ismailhakki
58 Takipçi | 5 Takip
Kategorilerim

Din

Diğer İçeriklerim (290)

Mehdi beklemek neyin kafasını yaşamaktır ?

Sünnetullah'ın israiloğulları üzerinden işleyişi örneği maymunla

İbrahim as örneğinde kıssaları hayata taşımak (ateşe atılması)

Uli ba'sin şedidin (şiddetli kuvvet sahibi) olmak İsra s. 2-8. a

Hadid s. 22-23. ayetlerini uhud harbi örneğinde anlamak

Meal ve tefsir yolu ile kur'ana istediğini söyletmek

Maide s. 20-26. ayetleri ve yahudileşen müslümanlar

Enfal s. 12. ayeti ve meleklerin yardımının nasıllığı

İsrail müslümanlar ve demirin kullanımının önemi

Truva atının içindeki samiriler

Alak s. 6-19. ayetleri arası ve engellenen salat

Alak s. 1-5. ayetlerinin mesajı üzerine bir tefekkür çalışması

Nisa s. 24. ayeti muhsanat terimi ve mut'a nikahı

Zuhruf s. 4 ve al-i imran s. 7 de ümmü'l kitab teriminin kullanı

Ümmü'l kitab terimi üzerine bir tefekkür

Rum s. 1-6. ayetleri ve Allah cc nin yardımının kuralı

Al-i imran s. 7. ayeti, elkitab-muhkem-müteşabih

Allah cc nin ayetleri ve kitabı sadece mushaf içindekiler mi ?

Hicr s. 9. ayetindeki korunma üzerine bir mülahaza

Musa as asası ve asa üzerinden verilen mesaj

Karıncaları bile incitmeyen komutan Süleyman as

Siyam (oruç) ayetleri etrafında bir tefekkür çalışması

Zülkarneyn ve Davud as örneğinde demirin gücün elinde yön bulmas

Aişe validemizin evlilik yaşı üzerine bir değerlendirme

Kur'an israiloğullarını neden anlatır?

Talut kıssası bize ne anlatıyor?

Bakara s. 286. ayeti ve dua etmenin anlamı

Yunus as örneğinde kıssaları hayata aktarmak

A'la s. 6.7. ayetleri okutulanın unutturulmaması

Fesad kelimesi etrafında kur'an da bir yolculuk

Tüm içeriklerim
Takipçilerim (58)
26 07 2014

Mehdi beklemek neyin kafasını yaşamaktır ?

Mehdi adındaki kurtarıcı beklentisi sadece islam kültürüne has bir beklenti değil, diğer dinlerde de mevcut bulunan bir anlayış olup islam kültürü içinede bu dinlerden girmiştir. Bu inancı doğuran sebeblere baktığımız zaman altında insana has özelliklerden olan , tembellik , kolaycılık, başkalarından medet ummak vs gibi şeylerin yattığını görürüz. Çocukluğumuzu şöyle bir göz önüne getirelim , mahallede kavga edip dayak yediğimiz çocukları "akşam babam gelsin görürsün sen" diyerek kaçımız tehdit etmedi acaba?, çocukluğumuzda mahalle çocuklarını dövmek için beklenen baba yerine büyüyünce bizlere zulüm edenleri alt edecek mehdi beklentisi hep aynı psikolojinin ürünü değilmidir?.   İnsanın eli taşın altına koymayıp başkalarından beklemesi şeklinde tezahür eden bedavacılık psikolojisi öyle bir hale gelmişki neredeyse bütün dinlerde bir inanç haline getirilmiştir. Kur'anın bu konuda en ufak dahi bilgi kırıntısı vermemesi kimsenin umuruna dahi gitmemiş "mehdi hadisleri" başlığı altında akıllara zarar uydurmalar ile gelecek olan mehdinin nasıl biri olduğu en ufak ayrıntısa kadar anlattırılmıştır.    Yazıda mehdi hadislerini kritik etmekten daha ziyade mehdi beklentisi içine iten sebebleri ve bu beklentinin nasıl bir atalete sebeb olduğu ile konusu üzerinde durmak istiyoruz. İslam inancı içinde yer etmiş olan mehdi, fesada uğramış olan yeryüzünü düzeltecek ve kafirleri darmadağın ederek islamı hakim kılacaktır.    Mehdi adındaki şahsiyeti gökten inmesini beklemek sünnnetullahın işleyişine tamamen aykırı bir durum olup böyle bir inanca sahip olanların , sahip olmayanları suçladıkları duruma düştüklerini açıkça söyle... Devamı

23 07 2014

Sünnetullah'ın israiloğulları üzerinden işleyişi örneği maymunla

Allah cc nin arz üzerine koymuş olduğu yasalar, bütün kulları için geçerli olup torpil işlemeyen bir kural dahilinde gerçekleşir. İsrailoğulları ile ilgili anlatımlar bu işleyişin örneklerinin canlı bir şekilde görülmesi açısından okunduğu zaman demek istediğimiz anlaşılacaktır,alemlere üstün kılınan bu kullar rablerine karşı hata ettikleri zaman torpil çalışmayıp azabın en şiddetlisine çarptırılmaları yaşanmış hayat örnekleri ile gösterilmektedir.    Kur'an okumalarında yapıldığını düşündüğümüz yanlış , israiloğulları ile ilgili anlatımların sadece onlara has olduğu zannı ile okunup, başlarına gelenlerin sadece onları kapsadığı , bizlerin onların yaptığı gibi yanlışlar yaptığımızda kuralın bize işlemeyeceği zannıdır, halbuki kurallar herkes için geçerli olup dün israiloğullarının yaptıklarını bugün bizler yaparsak aynı durum başımıza gelecektir bundan maalesef kaçış yoktur.    Araf s.163-167. ayetleri arasında anlatılan deniz kıyısındaki şehrin halkının cumartesi yasağını delmek için yaptıkları sonucu başlarına gelenler, sadece onlara has olmayıp kim olursa olsun , yasak delme çabası içine girenlerin başına gelecekleri haber veren bir olaydır. İlgili ayetleri bize dönük mesajlar olarak okuduğumuz zaman kıssa yaşanmış bitmiş bir olay olarak görülmekten çok yaşanma olasılığı her zaman muhtemel olan bir durum olarak görülecektir.   [007.163]  Onlara, deniz kıyısında bulunan şehir halkının durumunu sor. Hani onlar cumartesi gününe saygısızlık gösterip haddi aşıyorlardı. Çünkü cumartesi tatili yaptıkları gün, balıklar meydana çıkarak akın akın onlara gelirdi, cumartesi tatili yapmadıkları gün de gelmezlerdi. İşte böylece biz, yoldan çıkmalarından... Devamı

22 07 2014

İbrahim as örneğinde kıssaları hayata taşımak (ateşe atılması)

Kıssalar ile ilgili yazılarımızda vurgulamaya çalıştığımız en önemli konu olan , kıssaların anlatılma amacının sonrakilere örnek olması meselesi, atamız İbrahim as kıssasında da unutulmaması gerekmektedir. Kıssa okumalarında en büyük sorun , anlatılan kıssanın sadece anlatıldığı zaman ve mekan içinde bırakılarak okunması olup, kıssanın mesaj verme özelliğini kaybettirmektedir. "Parmak ayı gösterirken aya değil parmağa bakmak" veya "kıssa içinde dönüp dolaşmak" metodu şeklinde izah edebileceğimiz okuma metodlarını , modernist okumaların bir açmazı olarak gördüğümüzü ifade edelim . Bu şekil bir okuma İbrahim as kıssasındaki onun ateşe atılması konusu etrafındada yapılarak olayın gerçek olarak yaşanmadığı , mecaz bir anlatım olduğu şeklinde düşüncelerin ortaya atıldığı konu ile alakalı olanların malumudur.    İbrahim as, kavminin hükümdarı , babası ve kavmi ile olan mücadelesinin anlatıldığı ayetleri buraya almaktan ziyade bu mücadelenin bizlere dönük nasıl bir mesaj içermiş olabileceği konusunda düşünmeye çalışarak bu mücadelesinin ateşe atılmak sureti ile sona ermiş olması akabinde gelişen olayların bizler tarafından nasıl anlaşılabileceği konusundaki düşüncelerimizi paylaşmaya çalışacağız.    İnsanları ve cinleri sadece kendilerine kul olsunlar diye yaratan Allah cc , şeytanın ayartmaları sonucu bir çok kulunun bu yoldan sapması üzerine elçiler gönderip onlara vahyederek yaratılış amaçlarını onlara hatırlatmış ve kendinden başkalarını ilah ve rab olarak kabul etmemelerini istemiştir. Kur'anda kıssası anlatılan elçiler bu yolda canla başla gayret ederek insanlara vahyi tebliğ etmeye çalışmalarına rağmen , bir çok insan bu vahyi red etmiş , red etmekle kalmamış kendi ilahl... Devamı

