ismailhakki
63 Takipçi | 5 Takip
Kategorilerim

Din

Diğer İçeriklerim (321)

Sebe halkının kıssası ve İblisin iğvasının yaşanan hayat içindek

"Ya Rabbim Ya Resulullahım" sözünün tehlikesi

Ahzab s. 28-34. ayetleri ile ilgili tarihsellikten evrenselliğe

Ahzab s. 4-5 . ayetleri ve evlatlıklar hakkındaki düzenleme

Abd ve İbadet kelimeleri üzerine Kur'anda bir gezinti

Yunus s. 87. ayeti ve Firavunlarla mücadele yöntemi

İbrahim (a.s) örnekliğinde Anne ve Babaya itaatın sınırı

İnsanlığın kadim kültürü "Yevmüzzinet" (Bayram günleri)

Şeytan kavramının İblis üzerinden müşahhaslaştırılarak anlatılma

Kasas s. 57. ayeti ve Dünya hayatını Ahirete tercih etmek

Musa (a.s) kıssası ile ilgili genel bir değerlendirme

Nuh a.s ın 950 yıllık sabrı ve Yunus a.s ın sabırsızlığı

İnsanlığın kadim ritüeli "Kurban"

Kasas s. 4.ve 5. ayetlerini Türkiye örneği üzerinden okumak

Düşünce tarihimizin kara sayfası "nesih teorisi"

Çağdaş samirilik ve 19 culuk projesi

Duhan s. 24. ayetinin meali üzerine bir düşünce

Muhsanat kelimesi üzerinde tarihi arkaplan çalışması

Haram olan yiyecekler ve haramlığın tesbiti meselesi

Maun ve Kevser surelerinde bağlamında salat'ın nuzül dönemi arka

Hırsızlık cezası bağlamında had cezalarının uygulanabilme sorunu

Helakın evrenselliği noktasında kur'anda bir gezinti

Nur s. 62-63. ayetleri ve tarihsellikten evrenselliğe

Kur'an-hadis-sünnet üçlemesi müslümanların teslis akidesi

Nur s. 55. ayeti ve sünnetullahın işleyiş kuralları

Yusuf s. 35. ayeti ve adaletin gücün elinde yön bulması

Yusuf as örneğinde iktisat yönetimi

Cibril hadisi üzerine bir değerlendirme

Yusuf as tağut'un emri altındamı çalıştı?

Tüm içeriklerim
Takipçilerim (63)
29 10 2014

Sebe halkının kıssası ve İblisin iğvasının yaşanan hayat içindek

Kur'anın kıssa yollu anlatım metodundaki amaçlardan birisi , anlatılan kıssa içindeki aktörlerin benzerlerinin , herhangi bir zaman birimi içinde aynı şeyleri tekrarladıkları zaman kendilerinden öncekilerin başlarına gelmiş olanlar hatırlatılarak , aynı hatayı tekrarladıkları zaman Sünnetullah gereği aynı şeylerin başlarına geleceğini onlara hatırlatmaktır.   Sebe s. 15-21. ayetler arasında Sebe halkının başlarından geçenler anlatılarak kendilerine verilen nimetlerin , Şeytanın iğvası sonucu o nimete şükretmek yerine küfretmeyi seçen halkın nasıl bir sona kavuştuğu anlatılarak , bu sonun sadece Sebe halkına özgü bir son olmadığı tüm zamanlarda yaşayan insanların , kendilerine verilen nimetlere şükür yerine küfrü seçmesi sonucu Dünya hayatında başlarına gelecek olanlar bizlere hatırlatarak öğüt almamız istenmektedir.     [034.015] Andolsun, Sebe (halkı) nın oturduğu yerlerde de bir ayet vardır. (Evleri) Sağdan ve soldan iki bahçeliydi. (Onlara demiştik ki:) «Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na şükredin. Güzel bir şehir ve bağışlamakta olan bir Rabb(iniz var) .»  [034.018]  Onların yurdu ile, içlerini bereketlendirdiğimiz memleketler arasında, kolayca görünen nice kasabalar var ettik ve bunlar arasında yürümeyi konaklara ayırdık. Oralarda geceleri, gündüzleri korkusuzca gezin dolaşın, dedik. [034.019]  Buna karşı onlar «ya rabbenâ, seferlerimizin arasını uzaklaştır» dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik ve temamen didik didik dağıttık, şübhesiz ki bunda çok şükredecek her sabırlı için elbette âyetler var [034.016]  Fakat onlar, yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini salıverdik ve o güzelim iki bah... Devamı

25 10 2014

"Ya Rabbim Ya Resulullahım" sözünün tehlikesi

Alemlerin Rabbi olan Allah (c.c) yaratmış olduğu bütün kullarına sadece kendisinin İlah ve Rab olarak tanınmasını , bunun tersi bir eylemin Şirk olduğunu , bunun cezasının ise asla af edilmeyeceğini ve ebedi cehennem olarak karşılık göreceğini bir çok ayetinde beyan etmiştir.   [016.051] Allah «iki ilah edinmeyiniz, o tek bir ilahtır, yalnız benden korkunuz» dedi. [051.051]  Allah ile beraber başka bir ilah(ı ortak) kılmayın. Gerçekten ben sizi, O'ndan yana açıkça uyarıp-korkutmakta olanım. [017.022] Allah ile birlikte başka bir ilah edinme ki, kınanmış, yalnız başına bırakılmış kalmayasın! [028.088] Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarma. O'ndan başka ilah yoktur. O'ndan başka her şey yok olacaktır. Hüküm O'nundur ve O'na döndürüleceksiniz.   Allah (c.c) yaratmış olduğu kullarına emir ve yasaklarını bildirmek için , yine o insanlar içinden elçiler seçerek onlara vahyetmiştir. Zaman içinde vahyi getiren elçiler vahyin önüne geçirilerek o Elçiler aşırı bir yüceltmeye tabi tutulmuş ve yarı ilah seviyesine çıkarılmışlardır.    Bu durumun en bariz örneğini, Hıristiyanların İsa (a.s) ı"Allahın oğlu" şeklinde bir paye yükleyerek onu İlah edinmelerinde görmekteyiz. Hıristiyanlara özenen Müslümanlar aynı payeyi İsa (a.s) gibi direk olarak değil endirek olarak Muhammed (a.s) a yükleyerek onu da yarı ilah pozisyonuna sokmayı başarmışlardır!.    Geleneksel İslam düşüncesinde, vahiy ve onu gönderenden ziyade o vahyi getiren Elçi öne çıkarılmış ve Hıristiyanvari bir düşünce şekli Müslümanlar arasında yaygınlaşmıştır. Bu yazımızda bu durumun dile düşmüş hali olan ve çoğumuzun dilinde pelesenk olan bir s&ou... Devamı

22 10 2014

Ahzab s. 28-34. ayetleri ile ilgili tarihsellikten evrenselliğe

Ahzab s. 28-34. ayetleri arasında Muhammed (a.s) ın eşlerine olan hitabı görmekteyiz , bu ayetler nuzül itibarı ile o eşler hayatta iken nazil olmuş ve bugün ne Elçi ne de Eşleri hayattadır , bu bağlamda şöyle bir soru akla gelmektedir ; " günümüzde bu ayetlerin herhangi bir geçerliliği varmıdır ?, tarihsel bir düşünce ile bu ayetleri o gün için geçerli sayıp bu güne bir mesajı olmadığınımı söyleyeceğiz ?, eğer varsa bu ayetlerin mesajını nasıl okuyabiliriz?. Bu ayetler evet o gün yaşayan insanlara hitab etmektedir , ancak "hükmün özel olması genel olmasına mani değildir" prensibince o kişilere yapılan hitabları günümüzdede geçerli mesajlar olarak okumak mümkündür. Bu yazımızın konusu bu ayetlerin günümüze dair olması muhtemel mesajları üzerinde olacaktır.   [033.028]  Ey Nebi, eşlerine şöyle söyle: «Eğer dünya hayatını ve zinetini istiyorsanız, haydi geliniz sizi donatayım ve güzellikle bırakıp salıvereyim. [033.029]  «Eğer Allah'ı, Resulunu, ahiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah içinizden iyi davrananlara büyük ecir hazırlamıştır.» [033.030]  Ey Nebinin kadınları! Sizlerden biri açık bir hayasızlık yapacak olursa, onun azabı iki kat olur. Bu Allah'a kolaydır. [033.031]  Sizden kim, Allah'a ve Resûlüne itaat eder ve yararlı iş yaparsa ona mükâfatını iki kat veririz. Ve ona (cennette) bol rızık hazırlamışızdır. [033.032]  Ey Nebinin kadınları, siz kadınlardan herhangi biri (gibi) değilsiniz; eğer sakınıyorsanız, artık sözü çekicilikle söylemeyin ki, sonra kalbinde hastalık bulunan kimse tamah eder. Sözü maruf bir tarzda söyleyin. [033.033]  Evlerinizde vakarla oturun, ilk cahiliye dö... Devamı

