların hükmü verilmemişmiydiki böyle deniliyor? ,sorguya çekilmeden cehennem hükmü nasıl verimiş?" diyecektir.     Bu sorunun cevabını , "saffat s.24. ayet'in o şekilde yapılan mealleri yanlıştır" şeklinde verebiliriz bu seferde yine haklı olarak , " bu ayetin doğru meali hangisidir?" sorusu ile karşılaşılacaktır.    "Vakafe" kelimesi "durmak" anlamında bir kelime olup , "birşeyi vakfetmek demek" , o şeyin süresiz olarak kullan... Devamı

13 04 2014

Fatır s. 1. ayeti ve meleklerin kanatları

Alemlere rahmet ve hidayet olan kur'an ın fatır s. 1. ayetinde rabbimiz bizlere şöyle buyurmaktadır.   الْحَمْدُ لِلَّهِ فَاطِرِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ جَاعِلِ الْمَلَائِكَةِ رُسُلًا أُولِي أَجْنِحَةٍ مَّثْنَى وَثُلَاثَ وَرُبَاعَ يَزِيدُ فِي الْخَلْقِ مَا يَشَاء إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ  شَيْءٍ قَدِيرٌ Hamd, gökleri ve yeri yaratan, ikişer üçer ve dörder kanatlı melekleri elçiler kılan Allah'ındır; O, yaratmada dilediğini arttırır. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.   Allah cc bu ayette gökleri ve yeri yaratmasının yanısıra melekler'den bahsetnektedir. Ayette dikkatimizi çeken nokta meleklerin ikişer, üçer, dörder ve daha ziyade kanatlı olarak vasıflandırılmalarıdır. Meleklerin kanatlarının olması , müteşabih anlatım dediğimiz benzeterek anlatım uslubu içerisinde anlamamızı gerektirmektedir. Müteşabih anlatımın tarifini kısaca hatırlayacak olursak şunları söyleyebiliriz; Kur'an içinde anlatılan gayb ile ilgili anlatımların , duyu organlarımızın algıladığı alan verilerine göre benzetilerek anlatılmasıdır. Melekler'de gaybi alana ait varlıklar olduğu için onlarla ilgili olarak kanatlarının olması şeklindeki anlatımın bizlere benzetilme uslubu içinde anlatılmış olduğunu düşünmekteyiz.   Fatır s. 1. ayetinde meleklerin kanatlı elçiler kılınmasını kur'an bütünlüğünde  "cenah" ve "resul " kelimelerinin nasıl kullanıldığına bakmamız gerekmektedir.   El cenahe= kuş kanadı  Cenahani= bir nesnenin iki yanı  Cenahessefineti=geminin iki yanı  Cenahelaskeri=ordunun iki kanadı  Cenahelvadi= vadi'nin iki yanı  Cenahel insani=insan'ın iki yanı    Günah olarak kullandığımız kelimenin aslı'da bu kökten gelmektedi... Devamı

10 04 2014

Nahl s. 1. ayeti üzerine bir anlama çalışması

Alemlerin rabbi olan Allah cc  , alemlere rahmet ve hidayet olarak kulu Muhammed as a indirmiş olduğu kitabının nahl s. 1. ayetinde bizlere şöyle buyurmaktadır.    Etâ emrullâhi fe lâ testa’cilûh(testa’cilûhu), subhânehu ve teâlâ ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).     Allah'ın emri gelmiştir. Artık onu istemekte acele etmeyin. Allah, onların koştukları ortaklardan uzak ve yücedir.   Bu ayet ile ilgili yapılan çevirilerde "eta emrullahi" (Allah'ın emri gelmiştir) ibaresinin "Allah'ın buyruğu gelecektir" , "Allah’ın emri ha geldi ha gelecek" gibi geçmiş zaman sigası ile kullanılmış olan "eta" fiiline, gelecek zaman sigası olarak anlam verilen farklı meallere rastlamaktayız, bazı tefsirlerde "eta" fiilinin mazi (geçmiş zaman)sigasında olmasında rağmen muzari (gelecek zaman) anlamı olarak anlaşılması gerektiği gelecek olan bu "emr" in kıyamet saati olduğu şeklinde yorumlara rastlamaktayız. Yapılan yorumları tamamen yanlış olarak görmediğimizi belirterek ayet içinde geçen bazı kelimelerin kur'an genelindeki diğer ayetlerde kullanılışları ile bağını kurarak nahl s. 1. ayetinin daha doğru bir şekilde anlaşılabileceğini düşünmekteyiz.    "Artık onu istemekte acele etmeyin(fe la testa'ciluhu) ." şeklinde kullanılmış olan ibaredeki "acele etmeyin" (fe la testa'ciluhu) kelimesinin bazı ayetlerde kullanılışını görerek nahl s. 1. ayeti anlama çalışmasına devam edelim.   [046.022-23-24-25]  Onlar: «Sen bizi ilâhlarımızdan çevirmek için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen o bize vaad edip durduğun azabı haydi getir.» dediler.(Hud): «O azabın ne zaman geleceğine dair ilim Allah katın... Devamı

06 04 2014

Adem'in konulduğu cennet nerede idi ?

Adem ve iblis kıssasında tartışılan konulardan birisi onun ve eşinin yaratıldıktan sonra konuldukları cennet'in nerede olduğuna dairdir.    [002.035]  ve dedik ki «ya Adem sen ve zevcen Cenneti mesken edin, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın ki haddi aşan zalimlerden olmıyasınız  [007.019]  Ve ey Adem, zevcenler birlikte cennete yerleşin, dilediğiniz yerden yiyin şu ağaca yaklaşıp da zalimlerden olmayın!» 20.117119- Bunun üzerine dedik ki: "Ey Adem, bu gerçekten sana ve eşine düşmandır; sakın sizi cennetten sürüp çıkarmasın, sonra mutsuz olursun."Şüphesiz ki, senin acıkmaman ve çıplak kalmaman orda (cennette kalmana bağlı)dır."Ve gerçekten sen burada susamayacaksın ve güneş altında yanmayacaksın da."   Kıssa'nın anlatıldığı, bakara,araf ve taha surelerinde Adem ile eşinin yaratıldıktan sonra konuldukları yer  "cennet" olarak vasıflandırılmıştır. Tefsirlerde bu cennet'in dünyada'mı yoksa ahirettemi olduğu tartışmaları  yer almıştır.     Adem ve iblis kıssasının konu alan yazılarımızda dikkati çekmek istediğimiz en önemli konu'nun bu kıssa'nın yaşanmış olduğu zaman ve mekan içinde geçenlerden ziyade, bu kıssa ile verilmek istenen hisse'nin ne olması gerektiğinin tefekkür edilmesi olduğunu hatırlatarak bu çerçevede kıssa'yı anlamaya gayret edilmesi gerektiğini söylemiştik.      Kıssa'dan hisse alma çerçevesinde düşünmeye aynı şekilde bu konu ile ilgili olarak düşünmeye devam edilmesi gerektiği hususunu hatırlatarak Adem ile eşinin konulduğu cennet'in neresi olduğundan ziyade , bununla kur'an muhataplarına nasıl bir mesaj verilmek istenmektedir sorusunun cevabının aramak gerekmektedir. &nbs... Devamı

