ismailhakki
85 Takipçi | 6 Takip
Kategorilerim

Din

Diğer İçeriklerim (440)

Allah (c.c) Kimlerin Dualarını Kabul Eder ?

Muhammed (a.s) ın Gayb Bilgisinin Kaynağı ve Sınırı

Kur'an Ayetlerinin Tamamı Muhkemdir, Müteşabih Ayetler Kur'anda

"Kutsal Kitap" Deyimi ve Hayat İçindeki İşlevi

"Ayet" ve "Kitap" Kelimeleri Üzerine Bir Tefekkür Çalışması

Nebe s. 33. Ayeti : Ve Kevaibe Etraben (Memeleri Tomurcuklanmış

İsa (a.s) a Kitab Hikmet Tevrat ve İncil Öğretilmesi

Al-i İmran s. 33-44. Ayetleri : Meryem'in Doğumu ve Yetiştirilme

Enam s. 108. Ayetinin Farklı Mealleri Üzerine Bir Mülahaza

Bizim Peygamberimiz Kim ?

Müzzemmil Suresi İle İlgili Bir Tefekkür Çalışması

Kavlen Leyyinen : Firavuna Dahi Kullanılması Gereken Hitap Tarz

Kitapları Tek Bir Kitap'mı Yaptı , Yürüyün Buhari'yi , Müslim'i

Ahmet Tekin : Kendisini Kaf Dağında Gören Bir Meal Yapıcısı

Nuh Tufanı Bölgesel mi Yoksa Küresel mi idi ?

Nisa s. 136. Ayeti : İman'ın Esasları

Talut Kıssasını Medine Müslüman'larının Gözü İle Okumak

Felak ve Nas : Akidemizi Belirleyen İki Sure

Nasr Suresi : Allah (c.c) nin Yardımı ve Fethi

Cuma s. 5-8. Ayetleri: Tevrat ve Kur'an Yüklenmenin Sorumluluğu

Duhan s. 1-6. Ayetleri : Ön yargılı Bir Okuma Örneği

Kadir s. Üzerinde Bir Tefekkür Çalışması

Seküler Bir Hayatın Kurtuluş Piyangosu: Kandil Geceleri

Fil Suresi Üzerinde Bir Tefekkür Çalışması

Kevser Suresi Üzerinde Bir Tefekkür Çalışması

Necm s. 26. Ayeti : Meleklerin Şefaati

Başörtüsü Örneğinde Kitab'a Değil Kitab'ına Uydurma Çalışmaları

Cumartesi Yasağını Delmeye Çalışan Yahudiler İle Riba Yasağını D

Tek Çeşit Yemeğe Dayanamayan İsrailoğulları ve Tek Kitaba Dayana

Tüm içeriklerim
Takipçilerim (85)
01 09 2015

Allah (c.c) Kimlerin Dualarını Kabul Eder ?

Kişinin sıkıntıya düştüğü anda, bu sıkıntılarını gidereceğini düşündüğü yüce bir varlığa "Dua" şeklindeki yakarışı fıtri bir olgudur. Biz Müslümanlar bu olguyu maalesef yanlış anlayarak, her el açışımızda yaptığımız duanın kabul olacağı veya olması gerektiği gibi bir düşünce içine girerek , merhum şair Mehmet Akif'in deyimiyle Allah (c.c) yi haşa ırgat ve yanaşma gibi bir duruma düşürmekteyiz.  Hergün binlerce Müslüman "Allahım kafirleri hak ile yeksan et, onlara ebabil göndererek başlarına taş yağdır" diye veya herhangi bir hacetinin giderilmesi için dua etmekte fakat bu dualar neden kabule şayan olmamaktadır? sorusu zihinleri kurcalamaktadır. Bu gün Dünya üzerinde en fazla zulme uğrayan topluluk olarak, biz Müslümanlar göze çarpmaktayız. Bu zulmün nedenleri bir tarafa , bu zulümden kurtulmak için verdiğimiz çabaların , ettiğimiz duaların boşa çıkması, kabul edilmemesi karşısında takkemizi, sarığımızı önümüze koyup "Nerede yanlış yapıyoruz" şeklinde düşünmenin zamanı geldi ve geçmektedir.  Allah (c.c) bir çok ayetinde, kendisine sıkıntılı anında dua eden kullarının yardımına koştuğunu ve onlara yardım ettiğini beyan ederek , bizlerin sıkıntılı anında ona dua ettiğimiz zaman yardıma koşacağını vaad etmektedir.  Şu anda Müslümanlar olarak en sıkıntılı zamanlarımızdan birini yaşamaktayız ve namazlarımızın ardından ellerimizi havaya açıp, bu sıkıntılardan kurtulmak için yardım istememize rağmen böyle bir yardım gelmemektedir. Allah (c.c) bize yalan bir vaad de bulunmadığına göre , bu yardımın gelmeme ve dualarımızın kabul edilmemesinin sebebini araştırmak ve kabul olacak dualar etmek gerekmektedir.  Allah (c.c) kimin duasını ve nasıl bir du... Devamı

30 08 2015

Muhammed (a.s) ın Gayb Bilgisinin Kaynağı ve Sınırı

Müslümanlar arasındaki ihtilaflı düşüncelerin kaynağını oluşturan en başta gelen sebeb, yanlış peygamber anlayışıdır. Klasik İslam düşüncesi içindeki peygamber anlayışı , onun söylediği iddia edilen sözlerin vahiy ile eşdeğer ,ve onun sözlerinin toplandığı kitapların Kur'ana muadil kitaplar olduğu düşüncesinin yerleşmesi sonucunda Kur'an ile uyuşmayan düşünceler ortaya çıkmış ve bu düşünceleri savunanlar ile red edenler arasındaki tartışmalar sürüp gitmektedir.  Konumuzu  Muhammed (a.s) ın gayb bilgisinin kaynağı ve sınırı olarak belirlediğimiz için, bu konudaki oluşturulmuş olan yanlış düşünceleri irdelemeye çalışarak ve  bu konudaki Kur'ani düşüncenin nasıl olması gerektiği yönünde düşüncelerimizi paylaşmaya çalışacağız.  "Ğayb" kelimesi ; Algıdan ve insan bilgisine saklı kalan şeyler ile ilgili olarak kullanılan bir kelimedir.  Kur'an içindeki bir çok ayette , gayb bilgisinin sadece Allah (c.c) nin elinde olduğu yönünde bilgiler mevcuttur.  [006.059]  Gaybın anahtarları O'nun katındadır, onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı bilir. Düşen yaprağı, yerin karanlıklarında olan taneyi, yaşı kuruyu ki apaçık Kitap'tadır ancak O bilir. [027.065]  De ki: «Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka bilen yoktur.» Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler. [068.047] Yoksa, gaybın bilgisi kendilerinin katında da onlar mı yazıyorlar?  Gayb bilgisine sahip olmak İlah olmanın bir gereği olduğu için, böyle bilgiler hiç bir beşerin uhdesinde olmayıp bu durum Muhammed (a.s) için de geçerlidir. Kendisine Kur'an indirilen elçi Muhammed (a.s) , kendisinin beşer bir elçi olma durumunu ve insan üstü... Devamı

29 08 2015

Kur'an Ayetlerinin Tamamı Muhkemdir, Müteşabih Ayetler Kur'anda

Al-i İmran s. 7. ayetinin yorumunun yapıldığı tefsir kitaplarına baktığımızda, Kur'an ayetlerinin 1-Muhkem 2-Müteşabih şeklinde bir ayrıma tabi tutulduğunu ve  Muhkem ayetlerin  manası anlaşılan , Müteşabih ayetlerin ise manasının kapalı ve anlaşılmaz olduğu şeklinde yorumlara rastlamaktayız. Müteşabih ayetlerin hangileri olduğuna gelindiğinde iş orada düğümlenmekte ve bir tefsirciye göre müteşabih olan ayet , diğer bir tefsirciye göre muhkem olmaktadır.  1000 kişinin eline Kur'an verilse ve onlara "Bu kitabın içindeki muhkem ve müteşabih ayetleri tasnif edin" denilse 1000 kişiden 2 kişi bile bu konuda birliktelik sağlayarak aynı ayetleri muhkem ve müteşabih ayet olarak tasnif edemez , 1000 kişinin hepsi de farklı ayetleri muhkem ve müteşabih ayet olarak tasnif ederek bu konunun nasıl ihtialflı bir konu olduğu görülecektir. Ancak dikkatli bir okuyucu, Kur'an içinde geçen bazı ayetlerde Kur'anın ayetlerinin "Muhkem" (Hud s. 1) , Kur'anın ayetlerinin "Müteşabih" (Zümer s. 23) , Kur'anın ayetlerinin bir kısmının muhkem bir kısmının müteşabih (Al-i İmran s.7) olduğunu beyan eden ayetleri okuduğu zaman bu 3 farklı ayetin nasıl birbiri ile uyum içinde anlaşılabileceğini düşünmektedir.  Bu müşkilatın halli için , Al-i İmran s. 7. ayetinde beyan edilen Muhammed (a.s) a indirilen "Elkitap" ifadesinin ne anlama gelebileceğini üzerinde durmak gerekmektedir.  Daha önce kaleme aldığımız  "Ayet" ve "Kitap" Kelimeleri Üzerine Bir Tefekkür Çalışması  ve   İsa (a.s) a Kitab Hikmet Tevrat ve İncil Öğretilmesi başlıklı yazılarımızda, "Kitap" kelimesinin anlam alanının sadece iki kapak arasında olan bir nesne olarak sınırlandırmanın , Kur'andaki "Kitap" ke... Devamı

