ismailhakki
83 Takipçi | 6 Takip
Kategorilerim

Din

Diğer İçeriklerim (422)

Nasr Suresi : Allah (c.c) nin Yardımı ve Fethi

Cuma s. 5-8. Ayetleri: Tevrat ve Kur'an Yüklenmenin Sorumluluğu

Duhan s. 1-6. Ayetleri : Ön yargılı Bir Okuma Örneği

Kadir s. Üzerinde Bir Tefekkür Çalışması

Seküler Bir Hayatın Kurtuluş Piyangosu: Kandil Geceleri

Fil Suresi Üzerinde Bir Tefekkür Çalışması

Kevser Suresi Üzerinde Bir Tefekkür Çalışması

Necm s. 26. Ayeti : Meleklerin Şefaati

Başörtüsü Örneğinde Kitab'a Değil Kitab'ına Uydurma Çalışmaları

Cumartesi Yasağını Delmeye Çalışan Yahudiler İle Riba Yasağını D

Tek Çeşit Yemeğe Dayanamayan İsrailoğulları ve Tek Kitaba Dayana

Lut (a.s) Kıssası Örnekliğinde Helakın Evrenselliği

ETTAHİYYATU Duası Üzerine Bir Mülahaza

DUHAN s. 40-50. Ayetleri : Allah (c.c) den Rol Çalmanın Cezası

ZUHRUF s. 44. Ayeti Hakkında Bir Mülahaza

Musa (a.s) Firavuna İsyan Eden Bir Nankörmüydü ?

Tağut Kelimesi Üzerine Bir Mülahaza

Sisteme Karşı Müslüman Duruşu ve Nebilerin Örnekliği

İSRA s. 1-8. Ayetleri Arasını Okuma Klavuzu

Bakara s. 61. Ayeti : Zillet ve Meskenet Damgası Vurulmasının Ya

Kur'an Kavramlarını Kapitalist Sistem içinde Eritme Çalışmaları:

Lukman s.12-19. Ayetleri : Örnek Bir Baba ve Oğluna Tavsiyeleri

Şuayb (a.s) Kıssası Bağlamında Helakın Evrenselliği

Hacc s. 15. Ayeti İle İlgili Bir Düşünce Çalışması

Yalancı İlahların ve Onlara Tabi Olanların Akıbeti: Firavun Örne

Semud Kavminin Helakının Örnekliğinde Helakın Evrenselliği

Mekke'nin Helak Edilmemesi ve Sünnetullah

Fussilet s. 9-12 Ayetleri : Yerin ve Göklerin Yaratılması

Enbiya s. 105. Ayeti: Arz'a Salih Kulların Varis Olması İsrailoğ

Kur'an Kıssalarının Sünnetullah İle Olan İlişkisi

Tüm içeriklerim
Takipçilerim (83)
30 07 2015

Nasr Suresi : Allah (c.c) nin Yardımı ve Fethi

Kısa bir sure olduğu için "Namaz suresi" olarak isimlendirilen ve alelacele okunarak ne demek istediğinin anlaşılma gereği bile duyulmadan okunan bu sure , içinde Sünnetullah dediğimiz toplumsal yasaların işleyişi konusunda önemli mesajlar taşımaktadır.   [110.001] Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde, [110.002] Ve insanların fevc fevc Allah'ın dinine girdiklerini gördüğünde; [110.003]  Rabbini överek tesbih et, O'ndan mağfiret dile. Çünkü O tevbeleri kabul edendir.   Nasr suresi , Mekke'nin fethinden sonra indirilmiş olan ve 3 Ayeti kapsayan bir bir sure olup  bu surenin anlaşılması için, Kur'anın nazil olmaya başladığı ilk Ayetten başlayarak 23 yıllık bir sürece yayılan ve bu sürecin anlatıldığı Ayetleri okumak gerekmektedir. Sure , Muhammed (a.s) ın Elçiliği ile başlayan bir mücadelenin sonucunu anlatmakta olup , bu sonuca varmak için gerekli olan mücadele metodu ve bu metodun Muhammed (a.s) ve Ashabı tarafından uygulaması bütün Kur'anın içine yayılmıştır.    Bu sonuca varmak için uygulanan yol ve yöntem bizler içinde bir örneklik taşımakta olup , bizlerin de Allah (c.c) nin yardımı ve fethine mazhar olmamız için bu yolun izlenmesi gerekmektedir. Dün Mekke'de hakim olan şirk ve zulüm sistemi, bugün aynı şekilde yeryüzü üzerinde hakim olup bu düzenin ortadan kalkması için bizden önceki Elçi ve onlarla beraber olanların yollarının izlenme mecburiyeti vardır.    Nasr suresi nin anlaşılması için öncelikle nuzül öncesi Mekke toplumunun inanç ve yaşantısının bilinmesi gerekmektedir.    Sadece Allah (c.c) yi Rab ve İlah olarak tanımak ile yükümlü bir hayat sürmek için yaratı... Devamı

28 07 2015

Cuma s. 5-8. Ayetleri: Tevrat ve Kur'an Yüklenmenin Sorumluluğu

Allah (c.c) yaratmış olduğu insanlara yine onların içinden seçmiş olduğu insanlar vasıtası ile , Dünya hayatlarındaki yaşamlarında nasıl bir yol  izlemeleri gerektiğini vaaz etmiştir. Bu Elçiler ile birlikte gönderilen Kitaplar içindeki muhteviyat zaman içinde terk edilmiş ve yaratılmış olanların vaaz etmiş olduğu kitaplar hayat nizamı olarak seçilmeye başlanmıştır.    Muhammed (a.s) ile gönderilmiş olan son Kitap olan Kur'an bizlere, bizden öncekilerin başlarından geçenleri hatırlatarak, onlar gibi olunmasını veya olunmaMAsını öğütlemektedir. Bu bağlamda,  "İsrailoğulları" olarak zikri geçen ve Kur'anda önemli bir yer tutan bu kavim ile ilgili anlatımların sadece onlar ile sınırlı kalan bir okumaya değil , onların üzerinden ibret mesajları olarak okumaya tabi tutularak, bizlerin o mesajlardan ibret alması amaçlanmaktadır. Bu bakış açısı içinde , İsrailoğulları ile ilgili anlatımlardan bize dönük mesajların ne olabileceği konusunda , onlarla ilgili Ayetleri okumaya çalışarak bize düşen hisseyi anlamaya bundan önceki yazılarımızda da çalışmıştık. Bu yazımızda Cuma s. 5-8. Ayetlerini ele alarak bunlardan bize düşen hissenin ne olabileceği yönünde düşüncelerimizi paylaşmaya çalışacağız.    [062.005]  Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu taşımayanların durumu, kitaplar taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın âyetlerini yalanlayanların durumu ne kötüdür. Allah zalim toplumu doğru yola iletmez. [062.006]  De ki: «Ey Yahudi olanlar, eğer siz, (bütün) insanlardan ayrı olarak yalnızca sizlerin gerçekten Allah'ın velileri (dost ve sevgili kulları) olduğunuzu öne sürüyorsanız, şu halde ölümü temenni edin; eğer doğru sözl&... Devamı

26 07 2015

Duhan s. 1-6. Ayetleri : Ön yargılı Bir Okuma Örneği

Düşünce tarihimize baktığımızda yapılan en önemli hatanın , Kur'anın oluşturulmuş ön yargılar ışığında okunması ve ön yargıları onaylayıcı bir Kitap haline getirilmesidir. Bu durumu bundan önceki bazı yazılarımızda örnekleri ile ele almaya çalışarak Kur'anın böyle bir ameliyeye alet edilmemesi gerektiğini hatırlatmaya çalışmıştık.    Bu yazımızda Duhan s. 1-6. Ayetleri arasını ele alarak böyle bir ameliyeye kurban edilmiş olan 4. Ayetin üzerinde durmaya gayret ederek, doğru çevirisinin Kur'an bütünlüğünü göz önünde tutarak nasıl olabileceği yönünde fikirlerimizi paylaşmaya çalışacağız.     Hâ mîm. [044.001]  Ha, Mim.   Vel kitâbil mubîn(mubîni). [044.002]  Mübin olan Kitaba andolsun;   İnnâ enzelnâhu fî leyletin mubâreketin innâ kunnâ munzirîn(munzirîne). [044.003]  Gerçekten biz onu mübarek bir gecede indirdik, gerçekten biz uyarıp-korkutanlarız.   Fihâ yufreku kullu emrin hakîm(hakîmin). [044.004] Ki onda (O gece inen kitap ta) her  iş hikmetli bir biçimde ayrılır,   Emren min indinâ innâ kunnâ mursilîn(mursilîne). [044.005]  Katımızdan bir emir ile; doğrusu biz, (insanlara elçi) gönderenleriz,   Rahmeten min rabbik(rabbike), innehu huves semîul alîm(alîmu). [044.006]  Bu Rabbinden bir rahmettir. Allah, işitendir, bilendir.   Ayetler Kur'anın indirilme zamanı ve sebebi ile ilgili bilgiler içermekte olup , iniş zamanı olarak "Mübarek bir gece" den bahsedilmektedir. Herkesin malumudur ki Kur'an 23 senelik bir zaman süreci içinde pe... Devamı