30 03 2014

Salih as kıssası ve kavminin deve ile imtihanı

Salih as Allah cc nin insanlar içinden seçmiş olduğu elçilerden olup kıssası kur'anın bir kaç suresinde bizlere anlatılmaktadır. Salih as ın kavmine imtihan için gönderilmiş olan dişi deve üzerinden verilmek istenen mesaj ve o mesajın bizler için ne ifade ettiğini anlamaya çalışacağımız bu yazımızda, önce kıssanın kur'anda geçen ayet meallerini vermek istiyoruz.  Araf s. 73-79. ayetlerinde anlatılan kıssanın meali şöyledir.  73 - Semûd kavmine de kardeşleri Sâlih'i : "Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil geldi. İşte şu, Allah'ın devesi, size bir ayettir; bırakın onu Allah'ın yeryüzünde yesin , sakın ona bir kötülük etmeyin, yoksa sizi acı bir azap yakalar." 74 - Düşünün ki  Âd'dan sonra sizi hükümdarlar kıldı. Ve yer yüzünde sizi yerleştirdi: O'nun düzlüklerinde saraylar yapıyorsunuz, dağlarında evler yontuyorsunuz. Artık Allah'ın nimetlerini hatırlayın da yeryüzünde fesatçılar olarak karışıklık çıkarmayın. 75 - Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, içlerinden zayıf görünen müminlere: "Siz, dediler, Sâlih'in, gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" (Onlar da): ", doğrusu biz onunla gönderilene inananlarız!" dediler. 76 - Büyüklük taslayanlar: "Biz, sizin inandığınızı inkâr edenleriz!" dediler. 77 - Derken dişi deveyi boğazladılar ve Rablerinin buyruğundan dışarı çıktılar; "Ey Sâlih, eğer hakikaten elçilerdensen, bizi tehdit ettiğin (o azabı) bize getir! "dediler. 78 - Bunun üzerine hemen onları, o sarsıntı yakaladı, yurt... Devamı

27 03 2014

Hüdhüd ve elçilerin kimliği

Hüdhüd ismini neml suresinde Süleyman as ın kıssasının anlatıldığı ayetlerde, kuşların denetimi sırasında onun orada olmaması neticesinde Süleyman as ın onu sorması sonucunda kur'anda görmekteyiz. Hüdhüd'ün bir kuş olması ve ayetlerde geçen konuşmalarının bir kuş'un bunları konuşmasının mümkün olmadığı düşüncesinden yola çıkılarak , Hüdhüd'ün olsa olsa kuş flamalı orduların başı olduğu yani neticede insan olduğu sonucuna varılmaya çalışıldığı, konu üzerinde araştırma yapanların rastladığı bir düşüncedir.   Gelenekteki kur'an okuma metodu bir kısım modernizm taraftarının kur'an okuması , iki tarafında kur'anı mesaj içerikli okumama gibi bir ortak noktada buluşturmuştur. Gelenekteki literal okuma mülk suresinin 16.17. ayetlerinde geçen "semada olanın" şeklindeki ibareden hareketle, mücessime ekolu "Allah semadadır" gibi bir anlam çıkarmış olup bunu kabul etmeyi imanın şartı haline getirmiştir. Aynı şekilde modernizm taraftarı bir kısım insan'da özellikle kıssalarda anlatılan sıra dışı olayları aklileştirerek olayın mesaj içerikli olmasını öteleştirmiş gelenkesel yanlışın öteki ucu olarak onları red etme yoluna gitmiştir.     Neml suresinde anlatılan Süleyman as kıssasında Hüdhüd adlı kuş'un konuşmasına takılarak , kuş'un konuşmasının imkansız olduğu bunun olsa olsa insan olabileceği şeklinde itirazlara baktığımızda bu itiraz sahiplerininde bir tür modern mücessime olarak görmek mümkündür. Batı ve doğru edebiyatında örneklerini gördüğümüz adına "fabl" denilen , hayvanların konuşturulması yöntemi ile yazılan hikayeleri okurken hiç kimse "yahu hayvan konuşurmu" diye bir itirazda bulunmadan o hayvan üzerinden... Devamı

27 03 2014

Musa as ve firavun - Süleyman as ve sebe kıssası arasındaki anla

Bu yazımızın konusu, başlıktan anlaşılacağı üzere, Alah cc nin iki elçisi Musa ve Süleyman as kıssalarında anlatılan firavun ve sebe hükümdarı arasındaki anlatım bağlantısı üzerinden verilmek istenen mesajı anlamak üzerine olacaktır. Kur'an kelimeleri arasındaki birbiri ile olan ilişkisi maalesef meallere tam yansıyamadığı için mealden yapılan okumalarda bu bağlantıyı görebilmek güçleşmektedir.   Kur'anın benzeterek anlatma metodunu kullanması bir çok ayette karşımıza çıkarak muhataplarına anlama kolaylığı sağladığı malumdur. Allah cc kendisini bizlere, bu metodla  hükümdar teşbihatını kullanarak anlatmakta olup bu teşbihat, Süleyman as ın hükümdarlığının benzetmesi üzerinden'de anlatılmaktadır. Beşer bir hükümdar olan Süleyman as ın çağrısına boyun eğen sebe melikesi'nin aldığı karşılık ile, firavun'un  Allah cc nin çağrısına boyun eğmemesi sonucunda aldığı karşılık gelecek ayetlerde karşımıza çıkacaktır.   Musa as ın elçi olarak firavun'a gitmesi ile Süleyman as ın elçi olarak hüdhüd'ü sebe hükümdarına göndermesi , firavun ve sebe hükümdarının kendilerine gelen elçilere verdikleri cevap ve akıbetlerinin anlatıldığı ayetleri bir paralellik içinde okuyarak kur'anın teşbihi anlatım güzelliğini anlamaya çalışacağız.     İzheb ilâ fir’avne innehu tagâ.  [020.024]  «Firavun'a git, doğrusu o azmıştır.»    İzheb ente ve ehûke bi âyâtî ve lâ teniyâ fî zikrî.  [020.042]  Sen ve kardeşin, ayetlerimle gidin; beni anmakta gevşek davranmayın.    İzheb ilâ fir’avne innehu tagâ.  [079.017] ... Devamı