28 08 2015

"Kutsal Kitap" Deyimi ve Hayat İçindeki İşlevi

"Kutsal Kitap" terimi insanlığın büyük çoğunluğunun işittiği bir terim olup , Dünya üzerinde yaşayan insanların büyük ekseriyeti bu terime dahil olan kitaplara iman ettiğini iddia ederek aidiyet ortaya koymaktadırlar. Bu terime dahil olan kitapları Allah (c.c) indirerek bunların içindeki muhteviyata göre hayatlarını şekillenmesini istemiştir.  "Kutsal Kitap" terimini daha geniş anlamda ele almak mümkündür. "Kitap" kavramını insanların yaşamları üzerine hakim olan din , düşünce , sistem , fikir akımı v.s olarak çeçevelendiğimiz zaman , istisnasız olarak yaşayan bütün insanların kudsiyet atfettikleri bir düşünceleri bir inançları vardır.  Kendisini "Marksist" olarak nitelendiren kimsenin tabi olduğu "Kutsal Kitab" Marks'ın görüşlerinin derlenmiş olduğu kitaplardır. Aynı şekilde kendisini "Kemalist" olarak ifade eden kişinin "Kutsal Kitab" ı ,  bu ideolojinin sahibinin derlediği görüşleridir. Kişi kendisini "Ateist" olarak nitelendirerek, inandığı hiç bir kutsal olmadığını iddia etse bile, onun kutsalı ateizm'in öğretileri olup tabi olduğu "Kutsal Kitap" mutlaka vardır. Bu terimi illaki yazılı bir materyal içindeki düşüncelere tabi olmak şeklinde düşünmeyelim , bir futbol kulübüne veya bir müzik gurubuna olan aşırı ilgi, bunları kutsanmış ve bir şekilde ilah derecesine yükseltilmiş konuma getirmektedir.  Biz "Kutsal Kitap" terimini, Allah (c.c) nin indirmiş olduğu vahy kitapları çerçevesinde değerlendirerek kapsamı biraz daha daraltıp, bu terimin elimizde olan "Kur'an" ile ilgisine dikkat çekmeye çalışacağız.  Allah (c.c) neden kitap ve elçi gönderir?.  All... Devamı

27 08 2015

"Ayet" ve "Kitap" Kelimeleri Üzerine Bir Tefekkür Çalışması

"Ayet" ve "Kitap" kelimeleri , Kur'anda en fazla yer tutan kelimeler arasında başı çekmesi ve biz Müslümanların bu iki kelimenin anlamını dar bir alana sıkıştırarak sadece iki kapak ve içinde olanlarla sınırlı tutması açısından dikkate değer ve üzerinde ciddi olarak düşünülmesi gereken iki kelimedir. Bu yazımızın sınırı , "Ayet" ve "Kitap"  kelimelerinin ifade ettiği anlam alanını okumaya çalışarak , Müslümanlar olarak düştüğümüz yanlışlara dikkat çekmek ve bu iki kelimenin daha geniş bir anlamda nasıl anlaşılabileceği yönünde olacaktır.  "Ayet" kelimesi sözlükte " Açık alamet , işaret" anlamına gelmektedir. Bu kelime ile kast edilen anlamı , kelimenin geçtiği ayetler yardımı ile öğrenebiliriz.  [002.248]  Nebileri onlara, «Onun hükümdarlığının alameti (ayeten), size sandığın gelmesidir, onda Rabbinizden gelen gönül rahatlığı ve Musa ailesinin ve Harun ailesinin bıraktıklarından kalanlar var; onu melekler taşır, eğer inanmışsanız bunda sizin için delil vardır» dedi. [016.011]  Onunla size ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler türlüsünden meyveler bitirir, elbette bunda tefekkür edecek bir kavm için bir âyet vardır. [016.013] Daha sizin için Arzdan muhtelif renklerle yarattıkları, neler var, elbette bunda tezekkür edecek bir kavm için bir âyet vardır. [016.065] Allah gökten su indirdi, ölümünden sonra yeri onunla diriltti; işitebilen bir topluluk için bunda gerçekten bir ayet vardır. [016.101] Bir ayetin yerini başka bir ayetle değiştirdiğimizde, ki Allah ne indirdiğini gayet iyi bilir onlar, «Sen sadece uyduruyorsun» derler. Hayır, öyle değildir, ama onların çoğu bunu... Devamı

24 08 2015

Nebe s. 33. Ayeti : Ve Kevaibe Etraben (Memeleri Tomurcuklanmış

Allah (c.c) yaratmış olduğu biz kullarına şu anda yaşadığımız ve adına "Dünya Hayatı" denilen bölümün geçici , bunun sonrasındaki ve adına ,"Ahiret Hayatı" denilen bölümün kalıcı olduğuna dikkat çekerek , sonsuz hayatı yaşayacak olanların "Cennet ve Cehennem" adı verilen mekanda hayatlarını devam ettireceklerini beyan etmiştir.  Kur'an Cennet ve Cehennem hayatını yaşayacak olanları orada nasıl bir hayatın beklediğine dair bir çok bilgi vermektedir. Cehennem hayatına dair bilgiler insanın yaşamı içinde gördüğü ve yediği takdirde tiksindiği , iğrendiği ,görmeye ve yemeye bile tahammül edemeyeceği iğrençlikte yiyecekler ve yine yaşamı içinde dayanamayacağı şekilde bir yaşam ortamı sunulacağını haber veren bilgiler ihtiva ederek, muhatapların böyle bir hayat ile karşılaşmamaları için nasıl bir hayat sürmeleri gerektiği beyan edilmektedir.  Dünya hayatları içinde "İman edip salih amel işleme" şeklinde bir hayat sürenlerin ise adına "Cennet" denilen bir mekanda sonsuz olarak ağırlanacakları beyan edilerek , orada onlara sunulacak olan nimetlerin , yaşam içinde sevdikleri , istedikleri , arzu duydukları her şey olduğu vurgusu yapılarak bu nimetleri elde etmek için çalışılması gerektiği haber verilmektedir.  Şurası bir gerçektirdir ki , Ahiret , Cennet , Cehennem ile ilgili anlatımlar "Gayb" dediğimiz  alana ait bilgiler olup , o alana ait bilgiler bizlere gözümüz ile şahid olduğumuz alana ait bilgilere benzetilerek anlatılmaktadır.  Cennet ve Cehenneme ait bilgiler insan fıtratının arzu ettiği veya nefret ettiği şeyleri kapsadığına yeniden dikkat çekerek, konumuz olan ilgili ayet ve o ayet etrafında yapılan bazı yorumlara ve düşüncelere dikkat çekerek bu tür ... Devamı