23 07 2015

Kadir s. Üzerinde Bir Tefekkür Çalışması

Kur'an okumalarında yapılan en büyük yanlışlık , mesajın içeriğine dair yapılması gereken bir okuma yerine , oluşturulmuş olan ön yargılar öne çıkarılarak yapılan okumadır. Bu doğrultuda okunmaya çalışılan bir çok Ayet , rivayetlerin belirleyici olmasına yönelik bir okuma sonucu Kur'andan onay almayan rivayetleri onaylayıcı bir anlayışa kurban edilmiştir.   Yazımızın konusu olan Kadir suresi Ayetleri de  aynı ön yargı sonucu okunarak , dışardan devşirilmiş "Kandil geceleri" uydurmasına kurban edilmeye çalışılarak bütün yıl yapılan günahların bir gün içinde af edilmesini sağlayan bir gece haline getirilmiştir. Allah (c.c) nin kullarına olan rahmetinin ve bağışlayıcığının sonsuz olduğu hepimizin malumu olmakla birlikte , yılın 354 günü hatırlanmayan Allah (c.c) nin  yılın 1 günü içinde hatırlanmış olması kullara yakışmayan bir kulluk bilinçsizliğidir.     Kadir s. anlatım uslubu itibarı ile farklılık taşıyan bir suredir şöyle ki ; Kur'anın inmeye başlamasını anlatan bir sure olan Kadir suresi , Kur'anın kıymet derecesini anlatmak için Kur'ana değil inmeye başladığı geceye vurgu yapmaktadır. Bu vurgu maalesef yanlış anlaşılarak o gecede yapılan ibadetlerin , 1000 ayın 83 yıla tekabül etmesi gibi bir düşünce içinde okunarak ömründe bir defa bu geceyi idrak edenin paçayı kurtardığı gibi bir düşünce oluşturulmaya çalışılmıştır. Kandil geceleri ile ilgili olarak düşüncelerimizi , "Seküler Bir Hayatın Kurtuluş Piyangosu: Kandil Geceleri" başlıklı bir yazıda ele almaya çalıştığımız için , konuyu ilgili sure üzerinde yoğunlaştırmak istiyoruz.   "Parmak ayı işaret ederken aya değil parmağa bakmak" misali yapılan okumaya güzel bir ör... Devamı

22 07 2015

Seküler Bir Hayatın Kurtuluş Piyangosu: Kandil Geceleri

Allah (c.c) yaratmış olduğu kullarına , Elçileri aracılığı ile göndermiş olduğu Kitaplar içinde , Dünya hayatının geçici bir yer olduğunu kalıcı olanın Ahiret hayatı olduğu ve Dünya hayatında yapılan amellerin, Ahiret hayatı için bir hazırlık olduğu şeklindeki bilgiler önemli bir yer tutmaktadır.  [003.014]  İnsanlara, kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, cins atlar, davarlar, ekinler gibi zevklerin sevgisi, çekici hale getirildi. Fakat bunlar, dünya hayatının geçici nimetleridir. Oysa Allah, akibet güzelliği, O'nun yanındadır.   Dünya metaına karşı düşkün olarak yaratılmış olan bizlerden büyük çoğunluk sadece Dünya merkezli bir hayat sürerek , Ahireti unutan bir hayat tarzı sürmekte ve ebedi hayatımızı maalesef tehlikeye atmaktayız. Dünya merkezli hayat tarzı, "Dindar" diyebileceğimiz bir kısım insanları da öyle bir hale getirmiştir ki, Ahiret ile ilgili yaşantısını   Dünya hayatı içindeki yaşantısından ödün vermeden birlikte yürütmek istemektedirler.   Bu düşünce onları, dini yaşantıyı ve amelleri sadece belirli gün ve zamanlara ve belirli ritüellere hapsederek o günlerde yapılan amellerin ve ritüellerin bütün yıl yetecek şekilde idare etmesini sağlayacak özel günler ihdas edilmesi ihtiyacı doğurmuştur. Dünya hayatındaki yaşantısı ile Allah (c.c) nin emrettiği yaşantı tarzının birbirine uymaması şeklinde gerçekleşen durumun belirli gün ve gecelerde yapılan ibadetler ile affedilme düşüncesi, seküler yani Dünya merkezli bir hayat tarzı süren, fakat dini yaşantıyı da az olsa da elinde tutmak isteyenlerin , can simidi gibi sarıldıkları bir şey haline gelmiştir.    Hıristiyan düşüncesinde öne... Devamı

20 07 2015

Fil Suresi Üzerinde Bir Tefekkür Çalışması

Fil suresi , Kur'anın Mekke'de nazil olan surelerinden olup , kıssa yollu anlatım uslubu içinde, sadece sonucu anlatması bakımından ilginç bir suredir. Kur'an kıssalarında yapılan anlatımlara bakıldığında , helak edilen kavmi helaka götüren sebebler anlatılmakta ve neticede bu kavm'in helak edildiği haber verilmiş olmasına karşın , "Fil sahipleri" ni bu sona götüren sebebler anlatılmadan  sadece sonucunu görmekteyiz.   "Fil sahipleri" olarak bizlere anlatılan topluluk , rivayetlere bakıldığında Mekke'yi istila etmek isteyen bir ordu olup, bu ordunun yok edildiği anlatılmaktadır. Tefsirlerde bu suredeki yapılan anlatımlar etrafında çok teferruatlı bilgiler olmasına rağmen biz bu bilgileri değil , Kur'anı kullanarak sure hakkında bize dönük bir mesajın olup olmadığı konusunda fikir yürütmeye gayret edeceğiz. Olayın hikaye boyutundan çok onları böyle bir sona hazırlayan sebebleri okumaya çalıştığımız zaman "Eskilerin Masalları" olmaktan çıkarılmış bir Kitabın mesajlarını okumuş olacağımızı düşünmekteyiz.    [105.001]  Görmedin mi Rabb'in fil sahiplerine ne yaptı? [105.002]  Onların kötü planlarını boşa çıkarmadı mı? [105.003] Ve onların üzerlerine bölük bölük kuşlar gönderdi. [105.004]  Onlara balçıktan pişirilmiş sert taşlar atıyorlardı. [105.005]  Böylece Allah onları yenilip çiğnenmiş ekine çevirdi.   Ayetlerden anlaşıldığı üzere "Fil sahipleri" olarak bahsedilen topluluğu böyle bir sona götüren sebeblerden bahsedilmeden , direk sonları anlatıldığını yine hatırlattıktan sonra, Ayetlerin ilk muhatabı olan Mekkelilerin böyle bir olaydan haberlerinin olmuş olması kuvvetli bir ihtimaldir. Yani Mekkeliler "Fil ... Devamı

16 07 2015

Kevser Suresi Üzerinde Bir Tefekkür Çalışması

Kevser s. Kur'anın Mekke'de nazil olan en kısa surelerinden bir tanesidir. Bu yazımızda sure ile ilgili bir tefekkür'de bulunmaya çalışacağız.   İnnâ a’taynâkel kevser(kevsere).  [108.001]  Muhakkak Biz, sana Kevseri'i verdik. Fe salli li rabbike venhar. [108.002] Öyleyse Rabb'in için salat et ve nahr et. İnne şânieke huvel ebter(ebteru). [108.003]  Doğrusu adı sanı ortadan kalkacak olan, sana kin tutan kimsedir. 1. Ayette , Muhammed (a.s) a "Kevser" verildiği beyan edilmektedir. "Çokluk" anlamına gelen "Kesera" kelimesinden türemiş olan bu kelimeye ,  tefsirlerde bir çok anlam verildiğini görmekteyiz , maaleseftir'ki bu kelime bir kısım kimsenin kendi düşüncesini ve fikrini Kur'an onaylatmak amacı ile kullandığı bir kelime olarak gözümüze çarpmaktadır. Şia'nın bu kelimeye "Biz sana Fatıma"yı verdik" şeklinde yorumlar getirmesine , karşın Ehli sünnet "Biz sana şefaat makamını verdik" şeklinde yorumlar getirmiştir. Konumuz farklı yorumların kritiği olmadığı için bu kadarı ile yetinmek istiyoruz.  "Kevser" kelimesi ile kast edilenin ne olduğu konusunda şunları söyleyebiliriz ; 2. Ayette "Salat" ve "Nahr" ın Rab için olması gerektiği emri bize bilgi verebilir. Muhammed (a.s) kendisinden önceki Elçiler gibi yüklendiği  görev gereği, yaşadığı toplumun şirk içeren düşünce ve eylemlerini, Tevhidi bir çizgiye getirmekle sorumluydu. Kendisine verilen Elçilik  görevi ve Kitab'ın, onun ismini kıyamete kadar sürecek bir zaman içinde dillerde kalıcılık sağlaması, olarak okuduğumuzda sure bütünlüğüne uygun bir düşünce olduğu söylenilebilir.  2.... Devamı