21 10 2014

Ahzab s. 4-5 . ayetleri ve evlatlıklar hakkındaki düzenleme

Alemlerin Rabbi olan Allah (c.c), kulu ve elçisi Muhammed (a.s) a indirdiği Kitabında iniş zamanı muhataplarına yönelik bir takım düzenlemeler bildirmiştir. Bu düzenlemeler bizler içinde geçerli olup hayatımızın herhangi bir safhasında karşımıza çıkacak sorunlara ışık tutmaktadır.    Ahzab s. 4-5. ayetleri içinde "Zihar" ve "evlatlık uygulaması" hakkındaki düzenlemeleri görmekteyiz. Zihar uygulaması cahiliye araplarının eşlerine , "sen bana anamın sırtı gibisin" diyerek onları bir çeşit boşama şekli olup kadını ne evli nede boşanmış duruma sokan bir uygulama olup kadına bir çeşit zulmetme vasıtası idi. Ahzab s. 4. ayeti ve Mücadele s. 2-3-4. ayetlerde bu konu ile ilgili hükümler mevcuttur.    Zihar uygulaması bugün işlevini yitirmiş olmasına rağmen evlatlık kurumu işlevini yitirmemiş olup devam etmektedir. Yazımızda bu kurum ile ilgili hükümlerin günümüzde nasıl hayata geçirilebileceği hakkındaki düşüncelerimizi paylaşmaya çalışacağız.   [033.004] Allah bir adam için içinde iki kalb yapmamıştır. Kendilerinden zıhar yaptığınız eşlerinizi analarınız kılmamıştır. Evlatlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır. O sizin ağzınızdaki lafınızdır. Allah ise hakkı söylüyor ve doğru yolu gösteriyor. [033.005]  Onları (evlatlıklarınızı) babalarına nisbet ederek çağırınız. Allah katında o daha doğrudur; eğer babalarını bilmiyorsanız dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Bununla beraber hata ettiklerinizde üzerinize bir günah yoktur. Fakat kalplerinizin kasdettiğinde (günah) vardır. Allah günahları örten, çok merhamet edendir.   Bir çocuk herhangi bir sebebten ötürü , onun Dünyaya gelmesine sebeb olan Anne ve Babasından ayrı kalmak durumunda ola... Devamı

20 10 2014

Abd ve İbadet kelimeleri üzerine Kur'anda bir gezinti

"Abd" ve "İbadet" , Kur'anın üzerine bina edildiği kelimelerden olup, Kitab'ın doğru anlaşılmasında önemli rol oynamaktadır. Kur'an, nazil olduğu ortam gözetilerek indirilmiş bir Kitap , kelimeleri ise muhatapların anlamadığı dilden olmayıp aşinası oldukları dil ve bilinen anlamları üzerine indirilmiştir. Arapların günlük dilde kullandığı bazı kelimeler nuzül süreci içinde kavramlaşmış olup yazımıza konu başlığı olarak seçtiğimiz kelimeler buna örnektir.    "Abd" kelimesi sözlükte; kul ,köle anlamına , "İbadet" kelimesi ; kulluk ve kölelik anlamına gelmektedir. Kelimenin Kur'anda sözlük anlamında geçtiği ayetler şunlardır.   [026.022] (Musa) «O başıma kaktığın nimet de (aslında) İsrail oğullarını kendine köle(abbedte) edinmiş olmandır.» [002.178]  Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre hür, köleye köle,(vel abdü bil abdi) kadına kadın (öldürülür). Ancak her kimin cezası, kardeşi (öldürülenin velisi) tarafından bir miktar bağışlanırsa artık (taraflar) hakkaniyete uymalı ve (öldüren) ona (gereken diyeti) güzellikle ödemelidir. Bu söylenenler, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Her kim bundan sonra haddi aşarsa muhakkak onun için elem verici bir azap vardır. [002.221]  Müşrik kadınları, iman etmedikçe nikâhlamayın. Bir müşrik kadın, sizin hoşunuza gitse bile, iman etmiş olan bir cariye herhalde ondan daha hayırlıdır. Müşrik erkeklere de mümin kadınları nikâh ettirmeyin. Bir müşrik, sizin hoşunuza gitse bile, mümin bir köle(vel abdü) elbette ondan daha hayırlıdır. Onlar sizi ateşe davet ederler, Allah ise, kendi izniyle cennete ve mağfirete davet ediyor ... Devamı

17 10 2014

Yunus s. 87. ayeti ve Firavunlarla mücadele yöntemi

Kur'an kıssaları ile ilgili her yazımızda  , kıssaların bizlere anlatılma sebebinin  yaşanmış olayların bize dönük mesajını kavramak ve hayata aktarmak olduğunu yine vurgulayarak yazıya başlamak istiyoruz. Musa (a.s) ın Firavun ile olan mücadelesinin bizlere anlatılma sebebi her zaman ve mekanda ortaya çıkacak olan Firavun ve avanesi ile nasıl bir mücadele yöntemi takip edilmesi gerektiği olup, Yunus s. 87. ayeti bu yöntemin ipuçlarını veren bir ayettir.     Ve evhaynâ ilâ mûsâ ve ahîhi en tebevveâ li kavmikumâ bi mısra buyûten vec’alû buyûtekum kıbleten ve akîmus sâlah(sâlate), ve beşşiril mu’minîn(mu’minîne).   Mûsa'ya ve kardeşine şunu vahyettik: Kavminiz için kendilerini yerleştirmek üzere Mısır'da evler hazırlayın. Evlerinizi kıble yapın/karşılıklı yapın ve salatı ikame edin. İnananlara müjde ver.    Bu ayet içinde 3 tane emir geçmektedir.    1- Evler hazırlamak 2- Evleri kıble edinmek 3- Salatı ikame etmek ,  3 emir sonunda gelen müjde bu emirlerin doğru olarak yerine getirildikten sonra kurtuluşun geleceği müjdesidir. Bu müjde Allah (c.c) nin değişmez bir sünneti olarak kıyamete kadar geçerlidir. Bizler Kur'an kıssalarını "eskilerin masalları" olarak okumayıp , "bize dönük evrensel mesajlar" olarak okuduğumuz takdirde, her  devirde peyda olan Firavunların nasıl yıkılacağının ipuçlarını bu ayet içinde görmekteyiz.   Ayet içinde geçen "tebevvea" kelimesi ; "Bir mekandaki cüzlerin birbirine eşit olması" anlamında kullanılan bir kelimedir. Evlerin bu hale getirilmesinin vahyedilmesinden anlaşılması gereken , bütün İsrailoğulları evl... Devamı