23 08 2015

İsa (a.s) a Kitab Hikmet Tevrat ve İncil Öğretilmesi

İsa (a.s) , Allah (c.c) nin beşer içinden seçmiş olduğu elçilerinden birisi olup , babasız dünyaya gelmesi ile sıradışı bir konuma sahiptir. Onun bu sıradışılığı Hıristiyanlar tarafından yanlış anlaşılmış ve "Allahın Oğlu" derecesine yükseltilmiştir. Bu şekil bir yükseltmenin küfür olduğu Kur'an tarafından bir çok yerde hatırlatılarak , İsa (a.s) ın diğer kullar gibi bir kul olduğu beyan edilmektedir.  Kur'anın İsa (a.s) ile ilgili ayetlerini okumaya başlarken çıkış noktası olarak , onun Allahın kulu ve elçisi olan bir beşer vurgusu yapıldığının , ilahlık gibi payeden en ufak bir nasibi dahi olmadığının vurgusu yapıldığının hatırdan çıkarılmaması gerektiğini düşünmekteyiz.  Yazımızın başlığı olan ve ona "Kitab-Hikmet-Tevrat-İncil" öğretildiğini beyan eden ayetlerin, ona birisi tarafından öğretilmiş olduğu vurgusunun ön planda tutulması ve öğrenmeye muhtaç olmayan yegane kişinin Allah (c.c) olduğu , onun yarattığı kulların onun tarafından gelen bilgiler ile hayatlarını düzenleme gereği olduğu hatırlatılmaktadır.  İsa (a.s) a "Kitab-Hikmet-Tevrat-İncil" öğretilmesi Al-i imran suresi içinde onun doğumunun anlatıldığı ayetler içinde , Maide suresi ayetlerinde ise onun hesaba çekildiğini anlatan ayetler içinde geçmekte olup, bu öğretilmenin keyfiyeti üzerinde durmaya çalışacağız.  [003.048] Allah O'na Kitab'ı, Hikmet'i, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek. [005.110]  Allah, «Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve anana olan nimetimi an» demişti, «Seni Ruhul Kudüs ile desteklemiştim; beşikte ve yetişkin iken insanlarla konuşuyordun; sana Kitap'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. Sen iznimle, çamurdan kuş gibi bir şey yapmış ona üflemiştin de izn... Devamı

21 08 2015

Al-i İmran s. 33-44. Ayetleri : Meryem'in Doğumu ve Yetiştirilme

Kur'an içindeki bir takım yaşanmış olaylar içinde anlatılan insanların , "Model Aile" , "Model İnsan" olarak okunarak, onların yaşantılarının bizlere de örnek olması amaçlanmaktadır. Bu örneklik, Al-i imran suresi içinde sureye adını veren ailenin yaşantısından kesitler sunularak bizlere anlatılmakta ve  "Örnek bir aile nasıl olmalı ?" sorusunun cevabını içermektedir.  Konumuz olan ilgili ayetleri, bize dönük böyle bir mesajı olmasından hareketle okumaya çalışacağız.  [003.033]  Gerçekten Allah, Adem'i, Nuh'u ve İbrahim ailesiyle İmran ailesini süzüp alemler üzerine seçti. [003.034]  Birbirinden gelen bir zürriyet olarak; Allah işitendir, bilendir. Allah (c.c) , İmran ailesinin  Adem , Nuh , İbrahim (a.s) ın yolundan giden insanlar olduğunu hatırlatıp o aileyi de alemler üzerine seçkin kıldığını beyan ederek , onları anlatmaya başlamaktadır.  [003.035]  İmran'ın karısı: «Rabbim, karnımdakini  hür olarak sana adadım, benden kabul buyur, şüphesiz sen işitensin, bilensin.» demişti. İmran'ın karısı hamiledir ve doğacak olan çocuğunu erkek olarak beklemektedir ve o çocuğu, yaşadığı takdirde Allaha adayacağını söylemektedir. İmran'ın karısının isminin "Hanne" olduğuna dair rivayetler olsa da isminin ne olduğundan çok , kişinin doğacak çocuğu hakkında beklentilerini dikkate almak daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Doğacak olan çocuğunu "Hür" olarak Allah'a adaması , o çocuğun Allah dışındaki her türlü bağımlılıktan yani şirk'ten uzak olarak sadece ona kul olarak yetiştirilmesinin vaad edildiği anlamındadır. Ayet içinde geçen "Nezr" kelimesi ; "Bir işin meydana gelmesi için , kişin... Devamı

17 08 2015

Enam s. 108. Ayetinin Farklı Mealleri Üzerine Bir Mülahaza

Türkiye de çevrilmiş Kur'an meallerine baktığımız zaman bazı ayetlerin birbiri ile çelişen bir şekilde meallendirildiğini müşahede etmekteyiz. Dikkatli bir okuyucu bir ayette yapılmış çevirinin , başka bir çeviri de farklı bir şekilde çevrilmiş olduğunu gördüğünde, hangisini tercih etmesi gerektiği konusunda tereddüt içinde kalmaktadır.  Enam suresi 108. ayetini farklı meallerden okuyan bir meal okuyucusu bu ayetin iki farklı şekilde çevrilmiş olduğunu görecektir.   Ve lâ tesubbûllezîne yed’ûne min dûnillâhi fe yesubbûllâhe adven bi gayri ilm(ilmin), kezâlike zeyyennâ li kulli ummetin amelehum summe ilâ rabbihim merciuhum fe yunebbiuhum bimâ kânû ya’melûn(ya’melûne). Örnek 1 - Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da cahillikle ileri giderek Allah'a sövmesinler. Böylece her ümmete işini güzel gösterdik, sonra dönüşleri Rab'lerinedir. O, işlediklerini haber verir. Örnek 2-  Allah'tan başkasına yalvaranlara sövmeyin; sonra onlar da bilgisizce, düşmanca Allah'a söverler. Böylece biz her ümmete kendi işlerini câzip gösterdik. Sonunda dönüşleri Rablerinedir. Artık O ne yaptıklarını kendilerine bildirecektir. Enam suresi 108. ayetinin  , altını çizdiğimiz 1- yalvardıklarına , 2- yalvaranlara şeklinde iki farklı şekilde çevrildiğini görmekteyiz. 1. örnekte , sövülmemesi istenen şey , Allah (c.c) nin dışında dua edilen putlar iken , 2. örnekte , Allah (c.c) den başkasına dua eden kişiler olmaktadır.  İki farklı anlamdan hangisinin doğru olabileceği, ilgili ayetin arapça metnine baktığmızda anlaşılacaktır.   ve lâ tesubb&u... Devamı

16 08 2015

Bizim Peygamberimiz Kim ?

Biz Müslümanların yapmış olduğu en önemli hatalardan birisi , Peygamberler arasında ayrım yapmaktır. Bu cümleyi okuyan birisi hemen , " Sen ne demek istiyorsun kardeşim bizim amentümüz de bütün peygamberlere iman etme esası var bizde bütün peygamberlere iman ediyoruz" diyerek itiraz edecektir. Amentümüz de "Bütün peygamberlere iman" esası vardır , ancak bu iman esası "Bizim peygamberimiz" deyiminin dilimizde yerleşmiş olduğundan hareketle i fiiliyatta pek dikkate alınmadığını söylemek istiyoruz.  "Bizim Peygamberimiz" deyimi, biz Müslümanlar tarafından Muhammed (a.s) için kullanılır ve bu ifadenin arka planında , bilmeyerek te olsa Peygamberler arasında bir ayrım yapmak yatmaktadır. Bu deyimi kullanan birisine şunu sorabiliriz ; Muhammed (a.s) şayet bizim peygamberimiz ise , İsa , Musa (a.s) ve diğerleri bizim Peygamberimiz değil mi ? .  Peygamberler arasında ayırım yapma hastalığının temelinde , Hıristiyanların İsa (a.s) a karşı aşırı bir sevgi besleyerek onu ilahlık makamına yükseltmelerinin yattığını düşünmekteyiz. "Peygamberleri yarıştırma hastalığı" diyebileceğimiz bu durum, Hıristiyanların İsa sı varsa bizimde Muhammedimiz var diyerek ortaya çıkmış ve Hıristiyanların İsa (a.s) ı sahiplenmelerine karşın Müslümanların  Muhammed (a.s) ı sahiplenmeleri ve ona aşırı bir değer yüklemeleri neticesinde bu günlere gelinmiştir.  Bizim Peygamberimiz Kim ? . [002.136]  Biz; Allah'a, bize indirilmiş olana, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Ya'kub 'a, ve torunlarına indirilmiş olanlara, Musa'ya, İsa'ya verilenlere, peygamberlere Rabbları tarafından verilmiş olanlara iman ettik. Onların hiçbirinin arasını diğerinden ayırmayız. Biz ona teslim olmuşlardanız, deyin. [002.285]  Peygamber, Rabbi'nden ken... Devamı