15 07 2015

Necm s. 26. Ayeti : Meleklerin Şefaati

Şefaat meselesi, İslam düşüncesi içinde en çok istismar edilen bir konu olup , rivayetlerin yönlendiriciliğinde Kur'anın anlaşılma(ma)ya çalışılmasına en güzel!! örneklerdendir. Rivayetlerin yönlendiriciliği sayesinde Kur'anın, "Müşrik İnancı" olarak beyan ettiği ve bütün Ayetlerinin yerleşik olan şefaat inancını yıkmaya yönelik olduğu bir konu, ne garip tir ki Müslümanların en baba inanç konularından biri haline getirilmiştir.    Daha önceki yazılarımız da bu konu ile ilgili , "Şefaat Ayetlerini Birde Bu Sıra İle Okuyalım" başlıklı yazımızda , şefaat konusu ile ilgili bütün Ayetleri ele almaya çalışarak , şefaat konusunun Kur'an bütünlüğünde nasıl anlaşılması gerektiğini ele almaya çalışmıştık , bu yazımızda sadece Necm s. 26. Ayetinde geçen Meleklerin şefaati nin nasıl olabileceği konusunda Kur'anda bir gezinti yapmaya çalışacağız.    Ve kem min melekin fîs semâvâti lâ tugnî şefâatuhum şey’en illâ min ba’di en ye’zenallâhu limen yeşâu ve yerdâ.    [053.026]  Göklerde nice melek vardır ki; Allah, dileyeceği ve razı olacağı kimseler için izin vermedikçe onların şefaatı hiç bir şeye yaramaz.   Şefaatçi olmanın anlamını  , "Birlikte olmak" şeklinde kısaca izah ettikten sonra , Meleklerin kimlerle ve hangi şartlarda birlikte olacaklarını , diğer Ayetlerden öğrenebiliriz.  Ayetten anlaşılacağı üzere Meleklerin şefaatinin gerçekleşmesi için, öncelikle o şefaati hak etmek gerekmektedir. Meleklerin şefaatini Dünya ve Ahirette olmak üzere değerlendirmek mümkündür.     [016.030-32]  Sakınan kimselere: ... Devamı

14 07 2015

Başörtüsü Örneğinde Kitab'a Değil Kitab'ına Uydurma Çalışmaları

Allah (c.c) yaratmış olduğu kullarına , yaşamış oldukları hayat içinde bir takım kurallar koyarak , bu kurallar dahilinde yaşamaları ile ilgili emirleri Elçi ve Kitap lar göndererek bildirmiştir. İnsanların bir çoğu Elçi ve Kitapları red ederek inkarcı bir hayat tarzı üzerine devam ederken , bir kısım insanlar Elçi ve Kitaplara uyan bir hayatı tercih etmektedirler. Elçi ve Kitaplara uyduğunu iddia eden bir kısım insanlar da , Kitap içindeki bir takım kurallara uymak noktasında sıkıntılar başgöstermiş ve bu sıkıntıları bir şekilde aşmak yoluna gitmeyi tercih ettiklerine şahid olmaktayız.    "Kitab'a değil kitab'ına uydurmak" deyimine uygun olarak Kitap içindeki bazı konular "O öyle değil böyle" denilerek uygun hale getirilmeye çalışılmış ve çalışılmaktadır. Yazımızda "Baş örtüsü" konusunu ele alarak bu kuralı bir şekilde delme çalışmaları olarak niteleyebileceğimiz ilgili Ayetlerin yorumlarında kullanılan argüman ve Ayetleri anlamada izlenilmesi gereken yolu ele almaya çalışacağız.    Bu konu ile ilgili düşünceleri kısaca hatırlayacak olursak ; Kur'anda böyle bir emir olmadığı , bu konu ile ilgili Ayetlerin başı örtme ile ilgili olmadığı gibi sözler edilerek bu düşünceler bazı Kur'an çevirilerine yorum olarak sokulmuş olması , bazı okuyucular tarafından bunun Allahın emri olduğu gibi bir düşünce içine girmelerine sebeb olmaktadır.    Şurası unutulmamalıdır ki , Kur'an yaşayan bir topluma inmiştir. Bu toplum günlük hayatı içinde bir takım bilgilere sahip olup , Kur'an bu bilgilerin bir kısmını kabul , bir kısmını red ederek doğrusunu yerleştirmeye çalışmıştır. Dil olarak indiği toplumun dilini kullanan Kur'anı bu gün doğru anlamak için... Devamı

12 07 2015

Cumartesi Yasağını Delmeye Çalışan Yahudiler İle Riba Yasağını D

Kur'an , kıssa yollu anlatım uslubu ile bizden önceki yaşantılardan kesitler sunarak, o yaşanmışlıklardan ibretler alarak hayatımızı ona göre düzenlememizi amaçlamaktadır. Bu bağlamda, prototip bir kavim olarak karşımıza İsrailoğulları çıkmaktadır. İsrailoğulları ile ilgili anlatımlar onların yaşamış oldukları hayat içindeki yaşanmışlık örneklerinden muhatapların dersler çıkararak onlar üzerinden verilen olumlu ve olumsuz örneklerin bizlere yol gösterici olması amacına matuf olarak bir bakış içinde okunduğunda "Eskilerin Masalları" olmaktan çıkacaktır.    İsrailoğulları ile ilgili anlatımlarda öne çıkan nokta, onların olumsuz davranışları ve bu davranışları neticesinde başlarına gelen akıbettir. "Araf s. 163 -166. Ayetler arasında İsrailoğullarına mensup deniz kıyısında yaşayan bir topluluğun kıssası ve başlarına gelenler anlatılarak aynı hataya düşmememiz hatırlatılmaktadır.    Neydi bu topluluğun kıssası ?.    Allah (c.c) İsrailoğullarına, yapmış oldukları hatalar nedeniyle daha önce kendilerine helal bazı şeyleri haram kıldığını beyan etmektedir (Nisa s. 160-161), bu haramların içinde onlara cumartesi günleri çalışma yasağı getirmiştir. Araf s. içindeki ilgili Ayetler bu yasağı delmeye çalışan topluluğun akıbetini anlatmaktadır.     Balıkçılık ile geçinen bu kasabanın halkı için , cumartesi günü akın akın gelen balıklar çalışmanın serbest olduğu diğer günlerde aynı şekilde gelmiyordu. Buna daha fazla dayanamayan halk bir şekilde bu yasağı ihlal etme yoluna giderek sonlarını hazırlamışlardır.  Bu durumu önce biraz irdeleyerek , daha sonra kendimize "Riba" örneği üzerinden bir pay çıkarmaya çalışacağız.  Deniz kıyısındaki kasabanın ha... Devamı