23 03 2014

İfk kelimesi kur'anda geçişleri Musa'nın asa'sının ifk'leri yutm

İfk kelimesi sözlükte , " bulunması gerektiği, kendi cihetinden,yönünden başka tarafa çevrilmiş herşey" anlamında bir kullanılan bir kelimedir. Bundan dolayı esiş yönünden sapan rüzgarlara "mü'tefikat" denmiştir. (el müfredat)  "Esiş yönleri farklı rüzgarlar , farklı yönlerden esen rüzgarlar" (makayisulluga)    Sözlük anlamı olarak bu şekilde kullanılan kelime, kur'anın teşbihi anlatım özelliğine uygun olarak değişik surelerdeki ayetlerde kullanılmıştır. Aişe validemiz ile ilgili olarak "ifk hadisesi" olarak bildiğimiz olayın anlatılması veya Musa as'ın asa'sının sihirbazların "ifk"lerini yutması gibi anlatımlarda kur'anın o muhteşem teşbihatı gözler önüne serilerek muhataplara anlama kolaylığı sağlanmıştır.   Kur'anda rüzgar anlamında kullanılan "rih,riyah,ruh" gibi kelimeler ile içiçe bir bağı bulunan bu kelimenin bağlantılı olarak kullanıldığı kelimeler örgüsüne bakılınca kur'an kelimelerinin birbiri ile nasıl bir anlam örgüsü içinde olduğu görülecektir. Kelimenin önce kur'anda geçişlerini vererek sonra özellikle "ifk" olarak tanımlanan sihirbazların büyüsünün asa tarafından yok edilmesi ile yine "ifk" olarak tanımlanan Aişe validemize yapılan zina isnadının kur'an tarafından nasıl yokedildiği ile aradaki bağı kurmaya sonra asa üzerinden yapılan teşbihi anlamaya çalışacağız.   [046.022]  Onlar: «Sen bizi ilâhlarımızdan çevirmek(li te'fikena) için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen o bize vaad edip durduğun azabı haydi getir.» dediler. [007.117] Biz de Musa'ya, «Asanı koyuver» dedik, o da koydu; hemen onların ... Devamı

21 03 2014

Nur s. 31. ayeti ve kadınlara hatırlatmalar

Allah cc nin Adem as dan Muhammed as a kadar insanlar içinden seçmiş olduğu elçiler vasıtası ile göndermiş olduğu vahyin ortak adlarından birisi " zikr" yani hatırlatmadır. Kur'an bu süreç içinde inmiş olan bir zikr yani hatırlatma olup önceki vahiylerde olan emirler ve yasaklar yine bu zikr içinde'de hatırlatılmıştır. Nur s. 31. ayet içindeki hatırlatmalar önceki vahiylerde kadınlara yapılan hatırlatmaların bir devamı olup iman edenleri bağlayıcı hükümler içermektedir.      Ve kul lil mu’minâti yağdudne min ebsârihinne ve yahfazne furûcehunne, ve lâ yubdîne zînetehunne illâ mâ zahera minhâ, vel yadribne bi humurihinne alâ cuyûbihinne, ve lâ yubdîne zînetehunne illâ li buûletihinne ev âbâihinne ev âbâi buûletihinne ev ebnâihinne ev ebnâi buûletihinne ev ıhvânihinne ev benî ıhvânihinne ev benî ehavâtihinne ev nisâihinne ev mâ meleket eymânuhunne evit tâbiîne gayri ulîl irbeti miner ricâli evit tıflillezîne lem yazharû alâ avrâtin nisâi, ve lâ yadribne bi erculihinne li yu’leme mâ yuhfîne min zînetihinn(zînetihinne), ve tûbû ilâllâhi cemîan eyyuhel mu’minûne leallekum tuflihûn(tuflihûne).   [024.031] [E0] Mü'min kadınlara da söyle: gözlerini sakınsınlar, ırzlarını muhafaza etsinler, ziynetlerini açmasınlar, zâhir olanı başka ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar, ziynetlerini açmasınlar, ancak kendi kocalarına yâhud kendi babalarına kocalarının babalarına yâhud kendi oğullarına, yâhud kendi biraderlerine, y... Devamı

19 03 2014

İblis melekmiydi cinmiydi?

Yazımıza başlık olarak kullandığımız soru, Adem ve iblis kıssası ile ilgili olarak ortaya atılan sorulardandır. Bu soruya sebeb olarak kıssada " meleklere adem'e secde edin dedik" şeklindeki ayetin yanında kehf. 50. ayetinde "kane minelcinni" ibaresinin, o cinlerden'di şeklinde çevrilmesi sonucu tefsir kitaplarında tartışma konusu olmuştur.   İblis'in melek'mi cin'mi olduğu sorusu bu kıssa ile ilgili yazmış olduğumuz daha önceki yazılarda vurgulamaya çalıştığımız gibi , kıssanın mesaj içerikli okunmaması sonucu ortaya atılmış bir soru olup tabiri caizse tavuk'mu yumurtadan çıkar yumurta'mı tavuktan çıkar? sorusunun cevabını aramak gibi bir şeydir.      Adem ve iblis kıssasında geçen anlatımların mesajı genel olarak şeytan vasfını alan iblis'in şahsında isyankar bir kişinin akıbeti ve Allah katındaki konumu ile ilgilidir. İblis adı ile anlatılan kişinin ontolojik mahiyeti herhangi bir bilgi verilmez , mesaj içerikli bir anlatım olmasından ötürü bu türlü ayrıntılarada gerek yoktur.     Biz yazı başlığındaki sorunun ortaya atılmasına sebeb olan kehf s. 50. ayetindeki "kane minelcinni" ibaresinin çevirisi ile ilgili yine kıssa bütünlüğünü gözeterek doğru olduğunu düşündüğümüz anlamı verip düşüncelerimizi ortaya koymaya çalışacağız.       Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), kâne minel cinni fe feseka an emri rabbih(rabbihî), e fe tettehızûnehu ve zurriyyetehû evliyâe min dûnî ve hum lekum aduvv(aduvvun), bi'se liz zâlimîne bedelâ(bedelen).  [018.050] Hani biz meleklere: Âdem'e secde edin, demişt... Devamı

18 03 2014

Meleklerin Adem'e secdesi

Adem ve iblis kıssasında tartışılan konulardan birisi Adem'in yaratıldığı zaman Allah cc tarafından bütün meleklerin ona secde etmeleri emridir. " Secde neden Adem'e  yapılması emredildi? halbuki Allah cc den başkasına secde etmek haramdır" şeklindeki soruları zaman zaman duymakta olup bu konunun tefsirlerde'de tartışıldığını müşahede etmekteyiz. Bu soruya  " orada yapılan secde emri Adem' e değil Ademi yarattığım için bana secde edin şeklinde anlaşılması gerekir" şeklinde cevaplar gelmektedir. Bu şekildeki cevaplar ilgili ayetleri okumada tercih edilen yorumdur, "kesinlikle yanlıştır asla böyle bir anlam verilemez" şeklinde bir itirazımız olmamakla beraber bunun biraz zorlama yorumlar olduğunu ve kıssanın mesajına yönelik değil kıssanın zaman ve mekanı içinden dışarı çıkamayan yorumlar olduğunu'da söylemek istiyoruz.   Kur'anda geçen Adem'e secde emri ve iblis'in bu secdeyi red etme gerekçesi ile ilgili ayetleri önce görelim.  Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), ebâ vestekbere ve kâne minel kâfirîn(kâfirîne). [002.034]  Hani Biz meleklere demiştik ki: «Âdem'e secde ediniz.» Onlar da hemen secde edivermişlerdi. Yanlız İblîs (Şeytan) kaçınmış, kibirlenmiş ve kâfirlerden olmuştu.                             *************************************  Ve lekad halaknâkum summe savvernâkum summe kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), lem yekun mines sâcidîn(sâcidîne). Kâle mâ ... Devamı

17 03 2014

Şeytan cennete nasıl girdi ?