21 07 2014

Uli ba'sin şedidin (şiddetli kuvvet sahibi) olmak İsra s. 2-8. a

Kur'an yaşanmış hayat içinden verdiği örnekler ile diri ve yaşanır bir hayat klavuzu olduğunu özellikle israiloğulları üzerinden verdiği örneklerle göstermektedir. Talut kıssası , zulme uğrayan israiloğullarının içinde bulundukları bu zulümden nasıl kurtulduklarının örneğini vererek zulmün nasıl bertaraf edilebileceğinin canlı örneğini göstermiştir (bakara s.246-252). Aynı kur'an aynı israiloğulları üzerinden bu sefer onların kendileri fesad çıkardığı zaman başlarına gelecek olan şeyin diğer kulllar eliyle yani "şiddetli kuvvet sahibi" kullar eliyle bu fesadlarının önleneceğini haber vermektedir. Bu haber rivayetlerde anlatılan kıyamete yakın bir zamanda olacak olan müslüman yahudi savaşını haber vermemekte aksine yeryüzünde geçerli olan bir sünneti anlatmaktadır. Bizler maalesef uydurma rivayetlerle uyumaya yatkın bir toplum olduğumuz için isa ve mehdi bekleyip onların başımıza geçmesini bu şekilde israiloğullarının zulmünün bitirileceğini beklediğimiz için 3.5 yahudi milyarlık müslümanlarla kedi fare oynar gibi oynamaktadır.   [017.004]  Biz İsrail oğullarına Kitap'da şu hükmü verdik: «Muhakkak siz yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir yükselişle yükseleceksiniz.» [017.005]  o ikiden (iki fesattan) birini vadesi (vakt-i cezası) gelince üzerinize Bizim çok şiddetli kuvvet sahibi( uli ba'sin şedidin) olan kullarımızdan göndereceğiz. Artık evlerin aralarını bile araştıracaklardır. Bu, bir yerine getirilmiş hükümden ibaret bulunmuştur. [017.006]  Sonra sizi tekrar onların üzerine galip kıldık, size mal ve oğullarla yardımda bulunduk ve toplum olarak daha çoğalttık.  [017.007]  İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş ol... Devamı

20 07 2014

Hadid s. 22-23. ayetlerini uhud harbi örneğinde anlamak

Kader konulu tartışmalar ümmetin yüzyıllardır üzerinde tartıştığı , fakat fikirbirliğine varamamış  olması nedeniyle gündemden düşmeyen konulardandır. İlk kur'an nesli bizlerin tartıştığı türden kader konulu bir tartışmaya girmemiş olup , bu tartışmaların başlangıcı Muhammed as ın vefatı sonrası meydana gelen olaylar sonrası diyebiliriz. Tarihimizde meydana gelen fitne olaylarının başını çekenler işlemiş oldukları cinayetleri örtbas etmek için bu cinayetlere kılıf uydurarak masum göstermek amacıyla "saray alimi" denilen kişileri kullanarak sultanlara uygun fetva vermelerini sağlamışlar, kendilerini temize çıkarmak amacıyla "kadere iman" başlığı altında imanın şartlarına yeni bir kategori ekleterek bu yanlış düşünceleri bu güne kadar taşımışlardır.   Maksadımız kader konusunu irdelemekten ziyade bu konuya delil getirilen ayetlerden olan hadid s. 22-23. ayetlerini, yaşanmış bir olay olan uhud harbi ile bağını kurarak kur'an tarafından bakarak nasıl okunabileceğini görmektir. Kur'an klasik anlamda kader konusuna getirilen tarifi asla kabul etmemekle birlikte , ayetlerde geçen "yazmak" kelimesinin istismar edilmesi nedeniyle çok farklı bir boyuta çekildiği görülmektedir.     Mâ esâbe min musîbetin fîl ardı ve lâ fî enfusikum illâ fî kitâbin min kabli en nebreehâ, inne zâlike alâllâhi yesîr(yesîrun).  [057.022] [E0] Ne Arzda, ne de nefislerinizde bir musıbet başa gelmezki biz onu fi'le çıkarmazdan evvel bir kitabda yazılmış olmasın, şübhesiz bu Allaha göre kolaydır.   Li keylâ te’sev alâ mâ fâtekum ve lâ tefrehû bi mâ âtâkum, vallâhu lâ yuhıbbu kulle muhtâlin fehû... Devamı

17 07 2014

Meal ve tefsir yolu ile kur'ana istediğini söyletmek

Kur'anın iniş dili arapça olması nedeniyle bu dilinde başka dili konuşanların bu kitabı anlamaları , arapçayı öğrenmek veya arapçayı bilen birisinin yaptığı çeviriyi okumaktır. Tefsirler ise kur'an ayetlerinin daha açık ve geniş olarak yorumlanması olarak tarif edebileceğimiz bir çalışma türü olup, insanların kur'anı öğrenmeleri için önlerine konulmuş hazır lokma diyebileceğimiz kitaplardır.    Yazımızın amacı hiç bir meal ve tefsiri mahkum etmek amacı taşımamakla birlikte , bunlardaki bazı sorunlara dikkat çekmek amaçlıdır. Din konusunda yazılmış eserlerin okunarak bilgi sahibi olunması doğal, hatta kaçınılmaz bir durumdur. Yanlış olan durum , okunan bu eserlerin göklere çıkarılma derecesine varıp nihai düşünce veya bunun üzerine başka düşünce asla olamaz vs gibi bir seviyede görülmüş olmaya başlanılmasıdır. Din konusunda yazılmış eserler, yazan kişinin yorumu olup hata olma ihtimali taşıması bu eserlerin yüceltilerek temel eser haline getirilmemesini gerektirir. Müslümanlar olarak başta gelen yanlışlarımızdan biri olarak bu durum karşımızda durmakta ve , herhangi bir şahsın din konusunda yazdığı eserler onu sevenleri tarafından neredeyse putlaştırılmış ve Allah cc nin kitabının önüne geçirilmiştir.    Bu yanlışı ortadan kaldırmanın şu an içinde bulunduğumuz duruma göre kolay bir  olmadığı görülmektedir. Herkesin kendi yanında olan kitapla din konusunda karşısındakine galebe çalmaya çalışması, haliyle fırkacılığı beraberinde getirmiştir. Bunu tamamen ortadan kaldırmak mümkün görülmemekle beraber en aza indirmek gibi bir çalışma içine girilebilir.    Din konusunda en temel eseri, Allah cc nin kitabı olarak görmediğimiz, din konusunda yaz... Devamı

15 07 2014

Maide s. 20-26. ayetleri ve yahudileşen müslümanlar

İsrailoğulları üzerinden yapılan anlatımların, onların nasıl bir kavim olduğunu anlamak açısından olduğu gibi , insan olmaları tarafı ile ortak yönlerimiz olduğu ve tarih içinde yapmış oldukları bazı işlerin aynısının biz müslümanlar tarafından tekrarlanabileceğinden hareketle, yapılan hareketlerin nasıl karşılığını bulduğunu görmek ve ibret alınması açısından okunması gerekmektedir. İsrailoğulları ile ilgili anlatımları özetleyecek olursak , Allah cc nin arz üzerine koymuş olduğu kuralların onların üzerinde canlı bir örnek olarak nasıl uygulandığının gösterildiği prototip bir kavimdir diyebiliriz.    Kur'anı hayat içindeki geçenlerden örnekler veren , muhataplarına başlarına gelecek olan olaylarda onlara yol gösteren bir kitap olarak okumak gerektiğini her defasında dile getirmeye çalışmaktayız. Maide s. 20-26. arasına baktığımız zaman arz üzerindeki işleyişin nasıl yürüdüğünü görmekteyiz, olayın sadece israiloğulları ile ilgili olarak bir yaşanmışlık şeklinde görmeyip sünnetullahın nasıl tecelli edeceğinin koordinatlarının verilmesi olarak okunduğu zaman bizlere çok önemli mesajlar verdiği görülecektir.     [005.020] Musa kavmine şöyle demişti: «Ey kavmim! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. O, içinizden nebiler çıkardı. Sizi hükümdarlar yaptı. Ve âlemlerde hiçbir kimseye vermediğini size verdi.» [005.021]  «Ey kavmim, Allah'ın sizin için yazdığı kutsal yere girin ve gerisin geri arkanıza dönmeyin; yoksa kayba uğrayanlar olarak çevrilirsiniz.» [005.022]  Onlar şu cevabı verdiler: Yâ Musa! Orada zorba bir toplum var; onlar oradan çıkmadıkça biz oraya asla girmeyeceğiz. Eğer oradan çıkarlarsa biz de hemen ... Devamı