02 07 2015

Tek Çeşit Yemeğe Dayanamayan İsrailoğulları ve Tek Kitaba Dayana

Kur'anın İsrailoğulları ile ilgili anlatımları , onların ne menem bir kavim olduklarından çok, Allah (c.c) nin Arz üzerine koymuş olduğu toplumsal yasaların yani Sünnetullah'ın işleyişinin nasıl ve hangi şartlarda gerçekleştiğinin pratik hayat üzerinden sonrakilere gösterilmesi amacına matuftur. İsrailoğulları ile ilgili anlatımların sadece onlara hasredilerek okunması bu anlatımların maalesef masal mesabesinde kalmasına sebeb olmuş ve bizlere dair herhangi bir mesajı olabileceği ihtimali pek düşünülmemiştir.    İsrailoğulları ile ilgili yazılarımızda, ilgili Ayetlerin bize dönük mesajını okumaya gayret ederek gerekli derslerin çıkarılması yönünde okumalar yapmaya çalıştığımızı hatırlatarak Bakara s. 61. Ayetinin bize dönük nasıl bir mesajı olabilir sorusunun cevabını aramaya çalışacağız.   Konumuz olan Ayetlere kadar geçen süreci kısaca hatırlayacak olursak ; Firavun'un zulmünden Musa ve Harun (a.s) lar önderliğinde kurtulan İsrailoğulları denizin karşı kıyısına geçmişler ve orada yaşam sürmeye başlamışlardır. Bakara s. 57. Ayetinde onların yaşamlarını rahat bir biçimde idame ettirebilmeleri için onlara verilen nimetler şöyle beyan edilmektedir.      [002.057]  Ve üstünüze o bulutu gölge yaptık, ve size ihsan ettiğimiz hoş rızıklardan yiyin, diye üzerinize kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Onlar, bize zulmetmediler, lakin kendi nefislerine zulmediyorlardı.   Bakara s. 57. Ayetinde İsrailoğulları denizin karşı kıyısında Ayette "Elmenne vesselva" olarak haber verilen, meallerde "Bıldırcın ve Kudret Helvası" olarak çevrilen gıdalar ile rızıklandırdığı bildirlmektedir. "Menne" kelimesi kur'anda başka Ayetlerde de geçmekte olup , "Verilen nimetin kişiye ... Devamı

30 06 2015

Lut (a.s) Kıssası Örnekliğinde Helakın Evrenselliği

Kur'anda helak edildiği beyan edilen kavimlerin kıssalarının anlatılma sebebi , geçmişte cereyan etmiş bazı olayların masal tadında okunarak geçiştirilmesi değil "Sünnetullah" denilen toplumsal yasaların nasıl işlediği ve bu yasaların değişmezliği üzerinden , adı geçen kavimlerin işlemiş oldukları cürümlerin tekrar edilmesi neticesinde aynı olayların işleyeceğinin haber verilmesidir. Allah (c.c) Kur'anda, insanı "Kadın" ve "Erkek" olarak iki farklı cinste yarattığını , insan neslinin çoğlamasının bu iki cinsin beraberliği ile gerçekleştiği , bu çoğalmanın hukuki zemini olarak "Nikah" dediğimiz aktin olması gerektiğini , bunun dışında gerçekleşen beraberliklerin "Zina" olduğunu , bu tür beraberliğin Dünya cezası olarak had , uhrevi ceza olarak Cehennem olduğunu beyan ederek insanların bundan kaçınmasını ve koyduğu ölçülere uyulmasını emretmiştir.   [003.014] Kadınlara, oğullara, kantar kantar altın ve gümüşe, nişanlı atlar ve develere, ekinlere karşı aşırı sevgi beslemek insanlara güzel gösterilmiştir. Bunlar dünya hayatının nimetleridir, oysa gidilecek yerin güzeli Allah katındadır.  [004.001]  Ey İnsanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan eşini var eden ve ikisinden pek çok erkek ve kadın meydana getiren Rabb'inize hürmetsizlikten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'ın ve akrabanın haklarına riayetsizlikten de sakının. Allah şüphesiz hepinizi görüp gözetmektedir. İnsan, karşı cinse ilgi duyan bir fıtratta yaratılmış ve bu ilgisi sonucunda insan neslinin türemesi sağlanmıştır. Ancak Kadınların Kadınlarla , Erkeklerin Erkeklerle cinsel birlikteliği yasaklanmıştır. Bu yasaklanmayı ve bu tür ilişkilere heves duyanlara karşı nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini... Devamı

21 06 2015

ETTAHİYYATU Duası Üzerine Bir Mülahaza

"Ettahiyyatu" adı ile bildiğimiz dua , hepimizin çocukluğunda ilk öğrendiği dualardan biri olup , Namazlarda "Teşehhüd"diye bildiğimiz oturuşta okunan bir duadır. Bu dua ile ilgili rivayetlere baktığımızda , Allah ve Elçisine atfedilen en büyük iftiralardan biri olan "Miraç" hadisesinde ! Allah (c.c) -Muhammed (a.s) ve Cibril'in üçlü konuşmasının bir ürünü olduğu şeklinde bilgiler mevcuttur. Yazımızın konusu bu tür iftiralar değil dua içinde okunan "Esselamu Aleyke Eyyuhennebiyyu" ibaresi ile ilgili olacaktır.  Duanın Arapça metni ve meali şöyledir;  Ettehiyyatu lillahi ves-salevatu vet-tayyibatu, esselamu aleyke eyyühen-nebiyyu ve rahmetullahi ve berekatuh, es-selamu aleyna ve ala ibadillahis-salihiyn. Eşhedu enla ilahe illallah, ve eşhedu enne muhammeden abduhu ve resuluh.  Dil ile, beden ile ve mal ile yapılan bütün ibadetler Allah’a dır. Ey Peygamber! Allah’ın Selâmı, rahmet ve bereketi senin üzerine olsun. Selâm bizim üzerimize ve Allah’ın bütün iyi kulları üzerine olsun. Şahitlik ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Ve yine şahitlik ederim ki Muhammed, O’nun kulu ve Peygamberidir. Bu duanın okunmasının fıkhi yönden hükmünün ne olduğu hakkında ilmihal kitaplarındaki bilgilerin Namazın sadece şekilsel bir boyuta indirgenmiş olmasının bir yansıması olduğunu düşündüğümüzü kısaca ifade ettikten konumuza geçebiliriz.  Bu duanın metnine baktığımızda akla ilk olarak gelen soru , " Muhammed (a.s) bu duayı kendisi okumuşmudur şayet okumuş ise kendisine mi selam ediyor?" şeklinde olacaktır. Soru gayet mantıklı ve haklıdır , bu soruya klasik ilmihal bilgileri ile namaza yaklaşanların verecekleri cevap bir çok kimseyi tatmin etmeye... Devamı

18 06 2015

DUHAN s. 40-50. Ayetleri : Allah (c.c) den Rol Çalmanın Cezası

Allah (c.c) yaratmış olduğu kullarının üzerinde yegane otorite ve tasarruf sahibi olduğunu , göndermiş olduğu Elçileri vasıtası ile bildirerek kendisinin dışında otorite ve tasarruf sahibi olmaya çalışmanın veya onun dışındaki otorite ve tasarruf sahiplerine tabi olmayı "ŞİRK" olarak niteleyerek, bu suçu asla af etmeyeceğini beyan etmiştir .   [004.048] Gerçekten, Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur. [004.116]  Doğrusu Allah kendine şirk koşulmasını mağfiret buyurmaz, ondan berisini ise dilediğine mağfiret buyurur, kim de Allaha şirk koşarsa hakıkatte pek uzak bir dalâle sapmıştır.   Ancak bir çok insan, kendisine verilen bu bilgilere ve yapılan tehditlere rağmen ilahlığa soyunmayı veya ilahlığa soyunanlara tabi tercih etmiş ve ahirette ebedi Cehennem azabına hak kazanmıştır.    Kur'anın anlatım usluplarından bir tanesi , Dünya hayatında kişilerin yaptıklarının karşılığını Cennet veya Cehennem olarak haber verdikten sonra , Cennet veya Cehennem hayatından kesitler sunarak , bizleri ölmeden evvel oralara götürüp getirmesi ve oradaki yaşantıdan kesitler sunmasıdır. Duhan s. 40 ila 50. Ayetlerine baktığımızda böyle bir anlatım üslubu dahilindeki Ayetlerde , Dünyada yaptıkları neticesinde Cehennemi hak etmiş bulunanların nasıl bir karşılık görecekleri beyan edilmektedir.  [044.040]  Haberiniz olsun ki o fasıl günü hepinizin mikatıdır.   Ayet içinde geçen "Yevmel fasli" (Ayırım günü) ibaresi başka Ayetlerde de geçmekte olup bu geçişleri , Ayetin anlaşılmasında kolaylık sağlamaktadır.   [037.016-24]  «Gerçekten biz öldüğümüz, top... Devamı