Adem ve iblis kıssası Kur'an da7 adet sure içinde anlatılan bir kıssa olup, sadece yaşandığı zaman ve mekan açısından değerlendirilmeye tabi tutulduğu, Kur'an muhataplarına nasıl bir mesaj içeriyor? sorusunun cevabı aranmadığı müddetçe sorulan soruların cevabını doğru olarak almakta sıkıntıların çıkması kaçınılmazdır. Bu yazımızda ele almaya çalışacağımız konu kıssanın yaşandığı zaman ve mekan içinde okunmaya çalışılıp mesajının ne olduğu düşünülmeden sorulmuş sorulardan biri olan şeytanın cennete nasıl girdiği konusudur.  Kıssayı önce kısaca hatırlayalım; Allah cc Adem'i yaratmış ve bütün meleklere onun için secde etmelerini emretmiş ve iblis secde etmeyerek kafirlerden olmuş ve huzurdan kovulmuştu. Bunun üzerine Allah cc ye Cennet'e yerleştirmiş ve onlara sadece oradaki bir ağaca yaklaşmamalarını emretmiştir. Şeytan Adem ile eşine vesvese vererek onların Cennet'ten çıkmalarına sebeb olmuştur. Kıssa ile ilgili yorumlara baktığımızda Şeytan'ın cennete nasıl girdiği ve onları nasıl isyana teşvik ettiği sorusu sorulmuş farklı cevaplar verilerek sorunun cevabı aranmaya çalışılmıştır.  Bu sorunun cevabını bulmak için önce Şeytan'ın nasıl bir varlık olduğunun cevabını bulmak zorundayız, bu cevabı bulmak için kur'anın anlatım uslublarından olan temsili anlatım uslubunu anlamak zorundayız.  Adem ve iblis kıssası'nın yaşandığı zaman ve mekan açısından gaybi bir durum arzettiği malumdur. Kur'anın anlattığı diğer kıssalar gibi zaman ve mekan olgusu bu kıssada görülmez. Görsel anlatım metodu muhataplara verilmek istenen mesajın zihinlerde kalıcı olmasını ve anlamayı kolaylaştırma açısından kullanılan bir metod olup kur'anında pek çok yerde kullandığı bir metod'tur.  Önce iblis sonra şeytan adı... Devamı

16 03 2014

Nur s. 35-36.. ayetleri ve kur'anın mesel ile anlatım uslubu

Mesel kelimesi sözlükte , "bir başkasının benzeri üzerine resmedilmiş,biçimlendirilmiş,şekil verilmiş,hakkedilmiş olan" anlamına gelmekte olup,verilmek istenen mesajın başka bir şeye benzetilerek verilmesidir. Mesel yolu ile anlatım şekli kur'anda bir çok ayette örneğini bulabileceğimiz uslub olup bu yazımızda nur s. 35 ve 36. ayetleri arasındaki anlatımlardaki mesajı anlamaya çalışacağız.    Merhum prof. dr. Zeki Duman'ın nur s. 35. ayeti ile yazdığı yazıdan bir alıntı yaparak hem onu rahmetle anmak hemde kur'anın semboller ile anlamındaki amacını ondan öğrenelim .  "Hiç şüphe yok ki, edebî ve kutsal metinlerde sembolik anlatımın asıl amacı, soyut anlatım ve idealleri, fikirleri ya da kelimelerle ifade edilmesi mümkün olmayan derin, ince ve soyut manaları, okuyucu tarafından tecrübe edilebilir bir teşbih, temsil ve sembol ile somut bir biçimde idraklere yaklaştırmak ve farklı anlayış düzeyine sahip insanların kendi anlayış derecelerine göre bir anlam çıkarabilmelerine imkân tanımaktır."   [024.035]  Allah, göklerin ve yerin nûrudur. O'nun nûrunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir; o fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da, batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan,  zeytinden (çıkan yağdan) tutuşturulur. Onun yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese dahi ışık verir. (Bu,) nûr üstüne nûrdur. Allah dilediği kimseyi nûruna eriştirir. Allah insanlara (işte böyle) temsiller getirir. Allah her şeyi bilir. [024.036]  (Bu kandil) birtakım evlerdedir ki, Allah (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin vermiştir. Orada sabah akşam O'nu (öyle kimseler) tesbih eder ki; ... Devamı

14 03 2014

Nur kelimesi ve kur'anda geçtiği ayetler

"Ennur" kelimesi sözlükte, "görmeye yardım eden yayılmış ışık" anlamına gelmektedir.Kur'anda 48 yerde geçen bu kelime kur'anda bir çok ayette, hem hakiki anlamda hemde mecaz anlamında kullanılmaktadır. Görmek fiilinin kur'anda bir çok ayette mecaz kullanımını dikkate alacak olursak bu iki kelimenin (nur ve görmek) kullanıldığı ayetler bizlere kur'anın anlam örgüsünün, içinde geçen kelimeler ile nasıl bir bağı olduğunu ortaya koymaktadır.   [2.257]  Allah iman edenlerin velisidir onları zulümattan nura çıkarır, küfredenlerin ise velileri Taguttur onları nurdan zulümata çıkarırlar, onlar işte eshabı nar, hep orada kalacaklardır. [005.015]  Ey Kitap ehli! Kitap'dan gizleyip durduğunuzun çoğunu size açıkça anlatan ve çoğundan da geçiveren resulumuz gelmiştir. Doğrusu size Allah'tan bir nur ve apaçık bir Kitap gelmiştir. [005.016]  Allah, rızasını gözetenleri onunla, selamet yollarına eriştirir ve onları, izni ile, karanlıklardan nura çıkarır. Onları doğru yola iletir. [005.044]  Gerçekten Biz, içinde bir hidayet, bir nur bulunan Tevrat'ı indirdik. Kendilerini Allah'a teslim etmiş nebiler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bir de Allah dostları ve ilim adamları da Allah'ın kitabını muhafaza etmekle görevli olmaları ve üzerine şahit olmaları dolayısıyla onunla hüküm verirlerdi. Artık insanlardan korkmayın, Benden korkun ve Benim ayetlerimi birkaç paraya değişmeyin! Ey hakimler, her kim Allah'ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, onlar hep kafirlerdir. [005.046]  Onların izi üzerine arkalarından Meryem oğlu İsa'yı, ondan önce gelmiş bulunan Tevrat'ı doğrulayarak gönderdik. Ona, yol gösterici, nur olan ve ... Devamı