13 07 2014

Enfal s. 12. ayeti ve meleklerin yardımının nasıllığı

Kur'an yaşanmışlık içinden canlı örnekler sunarak, aynı olaylar başımıza geldiği zaman nasıl davranmamız gerektiği konusunda bizlere hatırlatmalar içeren bir kitaptır. Bakara s. 251 , hacc s. 40. ayetlerine baktığımız zaman "Allah'ın bir kısım insanı diğer insanların eliyle defetmesi" şeklinde bir sünnet koyduğunu görmekteyiz. Bu sünnet zulme uğrayan insanların , bu zulümden kurtulmak için zalimlere güç ile karşı koyması şeklinde yerine gelmektedir. Allah cc nin gücü ve kudreti zalimlerin topunu anında helak etmeye elbette yeter ama yine koymuş olduğu sünnet gereği belirli bir günün vaktine kadar ertelemesi bizlerin o zalimlerin yaptıkları zulmün o zamana kadar ertelememiz anlamına gelmemelidir,aksi takdirde o zalimler meydanı boş bularak bizleri ortadan kaldırmak için ellerinden geleni arkalarına koymayacaklardır, yaşadığımız günlerde olan olaylar bunun en bariz örneğidir.   Bedir ve uhud harbi tarihimizde önemli harplerden ikisi olup bu savaşlar öncesi ve sonrası durum değerlendirmeleri sayılabilecek ayetler al-i imran ve enfal surelerinde mevcuttur. Bu savaşlar ile ilgili anlatılan ayetler bizler için birer örneklik olup , aynı hal ile hallendiğimiz zaman nasıl davranmamız gerektiğini anlatmaktadır. Bu savaşlar ile  ilgili yaklaşımlara baktığımız zaman şahsi kahramanlıkların öne çıkarılıp birer masal mesabesine indirgendiğini ve gelecek için herhangi bir örnekliği olup olmadığı akla bile getirilmediği görülecektir.   Bedir ve uhud harbi , kurala bağlanmış olan Allah cc nin yardımının nasıl tezahür edeceğinin gerçek hayat içinde yaşanmış canlı birer örnekleridir. Bedir de galibiyet için gerekli olan kurallara riayet eden taraf müslümanlar , uhud da galibiyet için gerekli olan şartlara riayet eden müşri... Devamı

12 07 2014

İsrail müslümanlar ve demirin kullanımının önemi

Batılıların gayretleri 1948 yılında kurulan israil'in o günden bu yana yerini sağlamlaştırmak amacı ile işgal ve şiddet merkezli eylemler içinde müslümanlara kan kusturmaktan geri kalmadığı malumdur,bu yazının yazıldığı anda bile gazze üzerine bombalar yağmakta , masum insanlar ölmektedir. Bizlerin karşılık olarak sadece protesto ve beddua faaliyetlerinden başka bir şeyin elimizden gelmemesi ve bunun gazzeye herhangi bir faydası olmaması karşısında, neden bunlar başımıza geliyor? sorusunu sorup takkemizi sarığımızı önümüze alıp düşünmemiz gerekmektedir.    Davud yıldızı bilindiği gibi israil bayrağının sembolüdür , Davud as ın özelliğine baktığımız zaman askeri bir deha olarak karşımıza çıkmaktadır. Davud as ,  talut ordusunda bir askerdir , calutu öldürerek büyük bir iş başarmış ve bu başarısı karşısında Allah cc ona mülk , hikmet , nübüvvet vermiştir (bakara s. 251). Rivayet o dur ki Davud as calutu sapan taşı ile öldürmüştür.    Davud as ın kur'anda anlatılan kıssasına baktığımız zaman onun demiri işleyerek savaş sanatında kullandığı anlatılmaktadır. Davud as elindeki bu askeri gücü insanları ve tabiatı ifsad etmek için asla kullanmamış , aksine rabbinin ona verdiği bu gücü hak yolda kullanarak güç sahiplerine örnek olmuştur.     [057.025]  Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah'ın, dinine ve peygamberlerine gayba inanarak yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür.    Hadid s. 25. ayetine baktığ... Devamı

11 07 2014

Truva atının içindeki samiriler

Truva atı, tarih içinde yaşanan bir savaşta kaleyi kuşatma ile zaptedemeyen bir ordunun içten zaptetmek için kullandığı bir tahta at maketi olup sembolleşmiş bir objedir. Samiri ise kur'anda geçen bir isimdir , bu isim ise din adına insanları kandırmak için yanlışları bir avuç doğru katarak sunan tiplerin sembol adı olmuştur. Bugün bu iki sembol bir araya gelerek özellikle din alanında kendini göstermekte , müslüman dünyasında faaliyet gösterip fesadı yaygınlaştırmak için var güçleri ile çalışmaktadır. Kaleyi içten fethetmek savaşarak fethetmekten daha kolay bir yol olup , bu tür taktiği müslümanları içten yıkmak konusunda gayretleri olanlar kullanmaktadırlar. Truva atlarının içlerine doldurdukları çağdaş samiriler ile bu işi yapmaya çalışmakta oldukları gözden kaçmayan bir husus olup dikkatli olunması gerekmektedir.   Çağdaş samirileri , 1-geleneksel islam inancı içindekiler 2- geleneksel islam inancına karşı olanlar şeklinde ayırmak mümkündür. Bu yazımız, 2. başlık altında toplanan samirilerin kaleyi içten çökertme planları konusunda olacaktır. Geleneksel islam inancındaki yanlışları görerek sorgulamaya başlayan insan önce bu dinin kitabını araştırmaya başlar , bu hayırlı eylemi şerli bir eyleme dönüştürmek isteyenler iş başına geçerek hedef saptırma yöntemi ile kur'anın esas mesajını anlamamaları için kur'an hakkında 1- onun orjinal şekilde elimizde olup olmadığı , 2- türkçeye çevrilmiş meallerde hata olduğu gibi yollarla zihinleri bulandırmaya çalıştıklarına şahid olmaktayız.    Kur'anın tahrif olup olmadığı konusu truva atı içindeki samirilerin zihin bulandırma yöntemlerinden birisi olup bu konu etrafında suni gündem... Devamı

10 07 2014

Alak s. 6-19. ayetleri arası ve engellenen salat

Bundan önceki yazımızda , alak s. 1-5. ayetlerini tefekkür etmeye gayret etmiştik, bu yazıda geri kalan ayetler ile ilgili olarak tefekküre devam etmeye çalışacağız. Geri kalan ayetlerin ilk 5 ayetten ayrı olarak, ilerleyen zaman içinde nazil olduğu , ayetlerdeki muhatabın tebliğ sürecindeki inkarından bahsedilmesinden anlaşılmaktadır.   [096.006] Hayır; gerçekten insan, azar. [096.007]  Kendini müstağni gördüğünden. [096.008]  Muhakkak ki dönüş, ancak Rabbinedir. [096.009] Gördün mü şu men edeni. [096.010]  Bir kulu salatında. [096.011]  Gördün mü; ya o kul doğru yolda ise? [096.012]  Ya da takvayı emrettiyse. [096.013]  Gördün mü; ya yalan saydı ve yüz çevirdi ise? [096.014]  Bilmez mi ki; Allah gerçekten görmektedir? [096.015] Yok, yok... Eğer nihâyet vermezse, elbette ki Biz o alnı sürükleyeceğizdir. [096.016]  Yalancı, günahkâr olan bir alnı. [096.017]  O zaman o taraftarlarını yardıma çağırsın. [096.018] [ Biz de zebanileri çağırırız. [096.019]  Hayır hayır. Ona itaat etme. Ve secde et ve Yaklaş.   Ayetleri tarihselliği yani nuzül süreci içinde ele alarak okuyacak olursak , tebliğ sürecinin başlamış olduğu ve bu süreçte tebliğe karşı inkarların görülmekte olduğunu anlamaktayız. Vahye karşı olan kişinin , karşı olma gücünü elindeki servete dayanarak yaptığı anlaşılmakta , fakat bu servetin geçici olduğu dönüşün rabbe olduğu ve dönüş günü bunun hesabını vereceği hatırlatılmaktadır.    Eline üç kuruşluk servet geçince ne oldum delisi olan kişi , buralar benden sorulur ağası benim edası içinde vahye iman eden bir ku... Devamı