14 06 2015

ZUHRUF s. 44. Ayeti Hakkında Bir Mülahaza

Kur'an okumalarında yapılan yanlışlardan bir tanesi , okunan Ayetin kişinin tabi olduğu düşünceler doğrultusunda okunması ve o düşüncenin Kur'an tarafından onaylatılmaya çalışılmasıdır. Bu yanlış sadece Müslümanlara has olmayıp , Kur'an içinde zikri geçen İsrailoğullarının da düştüğü bir yanlıştır. İsrailoğulları ile ilgili anlatımlara bakıldığında onların Tevrat hakkında yapmış oldukları yanlışlar anlatılarak aynı hataları bizlerinde tekrarlamaması istendiği halde sanki tekrarlamamız isteniyormuşçasına yahudileşme temayülü içine girilmiş olması üzücü bir durumdur.    İslam tarihi boyunca ortaya çıkmış olan fırkalara bakıldığında söylemek istediğimiz daha net anlaşılacak olup , bu fırkaların kendi görüşlerini Kur'ana onaylatmak için Allahın Ayetlerini nasıl evirip çevirdiği bilinen bir gerçektir. Allahın Ayetlerini indi görüşleri doğrultusunda çevirme ameliyesine maalesef "Kur'an Merkezli Söylem" iddiasında bulunanların da katıldığıda görülmektedir. Bu söylemi dile getirenlerin, bu konuda daha hassas olmaları gereken bir durum olduğu halde, onlarında bu furyaya katılmış olmaları bizleri düşündürmektedir.    Örnek vermek gerekirse ; Hadis rivayetlerinin toptan reddedilmesi gerektiğini, Kur'an içindeki "Bundan sonra hangi hadise inanırsınız?" mealindeki Ayetler ile reddetme veya Kur'anın eksiksiz olduğunu ispat için Enam s. 38. Ayetindeki "Biz kitapta hiç bir şeyi eksik bırakmadık" mealindeki Ayeti delil getirme girişimlerini verebiliriz. Örneğini verdiğimiz her iki Ayette bağlamından ve Kur'an bütünlüğünden koparılarak okunmuş ve indi görüşlere dayanak yapılmaya çalışılmıştır. Bu ameliyenin , kendisini Ku... Devamı

05 06 2015

Musa (a.s) Firavuna İsyan Eden Bir Nankörmüydü ?

Bilindiği üzere Türkiye de seçim zamanlarında ortaya çıkan  tartışmalardan bir tanesi, mevcut sistemin kuralları dahilinde kurulmuş olan siyasi partilere oy vermenin hükmü konusunda olup, Müslümanlar bu konuda iki zıt kutupta toplanmışlardır. Bir kısım Müslüman oy kullanmayı savunurken , diğer bir kısım Müslüman oy kullanmamayı savunmaktadır.    Oy kullanmayı savunanların , oy verme sebebi olarak öne sürdükleri gerekçelerden bir tanesi , içinde yaşadığımız sistemin herkese sağlamış olduğu bir takım imkanlardan herkesin yararlanmış olduğu ve oy kullanmama noktasında tercih beyan edenlerinde bu nimetlerden faydalandığı halde sisteme karşı çıktıkları , "Madem sisteme karşı çıkıyorsunuz bu nimetlerden neden faydalanıyorsunuz?" şeklinde bir söylem ile kendilerini savunup karşı tarafı suçladıklarına şahid olmaktayız.    Kur'anı hayatlarında belirleyici bir Kitap olduğunu iddia eden bizler için, yaşadığımız her zaman çerçevesi içindeki olaylara karşı nasıl bir tavır takınmamız gerektiği , bu tür durumlarda bizden öncekilerin yaşanmışlıklarından örnekler çıkararak Muvahhid atalarımızın yolunu izlemek mecburiyeti vardır.    Musa (a.s) ın Firavun ile olan mücadelesi sadece yaşandığı zaman ve mekan dahilinde değil ,çağlar boyunca gelecek olan Firavunlara karşı nasıl bir tavır takınılması gerektiğini bize öğretmektedir. Musa (a.s) ın hayatını okuduğumuz zaman onun bebekliğinden gençlik çağına kadar Firavunun himayesinde büyümüş birisi olduğunu görürüz.  Musa (a.s) ın Elçi seçilme anına kadar başından geçen olayları , onun kıssasının anlatıldığı surelerden okunabilir , yazıyı uzatmamak amacı ile onun Elçi seçilmesini müteaakip,... Devamı

03 06 2015

Tağut Kelimesi Üzerine Bir Mülahaza

Tağut , Kur'anın mesajının anlaşılmasında önemli kelimelerden birisi olup, Türkiye gündemine seçim zamanlarında ve belirli bir takım hiziplerin söylemi şeklinde gelmektedir. "Selefiyye" adlı hizip bu kavramı gündem ederek özellikle mevcut sistem hakkında bir takım düşünceler üretmekte ve bu hizbin söylemine karşılık olarak bazı karşıt hizipler bu kavramı gündem etmek konusunda geri durmaktadırlar.   Bu kelimenin ifade ettiği anlam basit bir anlam olmayıp, Kur'anın ana mesajı olan "Tevhid" ile yakından alakalıdır. Selefiyye'ye mensup hiziplerin bu kelimeyi gündem etmeleri ve bu kelimenin İslam Dünyasında'ki bazı silahlı guruplar ile birlikte anılması bu kelimeye karşı bir allerji oluşmasına sebeb olmuştur.   Bu kelimenin, özellikle içinde yaşadığımız sisteme karşı bir sözünün olmuş olması, bir takım kimselerin korku kaynağı olmuş ve bu kelimeyi duydukları zaman "Aslandan kaçan yaban eşekleri" misali kaçtığını görmekteyiz. Bu kelimeyi işittikleri zaman tüyleri diken diken olanların , Kur'anın tabiri ile "Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmına inanmamak" şeklinde tezahür eden yahudileşme temayülü içinde olduklarını üzülerek belirtmek isteriz.    Türkiye de , yapıldığı iddia edilen Kur'an çalışmaları genelde entellektüel bir faaliyet aşamasından yukarı çıkamadığı  ve bu kelimenin ifade etttiği anlamın hayat içinde pratik bir uygulaması olması gerektiği için, Kur'an çalışmaları yapanların bu kelime üzerinde pek fazla durmak istemediklerini , bu kelimeyi gündem edenleri (Selefi gurupları kast etmekteyiz) bahane ederek Kur'an dışı yabancı bir kelime muamelesine tabi tuttuklarına şahid olmaktayız.    Bu yazımızda , Kur'an ... Devamı

31 05 2015

Sisteme Karşı Müslüman Duruşu ve Nebilerin Örnekliği

Allah (c.c) sadece kendisine kul olmak için yarattığı insanlara , bu kulluğun nasıl olması gerektiği bilgisini öğreten bir çok "Nebi Resul" göndermiştir. Bu Nebi Resuller, içlerinde bulundukları kavimlerinin Allah (c.c) dışında kulluk ettiklerine karşı amansız bir mücadele içine girerek, var güçleri ile sadece tek İlahın hakimiyetini tesis etmek için mücadele etmişlerdir.   Bu mücadele içinde öne çıkan ortak nokta , müşrik kavimleri ile en küçük bir tavize bile yanaşmamaları olan bu Nebileri takip iddiasında olan bazılarımızın, bu gün içinde bulunduğumuz sisteme karşı bir takım tavizkar tutum sergiliyor olmaları ,Nebi Resullerin yoluna yapılan bir ihanet olarak karşımızda durmaktadır. Bu ihanet, son yıllarda Türkiye de A.K.P adlı siyasi partinin iktidar olması ile daha bariz bir biçimde ortaya çıkmış ve bu ihanetin başını çekenlerinde, A.K.P iktidarı öncesi Türkiye deki mevcut sistemi "Tağut" olarak niteleyen bazı alim ve yazarlar kadrolarından  olması bizi derinden yaralamaktadır.    Ne oldu da dün içinde yaşadığımız sisteme karşı çıkanlar, bu gün bu sisteme karşı daha yumuşakve tavizkar bir bakış açısı içine girdiler ?.   Bilindiği üzere A.K.P iktidarından önceki iktidar tarafından Müslüman kesime uygulanan baskılar sonucu , inancının gereği olarak başını örten bir bayan "Kamusal Alan" olarak tabir edilen bazı yerlere alınmamaktaydı, buna benzer zulümler Müslümanları içinde yaşadıkları sistemi sorgulamaya itmiş ve sistemin değişmesi konusunda bir fikir birliği içine girilmişti.    A.K.P adlı siyasi partinin iktidara gelmesi ile, Müslümanların yaşamında bir takım iyileştirilmeler yapılmış olması bir kısım M&u... Devamı