14 08 2015

Müzzemmil Suresi İle İlgili Bir Tefekkür Çalışması

Müzzemmil suresi Mekke de nazil olmaya başlayan Kur'anın ilk inen surelerinden olup , Muhammed (a.s) a nasıl bir yol izlemesi gerektiğini beyan eden , bizlere de aynı yolda yürürken nasıl bir yol izlememiz noktasındaki bilgileri ihtiva eden bir suredir. Bu yazımızda sure ile ilgili olarak bir tefekkür çalışması yapmaya gayret edeceğiz.     [073.001]  Ey o örtünen (Müzzemmil)!   Surenin ilk ayeti Muhammed (a.s) a hitaben başlamakta ve ona "Müzzemmil" şeklinde bir hitapta bulunulmaktadır.    Müzzemmil" kelimesi ; " Bir şeyi taşımak kaldırmak , yüklenmek , gizlemek" gibi anlamları olan "Ze-me-le" kelimesinden türemiştir.    Surenin ana teması , önemli bir görevi yüklenmiş olan Muhammed (a.s) a, o ana kadar açıktan açığa yapmadığı tebliğ görevini  Allah (c.c), bundan sonra açıkça yapmaya başlamasını emretmektedir.  Bu başlangıcın nasıl yapılması gerektiği konusunda yol haritası çizilmekte ve bu yol haritası , temelleri yeni atılan bir hareketin başlangıcının nasıl olması yönündeki bilgileri ihtiva etmektedir.   Rivayetlere baktığımızda , Alak suresinin ilk 5 ayetini kendisine nazil olduğunda , ne yapacağını bilmeyen Muhammed (a.s) hemen evine koşarak Hatice validemize "Beni örtünüz , beni örtünüz" demiş, akabinde "Ey örtüsüne bürünen" ayeti nazil olmuştur. Bu tür rivayetler, inen ayetlerin inşa süreci ile alakasını kurmaktan ziyade, olayı hikayeleştirmek gibi bir hava oluşturması açısından güvenilirliği yoktur. Sure içindeki ayetlerde Muhammed (a.s) ı muhatap alarak verilen emirleri , sadece onunla sınırlı olarak değil bizlere dönük emirler olarak okunması gerektiğini , ayetleri okurken sanki b... Devamı

12 08 2015

Kavlen Leyyinen : Firavuna Dahi Kullanılması Gereken Hitap Tarz

Kur'an bizlere her konuda olduğu gibi , karşımızdaki bir kişi ile yapacağımız tartışmada kullanmamız gereken uslubun nasıl olması gerektiğini de öğretmektedir. Allah (c.c) , Musa ve Harun (a.s) lara hitaben, Firavuna karşı kullanacakları hitap tarzının "Kavlen Leyyinen" (Yumuşak Söz) olması gerektiğini öğütlemiştir. Kendisine yapılan bu öğüdü tutan Musa (a.s) , Firavun tarafından kendisine sorulan sorulara yumuşak bir uslup ile cevap vermiştir.   Bu öğüt sadece onlara has değil , evrensel bir geçerliliği olan öğüttür ve bizlere dönük mesajları da ihtiva etmektedir. Bu öğüt'ün anlamını ve gerekliliğini , bu gün bazı konularda farklı düşünen Müslümanların, birbirlerine karşı en ağır ifadeleri kullanmakta olduklarını gördüğümüzde daha iyi anlamaktayız.    Allah (c.c) , Firavun gibi bir müstekbire karşı dahi yumuşak söz ile hitap edilmesini emrederken, bize ne oluyor ki karşımızdaki insan sadece biz gibi düşünmediği gerekçesi ile onu hakaretvari ifadeleri kullanmaktan çekinmiyoruz.    Peki Müslümanlar olarak karşımızdaki biz gibi düşünmeyen birisine karşı nasıl bir uslup ile konuşmak ve davranmak gerekir ?.    Öncelikle karşımızdaki kişinin bizim canımıza , malımıza kast etmiş bir düşman olmadığı, sadece bizim gibi düşünmeyen biri olduğu düşüncesini aklımızdan çıkarmamamız gerekmektedir. Karşımızdaki kişinin yanlış olduğunu iddia ettiğimiz düşüncesine karşı onu alçaltıcı ifadeler ile değil , onu ikna edebilecek ifadeler kullanarak düşüncemizi aktarmak zorunda olduğumuz bilinci asla akıldan çıkarılmaMAlıdır.    Dini konular üzerinde tartışan kişilerin , tartıştıkları konularda  o Dinin kendilerine t... Devamı

10 08 2015

Kitapları Tek Bir Kitap'mı Yaptı , Yürüyün Buhari'yi , Müslim'i

Dini konularda medya üzerinden yapılan bazı etkinlikler nedeniyle , Müslümanlar arasındaki fikir ayrılıkları tekrar gündeme gelmekte ve bu etkinlikler, aradaki uçurumun dahada açılmasına sebeb olmaktadır. Geçen hafta içinde bir televizyon kanalında , Mustafa İslamoğlu , prof. Mehmet Okuyan , prof Caner Taslaman'ın katıldığı bir program ile ilgili olarak bu kişilerin savundukları düşüncelere karşı çıkanların, başta dr İhsan Şenocak olmak üzere, rahatsızlıkları yeniden ayyuka çıkmıştır.    Sayın dr İhsan Şenocak, adı geçen kişileri "Sünnet ve Hadis inkarcısı" olarak niteleyerek tartışmaya davet etmektedir. İhsan Şenocak'ın daveti şayet karşılık bulursa bu kişiler ile neyi tartışacağı malum olup , meydan okuduğu kişilerin öncellediği kitaba karşı kendi öncellerini savunmaya çalışacaktır.    Sayın İhsan Şenocak ve Ebubekir Sifil hocaların, Abdülaziz Bayındır hoca ile televizyon ve Ensar vakfı salonunda yapmış oldukları tartışmaları izleyenler (izleyenler içinde ben de vardım), bu tartışmaların herhangi bir sonuçtan ziyade futbol maçına dönüştüğü , izleyecilerin de holigan bir taraftar havası içinde, tuttukları hocaları desteklediği görülmüştür. Tartışma sonrası çıkışta neredeyse kavgaya dönüşecek karşılıklı sataşmaların olması, tartışma ahlakı noktasında daha yolun başında bile olmadığımız hatta km lerce geride olduğumuz noktasındaki düşüncelerimizin yanlış olmadığını maalesef göstermiştir.    Sayın İhsan Şenocak'ın hocaları tartışmaya davet uslubu doğru yapılmış bir davet uslubu değildir , siz  tartışmaya davet ettiğiniz kişilere "Hadis ve Sünnet inkarcıları" deyip hakaret edeceksiniz, sonra onlar tartışma davetine cevap vermedikleri için "Korkak" ... Devamı

09 08 2015

Ahmet Tekin : Kendisini Kaf Dağında Gören Bir Meal Yapıcısı

"Kur'anı Mümince Anlamak" düşüncesi ile çıktığımız yolda aynı adı verdiğimiz blogumuzda herhangi bir hizbe , kişiye , cemaate , tarikata bağlı olmadan , Kur'anı doğru anlama yolunda yazılar paylaşmaktayız. Bu yazılarda bazı kimselerin yapmış oldukları Kur'an çevirilerine katılmadığımızı beyan ederek nerede yanlış yaptıklarını ve doğru olduğunu düşündüğümüz çevirinin nasıl olması gerektiği yönünde fikirlerimizi paylaşmaya çalıştık ve paylaşmaya devam ediyoruz.    Kişileri eleştirirken edep ve ahlak dahilinde ve onları rencide etmeden saygı çerçevesinde yapmaya çalıştığımız ilgili yazıları okuyanlar tarafından da takdir edilen bir durumdur. Bu saygı ve edebimiz maalesef kendisini eleştirdiğimiz bir kişi tarafından aynı şekilde karşılık bulmamış ve bizim kendisini eleştirecek ilmi düzeyimiz olmadığı gerekçesi ile hakkında yazdığımız yazıyı kaldırmam aksi takdirde beni mahkemeye vermek ile tehdit etmiştir.    Olayın başı "Kur'an Meali Yapmak İçin Sadece Arapça Bilgisi Yeterlimidir?" başlıklı bir yazıda sayın kişinin , Kasas s. 46 , Secde s. 3 , Yasin s. 6. Ayetlerine yapmış olduğu çevirinin doğru bir çeviri olmadığını ,doğru olduğunu düşündüğümüz çevirinin nasıl olması gerektiğini Kur'an bütünlüğünü gözeterek ve ilgili ayetleri delil göstererek ifade etmeye çalıştığımız yazının kendisine ulaşması ile başlamıştır.    Sayın kişi , kendi sitesinde bu konudaki görüşlerini kaleme aldığı bir yazıyı bana da göndererek doğru çevirinin kendisinin yaptığı şekli ile olmasını gerektiğini ifade etmiştir. Ayrıca bana telefon ile ulaşarak doğru çevirinin nasıl olması gerektiği yolundaki düşüncelerini iletmeye çalışmıştır. Bunları s&oum... Devamı

08 08 2015

Nuh Tufanı Bölgesel mi Yoksa Küresel mi idi ?