09 07 2014

Alak s. 1-5. ayetlerinin mesajı üzerine bir tefekkür çalışması

Alak s. mushaf sıralamasında 96.  , nuzül sıralamasında  5 ayetinin ilk inen ayetler olduğu gerekçesi ile ilk sırada olan , diğer ayetleri tebliğ sürecinin başlamasından sonraki zamanlarda indiği anlaşılan bir suredir. Bu yazımızda ilk 5 ayetinin  mesajını anlamaya yönelik bir tefekkür çalışması yapmaya gayret edeceğiz , surenin diğer ayetlerini başka bir başlık altında tefekkür etmeye gayret edeceğiz.    Ikra’bismi rabbikellezî halak(halaka).  [096.001]  Oku O yaratan Rabbinin adıyla!   Halakal insâne min alak(alakın).  [096.002]  İnsanı bir alaktan yarattı.   Ikra’ ve rabbukel ekrem(ekremu). [096.003]  Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir;   Ellezî alleme bil kalem(kalemi). [096.004]  Ki O, kalem ile öğretmiştir,   Allemel insâne mâ lem ya’lem. [096.005] İnsana bilmediğini öğretti.   Surenin yapılan tefsirlerinde bu 5 ayetin, ilk inen ayetler olduğu yönünde rivayetler mevcuttur.  "İkra" kelimesi , "karea" fiilinden türemiş olup toplamak ,cem etmek anlamındadır. Ayetteki bu emri sadece yazılı bir metinden okumak şeklinde anlamak neticesinde ,Muhammed as a gelen vahiy meleğinin onun bir kaç defa sıktığı , ona "oku" dediği onunda "ben okuma bilmem" şeklinde rivayetler hepimizin malumudur. Bu rivayetler bile bizlerin okumayı nasıl anladığına dari bir örnek olup tek taraflı okumanın kökünün nereye dayandığını bizlere hatırlatmaktadır. Okumak fiilini yazılı bir metin olan kitabın sayfalarındaki yazılardan ibaret görmemek gerektiğini düşünerek bu emir ile verilmek istenen mesajı biraz açmak istiyoruz.   Allah cc kendisinin kelimelerinin çokluğunu ifade etmek için, denizler yedi de... Devamı

07 07 2014

Nisa s. 24. ayeti muhsanat terimi ve mut'a nikahı

Nisa s. 24. ayeti , 22 ve 23. ayetten beri süregelen evlenilmesi haram olanlar  ile ilgili olan ayetin devamı olup , bu ayet içinde evlenilmesi haram olanlara dahil olan evli kadınlara bir istisna getirilerek "meleket eymanüküm" hariç denilmektedir  , bu ayetin , islam dünyasında tartışmalara konu olan mut'a nikahına cevaz verdiği şeklinde yorumlara neden olan kısım ile ilgili düşüncelerimizi paylaşacağız.   Vel muhsanâtu minen nisâi illâ mâ meleket eymânukum, kitâballâhi aleykum, ve uhille lekum mâ varâe zâlikum en tebtegû bi emvâlikum muhsinîne gayra musâfihîn(musâfihîne). Fe mâstemta’tum bihî minhunne fe âtûhunne ucûrehunne farîdah(farîdaten). Ve lâ cunâha aleykum fîmâ terâdaytum bihî min ba’dil farîdah(farîdati). İnnallâhe kâne alîmen hakîmâ(hakîmen).   [004.024]  Kadınlardan evli olanlar ile evlenmeniz de. Sağ ellerinizin sahib oldukları müstesna. Bunlar; Allah'ın size farz kıldığı hükümlerdir. Geriye kalanları ise; zinadan kaçınıp iffetli yaşamanız şartı ile mallarınızla istemeniz size helal kılındı. Onlardan yararlandığınızın karşılığı olarak kararlaştırılmış olan mehirlerini verin. Kararlaştırdıktan sonra, aranızda anlaştığınız hususta size bir sorumluluk yoktur. Şüphesiz ki Allah, Alim, Hakim olandır.   Muhsanat kelimesi ; kale , hisar anlamına gelen "elhısnü" kelimesinden türemiştir. "İmraetün hasanün" kelimesi ; iffetli , namuslu veya kocasının koruması altında bulunan kadın için kullanılır.  İffeti , namusu, evliliği veya benimsediği şeriatı vr hürriyeti gibi bir maniden dolayı koruma altında olan kadınlara "el... Devamı

04 07 2014

Zuhruf s. 4 ve al-i imran s. 7 de ümmü'l kitab teriminin kullanı

Bundan önceki  "Al-i imran s. 7 ayeti elkitab-muhkem-müteşabih" başlıklı yazımızda , özet olarak kur'an içinde muhkem ayet , müteşebih ayet şeklinde bir ayrım olmadığını , kur'anın bütün ayetlerinin muhkem olduğunu, düşüncemizi ayet temelli olarak ifade etmeye gayret etmiştik. Bu konu ile ilgili yapmaya gayret ettiğimiz tefekkür çalışmalarında bir nokta gözümüze çarptı ve bu noktanın çok önemli bir ayrıntı olduğunu düşündüğümüz için ayrı bir yazı başlığı altında sizlerle paylaşmak istedik.    Ümmü'l kitab terimini kısaca hatırlayacak olursak , Ümm kelimesinin "bir şeyin mevcudiyetinde ,terbiye edilmesinde , ıslahında yada başlamasında temel teşkil eden herşeye verilen bir ad olduğunu ve bu kelimenin elkitab kelimesi ile birleşerek kullanılmasının , Allah cc nin indinde bulunan ve bütün bilgilerin çıkış kaynağı olarak kullanıldığını söylemiştik. Kur'anın kaynağının da bu bilgilerin olduğu yerden yani Allah cc nin indinden olduğunu zuhruf s. 4. ayetindeki beyan üzerine açık seçik anlaşılmaktadır.    Hâ mim. [043.001]  Ha, Mim,   Vel kitâbil mubîni. [043.002]  Apaçık Kitab'a andolsun ki.   İnnâ cealnâhu kur’ânen arabiyyen leallekum ta’kılûn(ta’kılûne). [043.003]  Muhakkak Biz onu bir Arapça Kur'an kıldık, umulur ki, siz akıl erdirirsiniz.   Ve innehu fî ummil kitâbi ledeynâ le alîyyun hakîm(hakîmun). [043.004]  O nezdimizdeki ana kitabdadır(ümmü'l kitab). Şanı yücedir, hakimdir.   Zuhruf s. ayetlerinden kur'anın Allah cc nin indinde olan bütün bilgilerin çıkış kaynağı o... Devamı

02 07 2014

Ümmü'l kitab terimi üzerine bir tefekkür

"Ümm" ve "elkitab" kelimelerinin birleşiminden meydana gelen "ümmü'l kitab" terimini anlamak için bu iki kelimenin ifade ettiği anlamdan hareket etmek gerekmektedir. Bu terim , kur'anın anahtar terimlerinden birisidir.   "El ümmü" kelimesi ; babanın mukabili , bir kimseyi doğuran yakın anne ve onu doğuranı doğuran uzak anne anlamındadır. Bir nesnenin mevcudiyetinde, terbiye edilmesinde, yetiştirilmesinde ,ıslahında ya da başlamasında temel teşkil eden her şeye "ümm" denir. Çocuğun dünyaya gelmesinin kaynağı olduğu için, çocuğu doğurduğu için  bu isim verilmiştir.    "El kitab" kelimesi ; ketebe kelimesinden türemiş olup , iki deriyi dikerek birbirine bağlamak anlamındadır. Yaygın dilde harfleri birbirine eklemek anlamında kullanılır. Ağızdan birbiri ardınca eklenerek çıkan harflere de kitab denilmektedir. Kitab kelimesi yaygın anlamda , bilginin unutulmamasını ve korunmasını sağlamak amacıyla yapılan bir işlemi de ifade etmektedir.   Elkitab kelimesi, kur'anda geniş bir kullanım alanına sahiptir. Yazımızın konusu olan terkip bağlamında düşünecek olursak, bu kelimenin ifade ettiği anlam teşbihi olarak kullanılmış olup , şahid olduğumuz alan içinde kitab kelimesinin, yazılan bir şeyin uzun süre korunması , bilginin kaybolmaması,konulmuş kuralların muhafaza edilmesi gibi bizim için ifade ettiği değer üzerinden bir benzetme yapılarak, ne anlama geldiği anlaşılabilir. Allah cc indinde bildiğimiz anlamı ile yazılı iki kapak arasına muhafaza edilmiş bir materyal olmayıp, bu kelime ile ifade edilmiş olması, bizler için ifade ettiği anlamdan hareket ederek anlaşılma kolaylığı sağlanmasıdır. Bu terkibin geçtiği ayetler ise şunlardır.     [003.007]  Sana Kitap'ı indiren O'dur. Onda Kitap'... Devamı