05 03 2014

Samiri'nin elçinin izinden avuçlaması

Samiri adını , kur'anda Musa as kıssası içinde geçen , Musa as ın 40 günlüğüne tur'a çıkmasının  ardından israiloğullarına buzağı heykeli yapıp , o buzağıyı " bu sizin ilahınız" diyerek israiloğullarını şirke sürükleyen bir kişilik olarak görmekteyiz. Bu isim sadece israiloğullarına has olmayıp, firavun,karun,haman vs gibi sembolleşmiş isimler arasında yerini bulmuştur. "Samirilik", Allah cc nin dinini bozmak için onun dininden az bir şey alıp batıl ile karıştırarak halka sunmanın genel adı olmuştur. Musa as kıssası içinde anlatılan bu kıssadaki bazı kelimeler olayın boyutunun evrenselliğini anlatması bakımından dikkat çekicidir.      Samiri kelimesinin anlamı olayın evrensel boyutunu göstermesi bakımından önemlidir.  "Essümretü": beyaz ve siyahtan mürekkep renklerden biri(esmer) . "Semreü" sözcüğü kinayeli olarak "buğday" anlamına kullanılmıştır. "Essemretü": bir tür ağaç,renginden dolayı böyle adlandırılmış olması muhtemeldir. "Essemrü": gece siyahlığı, gece biriyle konuşmaya veya sohbet etmeye "semerün" denmiştir.  "Semere fülanün": filan kişi gece biriyle konuştu veya sohbet etti. (El müfredat )    Bu kelime mü'minun s. 67. ayetinde şu şekilde geçmektedir. [023.067]  Kafa tutardınız ve geceleyin(samiren) hezeyanlar savururdunuz.     Samiri'nin ihaneti araf s. ve taha surelerindeki Musa as kıssası içinde anlatılmakta olup bu yazımızda taha s. içindeki ayetler üzerinde durarak kıssanın evrensel mesajını anlamaya çalışacağız.     Musa as tur'a çıkmadan önce kardeşi Harun as ı yerine vekil bırakarak şunları der. [... Devamı

27 02 2014

Kıyamet s. 16-19. ayetlerinin iki farklı yorumu üzerine bir müla

Kıyamet s. mushafta 75. sırada yer alan bir sure olup isminden'de anlaşılcağı üzere konusu kıyamet ve sonrası olacaklar ile ilgilidir. 16 ile 19. ayetler arasındaki cümlelerin yorumu üzerine iki farklı görüş mevcut olup yazımızda bu görüşler üzerinde durulacaktır. Önce surenin tamamının mealini verelim.    1 - Hayır, yemin ederim o kıyamet gününe. 2 - Yine hayır, yemin ederim o sürekli kendini kınayan nefse. 3 - İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor? 4 - Evet, bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter. 5 - Fakat insan günahı devam ettirmek ister. 6 - O kıyamet günü ne zaman? diye sorar. 7 - Ne zaman ki o göz şimşek çakar, 8 - Ay tutulur, 9 - Güneş ve ay toplanır, 10 - İşte o gün insan, "kaçacak yer neresi?" der. 11 - Hayır, hayır, yok bir siper. 12 - O gün varılıp durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur. 13 - O gün insana, yapıp öne sürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir. 14 - Doğrusu insan kendi nefsini görür, 15 - Bir takım özürler ortaya atsa da. 16 - Onu hemen okumak için dilini depretme. 17 - Kuşkusuz onu toplamak ve okumak bize aittir. 18 - O halde biz onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et. 19 - Sonra onu açıklamak da bize aittir. 20 - Hayır, siz peşin olanı (dünyayı) seviyorsunuz da 21 - Ahireti bırakıyorsunuz. 22 - Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar. 23 - Rabbine bakar. 24 - Yüzler de var ki o gün asıktır. 25 - Anlar ki kendisine belkıran (bel kemiklerini kıran belalı bir iş) yapılır. 26 - Hayır hayır, ne zaman ki can köprücük kemiklerine dayanır, 27 - "Tedavi edebilecek kimdir?" denili... Devamı

19 02 2014

Yusuf as'ın rabb'inden gördüğü burhan ne idi ?

Yusuf s. kur'anın , "ahsenel kasas" kıssaların en güzeli olarak tanımladığı bir kıssa olup surenin tamamında Yusuf as ın kıssası anlatılmaktadır. Kur'an kıssalarının muhatablarına yönelik mesajlar taşıması anlayışı üzerinden bu kıssayı okuyacak olursak bir çok mesajı ihtiva ettiği görülecektir. Kıssadaki bu mesajlar teşbihi bir anlatım üzerinden verilmekte olduğunu düşündüğümüz için suredeki bazı olaylar üzerinde durup bu mesajı anlamaya çalışacağız. İlk olarak Yusuf as ın meliğin karısı tarafından zinaya zorlanması ile ilgili ayetlerini okumaya çalışacağız.        Yusuf as kardeşleri tarafından kuyuya atıldıktan sonra onu kervancılar kuyudan çıkarmış ve değersiz bir kişi olarak görüp ucuz bir paraya mısır'da satmışlar onun alan kişi mısır'ın yöneticisi olup eşine Yusuf'a değer vermesini ister.   [012.021]  Mısır'da onu satın alan adam, karısına dedi ki: «Ona değer ver ve güzel bak! Umulur ki bize faydası olur. Veya onu evlât ediniriz.» İşte böylece ve kendisine (rüyadaki) olayların yorumunu öğretmemiz için Yusuf'u o yere yerleştirdik. Allah, emrini yerine getirmeye kadirdir. Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler.     Yusuf as yıllar geçip sarayda büyümüş ve [012.022]  Ergenlik çağına gelince; ona hüküm ve ilim verdik. Biz ihsan edenleri işte böyle mükafaatlandırırız .    Yusuf as ergenlik çağında iken onu büyüten yöneticinin karısı onunla zina etmek ve Yusuf as bunu red eder bu olay bizler için ne gibi bir mesaj taşımaktadır ? sorusunun cevabını aramaya çalışalım.      12. 23/ Ve râvedethulletî huve fî beytihâ an nefsihî ve ... Devamı

13 02 2014

Erike hadisi üzerine bir metin tenkidi denemesi

İslam kültüründe "hadis" denilince akla Muhammed as ın söylemiş olduğu rivayet edilen sözler akla gelir. Hadislerin sahihliğinin hangi kritere göre yapılması gerektiği konusunda müslümanlar arasında tartışma konusu olduğu'da bir gerçektir. Muhammed as ın söylemiş olduğu rivayet edilen sözlerin nasıl bir temele oturtulacağı ayrı bir tartışma konusu olup bugün müslümanlar arasındaki görüş farklılıklarının başında gelen bir konu olduğu herkesin malumudur.   "Uydurma hadis" terimi, hadis usulu içinde yer alan bir terim olup Muhammed as a atfedilen fakat onun söylediği kabul edilmeyen sözler için kullanılan bir terimdir. Bir hadisin uydurma olup  olmadığı konusunda kriter belirleyen hadisçiler , bir hadisin uydurma olduğunun kuvvetli bir ihtimal olmasının şartlarının en başında sayılabilecek olarak hadisin gayb'tan haber vermesi şeklinde bir kriter belirlemişlerdir.     Hadislerin sahih olup olmadığı konusunda kullanılan yöntemi 2 ana başlıkta incelemek mümkündür. 1- sened tenkidi 2- metin tenkidi , sened tenkidi metodu ile bir hadisin sahih olup olmadığını belirleyen yöntem o hadisin sened zincirindeki ravilerin cerh ve ta'dil metodu ile araştırılması sonucu varılan karar sonucunda oluşmaktadır, metin tenkidi metodu ile bir hadisin sahihliğinin belirlenmesi daha sağlıklı bir yöntem olup bizimde tercih ettiğimiz bir metoddur.  Yazımızın başlığında adını vermiş olduğumuz hadisi bu yönteme göre bir tenkid süzgecinden geçirmek istiyoruz, "erike hadisi" olarak bilinen hadis şöyledir.        “Biliniz ki bana Kur’ân ve beraberinde bir misli daha verilmiştir. Haberiniz olsun ki yakın bir gelecekte mal ve mülk (zenginliği) ile mağrûr olan bir kimse çıkıp koltu... Devamı

12 02 2014

Hikmet , kur'andan ayrı olarak inen bir vahiymidir?