16 05 2015

İSRA s. 1-8. Ayetleri Arasını Okuma Klavuzu

Yazımıza böyle bir başlık atma sebebimiz , zikri geçen Ayetlerin özellikle 1. Ayetin, geleneksel ve modernist okuma tarzında bir takım yanlışlar üzerine temellendirilerek okunması üzerine olup , yazımızda bu Ayetlerin nasıl bir bakış açısı altında değerlendirilip okunması gerektiği yönündeki tekliflerimizi paylaşacağız. Tekliflerimizi paylaşırken , söylediklerimizin nihai doğrular ve bundan başka doğru yoktur mantığı altında değil sadece bu yazıyı yazanın bakış açısından kaynaklanan bir düşüncenin ürünü olduğunu baştan hatırlatarak konumuza giriş yapalım.    Bilindiği gibi İsra s. 1. Ayeti hatıra geldiği zaman  geleneksel Din algısında , ilk önce "Miraç" adı verilen olay hatıra gelmektedir. İsra s. 1. Ayeti ,böyle bir olayın olduğu bilgisini (en ufak bir delalet  ihtimali dahi olmadan) içinde barındırmaMAktadır. Bu olayın olduğuna inananlar aynı surenin 93. Ayetini okudukları takdirde bu isteğin Müşrikler tarafından gerçekleşmesinin istendiği ve böyle bir olayın asla olmayacağı özellikle hatırlatılmaktadır. Necm suresi Ayetlerinde bu olayın anlatıldığı düşüncesi bu surenin İsra suresinden önce inmiş olduğu hesaba katılır ve ilgili Ayetler ön kabulsuz ve bağlam içinde okunursa, Miraç diye bir olayı değil , Muhammed (a.s) Cibril'den vahiy almasını anlattığı görülür.    "Miraç" olayı tamamen mitolojik bir düşünce eseri olup özellikle Hıristiyan düşüncesinde ortaya çıkan Elçiyi yüceltici bir düşüncenin eseri olması açısından tehlikeli bir durum arz etmektedir. Allah (c.c), göndermiş olduğu Elçilerini onları İlah derecesine veya diğer Elçilerle üstünlük yarışına sokulması için göndermemiştir, yazımızda geleneksel o... Devamı

14 05 2015

Bakara s. 61. Ayeti : Zillet ve Meskenet Damgası Vurulmasının Ya

Kur'anın İsrailoğulları ile anlatımlarını , sadece onların nasıl bir kavim oldukları çerçevesinde değil, "Sünnetullah" dediğimiz, Allah (c.c) nin Arz üzerine koymuş toplumsal yasalarının nasıl ve ne sebeble işlediğinin onlar üzerinden okunması amacına matuf olduğunu konu ile ilgili yazılarımızda öncelikle vurgulamaya çalışmaktayız . Yapılan bu anlatımlardan dersler çıkarılması ve aynı yasaların değişmez olduğundan hareketle , onların yapmış olduğu müsbet ve menfi amellerin onlar üzerindeki etkilerinin sonrakiler içinde işleyeceğinin bilinmesi çerçevesinde okunması gerektiğini düşünmekteyiz.   Bu yazımızda ele almaya çalışacağımız konu Bakara s. 61. Ayeti olup bu Ayet üzerinden verilmek istenen mesajı bize dönük bir mesaj olarak okumaya çalışacağız.   Bakara s. 61. Ayete kadar olan süreç kısaca şöyledir ; İsrailoğulları, Firavun zulmünden kurtulduktan sonra yerleştikleri topraklar üzerinde Allah (c.c) onlara "Elmenne vesselva" meallerde "Bıldırcın ve Kudret Helvası" şeklinde çevrilen yiyecekler sunduğunu bildirmektedir. Tefsirlerde bu isimlerle anılan yiyeceklerin cins isimden ziyade , genel bir anlamı olduğunu kısaca hatırlatmak istiyoruz.    "Menne"kelimesi , Kur'anın başka yerlerinde de geçmekte olup "Verilen bir nimetin kişiye hatırlatılması" anlamındadır.  "Selva" kelimesi ise , "Kişiyi avunduran şey" anlamındadır.    Kelimelerin bu anlamları üzerinden giderek , İsrailoğullarına verilen "Men" ve "Selva" olarak ifade edilen şeylerin cins ismi olan yiyeceklerden ziyade, onları beslenme ihtiyaçlarını giderecek olan nimetlerin sunulması ve bu nimetlerin onlara hatırlatılması olarak anlamak mümkündür.  &nbs... Devamı

12 05 2015

Kur'an Kavramlarını Kapitalist Sistem içinde Eritme Çalışmaları:

Müslümanlar olarak içinde bulunduğumuz en sıkıntılı durumlardan birisi , yaşadığımız topraklarda geçerli olan ekonomik sisteme ayak uydurarak kapitalizm'in çarkları arasında ezilmiş olmamızdır. Faiz bu sistemin bel kemiğini oluşturmakta olup , neredeyse hiç kimse bu tür işlemlerden kendisini dışarda bırakamamaktadır.    İşin en sıkıntılı tarafı, içinde bulunduğumuz bu ekonomik sistem içinde Kur'anın yasakladığı ve "Riba" olarak kavramlaşan,  bu gün "Faiz" olarak gündemimizde bulunan işlemin yumuşatılma veya delme çabaları olarak ifade edebileceğimiz düşüncelerin içine girilmiş olunmasıdır.    Kur'anda yasak edilen Riba ile şimdiki Faiz tanımının aynı olmadığı , yasaklanan Ribanın kat kat olan Riba olduğu , haram olan kısmın faiz almak olduğu vermenin haram olmadığı , mecbur kalma durumunda nasıl domuz veya şarap helal oluyorsa faiz almanın da böyle bir helallik dairesine girdiği gibi düşüncelerin dile getirildiğini görmekteyiz. Yazımızda önce Kur'anda geçen "Riba" kelimesinin anlamı ve geçtiği Ayetleri ele almaya çalışarak  bu konuda nasıl bir tavır içinde olunması gerektiği yönündeki düşüncelerimizi paylaşmaya çalışacağız.    "Erriba" kelimesi ; " Yüksek tepe" anlamına gelen "Rabvetün" kelimesinden türemiştir. Tepe nin kendi kendine arttığı yükseldiği için , ona bu ad verilmiştir. Buradan hareketle , "Arttı ve yükseldi" anlamında "Rabee" fiili kullanılmıştır. "Erriba" kelimesi , ana malın üzerinde artma , üzerine ekleme anlamında olup , İslam hukukunda ki kullanımı yalnızca , belirli bir şekilde olan artışa , eklemeye tahsis edilmiştir ( Elmüfredat).  Bu kelimenin "... Devamı

09 05 2015

Lukman s.12-19. Ayetleri : Örnek Bir Baba ve Oğluna Tavsiyeleri

Allah (c.c) yaratmış olduğu insana , sadece kendisine kul olarak bir hayat sürmesi gerektiğini hatırlatan bilgiler göndererek bu kulluğun nasıl olması gerektiğini öğretmiştir. Elçiler vasıtası ile gelen bu öğretiler nesiller boyu aktarılarak bizlere gelmiş ve kıyamete kadar böyle gidecektir. Bu öğretilerin nesiller boyu aktarılmasında en önemli etken, aile içi eğitim ve öğretim olmuş ve olmaya devam edecektir. Kur'an neslin emniyetine önem atfederek, bu emniyetin nikah bağı ile oluşturulan aileler ile yürümesini istemiş , nikahsız ilişkileri "Zina" olarak niteleyerek bunu kesinlikle yasaklamış ve cezai müeyyedeler getirmiştir.   Çağlar boyunca Elçiler ile gelen bilgiler , bu bilgileri duyan ve onlara tabi olanlar tarafından , özellikle pratik hayat içinde yaşanarak "Ameli Tevatür" dediğimiz bilgi yolu ile diğer insanlara ulaştırılmıştır. İnsanlar hayat içinde , "Evlat" , "Karı" , "Koca" , Anne" , "Baba" olarak rollere sahip olup, bu rollerdeki insanların birbirlerine karşı olması gereken davranışları , çağlar boyunca gelen Elçiler tarafından insanlara beyan edilmiştir.   Allah (c.c) nin son Elçisi ile indirmiş olduğu Kitab içinde bu rolleri kuşanmış olanların , olumlu veya olumsuz örneklikleri sunularak olumlu örnekleri bizlerinde uygulaması istenmiştir. Olumlu örneklerden bir tanesi olan Lukman ismindeki kişinin oğluna olan tavsiyeleri, örnek bir babanın çocuğuna karşı yapması gereken vazifeleri anlatarak bizlerinde aynı yolu takip etmesi istenmektedir.   Tefsirlerde , Lukman adlı kişinin kimliği üzerinden tartışmalar yapıladursun , biz onun örnek bir baba portresini öne çıkararak , babaların çocuklarına öğretmeleri gereken öncelikli bilgilerin neler ol... Devamı