30 06 2014

Rum s. 1-6. ayetleri ve Allah cc nin yardımının kuralı

Kur'an yaşanmış hayatın içinden örnekler vererek , Allah cc nin koymuş olduğu bir kuralın nasıl işlediğini, muhataplarına geçmişten örnekler vererek gösteren bir kitab tır. Allah cc yaratmış olduğu kainata belli yasalar koyarak bu yasaların, yaratmış olduğu her kul için geçerli olduğunu bildirmiştir. Errahman ismini kısaca hatırlayacak , yeryüzünde mü'min ve kafir ayrımı yapmadan koyulan kurallara göre hareket edenlerin karşılığını alacakları bu ismin anlamı olarak bilinir. Rum s. ilk ayetleri insanlığın bir gerçeği olan savaş üzerinden örnek vererek böyle durumda galip gelmek için gerekli olan şartın ne olduğunu bizlere göstermektedir.     [030.001]  Elif, Lam, Mim. [030.002]  Rum mağlûb oldu [030.003]  yeryüzünün yakınında; ama onlar bu yenilgilerinin arkasından muhakkak üstün geleceklerdir, [030.004]  Birkaç yıl içinde. Eninde sonunda emir Allah'ındır. O gün mü'minler de sevinecekler. [030.005]  Allah'ın yardımı ile. O dilediğine yardım eder ve O; Aziz'dir, Rahim'dir. [030.006]  (Bu) Allah'ın vâdettiğidir. Allah vâdinden caymaz; fakat insanların çoğu bilmezler.   Rum s. ilk 6 ayeti, rumların savaşta olan yenilgilerinden bahsedip, bu yenilgiden sonraki bir kaç yıl içinde tekrar galip geleceklerini bildirmektedir. Bu ayetleri, 1-Allah cc nin gayb bilgisi açısından değerlendirmek , 2- koyduğu kurala uygun hareket etmenin sonuçları açısından değerlendirmek mümkündür , bu yazımızda 2. şık üzerinden bu ayetlerin mesajını anlamaya çalışacağız.   Errrahman isminin anlamına baktığımız zaman " yeryüzünde mü'min ,kafir ayırt etmeden herkese rızkı eşit dağıtan ,eşit muamele eden" şeklin... Devamı

29 06 2014

Al-i imran s. 7. ayeti, elkitab-muhkem-müteşabih

Al-i imran s. 7. ayeti, kur'anın anahtarı diyebileceğimiz bir ayettir,bu ayet içinde geçen kitab , muhkem ve müteşabih kelimelerinin doğru anlamları bulunarak okunmaya çalışılan bir kitab , Allah cc nin bizden olmamızı istediği gibi bir kul olma yolunda önemli katkılar sağlayacaktır. Kitab kelimesi kur'an da en fazla yer tutan kelimelerden birisi olup anahtar kelimelerden birisidir .Ayet ile ilgili düşüncelerimizi bu kelimeden giriş yaparak paylaşmak istiyoruz.     Huvellezî enzele aleykel kitâbe minhu âyâtun muhkemâtun hunne ummul kitâbi ve uharu muteşâbihât(muteşâbihâtun), fe emmellezîne fî kulûbihim zeygun fe yettebiûne mâ teşâbehe minhubtigâel fitneti vebtigâe te’vîlih(te’vîlihi), ve mâ ya’lemu te’vîlehû illâllâh(illâllâhu), ver râsihûne fîl ilmi yekûlûne âmennâ bihî, kullun min indi rabbinâ, ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi).    [003.007]  Sana  elkitabı indiren O'dur. onda ana  kitab tan olan muhkem ayetler vardır ki. Diğer bir kısmı da müteşabihtir. Kalblerinde kaypaklık olanlar,  fitne çıkarmak için, bir de kendi keyflerine göre te'vil yapmak için  müteşabih olana uyarlar. Halbuki onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez. İlimde rasih olanlar, «Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır.» derler. akıl sahiplerinden başkası da  düşünmez.   "Kitab"kelimesi , ke-te-be kökünden türemiştir, bu fiilin masdarı olan "elketbü" deriyi deriye bağlamak anlamında kullanılır, "Ketebtüssiqae" tulumu diktim. Terim ol... Devamı

27 06 2014

Allah cc nin ayetleri ve kitabı sadece mushaf içindekiler mi ?

Ayet ve kitab kelimeleri gündeme geldiğinde hemen elimizde olan kur'an akla gelmektedir. Bu iki kelimenin kur'an içindeki anlamlarına baktığımız zaman sadece kur'anı kapsamadığı hemen görülecektir.Bu iki kelimenin sadece kur'anı kapsadığı şeklinde düşünce ile hareket edildiğinde çok büyük yanlışlar ortaya çıkmakta olup, bu yanlışların ceremesini hem düşünce bazında, hemde okuma hatasına düşmemiz nedeni ile müstekbirlerin elinde sömürge olmak şeklinde ödemekteyiz. Düşünce bazında, kitab ve ayet  kelimelerini mushafa hapsettiğimiz zaman yaptığımız okumalar sathi bir okuma olup, o kitap içindeki anlatımlarda kainat ayetlerinin okunması sonucu elde edilen kazanımların  bizlere örneklik olarak anlatılması ve bizim onlardan bir örnek almamız diye bir şey hatıra dahi gelmemekte , maalesef sadece masal okumaktan başka bir işleve dönüşmemektedir. Bu yazımızda ayet ve kitab kelimelerinin mushaf içindeki ayetler delaleti ile ne anlama geldiğini anlamaya çalışacağız.   "Ayet" kelimesi , açık alamet işaret anlamına gelen bir kelime olup kur'an içinde bu kelimenin geçtiği ayetler , kelimeyi daha doğru anlamamızı sağlayacaktır.     [016.011] Onunla size ekinler, zeytin ve hurma ağaçları, üzümler ve türlü türlü ürünler bitirir. Düşünen bir kavim için bunda ayetler vardır. [016.068-69]  Rabbın bal arısına da şöyle vahyetti: dağlardan ve ağaçlardan ve kuracakları köşklerden göz göz evler edin.Sonra her tür üründen ye. Sonra da Rabbının işlemen için gösterdiği yoldan yürü. Karınlarından insanlara şifa olan, renkleri çeşit çeşit bir içecek çıkar. Bunda düşünen bir kavim i&cced... Devamı