10 10 2014

İbrahim (a.s) örnekliğinde Anne ve Babaya itaatın sınırı

Alemlerin Rabbi olan Allah (c.c) kulu ve elçisi Muhammed (a.s) a indirmiş olduğu kitabında Anne ve Babaya iyiliği emreden ayetler içermektedir.     [2.83]  İsrailoğullarından, «Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anne babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere iyilik edin, insanlarla güzel güzel konuşun, namazı kılın, zekatı verin» diye söz almıştık. Sonra siz pek azınız müstesna, döndünüz; hala da yüz çevirip duruyorsunuz. [2.215]  Sana, ne sarfedeceklerini sorarlar, de ki: «Sarfedeceğiniz mal, ana baba, yakınlar, yetimler, düşkünler, yolcular içindir. Yaptığınız her iyiliği Allah şüphesiz bilir».  [4.36]  Allah'a kulluk edin, O'na bir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve elinizin altında bulunan kimselere iyilik edin. Allah, kendini beğenip öğünenleri elbette sevmez. [6.151]  De ki: «Gelin size Rabbinizin haram kıldığı şeyleri söyleyeyim: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, anaya babaya iyilik yapın, yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, sizin ve onların rızkını veren Biziz, gizli ve açık kötülüklere yaklaşmayın, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın. Allah bunları size düşünesiniz diye buyurmaktadır.» [17.23]  Rabbin şöyle buyurdu: Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Anneye ve babaya güzel muamele edin. Şayet onlardan her ikisi veya birisi yaşlanmış olarak senin yanında bulunursa sakın onlara hizmetten yüksünme, «öff!» bile deme, onları azarlama, onlara tatlı ve gönül alıcı sözler söyle.  [46.17] Ana ve babasına: «Öf size! siz bana öldükten sonra tekrar dirilip kabrimden... Devamı

02 10 2014

İnsanlığın kadim kültürü "Yevmüzzinet" (Bayram günleri)

İnsan fıtrat itibarı ile birlikte yaşamaya ihtiyaç duyan bir varlıktır. Kadın ve erkek cinsinin birbirlerine olan karşılıklı duyguları bu ihtiyaçtan kaynaklanmakta ve Allah (c.c) nin ayetlerindendir. Kadın ve erkeklerin oluşturduğu şehirler birlikte yaşama ihtiyacından doğan bir sonuç olup insanlık tarihi kadar eskidir.    Aynı insan yine fıtrat itibarı ile adına ,"Din" denilen yaşama biçimine ihtiyaç duyarak hayatını onun üzerine ikame eder. İnsanları birbirine bağlayan esasları , aile , kavim , ırk ,din olarak sıralayabiliriz. Din, yani inanç bağı en üstteki bağ olarak öne çıkan ve farklı kavim ve ırklarıda çatısı altında toplayan kadim bir inançtır.    İnsanlık tarihini kısaca, Dinler savaşı olarak özetlemek mümkündür ,Allah (c.c) insanlara kendi dinini tebliğ etmesi için elçiler göndermiş , bu elçilere inananlar ve inanmayanlar arasındaki mücade bu güne kadar devam etmiş , kıyamete kadar da devam edecektir.    Allah (c.c) dini ile , ona karşı oluşturulan dinlerin ortak yanı , hangi dine mensup olurlarsa olsunlar , dindaşları ile ortak bir paydada buluştuklarının göstergesi olarak belirli günlerde "CEM" olmaları yani toplanmalarıdır.   Allah (c.c) Hacc suresi 34. ve 67. ayetlerde bu duruma işaret ederek "MENSEK" yani zamanlı ve mekanlı ibdetler ihdas ettiğini bizlere beyan etmektedir. Hacc , Bakara ,İbrahim surelerinde adına HACC denilen Mekke deki BEYTULLAHIN ziyaret edilerek belli ritüellerin yapılması şeklinde cereyan eden olaylar onun dinine mensup olduğunu iddia eden insanların , bir araya gelerek görüşmesi ,tanışması , kaynaşması esasına dayalı bir ibadet tarzıdır.    Diğer inanç sistemlerinde de aynı durum göze çarpmakta olup onlarında aynı amaç etrafında be... Devamı

29 09 2014

Şeytan kavramının İblis üzerinden müşahhaslaştırılarak anlatılma

"Şeytan" kelimesi sözlükte , "uzaklaştı" anlamına gelen "şa-ta-ne" kökünden türemiştir. Bu kelime çerçevesinde yapılan anlatımlar insan hayatını derinden etkileyen ve onun Cehennem ile cezalandırılmasına sebeb olan bir durum meydana getirmesi açısından bakıldığında kur'anın odak kavramlarından biri olduğu görülür.   Kur'anın anlatım metodlarından birisi , vermek istediği mesajı görsel bir olay şekline sokarak anlatması olup, bu metodu  "Adem ve İblis" kıssasında görmekteyiz. Bu kıssayı sadece yaşandığı zaman ve mekan içinde değerlendirmeye kalktığımız zaman verilmek istenen mesaj, maalesef güme giderek "kıssa içinde dönüp dolaşmak" tabir ettiğimiz bir kısır döngü etrafından çıkılamayacaktır. Adem ve İblis kıssası , önce Kur'anın görselleştirerek anlatma uslubu içinde bir anlatım yapmış olduğu kavranarak okunması gerektiğini düşünmekteyiz.   İblis, Adem kıssasında ortaya çıkan bir aktör olup "Şeytan" adını almasına sebeb olan olayı ve olay akabinde onun dili üzerinden yapılan anlatımların çok iyi okunarak, bu düşmanlığın nasıl ve ne şekilde cereyan ettiği ve bizlere karşı nasıl cereyen edeceği , Adem'in kandırılması sonucu başlarına gelenler ile kendimiz arasında ortak bir bağ kurmak gerekmektedir.  Şeytan kavramının anlaşılması için, İblis karakteri üzerinden verilen mesajların dikkate alınmasının öncelikli olduğunu düşünmekteyiz , bu konu ile ilgili ayetleri sıralayarak "Şeytanlaşma" sürecine giden yola nasıl ulaşıldığını görelim.  Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), ebâ vestekbere ve kâne minel kâfirîn(kâfi... Devamı

27 09 2014

Kasas s. 57. ayeti ve Dünya hayatını Ahirete tercih etmek

Allah (c.c) sadece kendisine kul olmak için yarattığı insanı geçici bir süre için Dünya adını verdiği yer üzerinde imtihana tabi tutarak , ölümsüzlük diyarı olan Ahiret'teki yerini hazırlama imkanı vermiştir. İmtihan dediğimiz olay , adından anlaşılacağı üzere kolay bir şey olmayıp hayat içinde zorlu bir süreç anlamına gelmektedir.   Bu zorlu süreç , kişinin Dünya hayatında kendisine verilen geçici meta ile imtihan edilmesini kapsamakta olup , soruları en zor imtihan sayılabilir.   [003.014]  Kadınlara, oğullara, kantar kantar altın ve gümüşe, nişanlı atlar ve develere, ekinlere karşı aşırı sevgi beslemek insanlara güzel gösterilmiştir. Bunlar dünya hayatının nimetleridir, oysa gidilecek yerin güzeli Allah katındadır.   Bu ve benzeri bir çok ayet, Dünya hayatının geçici olduğu esas kalıcı hayatın Ahiret hayatı olduğu geçici olanın tercih edilmeyerek , kalıcı olanın tercih edilmesi ve Dünya hayatında yapılan amellerin Ahiret endeksli olması gerektiğini bizlere haber vermektedir.    Allah (c.c) kendisine kul olmak için yarattığı insanın , başka İlahlara kul olmaya yöneldikleri zamanlarda onlara Elçiler göndererek tek İlah olarak kendisinin tanınmasını istemiştir. Elçilerin bunu tebliğ etmelerinin akabinde, kabul edenler ve etmeyenler olarak 2 guruba ayrılmaları yine Kur'an kıssalarından öğrenilmektedir.    Allah (c.c) ilahlığını kabul etmeyenler ,sahte ilahlarının ortadan kalkmaması için var güçleri ile Mü'minlere saldırarak onları sindirmek amaçlı her türlü baskıyı yaptıkları da yine kıssalar vasıtası ile bizlere anlatılmaktadır. Bu durum taaa Muhammed (a.s) ın elçi olarak gönderilmesine kadar ederek aynı şekil baskı ve zul... Devamı