Hikmet kelimesi , lügatte ha-ke-me kökünden türeyen bir kelimedir. Ha-ke-me kelimesi anlam olarak , "ıslah etmek,düzenlemek maksadı ile menetmek" , " ata gem takmak" anlamına gelir. -Hakemtühü=(ıslah etmek düzeltmek maksadıyla) onun kötü bir iş yapmasına veya dilediğini yapmasına mani oldum engel oldum .  -Hakemtüddabbete= ata gem ile mani oldum, engel oldum.  -Ahkemtüha= ata gem taktım. -Ahkemtüssefihe= sefih birinin arzuladığı şeyi yapmasına mani oldum , engel oldum.(el müfredat) Bu kelimenin lügat anlamı olarak kullanışlarını gördükten sonra aynı kelimeden türeyen "hikmet" şu anlama gelmektedir. İlim ve amel ile hakka isabet etme ulaşma, bu kelime Allah cc için kullanıldığında , "eşyanın bilgisine vakıf olmak, onu en muhkem biçimde var etmek,yaratmak" anlamında, insan için olduğunda ise "yaratılmışların bilgisine vakıf olmak, (bu vukufiyeti Allah cc nin kitabından almak şartı ile) hayırlı fiilerde bulunmak" anlamındadır. Bu kelime kur'anda 20 kadar yerde geçmekte olup önce kelimenin geçtiği ayetleri verip sonra bu kelimenin ifade ettiği anlam ve bu kelimeye hadis ve  sünnet şeklinde yüklenen anlam üzerinde durmaya çalışacağız.      [002.129]  Ey bizim Rabbimiz! Onların içinden öyle bir resul gönder ki; Kendilerine Senin âyetlerini okusun, onlara kitabı ve hikmeti öğretsin Ve onları tertemiz kılsın. Muhakkak ki azîz sensin, hakîm sensin!  [002.151] Nitekim, size âyetlerimizi okuması, Sizi tertemiz hale getirmesi, size kitap ve hikmeti ve bilmediğiniz nice şeyleri öğretmesi için sizden birini elçi gönderdik. [002.231]  Kadınları boşadığınızda, müddetleri sona ererken, onları güzellikle tutu... Devamı

07 02 2014

Allah cc elçilerine kitab harici başka vahiyler indirdimi?

Allah cc yaratmış olduğu kullarına sadece kendisini ilah ve rab olarak bilmeleri için , yaratmış olduğu kulları içinden seçmiş olduğu insanları elçiler seçerek onlara vahyetmiş ve o elçiler ile emir yasaklarını o kullarına bildirmiştir.    [016.002]  O, kullarından dilediği üzerine kendi emrinde Ruh ile melekleri indirir ki, korkutunuz. Şüphe yok ki, Benden başka ilâh yoktur. Artık Benden korkunuz. [040.015]  O dereceleri yüksek Arş'ın sahibi (Allah), buluşma gününün dehşetini haber vermek için kullarından dilediğine emrinde ruh (melek) indirip vahy veriyor.   Bunun Allah cc nin sünneti olduğunu kur'andaki bazı ayetlerden öğrenmekteyiz.    [002.213]  İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak nebileri gönderdi. İnsanlar arasında, anlaşmazlığa düştükleri hususlarda hüküm vermeleri için, onlarla beraber hak yolu gösteren kitapları da gönderdi. Ancak kendilerine kitap verilenler, apaçık deliller geldikten sonra, aralarındaki kıskançlıktan ötürü dinde anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenlere, üzerinde ihtilafa düştükleri gerçeği izniyle gösterdi. Allah dilediğini doğru yola iletir.   Allah cc nin insanlara elçi ve onlarla birlikte sadece kitab gönderme sünnetinin bakara s. 213. ayeti ile bizlere beyan edilmiş olmasına rağmen özelikle son elçi Muhammed as etrafında oluşturulan din algısı ona sadece kitab değil başka vahiylerinde indirilmiş olduğu yönünde iddialar serdetmektedir. Bu iddiaların temelinde  Muhammed as a ait olduğu iddia edilen rivayetlere kur'an düzeyinde bir değer atfetmek amacı olduğu hepimizin malumudur.   "Sana kitabı ve hikmeti... Devamı

01 02 2014

Musa as'a verilen 9 ayet çerçevesinde Allah cc nin kulunun i

Kur'an kıssalarının, anlatım amacı açısından mesaj niteliği taşıdığı hepimizin malumudur. Bu yazımızda Musa as a verilen 9 ayetin firavun ve askerlerinin imtihanı ile ilgili bağını kurup, bu aralar gündemimizde bulunan bir iddia olan "Allah cc kulunun imtihanı ile ilgili olarak ne yapacağını bilmez" şeklindeki iddianın doğru olmadığını, daha önceki yazılarımızda başka kıssalardaki ayetler çerçevesinde ele almamıza rağmen Musa as kıssasının bu bölümündede konuya ışık tutmaya yarabilecek mesajlar olduğunu gördüğümüzden sizlerle paylaşmak istedik.   Musa as mısır'dan kaçtığı zaman medyen'e gelip orada 8 veya 10 yıl hizmet etmesi karşılığında bir kadınla evlenir. Süreyi doldurup medyen'den ayrıldığında kutsal vadi tuva'da vahye muhatap olur ve firavun'a gitmesi emredilir.     [007.103]  Sonra onların arkasından Musa'yı ayetlerimizle, Firavun ve mele'sine gönderdik. Tuttular o ayetlere karşı çıkarak zulmettiler. Artık bir bak o bozguncuların sonu ne oldu? [010.075]  Bu peygamberlerin ardından Musa ile Harun'u ayetlerimiz ile Firavun'a ve mele'sine gönderdik, ama burun kıvırdılar ve ağır suçlu bir toplum oldular. [011.096-7]  Andolsun ki Musa'yı da ayetlerimizle ve apaçık bir delille Firavun'a ve mele'sine gönderdik. Fakat onlar Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri doğru değildi. [023.045-6] Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve mele'sine ayetlerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular. [051.038]  Musa'nın kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu apaçık bir delille Firavun'a göndermiştik. [079.016-17-18] Kutsal vâdi Tuvâ'da Rabbi ona şöyle seslenmişti:Firavun'a git! &Ccedi... Devamı