25 06 2014

Hicr s. 9. ayetindeki korunma üzerine bir mülahaza

Kur'anın korunup korunmadığı konusunda sorulmuş olan bir soruya hicr s. 9. ayeti delil getirilerek, "onun korunduğu ayet ile sabit" şeklinde cevap verildiğine şahid olmaktayız. Yazımızda önce hicr s. 9. ayeti üzerindeki düşüncelerimizi paylaşıp , sonra kur'anın korunmuşluğu konusundaki düşüncelerimizi paylaşmaya gayret edeceğiz.   Hicr s. 9. ayetini bağlamı içinde okuduğumuz takdirde 6. ayetten itibaren okumamız gerektiğini düşünmekteyiz.     Ve kâlû yâ eyyuhellezî nuzzile aleyhiz zikru inneke le mecnûn(mecnûnun).  [015.006] Dediler ki: «Ey kendisine zikie indirilen (Muhammed)! Sen mutlaka bir mecnunsun!»   Lev mâ te’tînâ bil melâiketi in kunte minas sâdıkîn(sâdıkîne). [015.007]  «Eğer doğruyu söyleyenlerden isen, bizlere melekleri getirmeli değil miydin?»   Mâ nunezzilul melâikete illâ bil hakkı ve mâ kânû izen munzarîn(munzarîne).  [015.008] Hak olmaksızın biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara göz açtırılmaz.   İnnâ nahnu nezzelnez zikre ve innâ lehu le hâfizûn(hâfizûne). [015.009]  Şüphe yok o zikri biz indirdik biz, her halde biz onu muhafaza edeceğiz.   Hicr s.6-9. ayetlerde , kafirlerin kendisine zikir indirilmiş olan elçinin mecnun olduğu iddiasında bulundukları görülmektedir , bu durum bize hedef kişinin ne olduğu konusunda fikir vermekte olup, 9. ayeti anlamakta yardımcı olacaktır. 6. ayette , inen zikir hedeflenmeyip , zikr'in kendisine inen kişi hedeflenmekte ve ona diğer elçilere yapıldığı gibi "sen mecnunsun" suçlaması yapılmaktadır.  Muhammed as a isnad edilen mecnunluğa karşı diğer ayetlerde... Devamı

24 06 2014

Musa as asası ve asa üzerinden verilen mesaj

Kur'an kıssalarının anlatılma amacının okuyucuya geçmişlerin masalları değil , geçmişlerin yaşanmış hayat içinde başlarından geçenlerden bizlerin ibret çıkarması olduğunu, kıssalar ile ilgili yazılarımızda vurgulamaya çalışmıştık. Bu yazımızda Musa as kıssası içinde anlatılan asasının durumu ile ilgili ayetleri ele alarak kıssayı mesaj içerikli okumaya gayret edip asa objesi üzerinden verilmek istenen mesajı anlamaya çalışacağız.   Kur'an kıssaları ile ilgili yazılarımızda yine çokça vurguladığımız konu olan, kıssaları geleneksel ve modernist bir yorum tarzı ile yapılan okumanın ortak yönünün mesajı anlamamak üzerinde birleştiğini, her iki okuma tarzının "kıssa içinde dönüp dolaşmak" metodu olduğunu yine hatırlatarak, modernist okumanın asa ile ilgili düşüncelerini kısaca hatırlatıp bu düşüncenin ne kadar doğru olabileceği üzerinde durmak istiyoruz.   Kıssalardaki bazı anlatımların,  vahye bağlanmadan batıdan devşirilmiş düşüncelere bağlanarak okunması neticesinde "böyle bir şey asla olamaz olsa olsa mecazdır mecaz" şeklinde itirazlara sebeb olan konulardan biriside Musa as ın asasıdır. Ayetlerde, asanın şeklinin asli şeklinden farklı bir şeye dönüşmesi, sünnetullah'a aykırı olduğu gerekçesi red edilmekte olduğu kur'an okuyucularının malumudur. Yine hatırlatmak isterizki, yazının konusu sadece asanın yılan olmasını ispatlamak olmayıp, bu yılan oluşunun üzerinden bizlere verilmek istenen mesaj üzerinde olacak olup ,yaşanmışlık zamanında asa ile ilgili ayetleri alıntılayarak,önce  asanın yılan olmasının mecaz olup olmadığının tesbitini yapmak istiyoruz.Olayın tarihsel bağlamı içindeki anlatımını doğru bir şekilde anladıktan sonra o anlatımı güncelleştirip mesaj boyutunu anlamak daha kolay o... Devamı

22 06 2014

Karıncaları bile incitmeyen komutan Süleyman as

Kuran kıssaları anlatım amacı açısından okuyucuya yaşanmış hayat içinden örneklikler sunarak olumlu veya olumsuz örneklerden ibret alınması amacını taşır. Kıssası anlatılan herhangi bir elçiye iman edenlerin veya iman etmeyenlerin akıbetleri anlatılarak, bizlerinde iman edip etmeme noktasında göstereceğimiz tavrın karşılığının nasıl olacağı, yaşanmış hayat içinden canlı olarak gösterilmiştir. Bu çerçeve içinde okunmayan bir kıssa okuyucu için herhangi bir fayda getirmeyip, bizden öncekilerin masalları mesabesinde bir okuma şekline dönüşecektir.  Bu yazımızda Süleyman as kıssası içinde yaşanmış olan bir olayın, bizler için nasıl bir mesaj taşıyabileceği yönündeki düşüncelerimizi paylaşmaya çalışacağız. Süleyman as kendisine güç ve mülk verilerek emri altında bir çok varlığı yöneten bir elçi ve hükümdar olarak karşımıza çıkmaktadır.Onun yaşamış olduğu hayatı anlatan ayetler özellikle kendisine güç ve mülk verilen insanlar için canlı bir örneklik taşımaktadır.   Süleyman as kıssası içindeki bazı anlatımlar modernist bakış açısına takılarak verilmek istenen mesaj ıskalanmış "kıssa içinde dönüp dolaşmak" metodu ile kıssadan çıkarılabilecek mesaj göz ardı edilerek modernist bir masal okuma şekline dönüşmüştür. Yazımıza konu olan , Süleyman as ve ordusunun karınca vadisinden geçerken dişi karıncanın sözleri ile ilgili yaklaşımlar bu olay üzerinden verilmek istenen mesaj olup olmadığını akla bile getirmeden "yahu karıncanın konuşmasını insan duyarmı olsa olsa o vadide oturan insanlar olup karınca flamaları olan   dişi bir hükümdara sahip olan insanlardır" denilerek işin içinden sıyrılınma... Devamı

20 06 2014

Siyam (oruç) ayetleri etrafında bir tefekkür çalışması

Siyam'ın (oruç) Allah cc nin kulları üzerine yazmış olduğu yükümlülüklerden birisi olduğu 184-187. ayetler arasında beyan edilmektedir. Bu durum kur'anda bizlerede yüklenmiş olup ramazan ayı içinde bu vazife ifa edilmeye çalışılmaktadır. Bu yazımızda oruç ile ilgili ilmihal bilgilerinden çok bu konunun kur'an ayetleri çerçevesinde anlatımı üzerinde durmaya çalışacağız.  Yâ eyyuhellezîne âmenû kutibe aleykumus sıyâmu kemâ kutibe alellezîne min kablikum leallekum tettekûn(tettekûne).    [002.183]  Ey iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı gibi, sıyam (oruç), size de yazıldı (farz kılındı) . Umulur ki sakınırsınız.   "Savm" kelimesi ; yemek ,konuşmak ,yürümek türünden bir fiili yapmaktan kendini tutmak geri durmak anlamında bir kelimedir. Gitmekten , veya yemden kendisini geri tutan ata "saimun" denmiştir. Sakinleşen durgunlaşan rüzgara , güneşin ğöğün ortasında durduğu düşünülerek öğle vaktine de "savmun" denmiştir. "Mesametül feres" = atın ayakta durduğu yer.   Bakara s. 183. ayetinde sıyamı öncekilere yazdığı gibi bizlerede yazdığını bildiren rabbimiz sıyam içinde olmamız gereken zamanı şu şekilde bildirmiştir.     Şehru ramadânellezî unzile fîhil kur’ânu huden lin nâsi ve beyyinâtin minel hudâ vel furkân(furkâni), fe men şehide minkumuş şehra fel yesumh(yesumhu), ve men kâne marîdan ev alâ seferin fe iddetun min eyyâmin uhar(uhara) yurîdullâhu bikumul yusra ve lâ yurîdu bikumul usra, ve li tukmilûl iddete ve li tukebbirûllâhe alâ mâ hedâkum ve leallek... Devamı