25 09 2014

Musa (a.s) kıssası ile ilgili genel bir değerlendirme

Kur'an kıssaları taşıdıkları mesajlar itibarı ile "Tevhid" ve "Şirk"in kıyamete kadar olacak mücadelesinin, Muhammed (a.s) öncesi elçiler ve kavimleri arasında nasıl cereyan ettiğini canlı biçimde gösteren ve bu mücadelenin içindeki aktörler olan "Mü'min" ve "Müşrik" lere vaad edilen karşılık önerisinin boş bir iddiadan ibaret olmadığını gösteren yaşanmış anlatımlardır.   Musa (a.s) kıssası Kur'anda en fazla yer tutan kıssa olması itibarı bizlere bir çok mesaj vermektedir. Musa (a.s) kıssasında öne çıkan aktörleri , 1-Firavun, 2-Haman,3-Karun, 4-Askerler ,5-Sihirbazlar , 6-İsrailoğulları 7-Samiri, 8- Asa  olarak sıralamak mümkündür.    Bu aktörlerin üzerinden yapılan anlatımları sadece yaşadıkları zaman içinde düşünerek ileriye dönük mesajlar taşımış olması bakımından okumayacak olursak kıssalar sadece "eskilerin masalları" na dönüşür. Musa(a.s) kıssasındaki bu aktörler  ile ilgili anlatımları ayrı ayrı başlıklar halinde değerlendirerek, onlar üzerinden verilmek istenen mesajları anlamaya çalıştığımız takdirde 10 larca ayrı başlık altında yazılabilecek bir çok konu başlığı çıkacaktır.     Musa (a.s) kıssasını , 1-Firavun ile olan mücadelesi 2- İsrailoğulları ile olan mücadelesi şeklinde 2 ana başlık altında değerlendirmek mümkündür.   Firavun ile olan mücadelesini, Allah (c.c) tarafından sadece kendisine kul olmak için yarattığı insanın eline güç servet ve iktidar geçince nasıl "Müstekbir" leştiğinin, yönetimi altındaki insanlara karşı nasıl zalim olabileceğinin , ezilen "Müstaz'af" ların bir zalimi nasıl devirebileceklerinin ipuçlarının verilme... Devamı

22 09 2014

Nuh a.s ın 950 yıllık sabrı ve Yunus a.s ın sabırsızlığı

Kur'an kıssaları taşıdıkları mesaj itibarı ile evrensellik taşıyan anlatımlar olup , yaşandığı zaman ve mekana hapsedilerek anlaşılmaya çalışıldığı takdirde anlatımlardan alınması gereken ibretlerin alınamamış olacağını, kıssalar konusu ile ilgili yazılarımızda özellikle vurgulamaya çalışmıştık.    Kur'anın, Muhammed (a.s) a vahyedilmesine başlanır başlanmaz ona tebliğ sürecinde zorluklarla karşılacağı haberi verilerek "Balık sahibi gibi olma"(Kalem s.48) buyurulmaktadır. Yunus (a.s) ın örnekliğinde, tebliğ sürecinde başına gelen ezalara katlanamayarak kavmini terketmesi ve bunun sonucunda balık tarafından yutulması ve pişmanlık göstererek tevbe etmesinin ardından yeniden elçi olarak kavmine geri döndürülmesi ve o kavmin ona iman etmesi , Enbiya ve Saffat surelerinde  anlatılmaktadır.    Nuh (a.s) da kıssası bir çok surede anlatılan bir elçi olma nedeniyle onun kıssası da ibret vesikaları ile doludur. Onu diğer elçilerden ayıran özelliği Ankebut s. 14. ayetinde " Andolsun ki; Biz, Nuh'u, kavmine gönderdik. Aralarında elli yılı müstesna olmak üzere bin yıl kaldı. Sonunda onlar, zulme devam edip dururken kendilerini tufan yakalayıverdi." şeklinde buyurulmasıdır. Bu ayet içinde Nuh (a.s) ın 950 sene kavmi içinde kaldığı beyan edilmektedir.    Bu kadar sene kalmasını " olmaz öyle şey yıl değil olsa olsa ay dır" olarak mı yoksa bu kadar kalmış olmasının bizlere anlatılmasının sebebini sabır olgusu açısındanmı okumak lazımdır?. Öncelikle birinci iddia üzerinde kısaca durmak istiyoruz.   Kıssaları mesaj içerikli okuma yöntemini tercih etmeyerek, yaşandığı zaman ve mekana hapsetmek ve sıradışı olan bazı durumları akla uydurarak okuma yöntemi içinde okunan Yunus (a.s) kıssasında , "balık Yunus u... Devamı

20 09 2014

İnsanlığın kadim ritüeli "Kurban"

İnsan yaratılış itibarı ile , kendisine sığınabileceği ve başkasından gelecek tehlikelere karşı korunabileceği bir varlığın himayesinde olduğunu hissetmek ister ve bunları hissettiği varlığa karşı bir takım, "Ritüel" dediğimiz törenler icra eder , "Kurban" adı verilen yakınlık takdimleri de bu duygudan kaynaklanarak , "İlah" olarak kabul edilen varlığa karşı yapılan bir takım sunumlardır.   "Beyt" kelimesinin ;"gece karanlığından ve tehlikeden sığınılan yer" anlamına gelmesinden hareketle, "Beytullah" teriminin ne demek olduğu daha doğru anlaşılacaktır. Kur'anın "Zulumat" (karanlık) kelimesini mecaz anlamda kullanılmış olması , insanların küfür karanlığından ve tehlikesinden sığınmaya ihtiyaç duyduğu bir yer olması gerektiğinden hareketle , Mekke deki "Kabe"nin bu isimle anılarak oradaki yapıya karşı yapılan bir takım ritüellerin bu sığınışın bir ifadesidir.Bu izahı yapma sebebimiz yazımızın konusu olan kurban ibadetinin Kabe ile olan bağı olup yazımızın ilerleyen böülmlerinde ilgili ayetleri örnek vererek konu il bağını anlamaya çalışacağız.   "Kurban kelimesi; yakın olmak ,yaklaşmak,yakınlık anlamına gelen "karebe" kelimesinden türemiştir. Kur'anda geçen bu tür yakınlık gösterisi , "Ademin iki oğlunun kıssası" adı altında, Maide s. 27-32 ayetleri arasında anlatılmaktadır.    İbrahim (a.s) ın müşrik kavminden kurtulduktan sonra, hayatının ikinci kısmı diyebileceğimiz bölümler , Bakara , İbrahim ve Hacc surelerinde anlatılmaktadır. Hayatının bu bölümünde , insanlar için ilk kurulan evin temellerinin olduğu  (3.96) topraklara gelen atamızın  ,buraya geliş sebebini İbrahim s. 35-41 ayetleri arasında görmekteyiz. Bakara s. 124-129 ayetleri arasında oğlu ile Beyt'in temellerini y&uum... Devamı

16 09 2014

Kasas s. 4.ve 5. ayetlerini Türkiye örneği üzerinden okumak

Musa (a.s) kıssası kur'anda en fazla yer tutması itibarı ile  mesaj taşıyan kıssaların başında gelmektedir. Musa (a.s) ın kavmi olan İsrailoğulları prototip bir kavim olarak kur'an da yerini bulmuş , müstaz'af ve müstekbir lerin, arz üzerine konulmuş olan yasalar gereği nasıl başarıya ulaştıkları veya nasıl fesadlarına son verildiği , bu kavim üzerinden yaşanmış canlı örnekleri ile anlatılmıştır.   İsrailoğulları kavmini , 1- müstaz'af oldukları zamanlar (firavun zulmü altında inledikleri zaman dan denizin karşı kıyısına kadar geçen zaman) 2- müstekbir oldukları zamanlar (denizin karşı kıyısından ta ki Müslümanlar ile karşılaştıkları Medineye kadar) şeklinde 2 ayrı bölüm başlığı içinde inceleyerek , Allah cc nin koymuş olduğu yasaların işleyişlerinin canlı örneklerini bu kavim üzerinden okuyabiliriz.   Allah c.c nin koymuş olduğu yasaların işleyişinin bu kavim üzerinden anlatılması ,demenin bu yasaların sadece bu kavme özgü bir işleyişi olduğu zannedilmemelidir. İsrailoğullarına uygulanan zulmü veya İsrailoğullarının yaptığı fesadı yapan bütün uluslar ve iktidarlar yasa gereği yıkılmaya mahkumdur.   Kasas s. 4. ve 5. ayetleri müstekbirlerin firavun'un şahsında nasıl yıkıldığı, müstaz'afların İsrailoğulları şahsında nasıl bir yasa ile  feraha çıktıklarının anlatıldığı ayetler olarak karşımıza çıkmaktadır. Kur'an kıssaları sadece yaşanmış bitmiş hikayeler olarak okunduğunda kur'anın bu tür mesajlarını maalesef anlama imkanı yoktur.   İsrailoğullarının Firavun zulmü altında inlediği zamanı hatırlayacak olursak , kur'an ayetlerinden anlaşılacağı üzere ,onlara büyük bir soykırım uygulanmakta idi , Musa ve kardeşi Harun (a.s) kavimlerini firavun zulmunden kurtarmak için Allah (c.c) tarafından gönd... Devamı