30 01 2014

Maide s. 33. ayetine esed,islamoğlu ve bayraklı'nın vermiş olduğ

Bu yazımızın konusu, maide s. 33. ayetinde geçen "min hilafin" kelimesine, adı geçen kişilerin vermiş oldukları anlamlar üzerinedir .Bu kelime firavun'un, sihirbazlarına uyguladığı cezada , araf s. 124 , taha s. 71. şuara s.49. ayetlerindede geçmekte olup o ayetlerinde meallerini çoğunluk olarak tercih edilen meallerden ve adı geçen kişilerden alıntalıyıp düşüncelerimizi aktarmaya çalışacağız.   Maide s. 33. ayetinin metni ve   çoğunluk meallerdeki anlamı şu şekildedir. İnnemâ cezâûllezîne yuhâribûnallâhe ve resûlehu ve yes’avne fil ardı fesâden en yukattelû ev yusallebû ev tukattaa eydîhim ve erculuhum min hılâfin ev yunfev minel ard(ardı), zâlike lehum hızyun fîd dunyâ ve lehum fîl âhırati azâbun azîm(azîmun).    Allah'a ve Resûlü'ne karşı savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuğa çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri, asılmaları ya da elleriyle ayaklarının çaprazca kesilmesi veya (bulundukları) yerden sürülmeleridir. Bu, dünyadaki aşağılanmalarıdır, ahirette onlar için büyük bir azab vardır.   Araf s. 124. ayetinin metni ve  çoğunluk meallerdeki anlamı şu şekildedir. Le ukattıanne eydiyekum ve erculekum min hilâfin summe le usallibennekum ecmaîn(ecmaîne).  Sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kesecek sonra hepinizi asacağım.   Taha s. 71. ayetinin metni ve çoğunluk meallerdeki anlamı şu şekildedir.   Kâle âmentum lehu kable en âzene lekum, innehu le kebîrukumullezî allemekumus sihr(sihra), fe le ukattıanne eydiyekum ve erculekum min hilâfin ve le usallibennekum fî cuz... Devamı

22 01 2014

Al-i imran s. 81. ve araf s. 157. ayetleri arasında bağ

Alemlere rahmet ve hidayet kaynağı kur'anın al-i imran s. 81. ayetinde rabbimiz şöyle buyurmaktadır.    Ve iz ehazallâhu mîsâkan nebiyyîne lemâ âteytukum min kitâbin ve hikmetin summe câekum resûlun musaddikun limâ meakum le tu’minunne bihî ve le tensurunneh(tensurunnehu), kâle e akrartum ve ehaztum alâ zâlikum ısrî, kâlû akrarnâ, kâle feşhedû ve ene meakum mineş şâhidîn   Hani Allah nebilerden 'kesin bir söz (misak)' almıştı: "Andolsun size Kitap ve hikmetten verip sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir resul geldiğinde, ona kesin olarak iman edecek ve ona yardımda bulunacaksınız." Demişti ki: "Bunu ikrar ettiniz ve bu ağır yükümü aldınız mı?" Onlar: "İkrar ettik" demişlerdi de "Öyleyse şahid olun, ben de sizinle birlikte şahid olanlardanım," demişti.    Bu olayın nasıllığı konusunda fikir yürütmekten ziyade, ayette verilmek istenen mesaj üzerinde yoğunlaşarak anlama çalışma yapmanın daha doğru bir yöntem olduğunu düşünmekteyiz. Nasıllığı konusu çünkü gaybi bir konu olup , Allah cc sanki bütün nebileri bir araya toplayıp böyle bir söz almış gibi bir anlayış akla gelebilir'ki bu şekil anlatımı hakiki bir şekilde anlamaya kalkanların içine düştükleri soruların cevaplarını vermekte zorlandıklarını görmekteyiz.    Al-i imran suresi bilindiği gibi medinede nazil olan surelerden olup ayetlerde geçen hitaplar genelde medinede bulunan ehli kitaba yönelik ayetlerdir.Araf suresi mekkede nazil olmasına rağmen bir kısım ayetlerin medinede nazil olduğu söylenmekte olup 157. ayetinde medinede nazil olmuş olması kuvvetli bir ihtimaldir.      Medine... Devamı

21 01 2014

Sihirbazların imanı sonrası ile denizin karşı tarafına geçilene

Musa as kıssası kur'anda en fazla anlatılan kıssa olması ile dikkat çekicidir. Bu yazımızda kıssanın , sihirbazların iman etmesi ile denizin karşı tarafına geçene kadar arada geçen zamanın anlatıldığı ayetleri ele almaya gayret edeceğiz.   Firavun musa as ın karşısına ülkenin en meşhur sihirbazlarını kendisine gözdelerden yapmak vaadi ile çıkarmasına karşılık o sihirbazlar musa as ın karşısında yenilgiye uğrayıp iman etmeleri sonucunda, firavun'un onları en ağır cezaya çarptırmak tehdidini umursamadan canlarını feda etmişlerdir.   [007.123-126] Firavun: «Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz öyle mi? Muhakkak bu, yerli halkı şehirden çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir hiledir. Yakında anlarsınız.Mutlaka sizin ellerinizi, ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim.Mutlaka hepinizi birden asacağım!»Onlar: Biz zaten Rabbimize döneceğiz. Sen sadece Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde onlara inandığımız için bizden intikam alıyorsun. Ey Rabbimiz! Bize bol bol sabır ver, müslüman olarak canımızı al, dediler.   [020.071-73]  Firavun «Ben size izin vermeden mi O'na inandınız? Doğrusu size sihri öğreten, büyüğünüz odur. And olsun ki, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sizi hurma kütüklerine asacağım. Hangimizin azabının daha çetin ve daha devamlı olduğunu bileceksiniz» dedi.Büyücüler dediler ki; «Biz seni, bize gelen açık delillere ve yaratıcımıza tercih edemeyiz. Vereceğin hükmü ver. Senin hükmün ancak dünya hayatında geçerli olabilin»Doğrusu biz, hatalarımızı ve bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlaması için Rabbımıza iman ettik. Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha devamlıdır.   [026.049-51]  Firavun: &laq... Devamı

17 01 2014

Ahzab s. 40. ayeti ve resullerin devamlılığı

Allah cc alemlere hidayet kaynağı olarak indirdiği kitabında ahzab s. 40. ayetinde bizlere şöyle buyurmaktadır.   Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyin(nebiyyine), ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ(alîmen).   Muhammed sizin ricalınızdan hiç birinin babası değil, ve lâkin Allahın Resulü ve nebilerin hatemidir, Allah, her şeye alîm bulunuyor.    Bu ayetin mesajını doğru anlamak için bu surede geçen diğer ayetlerin yardımı gerekmektedir.   [033.004]  Allah, bir adamın içinde iki kalp yaratmadığı gibi, «zıhâr» yaptığınız eşlerinizi de analarınız yerinde tutmadı ve evlâtlıklarınızı da öz oğullarınız olarak tanımadı. Bunlar sizin ağızlarınıza geliveren sözlerden ibarettir. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola O eriştirir. [033.005]  Evlatlıkları babalarına nisbet edin, bu Allah katında en doğru olandır. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşi ve dostlarınız olarak kabul edin. İçinizden kasdederek yaptıklarınız bir yana, yanılmalarınızda size bir sorumluluk yoktur. Allah, bağışlar ve merhamet eder.  [033.037]  Bir de hatırla o vakti ki, o kendisine hem Allah'ın nimet verdiği, hem de senin iyilik ettiğin kimseye: «Zevceni kendine sıkı tut ve Allah'tan kork!» diyordun da Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde gizliyor ve insanları sayıyordun. Oysa Allah, kendisini saymana daha layıktı. Sonra Zeyd o kadınla ilişiğini kestiğinde Biz onu seninle evlendirdik ki, evlatlıklarının ilişkilerini kestikleri eşlerini nikahlama hususunda müminlere bir darlık olmasın. Allah'ın emri fiile (pratiğe) çıkarılmış bulunuyor.  033.038] Allah'ın, kendisine helâl kıl... Devamı