Nuh (a.s)  Kur'an da zikri geçen Elçilerden olup  kavmi, onun uzun yıllar süren çağrısına olumsuz cevap vermesi üzerine helak edilmiştir. Tefsirler de  genellikle Nuh (a.s) ın kavmini helake götüren sebebler üzerinde değil , helak'ın kapsamı konusunda tartışmaların yapıldığını görmekteyiz. Yapılan tartışmalar ne kadar bir alanı kapsadığından çok, kimleri kapsadığı yönünde yapılsaydı farklı düşüncelerin ortaya çıkması mümkün olmazdı diye düşündüğümüzü ifade etmek istiyoruz.    Nuh (a.s) ın yaşamış olduğu zaman dilimine baktığımız zaman , Kur'anda zikri geçen Elçiler içinde Adem (a.s) dan sonra ikinci olarak geldiği görülecektir. Mü'minun suresi içinde anlatılan kıssası içindeki 23-44. ayetler arasını okuduğumuzda bunu net bir şekilde görmekteyiz.    Nuh suresi içindeki Ayetlere baktığımızda , 26. ve 27. ayette Nuh (a.s) ın "Ey Rabbim, yeryüzünde (yurt sahibi) hiç bir kimse bırakma!. Zira sen onları bırakırsan kullarını yoldan çıkarıyorlar, ve nankör facirden başka da doğurmuyorlar" şeklinde yaptığı duasını görmekteyiz.    Enbiya suresi 76. ve 77. ayetlerinde ise , "Nuhu da, önceden nidâ etmişti, biz de duâsını kabul ettik de kendisini ve ehlini büyük bir sıkıntıdan kurtardık. Ve ayetlerimizi yalanlayan kavimden 'ona yardım edip-öcünü aldık.' Şüphesiz onlar, kötü bir kavimdi, biz de onların tümünü suya batırıp boğduk." buyurulmaktadır.  Bu ayetler çerçevesinde düşündüğümüz zaman,  Nuh (a.s) Rabbine yeryüzünde bir tek kafir bırakmaması için dua ediyor ve Rabbi onun bu duasını kabul ederek yery&uu... Devamı

06 08 2015

Nisa s. 136. Ayeti : İman'ın Esasları

"İman" kelimesi ; "Emene" kökünden türeyen ve "Nefsin mutmain olması ve korkunun ortadan kalkması" anlamında olup , güvenmek anlamını da kapsamaktadır. Bu kelime , Kur'anın anahtar kavramlarından birisi olup hayatın temellendirilmesi gereken ana ilkeleri ihtiva etmektedir. Bu bağlamda Nisa s. 136 ve benzeri Ayetler, bizlere bu ilkeleri beyan etmektedir.    Muhammed (a.s) ın vefatı sonrası ortaya çıkan siyasi ayrışmalar , beraberinde bu siyasi ayrışmaların dini bir temele oturtularak insanlar üzerinde bir baskı aracı olmasını getirmiştir. Atalarından gelen kabilevi düşmanlıklarını , Müslüman olduktan sonra da sürdürmek isteyenler, bu düşmanlıklarını itikadi alana taşıyarak farklı görüşler altında toplanmışlar ve bunları kendileri açısından "İman esasları" haline getirmişler veya Kur'anın belirlediği esasların arasına sokuşturma çabalarına girişmişlerdir. Bu bağlamda "Kader inancı" adı altında oluşturulan itikadi düşünceyi , Kur'anın belirlediği esaslar arasına ,"Cibril hadisi" adı altında ilave etme çabaları hepimizin malumudur. Bu konuyu "  Cibril Hadisi Üzerine Bir Değerlendirme" adlı bir yazıda değerlendirmeye çalışmıştık.    Nisa s. 136. Ayetinin meali şöyledir;     [004.136]  Ey iman edenler, Allah'a, Resulüne, Resulüne indirdiği Kitaba ve bundan önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse, kuşkusuz uzak bir sapıklıkla sapıtmıştır.   Ayete baktığımız zaman iman esasları olarak ;   1- Allah'a , 2-Resulune, 3-Kitaba ve önceki Kitaplara, 4-Meleklere, 5-Ahiret gününe, iman şeklinde bir sıralama karşımıza çıkmakta... Devamı

03 08 2015

Talut Kıssasını Medine Müslüman'larının Gözü İle Okumak

Bundan önceki Kur'an kıssaları ile ilgili yazılarımızda , bu kıssaların muhataplarına mesaj amacı taşıyan ve kendilerinden önceki yaşantılardan ibret alarak , hayatlarına pratize etmeleri amacına dayalı olduğunu hatılatmaya çalışarak , ele aldığımız kıssanın bize dönük nasıl bir mesaj içermiş olabileceği yönünde düşüncelerimizi paylaşmaya çalışmıştık.  Bu yazımızda da , Bakara s. Ayetleri içinde yer alan Talut kıssasının öncelikle Medine'deki ilk muhataplar açısından nasıl okunduğu ve nasıl hayata pratize edildiği konusunu, Bedir ve Uhud  savaşları örneğinde ele almaya sonrada bize dönük mesajını okumaya çalışacağız. Kur'anın ilk muhatapları olan "Örnek Nesil" dediğimiz Muhammed (a.s) ve ashabı, kendilerine inen Ayetlerin ihtiva ettiği konuların, hayata dair mesajlar olduğu bilincinden hiç bir zaman uzaklaşmayarak , Ayetlerin ihtiva ettiği mesajı hayatlarına pratize etmişler ve yaşamışlardır.   [002.243] Binlerce kişinin memleketlerinden ölüm korkusuyla çıktıklarını görmedin mi? Allah onlara «Ölün» dedi. Sonra onları diriltti. Allah insanlara bol nimet verir, fakat insanların çoğu şükretmezler. Talut kıssasının başlangıcı olarak okuyabileceğimiz bu Ayet ,Medine de indiği zaman ilk muhataplar olan Ashap tarafından "Bize dönük nasıl bir mesaj veriyor?" sorusu sorularak cevabı aranmaya çalışılmıştır. Bu Ayeti anlamak için Medine Müslümanlarının durumunu kısaca hatırlamak gerekmektedir. Medinede ki  Müslümanların, özellikle Mekke den hicret etmiş olanlarına baktığımız zaman çoluğunu çocuğunu , evini barkını , herşeyini terketmiş bir vaziyette Medineye hicret etmiş olduklarını görmekteyiz. Sahabe bu Ayet nazil olduğu zaman, çoğu tefsirlerde görd&u... Devamı

01 08 2015

Felak ve Nas : Akidemizi Belirleyen İki Sure

Kur'anın temel çağrısı , sadece Allah (c.c) yi Rab , İlah ve Melik olarak kabul etmek üzerine kurulmuş bir çağrı olup , gönderilmiş bütün Elçilerin amacı, bu bilgilerin yeniden onlar aracılığı ile yeniden hatırlatılmasıdır.  Muhammmed (a.s) ve Kur'an bu çağrıyı tekrarlayan en son hatırlatıcılar olmasına rağmen , Kur'an hakkındaki yanlış okumalar bu iki sure ile ilgili tekrarlanmış olup, üfürükçülere karşı bir alternatif üfürükçülük suresi olarak tefsirlerimizde yapılan ağırlık yorumlarda bu merkezli bir okumaya tabi tutulmuştur.  "Muavvizeteyn" yani iki sığınma suresi olarak adlandırılan bu iki sure maalesef bu isme uygun bir okuma yerine büyü ve sihirden korunmak için okunan ve anlamı üzerinde pek düşünülme gereği duyulmayan iki suredir.  Tefsirlere baktığımızda , surelerin iniş mekanı olarak "Mekke" veya "Medine" olduğu yönünde görüşlere rastlamaktayız. Surelerin uslubunun Mekke de inen surelerin benzeri olması , Mekke de inmiş olması düşüncesini kuvvetlendirmektedir. Medine de indiğini iddia eden düşüncenin, bu surelerin Muhammed (a.s) a sihir yapılması üzerine indiği yönündeki düşünceleri göz önüne alarak iddia etmiş olması düşüncesine katılmadığımızı söylemek isteriz. Muhammed (a.s) büyü yapıldığı iddiaları , karizmatik bir yapıya büründürülmüş olan "Müslim" in sahihi gibi hadis kitaplarında yer almasına rağmen , büyü ile ilgili rivayetler ilk dönem hadisçiler tarafından dahi red edilerek Müslim de yer alan bu rivayetin doğru olmadığı ifade edilmiştir. Her iki sure "Qul euzu" (De ki sığınırım) diye başlamakta ve devam eden Ayetlerinde sığınmanın kime ve kimden olması... Devamı