26 04 2015

Şuayb (a.s) Kıssası Bağlamında Helakın Evrenselliği

Kur'an kıssalarını okuduğumuz zaman , o kıssalarda öne çıkan hususlardan birisi , adı geçen kavmin helak edilmiş olmasıdır. Helak edilmenin devam eden bir süreç olup olmadığı halen tartışılan bir konu olup , bundan önceki yazılarımızda helakın , Sünnetullah dediğimiz yasaların işlemesi sonucunda gerçekleştiği , bu yasaların asla değişmeyeceğine dair Kur'andan aldığımız bilgi dahilinde, helakın devam eden bir süreç olduğu , ancak helak edilmenin topluca yok edilme şeklinde olması gibi bir durumdan ziyade, anlatılan kıssalarda öne çıkan helak sebebinin okunarak aynı amellerin işlenmesinin toplumların yıkılma sebebi olduğunun bilinmesi gerektiğini  vurgulamaya çalışmıştık.  Helakın  evrenselliği konusunu , Salih (a.s) ın kavmi olan Semud'un Ayet olarak gönderilen Dişi Deve'yi kesmiş olmasının günümüz açısından nasıl değerlendirilmesi gerektiğini, "Semud Kavminin Helakının Örnekliğinde Helakın Evrenselliği" başlıklı bir yazıda ele almaya çalışmıştık. Bu yazımızda Şuayb (a.s) ın kıssasını Kur'anda geçtiği Ayetler bağlamında okumaya çalışarak, verilen mesajı okumaya çalışacağız.                                ARAF SURESİNDE ŞUAYB A.S KISSASI [007.085] Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik): «Ey kavmim, dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil geldi: Ölçüyü ve tartıyı tam yapın, insanların eşyalarını eksik vermeyin, düzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın; eğer inanan (insan)lar iseniz, böylesi sizin için daha iyidir!» [007.086]  «Allah'a in... Devamı

21 04 2015

Hacc s. 15. Ayeti İle İlgili Bir Düşünce Çalışması

Hacc s. 15. Ayeti, Kur'an okuyucusu bir kimse tarafından  okunduğu zaman , "Acaba bu Ayet ile anlatılmak istenilen şey nedir?" şeklinde bir sorunun kafasına takılmamasının mümkün olmadığı bir Ayettir. Bu Ayet motamot bir meallendirmeyle anlaşılabilecek bir Ayet değildir , bu Ayetin anlaşılmasının diğer Ayetlerden çıkarılacak olan karineler yardımı ile anlaşılacağını düşünmekteyiz.    Ayetin orjinal metni şöyledir; Men kâne yezunnu en len yensurehullâhu fîd dunyâ vel âhıreti felyemdud bi sebebin iles semâi summel yakta’ felyenzur hel yuzhibennekeyduhu mâ yagîz(yagîzu).   Bu Ayetin yapılan meallerindan bir kaç örnek şu şekildedir.     Adem Uğur : Her kim, Allah'ın, dünya ve ahirette ona (Resûlüne) asla yardım etmeyeceğini zannetmekte ise, (Allah ona yardım ettiğine göre) artık o kimse tavana bir ip atsın; (boğazına geçirsin); sonra da (ayağını yerden) kessin! Şimdi bu kimse baksın! Acaba, hilesi (bu yaptığı), öfke duyduğu şeyi (Allah'ın Peygamber'e yardımını) gerçekten engelleyecek mi?    Ahmet Tekin : Allah’ın, dünya ve âhirette, ebedî yurtta Rasûlüne asla yardım etmeyeceğini sanan kimseler, güçleri yetiyorsa eğer, herhangi bir vasıta ile göğe çıksınlar, sonra da yardımı kessinler. Değilse takındıkları düşmanca tavırların, gizli mücadele planlarının, kurdukları tuzakların, öfke duydukları şeyi, İslâm’ın ilerlemesini, Kur’ân’ı, Allah’ın peygambere, müslümanlara yardımını ortadan kaldırmadığını görerek akıllarını başlarına toplasınlar.   Ahmet Varol : Kim Allah'ın ona (peygambere) dünyada ve ahirette yardım etmeyeceğini sanıyorsa göğe bir araç uzatsın ... Devamı

17 04 2015

Yalancı İlahların ve Onlara Tabi Olanların Akıbeti: Firavun Örne

Alemlerin Rabbi ve İlahı olan Allah (c.c) , yaratmış olduğu İnsanlara sadece kendisini İlah ve Rab olarak tanımaları gerektiğine dair bir çok Elçiler göndermiş , bu Elçiler aldıkları ve mesaj doğrultusunda hem kavimlerine doğru yolu göstermeye çalışmış , hem de mensup oldukları kavim içinde olan ve bu mesajları red eden kafir ve müşriklerle bir mücadeleye girişmişlerdir.   [016.002] Allah kendi emriyle melekleri, kullarından dilediği kimseye vahiy ile, «Benden başka ilah olmadığına dair (kullarımı) uyarın ve benden korkun» diye gönderir.   Yukarıda verdiğimiz  Ayet mealinde olduğu gibi gelen bütün Elçiler bu gerçeği tebliğ etmeye çalışmışlar , bu gerçeği kabul veya red edenlerin akıbetlerini haber vermişlerdir. Bu gerçeği red edenlerin helak yolu ile yok edilmiş olması ile verilmek istenen mesaj , ahirette vaad edilenlerin gerçek olduğunun Dünya hayatı içinde göz ile gösterilmiş olmasıdır. Helak edilen kavimlerin içindeki iman edenler o kavmi terkederek o azaptan kurtulması ve kavmi terketmeyenlerin helak edilmiş olması , gelecekte vaad edilen azab ve kurtuluşun gerçek olduğunun kıyamete kadar ispatı olarak Kur'an içinde yerini korumaktadır.   Musa ve Harun (a.s) lar , Allah (c.c) nin tek İlah ve Rab olduğunu tebliğ amacı ile gönderilmiş Elçilerden ikisi dir. Bu Elçilerin muhatap oldukları kişi Firavun namı ile maruf , kendisini İlah ve Rab olduğunu iddia eden bir kişidir. Onların Firavun ile olan mücadelesine baktığımızda sahte İlah ve Rablerin kendilerini ve kendilerine tabi olanları nasıl helaka sürüklediğinin canlı bir göstergesi olarak kıyamete kadar ibret vesikası olarak nesiller boyu okunacaktır.    [079.024]  «Sizin en yüce rabbiniz benim» dedi. [026.029]  (... Devamı

16 04 2015

Semud Kavminin Helakının Örnekliğinde Helakın Evrenselliği

Kur'anda bir çok sure içinde gördüğümüz kıssa yollu anlatımların amacı , "Sünnetullah"ın Arz üzerinde nasıl işlediği ve bu işlemenin sadece adı geçen kavimlere özgü değil , aynı fiilleri işleyen topluluklarında bu işleyiş çerçevesinde helak olacaklarının bilinmesi amacına dayanmaktadır. Salih (a.s) ın kavmi olan Semud , helak edilmiş olanlar listesinde yer almakta olan kavimlerden birisi olarak öne çıkmaktadır. Semud kavmine Ayet olarak gönderilen "Dişi Deve" ile ilgili olarak klasik tefsirlerde onun kayadan çıkması , kılı , tüyü ile meşgul olunmuş , mesaj içerikli bir okumaya maalesef tabi tutulmamıştır. Kavimlerin helak edilmesi konusu gündeme geldiği zaman yapılan tartışma konusu , helakın devam eden bir süreç olup olmadığı çerçevesinde olup , bu tartışmanın yapılması bile  "Sünnetullah" olgusunun tam anlaşılamamış olmasından kaynaklanmaktadır.  Kavimlerin helakı ile ilgili Ayetler şayet "Sünnetullah" olgusu hesaba katılarak okunmuş olsaydı , bu tür tartışmaların ne kadar gereksiz olduğu anlaşılır , klasik tefsirlerde bu konu ile ilgili yapılan yorumlar ,masal tadında bir anlatım olarak okunup İsrailiyyat masalları ile güzelleştirilmeye !!! çalışılmaz , helak ile ilgili Ayetlerin  Sünnetullah olgusunun bir gereği olarak , kıssalarda'ki anlatımlarda ki öne çıkan özellikleri taşıyan toplulukların er geç helak edileceklerinin değişmez bir yasa gereği olduğu anlaşılırdı.  Bu noktada , Şuayb (a.s) kavminin öne çıkan özelliği olan ,ölçü ve tartıyı noksan tutmaları yani ekonomik hayatta adaleti gözetmemiş olmaları , Lut (a.s) ın kavminin homoseksüellik yolu ile ahlaki alanda bozulma göstermeleri onları helake götüren sebeblerdir... Devamı