14 09 2014

Düşünce tarihimizin kara sayfası "nesih teorisi"

"Nasih mensuh" teorisi adı altında geliştirilen, kur'an ayetlerinin başka bir ayetle hükmünün kaldırıldığı iddiası , düşünce dünyamızın en problemli düşüncelerinden birisidir. Bu teori öyle bir hale getirilmiştir ki alt kategori başlıkları ile genişletilerek traji komik bir hale dönüştürülmüştür . Adı geçen kelimenin, önce lügat anlamına bakıp daha sonra konu ile ilgili olarak delil getirilen ayetler üzerinde durmaya gayret edeceğiz. Teoride adı geçen, "nasih" kelimesi nesheden yani ortadan kaldıran , "mensuh" kelimesi ise neshedilmiş yani ortadan kaldırılmış anlamına gelmektedir.    "Enneshü" kelimesi lügatte , bir nesneyi kendisini takip eden bir başka nesne ile ortadan kaldırmak ya da gidermek anlamına gelmektedir , güneşin gölgeyi (neshuşşemsizzılli),gölgenin güneşi (neshuzzllişşemse), saçtaki ağarmanın gençliği gidermesi (neshüşşeybeşşebab) gib. Bununla kimi zaman "izale etme" ,"ortadan kaldırma" , "giderme" anlaşılır , kimi zaman "sabit"  veya "payidar kılma" anlaşılır kimi zaman da bunların her ikisi anlaşılır. "Neshülkitabi" , bir hükmün kendisini takib eden bir başka hüküm aracılığı ile izale edilmesi , ortadan kaldırılması ya da giderilmesi .  "Neshül kitabi" , kitabın ya da yazının mücerred suretini başka bir kitaba ya da aktarmak , bu işlem ilk suretin izale edilmesini veya ortadan kaldırılmasını gerektirmez. (Elmüfredat)    Bu teori, tefsircilerin inen ayetler arasındaki bağı kuramamasından kaynaklanan bir düşünce olup, konu ile alakalı olarak uydurma olarak bile niteleyebileceğimiz bir tek hadis dahi gelmemiş olması konunun tamamen sonraki tefsircilerin ürettikleri bir düşü... Devamı

11 09 2014

Çağdaş samirilik ve 19 culuk projesi

Samiri , Musa as kıssasında ortaya çıkan bir karakter olup sadece o gün yaşamış ve kaybolmuş bir karakter olmayıp kıyamete kadar gelecek olan aldatıcıları tanımak için bizlere verilmiş bir ip ucu örneğidir. Musa as ın kıssasının anlatıldığı taha s. 96. ayetinde samirinin "elçinin izinden bir avuç alması" ibaresini Musa as ın ayak izinden alması şeklinde yorumlamak, kıssada verilmek istenen evrensel mesajın anlaşılmamasına yol açacaktır. "Samirilik" olarak ifade edilen olguyu kısaca tarif edecek olursak , " insanları aldatmak isteyenlerin dini motifleri kullanarak sadece bir avuç doğru söylem kullanarak yanlışları onlara içirmesi" şeklinde özetleyebiliriz.   Samirinin , elçinin izinden avuçlayarak israiloğullarına yapmış olduğu buzağı belki o gün yakılıp külleri denize savruldu ama bugün çağdaş samirilerin yapmış oldukları buzağılar böğürmeye devam etmektedirler. Bu tür bir böğürmeye verebileceğimiz örnek kur'anın müddessir suresi 30. ayetindeki "üzerinde 19 vardır" mealindeki ayetten yola çıkarak kur'anın matematiksel bir mucize! ile korunduğu iddiasıdır.   Samiriliğin temelinde yatan olgu burada da ortaya çıkarak, bir avuç doğru katılarak yanlışın içirilmesi çalışmalarına şahid olmaktayız. Bu doğru nedir dersek , kur'anın bir kısım kelimelerinin ve harflerinin 19 rakamı ile matematiksel bir uyum sağladığıdır, içirilmek istenen yanlış nedir dersek , kur'anın tevbe suresinin son iki ayetinin sonradan ilave edildiği iddiasıdır.    "O kadar ayet var iki ayet olmayıversin" demek, veya "hepsinimi red ediyorlar sadece iki ayeti red ediyorlar" , demek olayın altında yatan tehlikeyi hafife almak veya görmezden gelmek anlamına gelecektir, bazılarının komplo teorisi ... Devamı

09 09 2014

Duhan s. 24. ayetinin meali üzerine bir düşünce

Musa as kıssası kur'anda en fazla yer tutan kıssaların başında gelmekte olup duhan suresi içinde bu kıssa anlatılmaktadır. Meal dediğimiz şeyin, meal yapıcısının yorumu olduğunu unutulmadan  okunması gerektiğini hatırlatarak, bazı ayetler ile ilgili yapılan meallerde görülen farklı yaklaşımları ayetin tahrife uğratılmadığı sürece makul karşılamak gerekmektedir. Duhan s. 24. ayetini ile ilgili olarak yapılan mealler genelde şu şekildedir.     Vetrukil bahre rehvâ(rehven), innehum cundun mugrekûn(mugrekûne). Diyanet İşleri : “Denizi açık hâlde bırak.” Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.   Edip Yüksel : 'Denizi yarılmış olarak terket. Onlar boğulmaya mahkum bir ordudur.'   Elmalılı Hamdi Yazır : Ve denizi açık bırak, çünkü onlar ordu halinde gelip gark olunacaklar   Hasan Basri Çantay : «Denizi (sen ve ashaabın selâmetle geçdikden sonra) durgun ve açık bırak. Çünkü onlar boğul (mıya mahkûm ol) muş bir ordudur».   Hasan Basri Çantay : «Denizi (sen ve ashaabın selâmetle geçdikden sonra) durgun ve açık bırak. Çünkü onlar boğul (mıya mahkûm ol) muş bir ordudur».    Hayrat Neşriyat : 'Ve (karşıya geçince asânla vurarak kapanmasını isteme,) denizi açık bırak! Çünki onlar suda boğul(malarına hükmedil)miş bir ordudur.'   Bu ayet ile ilgili olarak tetkik ettiğimiz meallerin hepsi aşağı yukarı bu minvalde olup sadece sayın Bayraktar Bayraklı hocanın bu ayete vermiş olduğu meal farklılığı dikkatimizi çekmektedir. Sayın hocanın bu ayete verdiği mealin diğer meallere göre daha isabetli olduğunu düşündüğümüzü ifade et... Devamı

08 09 2014

Muhsanat kelimesi üzerinde tarihi arkaplan çalışması

Kur'an , arap dilini konuşan ve her kavim gibi örf , adet ve gelenekleri olan bir topluluğa nazil olmuştur, onu anlamak için, "nuzül öncesi tarihi arka plan" diyebileceğimiz, kitaba ilk muhatap olan topluluğun kullandığı kelimeleri ve bu kelimelerin ürettiği kültürü bilmek gerekmektedir , şayet bu tarihi arka plan bilgisini hiç düşünmeden sadece bugün inmiş gibi okuyacak olursak bazı kelimelerin kullanılışının tarihi arka plan ile alakalı olmasından dolayı anlama hatalarına düşmek mümkündür.   Tarihi arka plan bilinmeden, sanki şimdi inmiş gibi okunan bir kur'an bizlerin kafasında bir çok soru işaretinin oluşmasına neden olacak ve bu soruların cevaplarının bulunmamasına sebeb olacaktır. Kur'anın nuzül öncesi arap toplumunun bazı bilindiklerini kullanması , o dönemin göz ardı edilmeden okunmasını gerektirmektedirki bu önemli bir noktadır, salat ,hac , kurban gibi ritüellerin anlaşılmasında bu tarihi arka planın göz ardı edilerek okunması sonucunda bazı kur'an okurlarının traji komik diyebileceğimiz çıkarımlarda bulunduğunu görmemiz tarihi arka plan bilgisinin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.   "Muhsanat" kelimesi yukarda belirtmeye çalıştığımız düşünceler içinde anlaşılmaya çalışılmadığı takdirde kişilerin zihninde kur'anda sanki çelişkili ifadeler varmış gibi bir düşünce oluşturabilir. Bu kelimenin bir ayette "evli kadın" başka bir ayette "bekar kadın" anlamına gelmesi, bu arka planı bilmeden yapılan okumalarda kafaların karışmasına sebeb olmaktadır.   Muhsanat kelimesi , kale anlamına gelen "elhısnü" kelimesinden türemiştir. Mecaz olarak her türlü korunmayla yada hazırlıklı olmayla ilgili kullanılmaktadır. Buradan hareketle beden i&cc... Devamı