30 07 2015

Nasr Suresi : Allah (c.c) nin Yardımı ve Fethi

Kısa bir sure olduğu için "Namaz suresi" olarak isimlendirilen ve alelacele okunarak ne demek istediğinin anlaşılma gereği bile duyulmadan okunan bu sure , içinde Sünnetullah dediğimiz toplumsal yasaların işleyişi konusunda önemli mesajlar taşımaktadır.   [110.001] Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde, [110.002] Ve insanların fevc fevc Allah'ın dinine girdiklerini gördüğünde; [110.003]  Rabbini överek tesbih et, O'ndan mağfiret dile. Çünkü O tevbeleri kabul edendir.   Nasr suresi , Mekke'nin fethinden sonra indirilmiş olan ve 3 Ayeti kapsayan bir bir sure olup  bu surenin anlaşılması için, Kur'anın nazil olmaya başladığı ilk Ayetten başlayarak 23 yıllık bir sürece yayılan ve bu sürecin anlatıldığı Ayetleri okumak gerekmektedir. Sure , Muhammed (a.s) ın Elçiliği ile başlayan bir mücadelenin sonucunu anlatmakta olup , bu sonuca varmak için gerekli olan mücadele metodu ve bu metodun Muhammed (a.s) ve Ashabı tarafından uygulaması bütün Kur'anın içine yayılmıştır.    Bu sonuca varmak için uygulanan yol ve yöntem bizler içinde bir örneklik taşımakta olup , bizlerin de Allah (c.c) nin yardımı ve fethine mazhar olmamız için bu yolun izlenmesi gerekmektedir. Dün Mekke'de hakim olan şirk ve zulüm sistemi, bugün aynı şekilde yeryüzü üzerinde hakim olup bu düzenin ortadan kalkması için bizden önceki Elçi ve onlarla beraber olanların yollarının izlenme mecburiyeti vardır.    Nasr suresi nin anlaşılması için öncelikle nuzül öncesi Mekke toplumunun inanç ve yaşantısının bilinmesi gerekmektedir.    Sadece Allah (c.c) yi Rab ve İlah olarak tanımak ile yükümlü bir hayat sürmek için yaratı... Devamı

28 07 2015

Cuma s. 5-8. Ayetleri: Tevrat ve Kur'an Yüklenmenin Sorumluluğu

Allah (c.c) yaratmış olduğu insanlara yine onların içinden seçmiş olduğu insanlar vasıtası ile , Dünya hayatlarındaki yaşamlarında nasıl bir yol  izlemeleri gerektiğini vaaz etmiştir. Bu Elçiler ile birlikte gönderilen Kitaplar içindeki muhteviyat zaman içinde terk edilmiş ve yaratılmış olanların vaaz etmiş olduğu kitaplar hayat nizamı olarak seçilmeye başlanmıştır.    Muhammed (a.s) ile gönderilmiş olan son Kitap olan Kur'an bizlere, bizden öncekilerin başlarından geçenleri hatırlatarak, onlar gibi olunmasını veya olunmaMAsını öğütlemektedir. Bu bağlamda,  "İsrailoğulları" olarak zikri geçen ve Kur'anda önemli bir yer tutan bu kavim ile ilgili anlatımların sadece onlar ile sınırlı kalan bir okumaya değil , onların üzerinden ibret mesajları olarak okumaya tabi tutularak, bizlerin o mesajlardan ibret alması amaçlanmaktadır. Bu bakış açısı içinde , İsrailoğulları ile ilgili anlatımlardan bize dönük mesajların ne olabileceği konusunda , onlarla ilgili Ayetleri okumaya çalışarak bize düşen hisseyi anlamaya bundan önceki yazılarımızda da çalışmıştık. Bu yazımızda Cuma s. 5-8. Ayetlerini ele alarak bunlardan bize düşen hissenin ne olabileceği yönünde düşüncelerimizi paylaşmaya çalışacağız.    [062.005]  Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu taşımayanların durumu, kitaplar taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın âyetlerini yalanlayanların durumu ne kötüdür. Allah zalim toplumu doğru yola iletmez. [062.006]  De ki: «Ey Yahudi olanlar, eğer siz, (bütün) insanlardan ayrı olarak yalnızca sizlerin gerçekten Allah'ın velileri (dost ve sevgili kulları) olduğunuzu öne sürüyorsanız, şu halde ölümü temenni edin; eğer doğru sözl&... Devamı

26 07 2015

Duhan s. 1-6. Ayetleri : Ön yargılı Bir Okuma Örneği

Düşünce tarihimize baktığımızda yapılan en önemli hatanın , Kur'anın oluşturulmuş ön yargılar ışığında okunması ve ön yargıları onaylayıcı bir Kitap haline getirilmesidir. Bu durumu bundan önceki bazı yazılarımızda örnekleri ile ele almaya çalışarak Kur'anın böyle bir ameliyeye alet edilmemesi gerektiğini hatırlatmaya çalışmıştık.    Bu yazımızda Duhan s. 1-6. Ayetleri arasını ele alarak böyle bir ameliyeye kurban edilmiş olan 4. Ayetin üzerinde durmaya gayret ederek, doğru çevirisinin Kur'an bütünlüğünü göz önünde tutarak nasıl olabileceği yönünde fikirlerimizi paylaşmaya çalışacağız.     Hâ mîm. [044.001]  Ha, Mim.   Vel kitâbil mubîn(mubîni). [044.002]  Mübin olan Kitaba andolsun;   İnnâ enzelnâhu fî leyletin mubâreketin innâ kunnâ munzirîn(munzirîne). [044.003]  Gerçekten biz onu mübarek bir gecede indirdik, gerçekten biz uyarıp-korkutanlarız.   Fihâ yufreku kullu emrin hakîm(hakîmin). [044.004] Ki onda (O gece inen kitap ta) her  iş hikmetli bir biçimde ayrılır,   Emren min indinâ innâ kunnâ mursilîn(mursilîne). [044.005]  Katımızdan bir emir ile; doğrusu biz, (insanlara elçi) gönderenleriz,   Rahmeten min rabbik(rabbike), innehu huves semîul alîm(alîmu). [044.006]  Bu Rabbinden bir rahmettir. Allah, işitendir, bilendir.   Ayetler Kur'anın indirilme zamanı ve sebebi ile ilgili bilgiler içermekte olup , iniş zamanı olarak "Mübarek bir gece" den bahsedilmektedir. Herkesin malumudur ki Kur'an 23 senelik bir zaman süreci içinde pe... Devamı