18 06 2014

Zülkarneyn ve Davud as örneğinde demirin gücün elinde yön bulmas

Kur'an kıssalarını eskilerin masalları şeklinde değilde, yaşanmış hayattan örnekler olarak ibret almak kastı ile okuduğumuz takdirde, bizden öncekilerin yaşanmışlıklarından kendimiz için bir çok örneklikler çıkarmamız mümkündür. Bu yazımızda Zülkarneyn ve Davud as kıssalarındaki anlatımları esas alarak, gücün insan elinde şekillenmesi ve bu gücün kullanımı hakkında örneklikler çıkarmaya çalışacağız.    Demir , Allah cc nin insanlara lutfetmiş olduğu güç kaynağı olup bu durum hadid s. 25. ayetinde şu şekilde beyan edilmektedir.      [057.025]  Celâlim hakkı için biz Resullerimizi beyyinelerle gönderdik ve beraberlerinde kitab ve miyzân indirdik ki insanlar adaletle tutunsunlar, bir de demiri indirdik, onda hem çetin bir sertlik hem de insanlar için bir çok menfeatler vardır, ve çünki Allah kendisine ve resullerine gıyabında yardım edenleri belli edecek, şübhe yokki Allah kavîdir azîzdir.    Hadid s. 25. ayetinde dikkati çeken 3 unsur olan, kitab-mizan-demir üçlüsünü bir araya getirerek insanların menfaatine kullanan elçilerin örneklerini kur'anda bulmaktayız. Süleyman , Davud , Zülkarneyn as lar bu üçlüyü doğru okuyup ve elde ettikleri gücü Allah cc nin kendilerine öğretmiş olduğu doğru biçimde kullanıma bir örnektir. Bu örnekliğin bu şahıslarda nasıl gerçekleştiğini kur'andan okuyup, günümüze bir mesaj olarak okumak ve aktarmak, kur'anı güncelleştirerek olarak okumanın bir gereği olduğunu düşünmekteyiz.   Davud as israiloğullarına mensub olan bir kişidir, Talut'un ordusunda bir asker olarak calut'u öldürme başarısını göstermiş... Devamı

17 06 2014

Aişe validemizin evlilik yaşı üzerine bir değerlendirme

Aişe r.a Muhammed as ın eşlerinden birisi olup evlilik yaşı konusunda özellikle ateist kesimden olmak üzere bir takım hakaretamiz ifadelerle Muhammed as ın ahlakı konusunda sözler edilmektedir. Bu yazımız Muhammed as ın üstün ahlakı konusunu ispat etmekten ziyade bu hakaretleri ezilmişlik psikolojisi altında ele alıp göğüs germe çalışmalarını hakkında olacaktır.   Rivayet kitaplarına baktığımız zaman Aişe r.a Muhammed as ile 6 veya 7 yaşında nişanlanmış , 9 veya 10 yaşında evlenmiştir. Bu yaş bakıldığı zaman çocuk bir yaş olup , Muhammed as ın nasıl olurda çocuk yaşta biriyle evlenebildiği konusunda onun ahlaki yönden bozuk bir yapıya sahip olduğu konusunda sözler işitilir olmuştur.   Ateist kesimin Allah cc ve elçisine iman etmeme sebebleri sadece bu olmadığı için Muhammed as ın ahlaksız olmadığını ispatlarsak ateistlerde belki müslüman olur diye bir düşünceye kapılırsak yanılmış oluruz. Yazımızda yaş konusu ile ilgili değerlendirmeler üzerinde durmaya gayret edeceğiz , ancak  çocuk yaşta evliliği müdafaa etme durumunda olmadan konuyla alakalı yaklaşımların yanlışlığı üzerinde duracağız.   Öncelikle olayın yaşandığı zaman 1500 yıla yakın biz zaman önce arabistan yarımadasının bir şehrindedir. Bölgenin sıcak bir iklime sahip olduğu herkesin malumu olup sıcak iklime sahip olan bölgede yaşayan insanlarla , soğuk iklime sahip olan bölgede yaşayan insanlar arasında anatomik farklar bulunmaktadır. Sıcak iklim insanları soğuk iklim insanlarına göre daha erken gelişmekte olup bu gerçeği göz ardı etmemek gerekmektedir. Bu yazının sahibi 40 sene öncesi ortaokula gittiği dönemde sakal traşı olmak zorunda kalan talebelere şahit olmuş ,  bugün 6. veya 7. sınıflarda bırakın öğrencinin traş olmasını daha bu çocuk bu sınıfa nasıl gidebilir ... Devamı

15 06 2014

Kur'an israiloğullarını neden anlatır?

Musa as kıssası kur'anda en fazla yer tutan kıssalardan biri olması itibari ile dikkat çekicidir. İsrailoğulları kavmi ise Musa as ın içinden çıkmış olduğu kavim olup, ona ve ondan sonra gelen elçilere olan davranışları ile ilgili olarak kur'anda bir çok ayet bulunmaktadır. Bu anlatımların sebebi nedir? diye sorulacak bir soruya verilecek olan cevap, bu kavmin ne kadar şerli bir kavim olduğunu anlatmak içindir şeklinde olursa cevap eksik kalacaktır. Kur'an ayetlerini okurken yapılan en büyük yanlış "bu ayet bizden bahsetmiyor " denilerek yapılan bir okuma yanlışıdır. Bu okuma yanlışına israiloğulları ile ilgili olarak yapılan ayetlerde dahil olmakta,  "ey israiloğulları" şeklinde başlayan ayetleri kendimiz açısından herhangi bir mesajı olmadığı zannı ile, israiloğullarının ne kadar şerli bir kavim olduğunu düşünerek okuyup, bizlerin o ayetlerde anlatılan hal ile hallenip hallenmediğimiz hiç düşünülmez.   İsrailoğulları ile bizler arasındaki ortak bağ öncelikle insan oluşumuzdur. Onlar ile ilgili ayetleri ortak noktamız olan insan olmaları ve o yönü ile insanın olumsuz yanının o kavim üzerinde pratik ve canlı bir tezahürü olarak okumak gerektiğini düşünmekteyiz. Böyle bir okuma kur'andaki bir çok ayeti dinamik hale getirip ibret almamızı ve onların hayat içinde nasıl bir tutum ile Allah cc ye ve elçilerine karşı hasmane bir davranış içinde olduklarını görerek bizlerinde aynı davranış içinde olduğumuz zaman başımıza gelecekleri görmemizdir.   İsrailoğulları üzerinden anlatılan ayetlerdeki durum sadece o kavme has bir özellik olmayıp insan olmak nedeniyle bir ortaklığımız olan bizlerinde içine düştüğümüz durumları anlatmaktadır. Onlarla ilgili ayetleri okurken "bunlar ne kadar adi ... Devamı

14 06 2014

Talut kıssası bize ne anlatıyor?

Kur'anın kıssa yollu anlatım metodu dahilinde bizlere sunmuş olduğu ayetler bizden öncekile rin yaşamış olduğu tecrubeler ve o tecrubelerden bizlerinde hisse alması amacını taşımaktadır. Helak edilen bir kavmi okuduğumuz zaman onlara gelen elçinin mücadelesi mü'minler için bir örneklik , o kavmin helak edilmesi ise inkar edenler için bir örneklik olarak okunarak her insan tipinin kendi tarafından baktığında çıkarması gereken yaşanmış ibret mesajları olarak okunduğu zaman anlatılma amacı doğru kavranılmış olacaktır.    Kur'an kıssalarında yaşanmış hayat örnekleri olan savaşlar, bizlere çok önemli mesajlar vermektedir. Allah cc kullarına yardım etme sözünün kime ve nasıl gerçekleştiğine dair olan pratik gösterimi bu kıssalardaki anlatımlar ile bizlere sunulmakta olup, yardım sözünün kime ve nasıl gerçekleştiğini bu kıssalardaki yaşanmışlıklar ile öğrenmekteyiz.    İsrailoğulları, prototip bir kavim olup bu kavmin yaşadığı hayat içinde başlarından geçen olaylar sadece yahudi olmalarının verdiği bir özellik olarak değil , insan olmalarının verdiği bir özellik olarak okunması gerekmektedir. Aksi bir okuma, onlarla ilgili okuduğumuz her ayet , sadece  onlara kin ve nefret duymamızı sağlayacak olup onlar üzerinden verilen örnek ile bizlerin ibret alması gerektiği yönündeki mesaj ıskalanmış olacaktır.   Bakara s. içinde anlatılmış olan Talut kıssasının bizlere anlatılma amacı aynı duruma düşen insanların o durumdan kurutulmak için gerekli olan şartları uygulaması neticesinde başarıya ulaşacaklarının bir anlatımı olarak okunması ve örnek alınması gerekmektedir. Kur'anın kendisi içinde tefsirinin çok güzel bir örneği olarak ta okunabilecek bu kıssaya geçmeden ondan önceki 3 ayeti ... Devamı