23 08 2014

Haram olan yiyecekler ve haramlığın tesbiti meselesi

Allah cc tarih boyunca insanlar içinden seçtiği elçileri vasıtası ile emirlerini ve nehiylerini onlara bildirmiştir. Son elçi Muhammed as ile aynı durum tekrarlanmış ve din artık kemale erdirilmiştir. Kur'an içindeki bilgiler bizlere haram ve helalin tayininde de yeterli bilgiyi vermiş olmasına rağmen son elçi Muhammed as a yüklenen kur'an dışı görevde haram helal tayininde onunda Allah cc gibi yetkili olduğu gibi bir düşünce oluşturulmuş ve bu düşünce uydurma rivayetler ve kur'an içindeki bazı ayetlerin hevaya uygun te'vili sonucu çoğunluk tarafından kabul görmüştür.   Muhammed as ın ordu komutanı sıfatı gereği olarak savaş stratejisi içinde ehli eşeklerin kesilmemesi emri, sanki ehli eşek etinin kıyamete değin haram olduğu gibi bir algı oluşturmuş ve müslümanlar arasında elçinin haram ve helal koyma yetkisi tartışmalara sebeb olmuştur. Yönetici makamında olanlar durum gereği bir takım yasaklamalar koyarak toplumun menfaatleri doğrultusunda karar alma yetkisine sahiptirler ve Muhammed as da Medine de yönetici makamında olduğu için bir takım yasaklar getirmiştir , onun bu yasakları Allah cc nin koyduğu yasaklar ile aynı seviyede asla olamaz. Erike hadisi adı altında uydurulan rivayette , "kendisine kur'an ile beraber başka bir şeyin verildiği ve onun yasaklarının aynen kur'an yasağı gibi olduğu" gibi bir iftira uydurularak kitaplara sokulmuştur.    Şu noktayı hatırlatmakta fayda görmekteyiz; Muhammed as ın haram helal koyma yetkisi gündeme geldiğinde , böyle bir yetkisi olmadığını düşünenler , böyle bir yetkisi olduğunu düşünenler tarafından tekfire varan sözlerle ilzam edilmektedir, Muhammed as "bende böyle yetki var" deyip te bizler onu red etmiş değiliz , ancak onlar kur'anın ona yüklemedi... Devamı

20 08 2014

Maun ve Kevser surelerinde bağlamında salat'ın nuzül dönemi arka

Salat kelimesi kur'anda en fazla yer tutan çok anlamlı kelimelerden birisidir. Kur'an nazil olduğu zaman salat adı altında yapılan bir kulluk gösterisi mevcut olup , kur'an bu kelimenin anlamını asli şekline yani olması gereken boyutuna döndürmek amacı ile nazil olmuştur. Bu yazımızda Maun ve Kevser sureleri bağlamında bu kelimenin nuzül öncesi arka planı hakkında düşüncelerimizi paylaşmaya çalışacağız.    Allah cc bütün insanların fıtratına kendisini rab olarak bilmeleri ile alakalı bilgileri kodlağını araf s. 172-173. ayetlerinde mealen şöyle beyan etmektedir.   Rabbin, insanoğlunun sulbünden soyunu alıp devam ettirmiş, onlara: «Ben sizin Rabbiniz değil miyim» demiş ve buna kendilerini şahit tutmuştu. Onlar da: «Evet şahidiz» demişlerdi. Bu, kıyamet günü, «Bizim bundan haberimiz yoktu» dersiniz veya «Daha önce babalarımız Allah'a ortak koşmuşlardı, biz de onlardan sonra gelen bir soyuz, bizi, boşa çalışanların yaptıklarından ötürü yok eder misin?» dersiniz diyedir.     Bu ayetin beyanına göre kıyamet gününde istisnasız herkes , Allah cc yi rab olarak bilip bilmediğinden sorulacağı için yaratılışlarında bu bilgi onlara kodlanarak , Allah'ın dışında rabler edindikleri takdirde doğacak olan durumdan kendilerinin sorumlu olacakları bildirilmektedir. Muhammed as a kadar gelen bütün elçiler bu sorumluluğunu unutarak Allah cc dışında ilah ve rabler edinenleri uyarmak ve korkutmak için gönderilmişlerdir.   [024.041] Göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kuşların Allah'ı tesbih ettiklerini görmez misin? Her biri kendi salatını ve tesbihini (öğrenmiş) bilmiştir. Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyle bildi.   Nur s. 41. ayeti araf s. 172-173... Devamı

19 08 2014

Hırsızlık cezası bağlamında had cezalarının uygulanabilme sorunu

İnsanlar yaratılış itibarı ile birlikte yaşamaya uygun bir yapıya sahiptirler , bu birliktelik bir kısım insanın diğer bir kısım insana karşı olarak hak ihlallerinide beraberinde getirdiği malum bir durumdur. Birlikte yaşamak demek o insanların tabi olmak zorunda olduğu bir takım kurallara uymak zorunda olması demektir,hiç bir insan diğer bir insana canının istediği şekilde haksızlık yapmaya hakkı yoktur,böyle bir cürüm işlediği takdirde toplumun ceza kuralları devreye girerek haksızlık yapanı cezalandırır.   Allah cc alemlerin yegane rabbi ve ilahı olarak arz üzerinde yaşayan insanlara tabi olacakları kuralları elçileri vasıtası ile bildirerek dünya ve ahirette huzurlu bir hayat sürmelerini temin etmiştir. Son elçi Muhammed as vasıtası ile gönderdiği kitab, diğer kitablar gibi arz üzerinde yaşayan insanların dünya ve ahiretteki huzurlarını sağlamak için bir takım emirler ve nehiyleri kapsamakta olup , bunlara işlenen bazı suçlara verilecek olan cezalarda dahildir.    Kur'anda , hırsızlık ,cinayet , zina, iftira,yol kesicilik gasp gibi suçlara verilecek olan cezalar beyan edilmiştir. Bugün bu cezaların uygulanabirlik sorunu tartışılmakta olup , tarihselci görüşe sahip olan bir kısım insan özellikle hırsızlık cezasının uygulanabirliği konusunda, "cezada asıl olan caydırıcılık ise bu caydırıcılığı el kesme ile yapmak zorunda değiliz" türünden görüşler beyan ettğine şahid olmaktayız.    Bizce asıl konuşulması gereken şey 1400 sene inen bir kitabın muhatapları zamanındaki hırsızlık şeklinin bugün daha geniş bir alana yayılmış olması nedeniyle her suça aynı ceza verilirmi konusu olmalıdır. Bu yazımızda başta hırsızlık cezası olmak üzere had cezalarının kur'anda beyan edildiği şekli ile nasıl uygulanabileceği konusu üzerinde durmaya gayret edeceğiz.  ... Devamı