23 07 2015

Kadir s. Üzerinde Bir Tefekkür Çalışması

Kur'an okumalarında yapılan en büyük yanlışlık , mesajın içeriğine dair yapılması gereken bir okuma yerine , oluşturulmuş olan ön yargılar öne çıkarılarak yapılan okumadır. Bu doğrultuda okunmaya çalışılan bir çok Ayet , rivayetlerin belirleyici olmasına yönelik bir okuma sonucu Kur'andan onay almayan rivayetleri onaylayıcı bir anlayışa kurban edilmiştir.   Yazımızın konusu olan Kadir suresi Ayetleri de  aynı ön yargı sonucu okunarak , dışardan devşirilmiş "Kandil geceleri" uydurmasına kurban edilmeye çalışılarak bütün yıl yapılan günahların bir gün içinde af edilmesini sağlayan bir gece haline getirilmiştir. Allah (c.c) nin kullarına olan rahmetinin ve bağışlayıcığının sonsuz olduğu hepimizin malumu olmakla birlikte , yılın 354 günü hatırlanmayan Allah (c.c) nin  yılın 1 günü içinde hatırlanmış olması kullara yakışmayan bir kulluk bilinçsizliğidir.     Kadir s. anlatım uslubu itibarı ile farklılık taşıyan bir suredir şöyle ki ; Kur'anın inmeye başlamasını anlatan bir sure olan Kadir suresi , Kur'anın kıymet derecesini anlatmak için Kur'ana değil inmeye başladığı geceye vurgu yapmaktadır. Bu vurgu maalesef yanlış anlaşılarak o gecede yapılan ibadetlerin , 1000 ayın 83 yıla tekabül etmesi gibi bir düşünce içinde okunarak ömründe bir defa bu geceyi idrak edenin paçayı kurtardığı gibi bir düşünce oluşturulmaya çalışılmıştır. Kandil geceleri ile ilgili olarak düşüncelerimizi , "Seküler Bir Hayatın Kurtuluş Piyangosu: Kandil Geceleri" başlıklı bir yazıda ele almaya çalıştığımız için , konuyu ilgili sure üzerinde yoğunlaştırmak istiyoruz.   "Parmak ayı işaret ederken aya değil parmağa bakmak" misali yapılan okumaya güzel bir ör... Devamı

22 07 2015

Seküler Bir Hayatın Kurtuluş Piyangosu: Kandil Geceleri

Allah (c.c) yaratmış olduğu kullarına , Elçileri aracılığı ile göndermiş olduğu Kitaplar içinde , Dünya hayatının geçici bir yer olduğunu kalıcı olanın Ahiret hayatı olduğu ve Dünya hayatında yapılan amellerin, Ahiret hayatı için bir hazırlık olduğu şeklindeki bilgiler önemli bir yer tutmaktadır.  [003.014]  İnsanlara, kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, cins atlar, davarlar, ekinler gibi zevklerin sevgisi, çekici hale getirildi. Fakat bunlar, dünya hayatının geçici nimetleridir. Oysa Allah, akibet güzelliği, O'nun yanındadır.   Dünya metaına karşı düşkün olarak yaratılmış olan bizlerden büyük çoğunluk sadece Dünya merkezli bir hayat sürerek , Ahireti unutan bir hayat tarzı sürmekte ve ebedi hayatımızı maalesef tehlikeye atmaktayız. Dünya merkezli hayat tarzı, "Dindar" diyebileceğimiz bir kısım insanları da öyle bir hale getirmiştir ki, Ahiret ile ilgili yaşantısını   Dünya hayatı içindeki yaşantısından ödün vermeden birlikte yürütmek istemektedirler.   Bu düşünce onları, dini yaşantıyı ve amelleri sadece belirli gün ve zamanlara ve belirli ritüellere hapsederek o günlerde yapılan amellerin ve ritüellerin bütün yıl yetecek şekilde idare etmesini sağlayacak özel günler ihdas edilmesi ihtiyacı doğurmuştur. Dünya hayatındaki yaşantısı ile Allah (c.c) nin emrettiği yaşantı tarzının birbirine uymaması şeklinde gerçekleşen durumun belirli gün ve gecelerde yapılan ibadetler ile affedilme düşüncesi, seküler yani Dünya merkezli bir hayat tarzı süren, fakat dini yaşantıyı da az olsa da elinde tutmak isteyenlerin , can simidi gibi sarıldıkları bir şey haline gelmiştir.    Hıristiyan düşüncesinde öne... Devamı

20 07 2015

Fil Suresi Üzerinde Bir Tefekkür Çalışması

Fil suresi , Kur'anın Mekke'de nazil olan surelerinden olup , kıssa yollu anlatım uslubu içinde, sadece sonucu anlatması bakımından ilginç bir suredir. Kur'an kıssalarında yapılan anlatımlara bakıldığında , helak edilen kavmi helaka götüren sebebler anlatılmakta ve neticede bu kavm'in helak edildiği haber verilmiş olmasına karşın , "Fil sahipleri" ni bu sona götüren sebebler anlatılmadan  sadece sonucunu görmekteyiz.   "Fil sahipleri" olarak bizlere anlatılan topluluk , rivayetlere bakıldığında Mekke'yi istila etmek isteyen bir ordu olup, bu ordunun yok edildiği anlatılmaktadır. Tefsirlerde bu suredeki yapılan anlatımlar etrafında çok teferruatlı bilgiler olmasına rağmen biz bu bilgileri değil , Kur'anı kullanarak sure hakkında bize dönük bir mesajın olup olmadığı konusunda fikir yürütmeye gayret edeceğiz. Olayın hikaye boyutundan çok onları böyle bir sona hazırlayan sebebleri okumaya çalıştığımız zaman "Eskilerin Masalları" olmaktan çıkarılmış bir Kitabın mesajlarını okumuş olacağımızı düşünmekteyiz.    [105.001]  Görmedin mi Rabb'in fil sahiplerine ne yaptı? [105.002]  Onların kötü planlarını boşa çıkarmadı mı? [105.003] Ve onların üzerlerine bölük bölük kuşlar gönderdi. [105.004]  Onlara balçıktan pişirilmiş sert taşlar atıyorlardı. [105.005]  Böylece Allah onları yenilip çiğnenmiş ekine çevirdi.   Ayetlerden anlaşıldığı üzere "Fil sahipleri" olarak bahsedilen topluluğu böyle bir sona götüren sebeblerden bahsedilmeden , direk sonları anlatıldığını yine hatırlattıktan sonra, Ayetlerin ilk muhatabı olan Mekkelilerin böyle bir olaydan haberlerinin olmuş olması kuvvetli bir ihtimaldir. Yani Mekkeliler "Fil ... Devamı

16 07 2015

Kevser Suresi Üzerinde Bir Tefekkür Çalışması

Kevser s. Kur'anın Mekke'de nazil olan en kısa surelerinden bir tanesidir. Bu yazımızda sure ile ilgili bir tefekkür'de bulunmaya çalışacağız.   İnnâ a’taynâkel kevser(kevsere).  [108.001]  Muhakkak Biz, sana Kevseri'i verdik. Fe salli li rabbike venhar. [108.002] Öyleyse Rabb'in için salat et ve nahr et. İnne şânieke huvel ebter(ebteru). [108.003]  Doğrusu adı sanı ortadan kalkacak olan, sana kin tutan kimsedir. 1. Ayette , Muhammed (a.s) a "Kevser" verildiği beyan edilmektedir. "Çokluk" anlamına gelen "Kesera" kelimesinden türemiş olan bu kelimeye ,  tefsirlerde bir çok anlam verildiğini görmekteyiz , maaleseftir'ki bu kelime bir kısım kimsenin kendi düşüncesini ve fikrini Kur'an onaylatmak amacı ile kullandığı bir kelime olarak gözümüze çarpmaktadır. Şia'nın bu kelimeye "Biz sana Fatıma"yı verdik" şeklinde yorumlar getirmesine , karşın Ehli sünnet "Biz sana şefaat makamını verdik" şeklinde yorumlar getirmiştir. Konumuz farklı yorumların kritiği olmadığı için bu kadarı ile yetinmek istiyoruz.  "Kevser" kelimesi ile kast edilenin ne olduğu konusunda şunları söyleyebiliriz ; 2. Ayette "Salat" ve "Nahr" ın Rab için olması gerektiği emri bize bilgi verebilir. Muhammed (a.s) kendisinden önceki Elçiler gibi yüklendiği  görev gereği, yaşadığı toplumun şirk içeren düşünce ve eylemlerini, Tevhidi bir çizgiye getirmekle sorumluydu. Kendisine verilen Elçilik  görevi ve Kitab'ın, onun ismini kıyamete kadar sürecek bir zaman içinde dillerde kalıcılık sağlaması, olarak okuduğumuzda sure bütünlüğüne uygun bir düşünce olduğu söylenilebilir.  2.... Devamı