08 04 2015

Mekke'nin Helak Edilmemesi ve Sünnetullah

Kur'an kıssalarını okuduğumuz zaman , bu kıssalarda öne çıkan en bariz nokta, adı geçen kavimlerin helak edilmiş olmasıdır. Kavimlerin bu helakı , "Sünnetullah" dediğimiz yasalara tabi, olup "Kur'an'd adı geçen ve geçmeyen bir çok kavim için işleyen bu yasalar Mekke için neden işlememiştir ?" sorusu, kafalara takılan sorulardandır. Yoksa Allah (c.c) Muhammed (a.s) ve Mekkeliler için yasasında değişiklik mi yapmıştır ? dersek  buna cevabımız, "Hayır" şeklinde olacaktır.    Helak edilen kavimlerin kıssalarının anlatıldığı Ayetlere baktığımızda , Helak edilen kavimlerde'ki müşriklerin uyguladıkları muamele , Muhammed (a.s) ve ona tabi olanlara uygulanan muamele ile aynı olup ,  mecnun olduğu iddiaları , zulüm , baskı , işkence v.s her türlü yol uygulanarak Muhammed (a.s) ve ona tabi olanların yollarından dönmeleri sağlanmaya çalışılmıştır. Bu baskılar 13 sene boyunca sürmüş Medine'li bir gurubun Müslüman olması ile Müslümanlar için yeni bir kapı açılmış ve Müslümanlardan bir kısmı Medine'ye hicret etmeye başlamış en son olarak , Muhammed (a.s) yanında Ebu Bekir (r.a) olduğu halde Medine ye hicret etmiştir.     [009.040]  Eğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, Allah ona yardım eder. Hani o kâfirler, onu Mekke'den çıkardıkları vakit sadece iki kişiden biri iken, ikisi de mağarada bulundukları sırada arkadaşına «Üzülme, çünkü Allah bizimledir.» diyordu. Allah onun kalbine sükûnet ve kuvvet indirmişti ve onu görmediğiniz bir orduyla desteklemişti. Kâfirlerin sözünü alçaltmıştı. Yüce olan Allah'ın kelimesidir. Ve Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.   Bir ço... Devamı

06 04 2015

Fussilet s. 9-12 Ayetleri : Yerin ve Göklerin Yaratılması

Kur'anın doğru anlaşılması için gerekli olan şartlardan bir tanesi , indiği zaman ve mekan dahilinde yaşayan insanların kültür ve edebiyat alt yapılarının bilinmesi gereğidir. Kur'an nazil olurken muhatap kabul ettiği Arap toplumunun o günkü konuşma uslubu üzerine nazil olmuştur. Bu gün Kur'anı okuduğumuz zaman bize yabancı gelen bu uslubu göz ardı ederek , bizim sahip olduğumuz konuşma uslubu üzerinden okuduğumuz bazı Ayetlerin, bizim kültür alt yapımıza uygun olmadığı için bir takım müşkilatı barındırdığı , hatta bazı insanların elinde Kur'an da çelişkiler olduğuna dair bir delile! dönüştüğünü görmekteyiz.    Müşkil Ayetler olarak niteleyebileceğimiz bu durumun çözümü , bu gün bizim sahip olduğumuz kültür birikimi ile değil o günün Arab toplumunun sahip olduğu kültür birikiminin bilinmesi mümkün olabilir. Bu müşkilata örnek olarak verebileceğimiz Ayetler gurubu, Fussilet s. 9. ve 12. Ayetler arasında yerin ve göklerin yaratılışı ile Ayetlerdir.     [041.009]  De ki: «Gerçekten siz mi yeri iki günde yaratana (karşı) küfre sapıyor ve O'na birtakım eşler kılıyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.» [041.010] Yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi. Onda bereketler yarattı ve orada rızıklarını arayanlar için dört günde düzene koydu. [041.011] Sonra, duman halinde bulunan göğe yöneldi, ona ve yeryüzüne: «İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin» dedi. İkisi de: «İsteyerek geldik» dediler. [041.012]  Böylece Allah onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu. Her göğe kendi işini bildirdi. Biz en yakın göğü kandillerle süsledik ve koruduk. İşte bu ç... Devamı

05 04 2015

Enbiya s. 105. Ayeti: Arz'a Salih Kulların Varis Olması İsrailoğ

Kur'an kıssaları , geçmişlerin yaşantılarından kesitler sunarak , onların olumlu veya olumsuz örnekliklerinden kendimize pay çıkararak yolumuzu belirlememizi amaçlayan anlatımlardır. Bu bağlamda İsrailoğulları üzerinden verilen örnekler onların yaşantılarındaki olumlu veya olumsuz örnekleri okuyarak, bizlerin de ona göre bir yol tayin etmemizi amaçlayan anlatımlardır.     Kur'an kıssaları içinde en fazla yer alan kavim olan İsrailoğulları nın Musa (a.s) önderliğinde Firavun zulmüne karşı baş kaldırışı ve sonucu , Allah (c.c) nin arz üzerinde geçerli kanunları olarak nitelendirdiği "Sünnetullah"ın bir tecellisidir. Bu tecellinin anlatıldığı Ayetler şayet doğru  biçimde okunarak hayata pratize edildiği takdirde , çağdaş firavunların aynı şekilde alt edilmesi yani Sünnetullah'ın tecelli etmesi kaçınılmazdır. Kur'an Ayetlerin'de bu anlatımlar, "Laf olsun sayfa dolsun" kabilinden bir amaca matuf olarak anlatılmamış , aksine hayatın ve yaşamın amacı olan tek bir İlaha kulluk etmek yolundaki mücadelede oluşan zorluklarının nasıl bertaraf edileceğinin yaşanmış örnekleri olarak bizlere sunulmuştur.   "Sünnetullah" terimi'ni , "Allah (c.c) nin Arz üzerinde cari olan kanunları" şeklinde kısaca özetlemek mümkündür. Kur'an kıssaları , Sünnetullah'ın nasıl gerçekleştiğini anlatması açısından önemli bilgi kaynakları olup , bizlerinde o kıssalar üzerinden yapılan anlatımların kıyamete kadar geçerli olacağı bilinci ile bunları okumak ve yaşanan hayat içinde pratize etmemiz gerekmektedir.    Sünnetullah teriminin doğru anlaşılamamış olması , özellikle biz Müslümanların bu gün içinde bulunduğumuz durumu doğru okuyamamasına sebeb olma... Devamı

04 04 2015

Kur'an Kıssalarının Sünnetullah İle Olan İlişkisi

Kıssalar, Kur'an içinde önemli bir hacme sahip olup  bu anlatımlar ile bizler , bizden öncekilerin yaşanmışlıklarından kesitleri okuyarak , Sünnetullah'ın nasıl tecelli ettiğini görmekteyiz. Kur'an kıssaları, klasik tefsirlerde sadece yaşanmışlık içine hapsedilerek israiliyyat dolu masallar olarak okunurken,  modernist okumalarda yaşanmışlık içinde anlatılan bazı sıra dışı olaylar red edilerek, yapılan anlatımların mecaz türünden anlatımlar olduğu düşüncesi öne çıkarılarak okunmaktadır.   Kıssaları modernist okumaya tabi tutanların öne çıkan söylemlerinde , Kur'anın bir çok yerinde "Allahın sünnetinde değişme olmadığı" şeklinde beyan edilen Ayetler delil gösterilerek , bazı sıradışı olayların gerçekleşmesinin mümkün olmadığı iddia edilmektedir. "Musa (a.s) kıssası içinde okuduğumuz , Asanın yılan olması , Denizin yarılması , İbrahim (a.s) kıssası içinde okuduğumuz, ateşin onu yakmaması şeklindeki anlatımlar ile nasıl bir mesaj verilmek istenmiştir?" sorusunun sorularak cevabının aranması şeklinde yapılacak bir okuma yönteminin daha doğru sonuçlar doğuracağını düşünmekteyiz.    Klasik okuma ile modernist okumanın birleştiği ve hatalı bir okuma olduğunu düşündüğümüz nokta şudur; Her iki okuma şekli kıssaları sadece yaşanmışlığı içinde hapsederek okuyup, mesaj içerikli olması noktasında herhangi bir düşünce üretmeye çalışmaktan uzak bir anlayış içine girerek kıssaları okumaya çalışmaktadırlar.    Halbuki kıssalarda öne çıkan ortak nokta , Elçilerin ve onlara inananların Tevhid mücadeleleri ve bu mücadele içinde inananlara yardım eden Allah (c.c) nin , inanmayanları helak etmesi şeklinde gerçekleşmesi... Devamı