14 01 2014

Ahzab s. 56. ayeti ve salavat kültürü

Alemlerin rabbi olan Allah ahzab s. 56. ayetinde bizlere şöyle buyurmaktadır.   İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhâllezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ(teslîmen).   Gerçekten Allah ve melekleri resule salât ederler. Ey iman edenler! siz de ona teslimiyetle salât ve selâm edin.   Bu ayeti doğru anlamak için önce ayet içinde geçen "salat" ve "teslim" kelimeleri ifade edilmek istenenlerin ne anlama geldiğini bilmek gerekmektedir.  Salat kelimesi kur'anda en fazla geçen kelimelerden olup çokanlamlı kelimelerden bir tanesidir. Çokanlamlı olmasından kastımız arap dilinde kullanıldığı cümleye göre anlam kazanan bir kelime olmasındandır. Kur'anda namaz ibadetinin ifade edilmesi ilgili kullanımıda dahil ateşe atılma,dua,destek, gibi anlamlara gelir. Bu yazımızda bu kelimenin anlamı üzerinde değil, ahzab s. 56. ayetinin mesajı üzerinde durmaya gayret edeceğiz.      Allah ve meleklerin resul üzerine salat etmesi ne anlama gelebilir ? dersek bu kelimeyi anlamak için kur'anda geçen "lanet" kelimesi ile bir ilişki kurabiliriz.Bu kelime , "cezalandırmayı gerektirecek kadar şiddetli bir öfkeyle kovma ve uzaklaştırmak" anlamına gelir.  [002.161]  (Âyetlerimizi) inkâr etmiş ve kâfir olarak ölmüşlere gelince, işte Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların lâneti onların üzerinedir.[003.086-87]  İnandıktan, peygamberin hak olduğuna şehadet ettikten, kendilerine belgeler geldikten sonra inkar eden bir milleti Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalimleri doğru yola eriştirmez.İşte bunların cezası, Allah'ın, meleklerin, insanların hepsinin lanetine uğramaları... Devamı

12 01 2014

Vema teşaune ille en yeşee Allah

Yazımıza başlık olarak seçmiş olduğumuz ayet, kur'anda insan s. 30 ve tekvir s. 29. ayetlerinde geçmektedir. Bu ayetlerin yanlış çevrilmesi sonucunda, bu yanlış çeviriler üzerinden gidilerek bir tartışma başlatılmış ve baştan yanlış yapılması sonucunda doğru bir netice elde edilmesi zorlaşmıştır. Biz önce bu ayetlerin doğru çevirisinin nasıl olması konusundaki düşüncemizi paylaşıp daha sonra ayetlerin mesajı üzerinde durmak istiyoruz.   İnsan s.  30. ayeti Vema teşaune ille enyeşee Allahü innellahe kane alimen hakimen  Allah dilemedikçe siz DİLEMEZSİNİZ, muhakkak Allah bilen'bir hüküm sahibidir.     Tekvir s. 30. ayeti Vema teşaune ille enyeşee Allahü rabbilalemin  Alemlerin rabbi Allah dilemedikçe siz DİLEMEZSİNİZ.    Ayetlerin mealleri bu şekilde yapılması gerektiği halde büyük harfle yazdığımız, "dilemek" fiilinin çevisinde yapılan küçük sayılabilecek bir hata maalesef büyük sıkıntılara yol açmıştır.  Meallerin çoğuna baktığımızda bu iki ayetin yanlış olarak şu şekilde çevrildiğini görüyoruz.    [insan.030]  Allah dilemedikçe siz DİLEYEMEZSİNİZ. Doğrusu Allah, bilendir, Hakim'dir. [tekvir.029]  Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe sizler bir şey DİLEYEMEZSİNİZ.   Yukarda verdiğimiz ayet meallerindeki büyük harfle yazdığımız kelimelere lütfen dikkat edelim. Daha yukarda yazdığımız ve doğru çeviri olduğunu düşündüğümüz " DİLEMEZSİNİZ" ile yanlış çeviri olduğunu düşündüğümüz "DİLEYEMEZSİNİZ"  kelimeleri arasındaki fark sadece "YE" farkıdır, " kadar farktan ne olur" sakın demeyin yanlış anlaşılmaların kay... Devamı

11 01 2014

Ebeden kelimesinin kur'anda geçişleri, cennet ve cehennemin

Ebeden kelimesi , zaman gibi parçalanmayan , uzayıp giden bir zaman süresini ifade eder. Örnek olarak , "şöyle bir zamanı" denilebilir ama "şöyle bir şeyin ebedi" denilmez. Bir nesne ebedi olarak baki kalmak. Uzun süre baki kalan şeyleri ifade etmek için kullanılır. (el müfredat)     Bu kelime kur'anda 28 yerde geçmekte olup bir kısmı dünya hayatı bir kısmı ise ahiret hayatı ile ilgilidir. Bu ayetlerin kur'anda geçişleri şu şekildedir. Önce dünya hayatındaki olan olaylar ile kullanılan ayetleri görelim.  [002.094-95] De ki, «Eğer ahiret yurdu Allah katında başkalarına değil de yalnız size mahsus ise ve eğer doğru sözlü iseniz, ölümü dilesenize!» Fakat ellerinden çıkan işleri yüzünden onu hiç bir zaman (ebeden )temenni edemezler. Allah o zalimleri bilir.   Bakara s. 94-95. ayetlerinde israiloğullarının, ahiret hayatlarında cenneti garantilediklerine dair iddiaları red edilmekte ve eğer samimi iseniz ölümü isteyin denilmekte, ancak ölümü ebeden dilemeyecekleri bildirilir. Bu kelimenin kullanılması sonlu bir zaman için kullanılmamış olması dikkat çekicidir.      [005.024] «Ey Musa! Onlar orada bulundukları müddetçe biz oraya asla(ebeden) girmeyiz; şu halde sen ve Rabbin gidin savaşın; biz burada oturacağız» dediler.  Maide s. 24. ayetinde yine israiloğullarının kendilerine yazılan kutsal yere girmeleri istenmesine rağmen onlar, o şehirdeki zorba kavim çıkmadıkça oraya ebeden girmeyeceklerini söylemelerini görmekteyiz. Ebeden kelimesinin kullanılması yine dikkat çekicidir.     [009.083] Allah seni geri döndürüp, onlardan bir toplulukla karşılaştırdığı zaman, senden savaşa çı... Devamı