15 07 2015

Necm s. 26. Ayeti : Meleklerin Şefaati

Şefaat meselesi, İslam düşüncesi içinde en çok istismar edilen bir konu olup , rivayetlerin yönlendiriciliğinde Kur'anın anlaşılma(ma)ya çalışılmasına en güzel!! örneklerdendir. Rivayetlerin yönlendiriciliği sayesinde Kur'anın, "Müşrik İnancı" olarak beyan ettiği ve bütün Ayetlerinin yerleşik olan şefaat inancını yıkmaya yönelik olduğu bir konu, ne garip tir ki Müslümanların en baba inanç konularından biri haline getirilmiştir.    Daha önceki yazılarımız da bu konu ile ilgili , "Şefaat Ayetlerini Birde Bu Sıra İle Okuyalım" başlıklı yazımızda , şefaat konusu ile ilgili bütün Ayetleri ele almaya çalışarak , şefaat konusunun Kur'an bütünlüğünde nasıl anlaşılması gerektiğini ele almaya çalışmıştık , bu yazımızda sadece Necm s. 26. Ayetinde geçen Meleklerin şefaati nin nasıl olabileceği konusunda Kur'anda bir gezinti yapmaya çalışacağız.    Ve kem min melekin fîs semâvâti lâ tugnî şefâatuhum şey’en illâ min ba’di en ye’zenallâhu limen yeşâu ve yerdâ.    [053.026]  Göklerde nice melek vardır ki; Allah, dileyeceği ve razı olacağı kimseler için izin vermedikçe onların şefaatı hiç bir şeye yaramaz.   Şefaatçi olmanın anlamını  , "Birlikte olmak" şeklinde kısaca izah ettikten sonra , Meleklerin kimlerle ve hangi şartlarda birlikte olacaklarını , diğer Ayetlerden öğrenebiliriz.  Ayetten anlaşılacağı üzere Meleklerin şefaatinin gerçekleşmesi için, öncelikle o şefaati hak etmek gerekmektedir. Meleklerin şefaatini Dünya ve Ahirette olmak üzere değerlendirmek mümkündür.     [016.030-32]  Sakınan kimselere: ... Devamı

14 07 2015

Başörtüsü Örneğinde Kitab'a Değil Kitab'ına Uydurma Çalışmaları

Allah (c.c) yaratmış olduğu kullarına , yaşamış oldukları hayat içinde bir takım kurallar koyarak , bu kurallar dahilinde yaşamaları ile ilgili emirleri Elçi ve Kitap lar göndererek bildirmiştir. İnsanların bir çoğu Elçi ve Kitapları red ederek inkarcı bir hayat tarzı üzerine devam ederken , bir kısım insanlar Elçi ve Kitaplara uyan bir hayatı tercih etmektedirler. Elçi ve Kitaplara uyduğunu iddia eden bir kısım insanlar da , Kitap içindeki bir takım kurallara uymak noktasında sıkıntılar başgöstermiş ve bu sıkıntıları bir şekilde aşmak yoluna gitmeyi tercih ettiklerine şahid olmaktayız.    "Kitab'a değil kitab'ına uydurmak" deyimine uygun olarak Kitap içindeki bazı konular "O öyle değil böyle" denilerek uygun hale getirilmeye çalışılmış ve çalışılmaktadır. Yazımızda "Baş örtüsü" konusunu ele alarak bu kuralı bir şekilde delme çalışmaları olarak niteleyebileceğimiz ilgili Ayetlerin yorumlarında kullanılan argüman ve Ayetleri anlamada izlenilmesi gereken yolu ele almaya çalışacağız.    Bu konu ile ilgili düşünceleri kısaca hatırlayacak olursak ; Kur'anda böyle bir emir olmadığı , bu konu ile ilgili Ayetlerin başı örtme ile ilgili olmadığı gibi sözler edilerek bu düşünceler bazı Kur'an çevirilerine yorum olarak sokulmuş olması , bazı okuyucular tarafından bunun Allahın emri olduğu gibi bir düşünce içine girmelerine sebeb olmaktadır.    Şurası unutulmamalıdır ki , Kur'an yaşayan bir topluma inmiştir. Bu toplum günlük hayatı içinde bir takım bilgilere sahip olup , Kur'an bu bilgilerin bir kısmını kabul , bir kısmını red ederek doğrusunu yerleştirmeye çalışmıştır. Dil olarak indiği toplumun dilini kullanan Kur'anı bu gün doğru anlamak için... Devamı

12 07 2015

Cumartesi Yasağını Delmeye Çalışan Yahudiler İle Riba Yasağını D

Kur'an , kıssa yollu anlatım uslubu ile bizden önceki yaşantılardan kesitler sunarak, o yaşanmışlıklardan ibretler alarak hayatımızı ona göre düzenlememizi amaçlamaktadır. Bu bağlamda, prototip bir kavim olarak karşımıza İsrailoğulları çıkmaktadır. İsrailoğulları ile ilgili anlatımlar onların yaşamış oldukları hayat içindeki yaşanmışlık örneklerinden muhatapların dersler çıkararak onlar üzerinden verilen olumlu ve olumsuz örneklerin bizlere yol gösterici olması amacına matuf olarak bir bakış içinde okunduğunda "Eskilerin Masalları" olmaktan çıkacaktır.    İsrailoğulları ile ilgili anlatımlarda öne çıkan nokta, onların olumsuz davranışları ve bu davranışları neticesinde başlarına gelen akıbettir. "Araf s. 163 -166. Ayetler arasında İsrailoğullarına mensup deniz kıyısında yaşayan bir topluluğun kıssası ve başlarına gelenler anlatılarak aynı hataya düşmememiz hatırlatılmaktadır.    Neydi bu topluluğun kıssası ?.    Allah (c.c) İsrailoğullarına, yapmış oldukları hatalar nedeniyle daha önce kendilerine helal bazı şeyleri haram kıldığını beyan etmektedir (Nisa s. 160-161), bu haramların içinde onlara cumartesi günleri çalışma yasağı getirmiştir. Araf s. içindeki ilgili Ayetler bu yasağı delmeye çalışan topluluğun akıbetini anlatmaktadır.     Balıkçılık ile geçinen bu kasabanın halkı için , cumartesi günü akın akın gelen balıklar çalışmanın serbest olduğu diğer günlerde aynı şekilde gelmiyordu. Buna daha fazla dayanamayan halk bir şekilde bu yasağı ihlal etme yoluna giderek sonlarını hazırlamışlardır.  Bu durumu önce biraz irdeleyerek , daha sonra kendimize "Riba" örneği üzerinden bir pay çıkarmaya çalışacağız.  Deniz kıyısındaki kasabanın ha... Devamı

02 07 2015

Tek Çeşit Yemeğe Dayanamayan İsrailoğulları ve Tek Kitaba Dayana

Kur'anın İsrailoğulları ile ilgili anlatımları , onların ne menem bir kavim olduklarından çok, Allah (c.c) nin Arz üzerine koymuş olduğu toplumsal yasaların yani Sünnetullah'ın işleyişinin nasıl ve hangi şartlarda gerçekleştiğinin pratik hayat üzerinden sonrakilere gösterilmesi amacına matuftur. İsrailoğulları ile ilgili anlatımların sadece onlara hasredilerek okunması bu anlatımların maalesef masal mesabesinde kalmasına sebeb olmuş ve bizlere dair herhangi bir mesajı olabileceği ihtimali pek düşünülmemiştir.    İsrailoğulları ile ilgili yazılarımızda, ilgili Ayetlerin bize dönük mesajını okumaya gayret ederek gerekli derslerin çıkarılması yönünde okumalar yapmaya çalıştığımızı hatırlatarak Bakara s. 61. Ayetinin bize dönük nasıl bir mesajı olabilir sorusunun cevabını aramaya çalışacağız.   Konumuz olan Ayetlere kadar geçen süreci kısaca hatırlayacak olursak ; Firavun'un zulmünden Musa ve Harun (a.s) lar önderliğinde kurtulan İsrailoğulları denizin karşı kıyısına geçmişler ve orada yaşam sürmeye başlamışlardır. Bakara s. 57. Ayetinde onların yaşamlarını rahat bir biçimde idame ettirebilmeleri için onlara verilen nimetler şöyle beyan edilmektedir.      [002.057]  Ve üstünüze o bulutu gölge yaptık, ve size ihsan ettiğimiz hoş rızıklardan yiyin, diye üzerinize kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Onlar, bize zulmetmediler, lakin kendi nefislerine zulmediyorlardı.   Bakara s. 57. Ayetinde İsrailoğulları denizin karşı kıyısında Ayette "Elmenne vesselva" olarak haber verilen, meallerde "Bıldırcın ve Kudret Helvası" olarak çevrilen gıdalar ile rızıklandırdığı bildirlmektedir. "Menne" kelimesi kur'anda başka Ayetlerde de geçmekte olup , "Verilen nimetin kişiye ... Devamı