11 06 2014

Bakara s. 286. ayeti ve dua etmenin anlamı

Alemlere rahmet ve hidayet olarak indirilen kur'an, bizlere hayat içinde uymamız gereken kuralları belirleyen bir kitab'tır, Allah cc bizlere bu kitab'ta "bana dua edene icabet ederim" (2.186) buyurmakta olup, biz kullar her sıkıştığımızda  dua etmek sureti ile taleplerimizi ona arz ederek onun bu talebimizi yerine getirmesini isteriz. Allah cc dua eden kuluna icabet edeceğini vaad etmiştir, Allah cc haşa yalan söylemez, ancak yapmış olduğumuz duaların çoğunun kabul olacak dualar olmadığını da bilmeden, "sen iste nasıl olsa o verir" mantığıyla yapmaktayız. Allah cc her şeye bir kader yani ölçü koyduğuna göre yapılan duaların da kabul olması için koymuş olduğu şartlar vardır , aksi takdirde merhum şair Akif'in deyimiyle Allah cc yi yanaşma  ve ırgat gibi görmekten başka bir şey yapmış olmayız. Bakara s. 286. ayet çerçevesinde Allah cc ye yapmış olduğumuz duanın nasıl olması gerektiği konusunda ayet içinde dua ayetlerini kur'an içindeki karşılıklarını arayarak dua etmek ve duaya icabet edilmesinin nasıl olabileceği konusu hakkında bir tefekkür çalışması yapmaya çalışacağız.  Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vus’ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ ısran kemâ hameltehu alellezîne min kablinâ, rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih(bihî), va’fu annâ, vagfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel kavmil kâfirîn(kâfirîne).    [002.286] Allah Teâlâ bir kimseye takatından başkasını teklif buyurmaz. Herkesin kesbettiği kendi lehinedir. Ve iktisab eylediği de ke... Devamı

09 06 2014

Yunus as örneğinde kıssaları hayata aktarmak

Kur'an kıssa yollu anlatım metodu ile muhataplarına vermek istediği mesajı gözlere ve kulaklara hitap ederek zihinlerde daha kalıcı bir yer tutmasını sağlamıştır, hangi birimiz yıllar önce seyrettiğimiz herhangi bir sinema veya tiyatro eserini dün seyretmiş gibi hatırlamayız?. Kur'an bizden öncekilerin geçmiş yaşantısını kıssa olarak anlatmak ile bizlerin  hisse almasını sağlamak olması gerçeği çoğunluk tarafından doğru okunamamış ve "aya değil parmağa bakmak" veya " kıssa içinde dönüp dolaşmak metodu şeklinde okunmuş ve eskilerin masallarına dönüştürülmüştür.    Kur'an kıssalarını 2 farklı okuma başlığı altında toplarsak, 1- geleneksel tefsir metodu içinde gördüğümüz kıssa içinde dönüp dolaşarak yaşandığı zaman ve mekana hapseden bir okuyuş , 2- bu okuyuşa tepki olarak, özellikle mucize olarak nitelenebilecek olayların yorumlarında mecaz olarak anlaşılması gerektiği şeklinde akılcı bir okuyuş şeklinde özetleyebiliriz. Her iki okuyuşun ortak noktası kıssanın mesajını anlamamak olarak ortaya çıkmakta olup problemli bir okuyuş olduğunu düşünmekteyiz.    Bu metodlar çerçevesinde yapılmış olan okumaları eleştirmekten ziyade teklif ettiğimiz metodu anlatarak, bu  metod içinde yaptığımız okuma örneklerini paylaşmak istiyoruz. Teklif ettiğimiz metod kısaca şöyledir; kıssaları yaşanmışlığı içindeki anlatımları gerçek olarak anlayıp bu gerçekliğin bizlere verdiği mesaj ne olabilir? sorusunun cevabını aramak şeklinde özetleyebiliriz. Bu yazımızda Yunus as kıssası üzerinde durarak o kıssa üzerinden bizlere verilmek istenen mesaj nedir? sorusunun cevabını aramaya çalışacağız.     Önce Yunus as kıssasını kısaca hatırlayalım; Yunus as ı Allah cc kav... Devamı

08 06 2014

A'la s. 6.7. ayetleri okutulanın unutturulmaması

Kaynağı kur'anda olmayıp başka kaynaklardan devşirilmiş ve kur'ana onaylattırılmak istenen konulardan bir taneside , kur'an ayetlerinin birbirinin hükmünü kaldırması şeklinde ve Allah cc nin Muhammed as a indirip sonradan unutturulduğu iddia edilen ayetler olduğu şeklinde ortaya atılan nasih mensuh teorisidir. Bu teoriye göre kur'an içinde bazı ayetler önce gelen ayetlerin hükmünü kaldırmıştır. Bu teorinin kaynağı , kur'ana rağmen oluşturulan diğer düşünceler gibi uydurma hadisler bile olmayıp ilk dönem tefsircilerinin kur'an ayetlerinin birbiri ile arasındaki bağı kuramaması sonucu buldukları bir çaredir.    Nasih mensuh teorisi ile ilgili olarak Muhammed as dan rivayet edilen bir tek hadis dahi olmamasına rağmen, sahabe sözü şeklinde gelen rivayetler ile kur'anın mevsukiyetine gölge düşürülmüş ve traji komik sonuçlar  ortaya çıkmıştır. Bu teori ile ilgili düşünceler kişisel kararlar olarak kendini bulmuş ve kur'anda hükmü kalkan ayetler olduğunu iddia edenler  en az 5 en fazla 250 ayet arasında olduğu şeklinde farklı görüşler ortaya atılmıştır. Bu fark bile konunun ne kadar kaypak bir zemine oturduğunu göstermesi açısından yeterlidir.  Bu teori altında  alt kategoriler oluşturulmuş olup 1-metni ve hükmü baki ayetler , 2- metni baki hükmü mensuh ayetler , 3- metni ve hükmü mensuh ayetler, 4, metni mensuh hükmü baki ayetler şeklinde ayrım yapılmıştır. 4. kategorinin oluşturulmasının nedeni kur'anda olmayan zina suçu işleyen evli kişinin recmedilerek öldürülmesine dayanak olması için , 3. kategorinin oluşturulmasının nedeni fecaat bir durum arz etmekte olup , Muhammed as a indirilmiş olupta ona unutturulan!! ayetler için oluşturulmuştur. Bu duruma dayan... Devamı

07 06 2014

Fesad kelimesi etrafında kur'an da bir yolculuk

Fesad, kur'anın anahtar terimlerinden birisi olup insan hayatını çok yakından  ilgilendiren bir kelimedir. Bu kelimeyi baz alıp kronolojik bir süreç izleyerek insanlık tarihini bu kelimenin geçtiği ayetler çerçevesinde bir okuma çalışması yapmak istiyoruz.   Elfesadü: "bir nesnenin itidalin dışına çıkması" anlamında olup,  bu çıkış az veya çok olabilir. Bu kelimenin zıddı "salahün" dür. Nefisle bedenle ilgili ve doğruluğun dışına çıkmış şeylerle ilgili kullanılır.Fiil olarak "itidalin dışına çıktı"anlamında "fesede" şeklinde kullanılır. (elmüfredat)   Bu kelimenin insanlık tarihinin seyri içindeki anlamı için ilk insanın yaratılması ile ilgili olarak anlatılan bakara s. 30. ayetinden başlamak gerekmektedir.     [002.030]  Hani, Rabbin meleklere: «Muhakkak Ben, yeryüzünde bir halife tayin edeceğim.» dediği vakit, «Biz seni tesbih ve takdis edip dururken orada fesat çıkaracak ve kanlar akıtacak bir yaratık mı yaratacaksın?» dediler. «Her halde Ben sizin bilmeyeceğiniz şeyleri bilirim!» buyurdu.   Bakara s. 30. ayetinde arzda halife (bir biri ardınca gelen) olarak yaratılacak olan insan için "orada fesad çıkaracak olan" şeklinde melekler tarafından bir söz kullanılması,bu sözlere karşılık Allah cc nin " ben sizin bilmeyeceğiniz şeyleri bilirim" şeklinde ki cevabının karşılığını fesadçıların sonları ile ilgili ayetlerde göreceğiz.    İnsanlık tarihinin ilk fesad örneğini Adem in iki oğlunun kıssasının anlatıldığı maide s. 27-31. ayetlerde görmekteyiz kıssa dan sonra gelen ayette maide 32. de ise şöyle buyurulmaktadır.     [005.032]  Bundan dolayı İsrailoğullarının &uu... Devamı