17 08 2014

Helakın evrenselliği noktasında kur'anda bir gezinti

Malum olduğu üzere kur'anın pek çok yerinde Muhammed as dan önce gelen elçilerin kavimlerinin helak edilmesi ile ilgili bölümlere rastlamaktayız, yine malumdur ki bu helak olaylarının devam eden bir süreç olup olmadığı, şimdi bu tür helakların neden devam etmediği gibi tartışmalara da rastlamaktayız. Kur'anın helak olaylarını anlatım uslubunun din dili denilen bir uslup içinde anlatılmış olmasının bu olayların sadece gelen elçileri kabul etmeyen , Allah cc ye şirk koşmaya devam eden kavimlerin başına gelen olaylar şeklinde sınırlayıp, "artık bu tür helak olmaz" şeklinde bir düşüncenin doğru olmadığını düşünmekteyiz. Kavimlerin yıkımı onları bu yıkıma götüren sebeblere sarılmaları , dolayısı ile yıkımı haketmeleri neticesinde gerçekleşmiş olup evrensel yasalar dediğimiz kurallar içinde gerçekleşmiş bir durumdur. Kavme elçi gelmiş olması onlara yaptıklarının hatalı olduğunu bildirmek için olup bilmedikleri bir suç yüzünden helak edilmiş değillerdir.  [013.011]  Herkes için önünden ve arkasından takip eden melekler vardır, onu Allah'ın emriyle gözetirler. Muhakkak Allah bir topluluğa verdiğini! Onlar nefislerindekini bozmadıkça bozmaz! Bir topluluğa da Allah bir kötülük irade buyurdu mu artık onun geri çevrilmesine çare bulunmaz. Onlar için O'ndan başka bir vali de yoktur.   Rad s. 11. ayeti , evrensel yasa dediğimiz sünnetullahın işleyişini anlatan bir ayet olarak anahtar konumundadır. Bu kurala göre işleyişin müsebbibi insan olup yaptığı olumlu ve olumsuz eylemlerden hakettiğini Allah cc dünyada ve ahirette karşılık olarak verecektir.   Helak olayı, Allah cc nin insanlara ve o insanların oluşturduğu toplumlar üzerine koymuş olduğu evrensel yasaların çi... Devamı

16 08 2014

Nur s. 62-63. ayetleri ve tarihsellikten evrenselliğe

Kur'an 1400 küsur yıl önce yaşanan hayat içinde inen bir kitab olması nedeniyle, bu kitabın ayetlerinin öncelikle yaşanan zaman ve mekan ile olan ilişkisinin ortaya konulup sonra, "bize dair nasıl bir mesaj taşıyabilir?" sorusunun cevabının aranmasının gerektiğini düşünmekteyiz. "Kur'anın bütün ayetleri kıyamete kadar geçerlidir" sözünün gerçekle alakasının pek olmadığını ve bu söylemin duygusallıktan öte geçemeyeceğini hatırlatmak istiyoruz. Nur s. 62.63. ayetlerini bu düşünce çerçevesinde değerlendirerek, "bize nasıl bir mesajı taşıyabilir?"sorusunun cevabını aramaya çalışacağız.   [024.062]  Mü'minler; ancak Allah'a ve Rasulüne iman edenler ve peygamberle birlikte bir işe karar vermek için toplandıklarında, ondan izin isteyip alıncaya kadar ayrılıp gitmeyenlerdir. Gerçekten senden izin isteyenler; işte onlar, Allah'a ve Rasulüne iman edenlerdir. Bir takım işleri için senden izin isterlerse içlerinden dilediğine izin ver ve Allah'tan onların bağışlanmalarını dile. Şüphesiz ki Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.   [024.063]  (Ey müminler!) Peygamberin davetini, aranızdan bazınızın bazınıza daveti gibi zannetmeyin. İçinizden, birini siper ederek sıvışıp gidenleri muhakkak ki Allah bilmektedir. Bu sebeple, O'nun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir bela gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar.   Ayetleri okuduğumuz zaman , mü'minlerin vasıflarından birisinin peygamber ile birlikte ortak bir karar alındığı zaman, yan çizmemek kararın gereklerini yerine getirmek şeklinde bir zorunluluk olduğu görülmektedir. Şimdi birisi kalkıp , " şu anda aramızda peygamber yok bu ayetin otomatikman hükmü kalkmı... Devamı

13 08 2014

Kur'an-hadis-sünnet üçlemesi müslümanların teslis akidesi

Kur'an ,hadis ve sünnet islam inancı içinde önemli yer tutan bilgi kaynakları olarak her müslümanın dilinde dolaşan üç kelimedir. Bu üç kelime ile ifade edilen kaynaklar zaman içinde farklı anlayışlar çerçevesinde değerlendirilmeye başlanarak bu kaynaklara bakış açısı veya nasıl bir konuma sahip olması gerektiği meselesi müslüman dünyasında tartışmalara yol açmış olup hala tartışılmaktadır.   Bu 3 kelime ile ifade edilen kaynakların içerikleri geleneksel islam inancı içinde öyle kemikleşmiş bir yapıya sahip kılınmıştırki sadece kur'anın adını tek olarak söylemek sanki büyük bir cürüm olarak görülerek , kur'anın yanına sünnet veya hadis ilavelerini yaparak konuşmayanlar hadis ve sünnet düşmanı olarak görülür olmuştur. Bu 3 kelime ile ifade edilen kaynakları nasıl bir konuma koymak gerektiğinden önce böyle bir üçlemenin nasıl bir itikadi yaraya yol açabileceği üzerinde durmak istiyoruz.   Bu durum hıristiyanların baba -oğul-ruhul kudüs şeklindeki üçlemelerini hatırlatmakta olup alevi geleneğindeki Allah -Muhammed -Ali üçlemesi gibi bir duruma yol açmaktadır. Özellikle gelenkeçi kesime mensup fikir adamlarının "hadis veya sünnet olmadan kur'an boş bir metin gibidir" sözleri ile ortaya atılan görüşler kur'anı anlamak için olmazsa olmazlar mesabesinde görülmüş , üstüne üstlük kur'an ve hadis öyle bir seviyeye çıkarılmışki "mütevatir sünnet kur'an ayetini nesheder" şeklinde korkuç bir düşünce üretilmiştir.   Önce şu tesbiti yapmamız gerekmektedir; kur'an Allah cc nin indirmiş olduğu bir kaynak , hadis ve s&uu... Devamı

11 08 2014

Nur s. 55. ayeti ve sünnetullahın işleyiş kuralları

Sünnetullah kelimesi ile ifade edilen şey , Allah cc nin arz üzerinde koymuş olduğu ve değişmez olan yasalardır,bu değişmezlik kur'anın bir çok ayetinde beyan edilmiş olup Nur s. 55 . ayetide bu durumu beyan eden bir ayettir.     [024.055]  Allah, içinizden iman edip salih amel işleyenlere, onlardan öncekileri halef kıldığı gibi, onları da yeryüzüne halef kılacağına, onlar için beğendiği dini temelli yerleştireceğine, korkularını güvene çevireceğine dair söz vermiştir. Çünkü onlar Bana kulluk eder, hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Bundan sonra inkar eden kimseler, işte onlar artık yoldan çıkmış olanlardır.   Nur s. 55. ayetinden anlaşılacağı üzere , iman edip salih amel işlemek ,sadece ona kulluk etmek ,ona hiç bir şeyi ortak koşmamak şartı ile mü'minlere, ahiret mükafatından önce dünya mükafatı olarak arz üzerine halef kılacağını , islamı din olarak yerleşik kılacağını,korkularını güvene çevireceğini vaad etmektedir. Bu vaad Allah cc nin bir sünneti olup bu şartlara riayet edenlere dünya iktidarı vaad edilmiştir , Allah cc vaadinden asla caymayacağına göre bu vaadin gerçekleşmeme sebebleri acaba nedir ? sorusunun cevabını aramak zorundayız.     Sorunun cevabını bu vaadin gerçekleştiğini beyan eden ayeti ve bu ayete kadar olan süreci yine kur'an içinden okuyarak öğrenmek mümkündür.   [005.003]  Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına kesilenler, -canları çıkmadan önce kesmemişseniz, boğulmuş, bir yerine vurularak öldürülmüş, düşüp yuvarlanmış, başka bir hayvan tarafından süsülmüş, yırtıcı hayvan tarafından yenmiş olanları- dikili taşlar üzerine boğazlananlar ile fal oklarıyla kısmet aramanız siz... Devamı

10 08 2014

Yusuf s. 35. ayeti ve adaletin gücün elinde yön bulması

Adalet kavramı insanlar arasındaki ihtilafların haklı olanın lehinde sonuçlanması şeklinde tezahir etmesi gereken bir kavramdır, ama bu kavram her zaman olması gerektiği şekilde tezahür etmeyerek gücü elinde bulunduranların istediği şekilde yön bulabiliyor. Bu şekil bir yön Yusuf as kıssasındada gözümüze çarpmakta olup , Yusuf as ın suçsuz olduğu ortaya çıktığı halde yönetim kademesindekilerin istekleri doğrultusunda ceza gördüğüne şahid olmaktayız. Yusuf s. 35. ayeti bu durumu anlatmakta olup , bu ayete kadar gelen süreç şu şekildedir.     [012.023]  Derken, evinde bulunduğu hanım, onun nefsinden murad alıp yararlanmak istedi. Kapıları kilitledi ve «Haydi beri gel!» dedi. Yusuf: «Allah'a sığınırım! Muhakkak ki, o (kocan), benim efendim, bana çok güzel baktı. Doğrusu zalimler hiç iflah olmazlar» dedi. [012.024]  O hanım, ona gerçekten niyeti bozmuştu. Eğer Rabbinin burhanını görmese idi. Yusuf da ona özenip gitmişti. Aslında ondan fuhşu ve fenalığı uzak tutalım diye böyle olmuştu. Çünkü o bizim ihlasa erdirilmiş kullarımızdan biriydi. [012.025]  İkisi de kapıya koştu, kadın arkadan Yusuf'un gömleğini yırttı; kapının önünde kocasına rastladılar. Kadın kocasına «Ailene fenalık etmek isteyen bir kimsenin cezası ya hapis ya da can yakıcı bir azab olmalıdır» dedi. [012.026]  Dedi ki: O, beni kendisine ram etmek istedi. Kadının ailesinden biri de şehadet etti: Eğer gömleği önden yırtılmışsa; o (kadın) doğru söylemiştir. Bu (Yusuf) ise yalancılardandır. [012.027]  «Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir. Bu ise doğru söyleyenlerdendir.» [012.028]  (Kocası, Yusuf'un gömleğinin) arkadan yırtılmış olduğunu görü... Devamı

08 08 2014

Yusuf as örneğinde iktisat yönetimi

Kur'an kıssalarının anlatım amacının önceki yaşanmışlıklardan ibret alınarak doğruların alınması , yanlışların tekrarlanmaması amacına matuf anlatımlar olduğunu kıssalar ile ilgili yazılarımızda vurgulamaya çalışmıştık. Yusuf as kıssası da "ahsenel qasas" (en güzel kıssa) olarak vasıflandırılarak bizlere okunmuş ve okuyanların ibret alarak hayatlarında yer bulması amaçlanmıştır. Yusuf as ın Mısır yönetimine geçmesinden sonra yapmış olduğu kıtlık ekonomisi yönetimi evrensel bir mesaj taşımakta olup her zaman için muhtemel olan darlıkta kaynakların nasıl kullanılacağı bizlere öğretilmiştir.   İktisat ,mal ve hizmetlerin üretimi , dağıtımı ve bölüşümü ile ilgili bir alan olup , sınırsız insan ihtiyaçlarının karşılanmasında kıt kaynakların kullanılmasını adil bir biçimde kullanılmasını sağlayan bir bilim dalıdır. İktisadi hayat insanlığın vazgeçilmez bir unsuru olup, kur'anın insan hayatı ile ilgili düzenlemeleri bu alan içinde geçerlidir ve Yusuf as örnekliğinde bu yönetimin devlet bazında nasıl olması gerektiğinin ipuçları verilmiştir.    Araf s. 31. ayetinde "yiyiniz içiniz israf etmeyiniz çünkü Allah israf edenleri sevmez" cümlesi kişisel bazdan taa devlet bazına kadar genişleyebilecek halkaya hitab eden bir cümle olarak kişilerin ve devletlerin uyması gereken kuralı beyan etmektedir.    İktisat yönetiminin örnekliğini gördüğümüz ayetler şu şekildedir.  [012.043]  Bir gün melik (hükümdar) dedi ki: «Ben rüyamda yedi cılız ineğin yedi semiz ineği yediğini ve yedi yeşil başakla yedi kuru başak görüyorum. Ey ileri gelenler! Siz rüya tabir edebiliyorsanız benim bu rüyamın tabirini bana bildirin.» [012.044] Dediler ki: «... Devamı

07 08 2014

Cibril hadisi üzerine bir değerlendirme

"Cibril hadisi" olarak bilinen hadis rivayet kültürü içinde yer alan meşhur bir hadistir. Yazımızda bu hadis ile ilgili olarak bir değerlendirme yapmaya çalışarak özellikle hadiste geçen Cibrilin, insan şekli ile gelip gelmediği konusunu irdelemeye çalışacağız, rivayet şu şekildedir.     "Bir gün Rasûlullah (s.a.s.)'in yanında bulunduğumuz sırada âniden yanımıza, elbisesi bembeyaz, saçı simsiyah bir zat çıkageldi. Üzerinde yolculuk eseri görülmüyor, bizden de kendisini kimse tanımıyordu. Doğru peygamber (s.a.s.)'in yanına oturdu ve dizlerini onun dizlerine dayadı. Ellerini de uylukları üzerine koydu. Ve: "Ya Muhammed! Bana İslâm'ın ne olduğunu söyle" dedi. Rasûlullah (s.a.s.): "İslâm; Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'in de Allah'ın Rasulü olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman ve gücün yeterse Beyt'i hac etmendir" buyurdu. O zat: "Doğru söyledin" dedi. Babam dedi ki: "Biz buna hayret ettik. Zira hem soruyor, hem de tasdik ediyordu."   "Bana imandan haber ver" dedi. Rasûlullah (s.a.s.): Âllah a, Allah'ın meleklerine kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe inanman, bir de kadere, hayrına şerrine inanmandır" buyurdu. O zât yine: "Doğru söyledin" dedi. Bu sefer: "Bana ihsandan haber ver" dedi. Rasûlullah (s.a.s.): " Allah'a O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Çünkü her ne kadar sen onu görmüyorsan da, o seni muhakkak görür" buyurdu. O zat: "Bana kıyametten haber ver" dedi. Rasûlullah (s.a.s.) "Bu meselede kendisin... Devamı

05 08 2014

Yusuf as tağut'un emri altındamı çalıştı?

Kur'an okumalarında yapılan en büyük yanlış , kur'anı içinde bulunduğumuz durumu meşrulaştırmak için kullanılan bir noter kitabı olarak görerek okumaktır. Böyle okumalar sonucunda özellikle yönetim açısından baktığımız zaman, Allah cc nin kanunlarının hakim olmadığı ülkelerdeki bir kısım müslümanların içinde olduğumuz yönetim şeklini meşru göstermek için arayışlara gittiği ve bu arayışlar sonucunda Yusuf as kıssasında tağuti idarelerde görev almanın meşruiyetine dair çıkarımlarda bulunarak o elçi üzerinden yaptıklarını doğru gösterme çabası içinde olduklarını görmekteyiz.   Yazımızın çerçevesini Türkiye olarak sınırlı tutup bu ülkedeki durumun müslümanlar açısından nasıl okunması gerektiği yönündeki düşüncelerimizi paylaşacağız. Ülkemizde son 12 yıl içinde iktidarda bulunan partinin muhafazakar bir kadro ile ülkede iktidarda bulunmuş olması müslümanlar arasında bir takım farklı yorumlar ve ayrılıklara yol açtığı malumdur. Bu muhafazakar kadronun geçmişine bakacak olursak 1970 yılında kurulan milli nizam partisine kadar gittiği görülecektir. O yıllarda Pakistanlı yazar Mevdudinin eserleri tercüme edilerek müslümanlar tarafından okunmaya ve tanınmaya yeni yeni başlamış idi , Mevdudinin "islamda hükümet" adı altında türkçeye çevrilen eserinde Yusuf as ın kıssasından istidlal ile mevcut yönetim içinde görev almanın meşruiyetinin tartışmaya açıldığını görmekteyiz.    Milli nizam partisi ve sonra aynı kadro tarafından açılan partilerin islamcı yazar kadroları böyle bir oluşuma, Yusuf as kıssası üzerinden meşruiyetine delil  getirmeye çalıştıklarına o zamandan beri şahid olmak... Devamı